2 Gebelik Döneminde Merak Edilen Tüm Konular (2)

Tecrübelerime dayanarak hamilelik dönemiyle ilgili bilmek isteyeceğiniz konuları kısaca yazmaya çalıştım.Umarım faydası olur.

Yazının ilk bölümü niteliğindeki Gebelik Döneminde Merak Edilen Tüm Konular (1) buradan okuyabilirsiniz.

ÇATLAKLAR: 4.aydan itibaren vücutta gerilmeler başlıyor.Ben ilk olarak Mustela kullandım.Çok hafif bir losyon krem bilenleriniz varsa Atrix el kremine benziyor yumuşacık yağsız ama maalesef biraz pahalı.Yağsız olması bende sanki gerilmeyi engelleyemeyecekmiş hissi uyandırdı.O dönemde tv de izlediğim aktarlar derneği başkanının verdiği tarifle badem-buğday-havuç yağları ve beyaz kakaoyu benmarin usulü eriterek karıştırıp her gece 1 saat tüm vücuduma masaj yaparak yedirdim.Gündüzleri de destekleyici olarak karnıma Nivea’nın çok kuru ciltler için badem yağı adlı kremini sürdüm.Ayrıca her banyoda vucut ıslakken uygulanan Johnson Baby yağı kullandım.Ve beklenen son, hiç çatlak firesi vermeden biten bir hamileliğim oldu.

HAMİLELİKTE YOLCULUK: Hamiliğim süresince hiç uçak yolculuğu yapmadım ama araba yolculuğunu göz önünde bulundurarak uzun saatler sürmeyen uçuşların daha kolay olacağını söyleyebilirim.5. ayımda Bolu’ya yaptığım günü birlik yolculuğun dönüş aşamasında kasıklarımda dayanılmaz ağrılar hissetmiştim. Demem o ki 2 saati aşacak yolculukları mola yapmadan göze almayın.

KAPI SÜSÜMÜ KENDİM YAPABİLİR MİYİM: Bakınız Kapı Süsü, Annesinden Çokoprense El Emeği Göz Nuru Ciciler(1), Annesinden Çokoprense El Emeği Göz Nuru Ciciler(2)
DOĞUMA GİDERKEN ÇANTA HAZIRLANMASI: Bakınız Doğum Çantasınsa Olması Gerekenler


HASTANE İÇİN NEDEN PİJAMA DEĞİL DE GECELİK TERCİH ETMELİSİNİZ : Hastaneler umduğunuz kadar ve pijama giymeyi gerektirecek kadar soğuk ortamlar değillerdir. Üstelik doğum sonrası kanamalarını geceliğinizi belinize kadar sıyırarak üzerinize örteceğiniz bir örtü ile geceliğinize gelmeden geçiştirebilirsiniz. Sezeryan doğumlarda pijamalar dikiş yerlerinizi acıtabilir. Tuvalet ihtiyacınızda gecelik pijamaya oranla daha pratiktir.

ÇATI MUAYENESİ: Gebeliğin son haftalarında normal doğum yapacak (37.hafta ve sonrası) annenin çatı kemiklerine bakılarak doğumun nasıl ve ne zaman yapılacağı öngörülür. Baştan sezeryan doğum yapacağı belli olanlar için bu muayene yapılmaz.Muayene sırasında ve sonrasında genellikle kanama olmaz pembe ya da az da olsa kırmızı lekelenme olabilir.

NİŞAN GELMESİ: Doğum işareti olarak yaşadığım tek gösterge nişan olayıydı.O nedenle su gelmesi hakkında ancak yaşadıklarımdan yola çıkarak kesinlikle hissedeceğinize emin olabilirsiniz diyebilirim.Çünkü doğum göstergeleri sıradan olmuyor.Mesela benim yaşadığım nişan gelmesi çok bariz hissettiğim bir tıkaç açılması gibi tazyikli bir atım haliydi ve hemen bunun nişan denilen şey olduğunu anladım.

EPİDURAL DOĞUM: Benim doğumum normal,sezaryan ikisi bir arada olduğu için pek nimetlerinden faydalanamadım ama doğum anına kadar sancılarımı hiç hissetmedim.Sancıları hissettiğim anda da epiduralin müthiş bir şey olduğunu düşündüm.Epidurali takmadan evvel sedyede C şeklinde yatmanızı isteyip öncesinde diş dolgusu yapmadan evvel olduğu gibi morfin gibi bir iğne yapıyorlar.Sonrasında sırtınızda bir yerlere serum yolu takar gibi iğne takıyorlar.Epidurali yaşınıza ve boyunuza göre hesaplayıp belirli saatlerde şırınga ile veriyorlar.Epiduralin bitimine yakın ağrıları derinden hissetmeye başlıyor ve hemşireye söyleyerek yeni doz epiduralinizi yaptırıyorsunuz.Maalesef doğum kısmını doktorumun kaslarımı daha iyi kullanmamı istemesi nedeniyle tecrübe edemedim ve sancıları hissetmek durumunda kaldım.

0 1 Aylık Bebek Gelişimi -3-


Yazının devamını 1 Aylık Bebek Gelişimi (2), 1 Aylık Bebek Gelişimi (1) yazılarımla okuyabilirsiniz.

Öncelikle 1 ve 2 aylık bebek gelişimine dair bilgi donanımınızı , bebekten önce tamamlamanızı tavsiye ederim.  Çünkü ilk iki ay uyum sorununu en fazla yaşadığınız ve zamanı efektif kullanamadığınız dönemler oluyor. Bu dönemde bebeğin günün büyük bölümünü uyuyarak geçirdiği yazılsa da ben ve çevremdeki çoğu anne uyumayan bebeklerimizden şikayetçi olup o uyuyan bebeklerin annelerine gıpta etmişizdir. Burada yazılanların dışında asıl önemli olan bebeğinizi gözlemlerken gelişimini anne olarak sizin takip edebilmenizdir. Mesela Gökalp daha doğduğu gün başını tutabilen kuvvetli bir bebekti, o nedenle fiziksel gelişiminin ayından ileride olacağını kestirebilmiştim.Sizlerde biraz dikkatle bebeklerinizdeki gelişimsel farklılıkları yakalayabilirsiniz.
Bu da internetten 1 aylık bebek gelişim tablosu:
SOSYAL:
-Görüş mesafesi sınırlıdır 50 cm kadar yaklaştığınızda yüzünüzü inceleyebilir.
-Göz teması başlar,yüzünüzü incelerken sessizleşir.
-Birini sıkıca tutabilir.
-İnsan sesine tepki verir.
FİZİKSEL:
-Kol,bacak,el hareketleri refleksten oluşur.
-Aniden irkilir (Mora refleksi) (Nerdeyse 3 ay sürüyor)
-Anne sütü alsa da almasa da göğsüne yaslanmaktan hoşlanır bu başka bir reflekstir.
-Elleri genelde yumruk şeklindedir.
-Başını ,yüzüstü yattığında yana çevirir.
-Bakar ancak uzanamaz.
-Bir şeyi görmek için gözlerini yanlara doğru kaydırabilir.
-Parmakları açıkken oyuncak tutar fakat çabuk düşürür.
ZİHİNSEL:
-Uyanık olduğu bazı anlarda algısı daha açıktır.
-Bir kaç  dk   aralıkla gördüğü nesneyi hatırlayabilir.
-Doğumdan önce bildiği anne kokusu ve sesini tanır.
-Yardım istemek için ağlar.

