0 Müjde Bir Meleğimiz Oldu.

Meleğim daha gelip karnıma konmadan evvel, kalbime konmuş ve içi içine sığmaz denen bu coşkuyla, başta eşim olmak üzere en yakınlarımıza, o gelmeden, habercisi olacak melek kutuları hazırlamıştım. Ben Hazırım Seni Bekliyorum Annecim... Artık benimle olduğunu öğrendikten sonra bu haberi müstakbel babamıza öyle hemen de vermek istemedim. İki hafta sonra evlilik yıldönümümüzdü ve bu haberin harika bir hediye olacağına karar verdim. Annem, hamile olduğumu öğrendiğimde Altınoluk’ta yazlıktaydı. Bir hafta sonra döndüğünde ise doğum günüydü ve bu haber unutulmaz bir doğum günü hediyesi olur diye hayal ettim. Kız kardeşlerim de anneanneyi kutlamaya geldiklerinde, hepimiz birlikteyken öğrenecekti aramızda artık minik bir melek olduğunu. En son babaanne kalmıştı bu güzel haber verilecekler arasında. Ama ona babamız öğrenmeden evvel bu haberi vermeye cesaret edemedim. Sonuçta o da bir anneydi ve oğlunun bu güzel haberden 2 hafta mahrum kalmasına eminim içi elvermeyecek ve benim sürpriz suya düşecekti. Bu nedenle müstakbel babaanneye Gökhan’la birlikte haber vermek en doğrusu olacak diye düşündüm.

Tüm hesaplarıma göre müjdeyi annemle dahi paylaşmak için 1 hafta beklemem gerekiyordu. Ama benim içim içime sığmıyor ve Gökhan duymasın diye de kimselere haber veremiyordum. Bir Özden bir Nalan vardı içimdeki coşkuyu bastırabilmek için konuşabildiğim o da Gökhan’ın olmadığı zamanlarda tabi.  

Nihayet meleği anneanneye ve teyzelere doğru uçurmanın zamanı gelmişti. Annem, aynı zamanda doğum günü olduğu için, hediye mahiyetinde hazırlattığım kırmızı güllerden oluşan, küçük bir cam fanusun ortasına yerleştirilmiş, melek kutulu çiçek aranjmanını aldığında, sadece anlık bir duraksamanın ardından, gözlerimden dökülen yaşlarla anladı anneanne olacağını. Hamilelik ölçüsüz bir duygusallık katmıştı bu anlamda zaten zayıf olan bünyeme. Kız kardeşlerime de meleklerini verdiğimde uzunca zamandır içimde sakladığım bu coşku beni patlatmadan rahata erebilmiştim.

Melek teyzemiz öyle heyecanlandı ki özene bezene hazırladığım kutuyu bir anda fırlatıp:
Hamile misin” diye sordu şaşkın gözlerle…
Evet de sen niye öle attın o kutuyu şimdi  “diye içimden geçirerek onayladım yine yaşlı gözlerimle.
Öznur teyzemiz her zaman ki bilmiş tavrıyla “ben hemen anladım” diye koydu noktayı.

O gün (19.08.09) ilk doktor randevumuza annemle birlikte gidip yavrumun sadece kesesini görebilmiştik.

Off nihayet aileden birileri biliyordu artık. Bir hafta boyunca neredeyse tek başıma yaşadığım bu sevinci artık en yakınlarımla paylaşabiliyordum. Ama babamıza söyleyene kadar geçen iki hafta tam bir zulümdü. Hazırlamak durumunda olduğum kahvaltılar, akşam yemekleri tam bir işkenceydi. Sürekli bahaneler üretip kaytarmaya çalışıyordum. Hele gidilen dost sohbetleri akşam 22:00 da bastıran uyku ile çekilmez oluyordu. Gökhan’da anlam veremiyordu bu ağırlığıma. Nihayet ramazana denk gelen 2. Evlilik Yıldönümünde (29.08.09) boğazdaki restoranlardan Reina da yapılmış rezervasyonumuzla meleği babasına doğru uçuracaktım artık. Ama düşündüm de haberi orada verirsem insanların içinde coşkusunu çok fazla yaşayamayacaktı. Daha fazla dayanamadım ve evde verdim kutuyu avuçlarına yıldönümü hediyesi olarak. Fakat bunun öncesi de var tabi. Bu özel anları kameraya almak istedim lakin fotoğraf makinasının bu özelliğini bir türlü açamadığım için gerçekleştiremedim. Ne olduğunu asla tahmin edemediği için, kutuyu açtığı anda hem içindeki meleğe hem de, akmasına artık bir türlü engel olamadığım gözyaşlarıma anlam veremedi. Tuhaf tuhaf bakarak neler olduğunu anlamaya çalıştı. “Hamileyim” dediğimde dondu kaldı. Ne sevinç ne duygusallık ilk 10 dakika kendine gelemedi. Sonrasında kendisini tutabilene aşk olsun.

Baba olacağının şaşkınlığı ile anne adayına yöneltilen ilk sorular:
Hamile misin gerçekten?
Kaç aylık?
Cinsiyeti ne?
Hani sen regl olmuştun?
Bana niye söylemedin?
Nasıl bekledin bu kadar?
Ben şimdi baba mı oluyorum?

O kadar beklemediği bir şeydi ki ertesi güne kadar kendine gelemedi. Önce rezervasyonumuzu iptal ettirmek istedi. Engel oldum. Ama sonradan anladım ki aslında gitmemek en doğrusuymuş. Çünkü yemek, bütün masalarda iftar ritüeli şeklinde bir sıralama ile devam ederken ve herkes çorbalarını daha yeni sonlandırırken, biz tatlılara geçiyorduk. Çünkü bu haberi Asuman anneye sabahı beklemeden vermek istiyordu. Ben 2 hafta bekledim adam bir gece bekleyemedi. Saat 22:00 da arayıp kahve içmeye geliyoruz dediğimizde kadıncağız şaşırdı tabi, evlilik yıldönümü yemeğinin ardından gece böyle bir teklifte bulunmamıza. Ama tabi ki ben kafamdaki melek kutusu aranjmanı yapılmadan gitmem diye tutturdum. Aylar önce büyük bir hevesle hazırlanmıştım bu ilk anlara. Babalık heyecanı ile harcatamazdım emeklerimi.


Eve gidip Asuman annemin meleğini de alıp çiçekçi aradık o saatte. Allah’tan birini bulduk da hevesim yarım kalmadı. Tabi ki o da ilk önce gecenin bir vakti çiçekle yapılan bu ziyareti anlayamamıştı ki benim kılavuz gözyaşlarım yine imdada yetişti. Müjdeli haberi aldığında şaşkınlıktan ne diyeceğini şaşırmış bir şeklide:
Canım niye ağlıyorsun bu habere ağlanır mı” diyordu. Ama diğer taraftan kendisi de “ben şimdi babaanne mi oluyorum” diye ağlıyordu.
Paylaş !

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...