Doğduğu ilk hafta ilk 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramını babasının getirdiği bayrağıyla kutladı küçük prens.

0 1 Aylık Bebek Gelişimi -2- (Göbeğin Düşmesi,Yeni Doğan Sünneti)

İLK AY GÖKALP'İN TAKVİMİ
Yazının devamını 1 Aylık Bebek Gelişimi (1), 1 Aylık Bebek Gelişimi (3) okuyabilirsiniz.

Süttü,sancıydı,uykusuzluktu,ağlamaydı derken koca bir ayı bitirdik. Bu 1. Ayda bizim takvimimizdeki önemli günler şöyle belirdi.
İlk dr. kontrolüne 22 Nisan 2010 tarihinde 5 günlükken gittik. Doğum doktorum ve hastanesi Avrupa yakasında olduğu için biraz sıkıntı yaşadığımızdan bebek takiplerini Anadolu yakasında Medipol Hastanesinde sürdürmeye karar verdik. Hem tahlildi testti derken laboratuarda gerektiği için hastane olması daha mantıklı geldi bize. Doğumdan hemen sonra alınan topuk kanı 2.kez alındı. Henüz acı hissi gelişmediği için sorunsuz atlattık. Ve yine sorunsuz bir işitme testi geçirdik.
Hastaneden ayrılırken edilen tembihlerden biri de enfeksiyon tehlikesine karşı göbek bağı düşene kadar yıkamamamızdı. Buna rağmen, düşmemekte ısrar eden göbeğin inadına dayanamayıp  30 Nisan 2010 tarihinde Gökalp Selçuk'un ilk banyosunu yaptırmış olduk.
                                                    
                                                             Ve o gün göbeği düştü.
   
                         Yıkanırken nerdeyse hiç ağlamadı.İlk günden suyu sevdi benim bebeğim.

                        
                                      Banyodan sonra sanki teninin rengi daha bi açıldı gibi geldi bize.
  
21 günlükken 8 Mayıs 2010 tarihinde sünnet oldu.O artık sadece 20 günlük küçük bir adamdı. Aslında doğumdan hemen sonra düşünmüştük sünnetini ama, sürekli  telaffuz ettiğim doğumun beklediğimiz gibi olmayışı o sıkıntıların arasında birde sünnet telaşına güc bırakmamıştı. Hiç acımaz denmesinin abartılı bir anlatım olduğunu o gün anladık.

45 dk bir operasyonun sonunda ortalığı ayağa kaldırarak geldi yanımıza. O 45 dk geçmek bilmedi. Oysa ki operasyonun 15 dk süreceği söylenmişti. Bizim deli dumrul orayı da birbirine kattığı için süre uzamıştı. Emzik almadığı için de hemşirelerin ameliyat eldivenlerini şişirip emzik gibi oyalamak zorunda kaldıklarını öğrendik sonradan. Geçen her dk yüreğim birilerinin ellerinde sıkıldı sanki. Sünnet olmasını en fazla ben istediğim için biran iç sesimle  eyvah naaptık demekten alamadım kendimi. Çok acı çektiği her halinden belliydi ama sadece 1 saat kadar süren feryatlar ilaçlarında etkisiyle daldığı uykuyla sona erdi.


                                Sünnet olduğu gün ilk Bağdat caddesi gezisini de yapmış oldu.

Uyandığında ve sonraki 1 hafta boyunca acı çektiğine dair hiçbir belirti yaşamadık. Göbeğinden çok daha çabuk iyileşti. Altını her zamanki gibi bezledim sargı pansuman gibi şeyler yapmak zorunda kalmadık sadece kremlerini sürdük o kadar.
Tırnaklarını ilk kez 16 MAYIS 2010 tarihinde 29 günlükken kestim. Meğer 40 günden evvel  tırnak kesilmezmiş  öyle söyledi eskiler bu da bizim acemiliğimiz oldu.

0 1 Aylık Bebek Gelişimi -1-

BİRBİRİMİZE ALIŞMA


Yazının devamını 1 Aylık Bebek Gelişimi (2), 1 Aylık Bebek Gelişimi (3) okuyabilirsiniz.

İlk bir aylık dönemi  Gökalp dünyaya, biz de onunla yaşama alışmaya çalışarak geçirdik. Bu yeni hayat şeklimize benim kadar Gökhan’da uyum sorunu yaşıyordu. Artık evde sürekli sıkıntılı (gaz nedeniyle) bir bebeğin ağlama sesi ve ruhu hasta bir eş vardı. İlk haftalarda lohusalığında verdiği ruh haliyle o ağladıkça bende ağladım.Sonrasında onun ağlamaları içimi acıtmaya başladı.Lohusa sendromu azaldıkça annelik güdüleri açığa çıkmaya başlamıştı.
Eve geldiğimiz ilk gece açlık krizi yaşamıştık. Sezeryan doğum yapan annelerin sütleri birkaç gün geç geldiği için açtı benim yavrumda. Hastanede mama takviyesi yapan hemşireler, telefonlarımıza emzirme politikaları dolayısıyla mama markası vermemekte direndi. Gece apar topar nöbetçi eczane ve kaşık biberon peşine düştü babamız. Ama kaşık biberon bulamadı evdeki normal biberonla besledik minik midesi sırtına yapışan yavrusumuzu. Mamayı yedikten sonra adeta oyuncak bebek gibi biranda gözlerini açtı ve sanki görüyormuş gibi ağlamadan sessizce bize bakmaya başladı.İkimizde yanlış birşey mi yaptık endişesiyle çok korktuk. Hatta Gökhan bir şey mi oldu acaba diye baya bir panik yaptı. Ağlamasına o kadar alışmıştık ki hem susması hem de o bize görüyormuş  gibi bakışı asla unutamayacağımız anlarımız arasına girdi. Meğer açmış benim dünyada acemi olan yorgun yavrum. Ama sadece o gece ve belki sonrasında bir iki kere mama verdikten sonra sütüm yetişti imdadımıza. Sonrasında gaz sancılı günlerimiz başladı. Yavrum sancıdan adeta et gibi kıpkırmızı oluyor sesi gidip katılma derecesinde ağlıyordu. Özellikle akşam babamızın gelme saatlerinde bilhassa 20:00 den sonra krizler had safhalara ulaşıyordu. Denediğimiz onca damla içerisinde bir tek Bifiform Drops denen damladan memnun kaldık ve sonuç aldık.(Gaz için ayrı bir yazı oluşturacağımı belirtip devam ediyorum.)

Daha hastanedeyken bir kucak delisiydi benim yavrum. O nedenle "sen bunu kucağa alıştırmışsın" lafı külliyen yalan. Hastanede geçirdiğimiz 3 gün ve evdeki ilk 3 gün asla beşiğinde uyumadı. Kollarım onu artık taşıyamadığı için, gece uykuya yenik düşüp dalarsam, düşmesin diye kol altlarıma yastıklar koyarak göğsümde uyuttum küçük kualamı.

Bazı bebekler geceyi gündüzü karıştırır ve o şekilde uyurmuş. Neyse ki o sıkıntımız olmadı.Gece 2 kere acıktığı için uyanıp uyumaya devam etti. Asıl şimdiler de daha çok yaşıyoruz uyku sorununu.



3 Annesinden Çokoprense El Emeği Göznuru Ciciler (1)



Yazının devamını merak edenlere ekliyorum.  Annesinden Çokoprense El Emeği Göz Nuru Ciciler (2) 

Bebeğini coşkuyla bekleyen bendeniz, bu dönemde ona kendim bir şeyler yapabilmek için başladım araştırmaya. Kıyafetleri zaten hazır alınacaktı,elimden el işi de gelmez öyle hırkaydı şapkaydı öremem.Ama bir şeyler tasarlayıp yapabilirim.Tabii örneklerin üzerinde yorumlar yaparak. Ne yapsam ne yapsam derken, arkadaşım Nalan'dan ödünç aldığım odamda yanında yatıracağım beşiğini değiştirmeye karar verdim.

BEŞİK YAPIMI
İlk olarak bebeğimin yanımda yatacağı beşiği tasarlamaya başladım. Ya park yatak tarzı bir şey alacaktım yada ilk üç ay için olan şu süslü püslü beşiklerden. Açıkçası aklım hep süslü olanlardan yanaydı.Ama sadece üç ay için, nerdeyse oda takımının yarısı ücreti olan beşiğe o parayı vermektense, başka bir ihtiyacını almak daha makul gelmişti.Önce şunu söylemeliyim bu tip birkaç ay kullanılacak şeyleri, etrafınızda sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyan arkadaşlarınızdan temin etmekten çekinmeyin.Bebekler için söylenen “yediği helal diğerleri haram” sözü gerçek bir fenomen.Bende bu düşünceyle sevgili arkadaşım Nalan’dan aldığım beşiği kafamdaki şekle dönüştürmeyi başardım.Gerçi bunu yaparken tekstil işlerinden anlayan birinden yardım almanız yaptığınız işin daha düzgün olmasını sağlayacaktır.Overlok ,kumaş kesimi gibi detay gerektiren ince işlerde yardımından dolayı bir kerede buradan Nuri eniştemize teşekkür ediyoruz.


İlk olarak bebeğimin yanımda yatacağı beşiği tasarlamaya başladım. Ya park yatak tarzı bir şey alacaktım yada ilk üç ay için olan şu süslü püslü beşiklerden. Açıkçası aklım hep süslü olanlardan yanaydı.Ama sadece üç ay için, nerdeyse oda takımının yarısı ücreti olan beşiğe o parayı vermektense, başka bir ihtiyacını almak daha makul gelmişti.Önce şunu söylemeliyim bu tip birkaç ay kullanılacak şeyleri, etrafınızda sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyan arkadaşlarınızdan temin etmekten çekinmeyin.Bebekler için söylenen “yediği helal diğerleri haram” sözü gerçek bir fenomen.Bu tip büyük çaplı değişimler yaparken tekstil işlerinden anlayan birinden yardım almanız yaptığınız işin daha düzgün olmasını sağlayacaktır.Overlok ,kumaş kesimi gibi detay gerektiren ince işlerde yardımından dolayı bir kerede buradan Nuri eniştemize teşekkür ediyoruz.


                                            Ve işte bendenizin yaptığı prenslere layık beşiğimiz.


Sadece uygun kumaş,en kalınından kurdela ve lastik ile biraz dikiş yeteneği hepsi bu.İnternette benzerlerine bakarak sizde istediğiniz gibi birşey tasarlayabilirsiniz. Ben beşiği kaplayacak kumaşı güneşlik olarak tabir edilen cinsten seçtim.Beşiğin yerden yüksekliği kadar kumaşı altta kalacak ve uçlarına kalın beyaz kurdela geçecek şekilde kesitirdim. Üç parmak kalınlığındaki lastiği beşiğin etrafını dönecek şekilde kesip elimdeki kumaşı teğel yapıp büzerek lastiğe diktim. Yine beşiğin boyunun yarısı kadar olan başka bir kumaşı ucuna kurdela ekleyerek diğer kumaşın üzerinden lastiğe diktim.Yani beli lastikli iki katlı bir etek gibi oldu.Dikiş izlerini gizlemek için üzerinden kurdela geçip, beşiğin üst kenarlarınıda kurdelayı büzgü yaparak hareketlendirdim.

ALTIN YASTIĞI YAPIMI
Beşiğin işi bittikten sonra bu sefer altın yastıklarını tasarlamaya başladım. Nasıl bir şey istediğime internetteki örneklerini eleyerek karar verdim. Beğendiklerimin üzerinde biraz oynama yaptım ve işte bu altın yastıkları çıktı ortaya.




İnternette beğendiğim bu iki yastığı kombinliyerek bende oğluşumunkini hazırladım.

Nasıl en az diğerleri kadar güzel değil mi?



Bu yastıkta çok hoşuma gitti aklımda kalması içime sinmedi.

                                   Ben de yapıverdim bir başka versiyonunu.Vee gelsin çil çil altınlar...

BEBEK ŞEKERİ SEPETİ YAPIMISırada şeker sepetimiz vardı.Klasik sepet şeklinden farklı bir şey olsun istiyordum ki Eminönü’nde bebek arabası şeklinde tasarlanmış bu sepeti buldum ve yine internetteki örneklerden yola çıkarak bu şekle dönüştürdüm.

Yine sepetin ilk halini çekmeyi unuttuğum için internetteki benzer resmini görüyorsunuz.







İnternette beğendiğim bu iki modelin bir benzerini uyarlayarak hazırladım şeker sepetimizi.




Umarım ilginizi çekmiş ve beğenmişsinizdir.

Not: İlerleyen günlerde yaptığım kapı süslerini ve şerbet seti tasarımlarımı da sizlerle paylaşıcam.

0 Lohusa Sendromu Ve Üzerine Tavsiyeler

Beklenmeyen bir doğum hadisesi yaşadığım için, kötü başlayan ilk merhabanın ardı da maalesef kötü geldi. Daha hastaneden çıkarken gözyaşlarıma engel olamadığımı fark ettim.Ben ne kadar durdurmaya çalışsam da onlar sel olup akma telaşındaydı.Çok büyük bir özlemle beklediğim küçük adamıma hayalini kurduğum gibi coşmuyordum farkındaydım. Ama bu içinde bulunduğum ruh halini bende yadırgıyordum.Hastaneden yürüyerek değil sandalyeyle çıkmak istedim.Oysa bir şeyim yoktu. Tamam sezeryan doğum yapmıştım ama Gökalp’in bitmeyen feryatları ile ertesi gün ayağa kalkmıştım zaten.Kız kardeşimin "sen anne olmuşsun inanamıyorum" sözlerini unutmuyorum nedense.Naapalım analık güdüsüne ameliyat falan sökmüyor.Nerdeyse hıçkırarak çıktım, 3 gün önce ağzım kulaklarımda doğum endişesi ile girdiğim hastaneden.Yolda biraz toparlayabilsem de evimize ilk adım atışımda yine gözyaşlarıyla oldu.Fena halde lohusa sendromuna kapılmıştım.
İki hafta boyunca hayatımda hiç yaşamadığım ve asla da bir daha yaşamak istemediğim bir duygu fırtınası geçirdim. Evet tam bir fırtına.İlk hafta ne saç taradım ne üstüme başıma baktım,hiçbir şey umrumda değildi.  Gökalp daha ilk günden bir kucak bağımlısı olarak doğmuştu ki hala da öyle.. Bütün gün bebekle, beslemek altını temizlemek ve uyutmaya çalışmakla geçiyordu. Taa ki 3. aya kadar velet,İlk günler hiç gündüz uykusu uyumadı. O kadar yorgun,ve umutsuz hissediyordum ki yeni hayatıma aslında hiç hazırlanamadığımı o dönemde fark ettim.Doğum yapacak olanlara şimdiden mutlu hayallerinin yanına, zor günlerde geçirecekleri düşüncesini dahil etmelerini şiddetle tavsiye ederim.
Baharın en sevdiğim ayı Nisan, insanlar sokaklarda bense bana muhtaç, dünyada çok acemi bir bebekle, hem de hiç bilmediğim bir ruh haliyle baş etmeye çalışıyordum.Camdan, insanlara bakıp bir mahkum gibi içli içli ağlıyordum.Hele de akşam olup bizimkiler giderken küçük bir kız çocuğu gibi çenemin titremesine engel olamadan dağıtıyordum incileri.Off yazarken içim sıkıldı.Ama 2. Haftanın başında kendi kendime telkinlerle gün içinde 1-2 saat toparlanmalar başladı.Arada saç tarayıp üzerime dikkat etmeye başladım.2.haftanın sonunda hem bebeğe ve bebekli hayata alışmaya başladım hem de dışarı çıkmaya başlayarak  o berbat duyguyu üzerimden attım.
Velhasıl  doğum sonrası lohusa sendromu kaçınılmaz. Bu durumu kimisi hafif kimisi daha ağır atlatıyor ama  ne olursa olsun bitiyor.Ben 2 haftada kurtardım paçayı.

-Sizlere tavsiyem mevsim uygunsa ,40 gün beklemek zaten artık kalmadı ama yarı kırkı falan demeyin çıkın dışarı. Bebeğinizin hasta olmasına müsaade etmeden günde 1 saat dolaşın hava değişimi çok iyi gelecektir.
- Hatta uyurken çok uzaklaşmadan(kim yanında olursa olsun anne koynunun yerini tutmuyor illaki sizi isteyecektir) onsuz bir şeyler yapın mesela kuaföre gitmek süper olur.
-Yalnız kalmayın eş dost yaşça büyük küçük her kim olursa mümkün olduğunca yanınızda olsun olayın beter yanı yalnızlık hissi zaten.
-Her gün banyo yapın,canınız istemese de iyi geleceğini düşünerek kendinizi akan suyun altına bırakın.Bırakın o kötü his suyla birlikte aksın gitsin...

2 Gebelik Döneminde Merak Edilen Tüm Konular (1)



Tecrübelerime dayanarak hamilelik dönemiyle ilgili bilmek isteyeceğiniz konuları kısaca yazmaya çalıştım.Umarım faydası olur.

Yazının devamı niteliğindeki Gebelik Döneminde Merak Edilen Tüm Konular(2) buradan okuyabilirsiniz.

İLAÇLAR VE SÜT İÇİMİ: Folik asitin planlı hamileliklerde gebelikten en az 3 ay evvel kullanılmaya başlanması tavsiye edilir. Bu sürede gebe kalınamasa bile fazlaca alınmasının sakıncalı olmayacağı söylenir. Hamile kalındıktan 3 ay sonra bu ilaç bırakılarak vitamin kullanmaya başlanır. Folik asit bebekte meydena gelebilecek anamolilerin olma ihtimalini azaltır bir faydaya sahiptir. Vitamin ilacını aşağı yukarı 3. ay civarı kullanmaya başlayacaksınızdır. Kalsiyum tabletler ve demir ilacı 4. ay itibarıyla(1-2 ay değişken olabilir) doktorunuz tarafından tavsiye edilmeye başlanacaktır. Bebeğin ve annenin kemik yapısının sağlamlığı için besin yoluyla alınan kalsiyuma ilaveten ilaç desteği gerekmektedir. Bilhassa bebek gelişirken annenin kalsiyum depolarını boşalttığı için anne için kalsiyum alımı son derece gereklidir. Magnezyum ise kramp şikeyetlerinize göre ya da yine doktorunuzun gerekli görmesi halinde 6. ay gibi içmeniz tavsiye edilecektir.
Suda eriyen kalsiyum tabletler bir süre sonra yapay tadı dolayısıyla çok keyifsizleşiyor. Her ne kadar ilaç suyla alınmalı dense de ben kalsiyumu taze portakal suyunun içinde eritip içiyordum. Süt içimi de bu dönemde bebekte kemik gelişimi, annede kemik erimesine karşı gerekli . Sütün kendine has kokusu da yine belli bir süre sonra rahatsız etmeye başlıyor. Sütün içimini kolaylaştırmak için içine yarım çay kaşığı hatta daha az nescafe ilave ederseniz daha keyifle içebilirsiniz.

TANSİYON DÜŞMELERİ: Gebelik döneminde annenin organları bebeğe daha uyumlu çalışır.Mesela kalp atış hızı ve kan miktarı artar. Ve genellikle küçük tansiyon normal değerin 1-2 birim altına düşer.Büyük tansiyonda ise belirgin bir değişim yaşanmaz. Hamileliğin son dönemlerinde bu tansiyon değişimleri daha dengeli hale gelse de tamamıyla düzelmesi doğumdan bir kaç ay sonrasını bulabilir.

KİLO ALIMI: 8-12 ideal kilo olarak gösterilse de tecrübelerime dayanarak 12 kilo üst sınırı biraz hayal gibi.Ben normal öğünlerimin üzerine çıkmadığım halde 18 kilo ile tamamlayabildim bu dönemi.Her ne kadar fazla yememiş olsam da daha özenli bir yemek düzeni kalsiyum protein vitaminler vs derken vücut da büyüyen yavru ile sınırlar genişliyor.Asıl kilo alımının nedenlerinden biri de hareket alanının daralması eskisinden daha ağır bir vücut ve daha yavaş hareketler sebebiyle kilo kaçınılmaz oluyor.

HAMİLELİK DÖNEMLERİ :3 trimesterden oluşan hamilelik süreci boyunca ilk trimester de herkeste olduğu gibi çokoprensin benimle olmasına psikolojik şaşkınlığımın yanında vücutta bu yeni misafiri yabancıladı.ilk dönem çok çabuk yorulup,kendimi sürekli yorgun hissettim.Akşam 23:00 den sonrasını hiç göremedim. Bende uyku gece çok baskındı.Bazılarının gündüz de gözünü açamadığını duydum belki ben güzel uyuduğum için gündüz uyuma ihtiyacım olmuyordu.Bu dönemin bence en güzel yanı ne aşerdim ne tiksindim ne de bulantım oldu ki 9 ay boyunca bu sıkıntıları olanlar malumunuz.
Alışma dönemini atlatan vücut 2. Trimester de yavruyu korumaya aldı.İştahım son derece açıldı.Ama o uyuşuk yorgun hal bitti.Yine de gece geç saatlere kalamıyordum.Hamileliğin en güzel dönemini bende layıkıyla yaşayabildim.Karnımın belirginleşmesiyle hem hamile olmanın tadını çıkardım hem de vücut daha formunu kaybetmediği için kendimi çok güzel ve çok özel hissettim.
3.trimester artık vücut daha ağırlaştığı için sıkıntıların başladığı dönem oldu.Önce kıyafet sorun olmaya başladı çok özel bir şey yaşıyorum diye düşünmeye çalışsam da çoğu zaman karnımın görüntüsü ve kilo kaygısı ile canım sıkıldı.Keza son aylarda hafta da 1 kilo almaya başlamıştım.Daha sonraları uyku düzenim bozuldu o deliksiz uykular gitti adeta şu günlere hazırlar gibi gecenin bir vakti anlamsız uyanmalar başladı.Ağırlaşan vücutla yatak da dönme sorunları , yürüyüşler sırasında nefes nefese kalma ve çabuk yorulma derken oturduğum ve yattığım yerden desteksiz kalkamama ve tabi doğum kaygısı gibi fiziksel ve psikolojik sıkıntılar yaşamaya başladım.


KALP ATIŞLARI: 6. Haftadan itibaren duyulmaya başlanıyor.

İKİLİ TEST: Down sendromu testi olarak da biliniyor.11-14. Haftalarda kan alımı ile takibi yapılıyor.

ÜÇLÜ TEST: İkili test yapılmadıysa 16.hafta da yapılıyor ben ikili test yaptırdığım için yaptırmadım.

DOPPLER TESTİ: 20-24.haftalar da bebek ayrıntılı olarak ultrasonla incelenerek anomali takibi yapılıyor.

TETANOZ AŞISI: 20-24. Haftalarda tek doz yapılıyor. Eğer bir şekilde daha evvel yaptırmışsanız 32. Hafta da 2.dozu yaptırmanız isteniyor.Tetanoz aşısının nedeni doğum sırasında ameliyathanede başınıza bir materyalle ilgili gelebilecek kaza ya da bu gibi istenmeyen durumlar için önceden tedbir almak.

ŞEKER TARAMASI: 24. Haftada gebeliğe bağlı şeker ölçümü taraması yapılıyor.Ben Florence Nıghtıngale hastanesinde 1 tam limon içine glikoz konarak ölçüm yaptırdım..Limonata içer gibi sıkıntısız atlattım ama ölçüm için en az 1 saat beklemeniz gerekiyor.

CİNSİYET TAHMİNİ: Genel olarak 16. Hafta ve sonrasın da net olarak cinsiyet açıklansa da ısrar ederseniz dr. 11-12 haftalarda bebeği benzettiği cinsiyeti söyleyebiliyor. Bizde öyle olmuştu.

İLK KIPIRTILAR: 16. Haftadan sonra her an içerdeki melekten bir sinyal alabilirsiniz. Daha önce ayrıca anlattığım gibi ben 17. Hafta da ilk kıpırtılarını hissetmiştim.

SAÇ BOYATMA : İlk üç ay ikili testin sonucu alınana kadar boyaya izin verilmiyor. Sonrasın da röfle dahi serbest. Ama ben yine de çok işlem gerektiren, renk açmak için kimyasal kullanılması lüzum olan teferruatlı tercihleri bu dönemde ertelemenizi tavsiye ederim.

4 Hoşgeldin Bebek (39+1)


DOĞUM HİKAYEMİZ
16 Nisan Cuma günü, artık üç günde bir gittiğimiz randevuda doktorumuz Herman, bebeğin büyük olduğunu, istediğimiz normal doğum şartlarını zorladığını söyledi. Hafta sonu da kendisi gelmezse Pazartesi günü sezeryanla alırız dedikten sonra ayrıldık muayenehaneden. En başından beri kendimi normal doğuma hazırladığım için (nedense!!!) sezeryan ihtimali canımı çok sıktı. O sıkıntı ile yattım gece. Sabaha karşı 5:30 da son birkaç gecedir var olan doğum habercisi regl kıvamındaki ağrının şiddetlendiğini hissettim. Yatakta dönüp Gökhan’ı rahatsız etmektense evin içinde yürüyeyim diyordum ki daha salona gelmeden içimde adeta bir tıkacın açıldığını hissettim. İnternette sürekli aradığım fakat nasıl bir şey olacağını kafamda bir türlü tam olarak oturtamadığım nişan olayını yaşıyordum. Hep suyum gelirse anlar mıyım başka bir şeyle karıştırır mıyım diye merak etmiştim. Banyoda kontrolümü yaptım evet doğum başlıyordu. Sezeryan olmayacağıma o kadar çok sevinmiştim ki hemen Gökhan’ı uyandırdım:
-“Bebek geliyor ben duşa giriyorum”
dediğimde şok üstüne şok yaşıyordu. Bebek geliyor şok, ben duşa giriyorum ayrı şok! Adeta bu ne rahatlık diyordu vücut dili. Ondan daha sakin olduğumu söyleyebilirim. O kadar heyecanlandı ki defalarca banyodan çıkamadı. Sabah 6:30 da hastaneye gitmek üzere Asuman annemizi de alarak yola koyulduk.


Taze teyze adayları ve annemin hastaneye gelişiyle yaklaşık 16 saat sürecek dönüşümlü bir nöbet başladı. Doğum katı dolu olduğu için öğlen saatlerine kadar doğumhanedeki yataklarda takip edildim. Öğleden sonra odama çıkıp ailemle beklemeye başladım canımdan kopacak canı. Doğum başlamıştı fakat açılmam ve sancım yoktu. Saat 15:30 da sancılar yavaş yavaş gelmeye başladı tekrar doğumhane katına alarak epidural verdiler. Terslikler o anda başladı sanki takılması biraz zor oldu. Her şey o kadar güzel ilerliyordu ki Gökhan doğuma girmeye karar verdi. Aslında ben pek tercih etmiyordum ama o kadar arzuluydu ki hevesini kırmak istemedim. Saat 21:30 civarı epiduralim bitmeye başladı. Hemşire doğumun başladığını, dr. çağırdığını epidural almama kendisinin karar vereceğini söyleyerek epidurali vermedi. İşte ilk kez sancıları hissetmeye başlamıştım. Epiduralsiz normal doğum yapan tüm annelerin küçüğüm dahi olsalar ellerinden öpüyorum. Hele bunu birkaç çocukta yaşayanlar benim için artık evliya. Herman geldiğinde artık isyan etmeye başlamıştım öyle ki doğum sancısı çekip de bağıranların biraz o anı yaşamak için bağırdıklarını düşünmüştüm daha önceleri. Ama hiçte öyle bir şey değilmiş refleks gibi elinizde olmadan bağırıyorsunuz hiç tanımadığınız yaşamadınız bir ağrı-sancı biçimi. Dilimde iki kelime “Gökalp”, “Anne” “Bir kadını ortadan ikiye böl; yarısı annedir yarısı çocuk” demiş ya Cemal Süreya aynı o hesap. O kadar acı çekiyordum ki Hermanla birlikte doğuma girmeye hazırlanan Gökhan’a engel oldum. Saate baktım tam 22:00 olanca acıma rağmen 10 dk sonra özlemle beklediğim yavrumu göğsüme vereceklerini düşünüp tahammül etmeye çalıştım ama, maalesef Gökalp gelmemeyi tercih etti. Leğen kemiği civarına takılmasıyla beni sezeryana almaları bir oldu. Her şeyiyle en başından harika geçen bir hamilelik dönemi son ana kadar sorunsuz giden bir doğum süreci biranda berbat bir hal aldı.


Her ikimizin de tehlikeye girişiyle bende film koptu. Gözümü açtığımda çok fazla üşüyor ve acı çekiyordum.22:30 da sezeryanla almışlardı annesinden ayrılmak istemeyen yavruyu.

Bizimkisi beklenen sonla neticelenmese de, öyle ya da böyle kavuşabildiğimiz bir aşk hikayesi. Her doğum benzer gibi görünse de herkesin doğumu kendine özeldir. Sakın bizi okuyup normal doğumdan korkmayın.

Ve sen GÖKALP SELÇUK hoş geldin dünyamıza, evimize, bizi gerçek bir aile yapmaya. Sen her şeye değersin küçük tırtıl. Sana baktıkça iyi ki yapmışım demekten kendimi alamıyorum.


Yüz kere aynı şeyleri yaşayıp, sana son defasında kavuşacağımı bilsem tüm acılarıma rağmen yine de yapardım.

Bunu ANNE(N) OLUNCA ANLADIM ...

0 Çokoprensle 9 Ay

HAMİLELİK SÜRESİNCE ALINAN KİLOLAR KOLAY VERİLEBİLİR Mİ?
9 aylık hamilelik süresi boyunca toplam 18 kilo alarak kendi alanımda bir rekora da imza atmış oldum :) Bu tecrübeyle hamile olup da kilo kaygısı yaşayanlara rahatlıkla endişe etmemelerini söyleyebilirim. Doğumla birlikte zaten çoğunu hastanede bırakıp çıkıyorsunuz. Emzirme süreci ile birlikte kiloların hepsi kendiliğinden eriyor. Bir de biraz ilgi isteyen bebeğiniz varsa 1 seneyi bile bulmadan eski kilonuza rahatlıkla dönebileceğinizi müjdeleyebilirim.
Hamilelik boyunca çokoprensimin büyüyerek, vücudumda yaptırdığı değişimlere fotoğraflarla birkaç örnek vermek istiyorum:


ilk trimester süresince 4 kilo aldım. Üç ayın sonunda artık büyüyen karnıma bakanlara o göbek değil bebek diyebiliyordum :)


2.trimesterde de ilkinden farklı olmayarak 4 kilo alınca bu iş tamamdır vücutta fazla fire vermeden bu iş biter diye düşünmüştüm.


Gel gelelim kazın ayağı öyle değilmiş. Bir anda haftada 1 kilo almaya başlayınca hiçte umduğum gibi olmadan 3.trimesteri 18 kilo tamamladım.
Neyse ki şimdi tekrar doğum öncesi kiloma geri döndüm.(merak mı ettiniz :)) size ne:P

1 13 Nisan 10 (39.Gebelik Haftası) Annem ile Buluşma (Randevu Mektupları - GEBELİK TAKİP MUAYENELERİ)

39.Gebelik Haftası

Ve son mektup…
Evet bu son ...

Bu randevumuzdan sonra belki bir kez daha Herman amca annemi görecek, sanırım ondan sonrasın da artık bende aranızda olacağım. Haftalık kontrollerimizde her şey olması gerektiği gibi ilerlemişti, ta ki son randevumuza kadar. Artık eşim iyice kireçlendi. Ben, annem çok endişeli diye kendisine böle şeyleri söylemiyorum ama Herman amcam hemen söyleyiverdi gerçeği. Biraz komacan bir bebeğim o nedenle annemin arzu ettiği normal doğum ihtimalinin yüzdesini düşürdüğümü ve suyumun da azalmaya başladığını anlattı. Tüm bunlar beni rahatlıkla bekleyen bizimkileri birden bire endişelendirdi. Yine içlerinde en metanetli olan annem ve meleğim teyzemdi. Anneannem hemen eyvah moduna girdi. Babamda moral bir anda yerle bir oldu. Telefonda konuştukları halde annem hemen düşen ses tonundan anladı ve onu da motive etmeye çalıştı. Babaannem Herman amcamın artık üç günde bir muayene edeceğini duyunca iyice korktu. Bana bir şey olması ihtimaline bile tahammülü olmadığı için “tamam bir üç gün sonrayı beklemeyelim alsın cumartesi” demez mi? Annemde bende şokkk.. olur mu hiç bir durun ben belki hazır değilim yapmayın böyle Herman amcama annem de bende güveniyoruz o ne derse öyle olsun. Neyse işte sonuç olarak öyle ya da böyle haftaya annemin karnında değil koynundayım. Günlerdir bana dil döküyor gelmem için. Odamı, oyuncaklarımı, kıyafetlerimi parkları çiçekleri göstererek dışarıda ki hayatın daha güzel olduğuna ikna etmeye çalışıyor beni. Ama annem hani biz böyle çok mutluyduk? Hani böyle ben sendim sende ben?  Hani benim tekmelerim ömre bedeldi ve hayatın boyunca bu duyguyu hiç unutmayacaktın hep özleyecektin. Hani beni korumak sanki böle daha kolaydı? Sen sevdirdin burayı bana nasıl geleyim şimdi bilmiyorum ki? Senin güzel dediklerin buradaki kadar güven ve keyif verecek mi? Hem sen geçen ay bir kaç kere seni zorladığımda sakın yapma oğlum diye kızmadın mı tamam o zaman erkendi şimdi gel diyorsun ama emin olamıyorum. Hem gel diyorsun hem ağlıyorsun bir de bana bakma diyorsun gerçekten istemiyormuşsun gibi hissediyorum sen ağladıkça. Neymiş ben anlayamazmışım. Hem bana kavuşacak olmak nasıl bir mutluluk hem de benden ayrılacak olmak nasıl bir hüzün. Hayatım boyunca anneliği tadamayacağım içinde anlayamayacakmışım.


Neyse ben yazdıkça susmayacak kıyamıyorum gözyaşlarına...
Bunlar size ve anneme buradan son sözlerim aslında bu yazılara başladığımızda hiç böyle 9 ay sürecek bir seri düşünmemiştik. Annem benim onunla olduğumu öğrendikten sonra içinde bana dair yaşadıklarını paylaşma ihtiyacıyla başlattı bu yazmaları. Sizin güzel geri dönüşlerinizle de devam etti. İkimiz adına şimdiye kadar sevincimize ortak olduğunuz için sizlere çok teşekkür ediyorum. İlk kalp atışlarımın ortağı oldunuz, cinsiyetimin heyecanını annemle paylaştınız, yeri geldi ismim konusunda anneme fikir verdiniz ve daha niceleri annem beni büyütürken sizde desteğinizle sevinçlerimize ortak oldunuz sayılı gün gelip geçiyor işte o mercimek dediğiniz ben şimdi koca bir bebek olarak aranıza katılmaya hazırlanıyorum.

(25. aydan sonraki tüm kontrollerinde Gökalp secde pozisyonunda olduğu için maalesef yüzünü göremedik. Bu ve önceki aylarda eklediğim tüm videolar 21. Aya aittir.)


Canım annem 9 ay ne sen beni, ne ben seni hiç üzmedik. Sen nasıl cennet kokumu ipek saçımı merak edip, hiç tadımı bilmediğin halde özlüyorsan bende senin koynunun sıcaklığını, şefkatli kollarını şimdiden dinlediğim ninnilerini özlüyorum. Aşacağım bu korkumu sevginle, geleceğim kollarına bu özleme bende daha fazla dayanabileceğimi sanmıyorum.
Hepinize buradan son kez sevgilerimi gönderiyorum. Ben gelene kadar herkes kendine iyi baksın...
GÖKALP (nam-ı diğer çokoprens)

Ve anneden hamilelikle ilgili bilgiler: Oturduğum ve yattığım yerden destekle bile zor kalkar oldum. Asla eğilemiyorum. Geceleri uyuyamıyorum. Kabızlık ve hemoroit canıma tak dedi. Geçen aydan başlayan kasıklarıma doğru bir ani sancı hissediyorum. Regl dönemindeki gibi derinde bir yerlerde sızlamalar var. Gökalp’in hareketleri de iyice azaldı. Artık yer değiştirmesinden çok el ve ayaklarını ve hıçkırığını hissedebiliyorum. Hala göbeğim aşağı düşmedi.


O Tarihte Mektuba Yapılan Yorumlar :

Pınar B: Güzeller güzeli anne;Ben henüz belirttiğin duyguları tatmadım ama yazdıklarınla bile tüylerim ürperiyor,gözlerim doluyor.Senin mutluluğunu tahmin bile edemiyorum.Umarım çokoprensini sağlıkla kollarına alır,koklarsın…Güzel haberlerini bekliyor olucam..Kocaman öpüyorum seni ve Gökalp’i

Nalan: hadi bakalım artık zamanı gelmiş çokoprens. çok fazla bekletmemen lazım anladığım kadarıyla.. 4 kiloyu geçersen herman amca seni normal yolla almaz söyliyim.. hatta 3.5 sonrasını bile düşünüyor :))) sen ve annen bu tekmeleri özliyecek olabilirsiniz ama birde emzirmek denen şey varki bir ömre bedel... esas onun yerini hiç ama hiçbişey alamaz.. sen gelde anneciğin o nadide duyguyu tatsın... o zaman anne nedemek evlat ne demek ikinizde anlıycaksınız çokoprrens... daha neler neler yaşıyacaksınız.. senin bir gülüşüne dünyaları değişmiycek annen ve baban. İlk anne deyişinde kalbi durucak zannedicek anneciğin... ilk adımında ayağın,ilk sarılmanda kolun olucak... ve daha anlatılamıyacak bir dünya güzellikler yaşayacaksınız..... Sağlıkla gel ve iki insanın hayatına renk katmaya gel güzel bebiş...

Özden : evet daha dün gibi annenin telefonda mutluluktan ağlayarak hamile olduğunu söylediği gün.Özden teyzenin ödü patlamıştı çünkü annen hıçkırmaktan konuşamıyordu, sonra hamile olduğunu söyledi ve ikimiz gözyaşları içinde seni hayal ettik ...Artık mutlu son çok yakın :) hepimiz heyecanla bekliyoruz seni minik çokoprens...

Melek: hee iyi oldu hiç ağamadım perişan olmadım etkılenmedım mahvolmadım olmadım işte:((((((ölürüm size daha dicek sözüm yok..

Ayşegül : Sonunda paşamız geliyor beee, maşallah annemiz iyi bakmış oluşumuza. Kuzenciğim her paylaşımlarımızda hep duygulandım biliyorsun bu günde beni çok ağlattın. Bende anne adayı olduğumda senin gibi bebeğini iyi anlatan anne olmayı çok istiyorum ama becerebilecekmiyim bilmiyorum. İnan seninle beraber bende yaşadım. Dün annemler ile konuştuk senin güzelliğini anlattım. Bebişimizin odasından bahsettim, senin marifetli yapmış olduğun bebek süsü çalışmalarını anlattım, onlarda çok mutlu oldu. Ben pazara kadar çkoprens gelicek dedim, kendimide ona hazırladım açıkcası çok merak ediyorum onu, çok güzel bir bebek olucak özledik onu. Seni çok seviyorum. Allahın izni ile hayırlısı ile ikinizde sağlıklı olarak atlacaksınız, bizde kapıda sizi bekleyeceğiz. Seni ve çokopresnsi kocaman öpüyorum.

0 23 Mart 10 (36.Gebelik Haftası) Annem ile Buluşma (Randevu Mektupları - GEBELİK TAKİP MUAYENELERİ)

36.Gebelik Haftası

Aslında okuduğunuz bu dr. randevumuzdan önce biz annemle 2 kez Herman amcamda buluştuk. O buluşmalarımızda olanları yazmak için bilgisayarın başına geldiğimde, annem: “oğlum dur her randevuyu yazmayalım. Biz yine aylık yazmaya devam edelim” dedi. İlk önce “neden” dedim ama sonra anladım ki yazılacak çok şey olmayacak İlk aylarda olduğu gibi 2 haftada bir gittik randevularımıza. Bundan sonrada hafta da 1 gidiyor olacağız. Fakat ben yine randevularımızı aylık yazmaya devam edeceğim. Son randevularımız çok çabuk geçiyor zaten. Herman amcam sağlığımla ilgili konulara bir bakıyor: “hadi bakalım 2 hafta sonra tekrar görüşelim” diyor. Bu arada duruşumu değiştirdim akrobatik hareketler benim için çocuk oyuncağı; şimdi tepetaklak duruyorum, ne demekse :))

(Sol kürek kemiğimin arasından bakan kafayı görebiliyor musunuz ? :) )

Herman amca anneme “doğum kanalına yol almış” dedi. Annem her zamanki gibi çok evhamlandı. Diğer taraftan babaannem telaşlandı erken değil mi diye. Doğuma yakın dönmem gerektiğini düşünüyor mantıklı olarak ama işin aslı öle olmuyormuş işte, Ben şimdiden yolumu aldım gerisine zamanla karar vericem :))

Babam işe başladıktan sonra Herman amcamdaki buluşmalarımıza teyzoşumla gidiyorduk. Ama bugün babam evde olduğu için yine eskisi gibi birlikte gittik. Babacım evde, çünkü çok rahatsız :( Taş düşürüyor canım babam. Bu nedenle son 4 gündür çok ızdırabı var. Sabaha karşı acillerde alıyor soluğu. Annemde bende onun için endişe ediyoruz. Şu son dört günde çok aşırı ağrı kesici iğne oldu ve serum yüklendi. Düşürene kadarda acıları sürecek umarım çok uzun zaman almaz da babam gelişime konsantre olabilir. Zaten şu son 15 gündür bizim aile revire döndü. Önce iki teyzoşum ağır grip oldu. Tam kurtuldular derken meleğim teyzemin başka sorunları çıktı. Anneannem aileden birilerini kaybetti, babaannemin aylardır dinmeyen diz ağrıları had safhaya ulaştı. Ve son olarak da dedem :( çok hasta oldu. Çok üşütmüş, diğer sorunları da ilave olunca 15 günden fazla hastalık ızdırabı çekti. Ama neyse ki şimdilerde toparlanıyor. Yani anlayacağınız ailecek zor zamanlar geçiriyoruz. Annem, olurda bir sürpriz yapıp erken gelirsem, bu hastalık ve mutsuzluk ortamında coşkumun layıkıyla yaşanmayacağından endişe etti. Ama neyse ki ben de onu üzmedim ve herkeste toparlanma sürecine girdi.

(25.aydan sonraki tüm kontrollerinde Gökalp secde pozisyonunda olduğu için maalesef yüzünü göremedik. Bu ve sonraki aylarda ekleyeceğim videolar 21. aya aittir.)

Bu arada artık doğduğum güne kadar yüzümü görebilme ihtimalleri nerdeyse sona erdi. Bulunduğum pozisyonda yüzümü göstermem pek mümkün değilmiş öyle dedi Herman amcam. Zaten bizimkilerde kıza söylene alışmışlardı bu duruma.

Bundan sonraki mektubum son olacak sanırım, o zamana kadar görüşmek üzere herkese sevgiler...

Çokoprens....

Ve anneden hamilelikle ilgili bilgiler: Geçtiğimiz ayda başladığını hissettiğim uykusuzluk bu ay iyice ayyuka çıktı. Resmen uyuyamıyorum. Gece 3-5 yatakta dönmekten sıkılıp kalkıyorum. Bilgisayarın başında ağlaya zırlaya ninni seçip indiriyorum. Ahh çocuk gelmeden o kadar duygusalım ki doğduğunda da mı böyle olucam çok merak ediyorum. İlk aylarda olduğu gibi idrara çıkışlarımda arttı. Kabızlık ve maalesef hemoroit hala en büyük sorunum. Sanırım doğurana kadar da geçmeyecek. Doktoruma sıkıntımdan bahsettim. Ağız yoluyla ilaç alamayacağımı belirterek krem şeklindeki rahatlatıcılardan verdi. Çokta rahatladığımı söyleyemem. Cerraha göndermek istedi. Muayene şeklini düşününce, doğum öncesi o strese giremeyeceğim için kabul etmedim. İyice ağırlaştım. Bacaklarımı aça aça meşhur hamile yürüyüşü ile yürüyorum. Ayaklarımda şişti. Spor ayakkabıdan başka bir şey giyemez oldum.




O Tarihte Mektuba Yapılan Yorumlar :

Tuğba:Ah canım ya... sen bu karnı burnunda haline bi de acillerde mi geziyorsun...Allah hepsine en acilinden şifalar verrsin. teyzoşlar babanneler çok lazım oluyo, sağlam durmaları lazım :)
Ay dilek.. hani birileri doğum izninden döndüğü zaman derdik ya.. allahım ne çabuk geçti zaman diye ... şimdi onu hissettim yine.. daha dün gibi nasılsın dediğimde .nasıl olayaım içimde bi kalp atıyor diyişin :):) geliyoo geliyoo gökalp selçuk geliyo :)

Özden : Bak bak doğum kanalına girmiş bile bizim afacan :) Hadi hayırlısıyla inşallah...Bugün ablamın da kontrolü var,senin arkadaşın o da 1,5 hafta küçük senden biliyomusun gökalp,o da gün sayıyor.Ben ikinizi de sabırsızlıla bekliyorum...

Pınar : E hadi bakalım gelsin bakalım Gökalp Bey,:)))) hayırlıysa...

Nalan : çokoprens annene söyle nehir ablan 7. ayda girmişti doğum kanalına son ay ters dönmüştü.. belli olmuyo sizin gibi pıtırcıklardan.... son ana kadar herşey yolunda gidecek buna sende inan annenide telaşlandırma olurmu....:)))

2 10 Şubat 10 (30.Gebelik Haftası) Annem ile Buluşma (Randevu Mektupları - GEBELİK TAKİP MUAYENELERİ)


30.Gebelik Haftası

Ben artık 30 haftalık kocaman bir bebeğim. Bütün organlarım da tamamlandı. Bir mercimek tanesiyken tanışmıştık sizlerle hatırlıyor musunuz? Annem ve benim için geri sayım başladı. 68 gün sonra aranızdayım inşallah :))

Bu ayda ki dr randevumuzda geçen aylardan farklı bir durum vardı. Babam artık işe başladığı için bizi götüremedi. Bu arada bu iş meselesini de bana bağlıyorlar. Şans getirmişim aileme, babama... Bahsim açıldığında sürekli söylenenlerden biri de bu şans mevzusu. Neyse, bizi götürmek için teyzem geldi. Annemle güzel bir kahvaltı yaptılar. Tabii ki onlarla birlikte bende nam nam yedim güzel mamacıkları. Gidene kadar yolda annem birkaç kez telefonda babamla konuştu. Tembih ediyor telefondan babam bana: “oğlum güzel dur bana güzel videolarını getirsin annen çok merak ediyorum seni” diye.


Neyse ki çok yoğun olmayan bir köprü trafiğinden sonra hastaneye vardık ve muayeneye girdik. Herman amcam bundan sonra yapılacak test kalmadığını, sadece kontrole geleceğimizi söyledi. Annem normal doğum hakkında bilgi aldı. %80 istediğimiz gibi olacak kalan %20 lik kısım gelişen tıbbi nedenler dolayısıyla sezaryana sebebiyet verebilirmiş. Bundan sonra randevularımız ilk aylarda olduğu gibi 15 günde bir şeklinde olacak 36.haftadan sonrada her hafta görüşecekmişiz. Annem beni sık sık görebileceği için bu duruma çok memnun oldu. Amma... ve yine ben kendimi göstermedim :( Herman amcam çok uğraştı beni girdiğim yerden çıkartabilmek için ama napıyım... Annem başımı gömdüğüm yeri görünce hayretler içinde kaldı. Tam leğen kemiği ile kasığının arasındaki o daracık yerde saklandım. Yüzümü sakladığım yerden uzatıp sanki onları görüyormuşum da şimdiden cee oynuyormuşum gibi geri çekilmelerime teyzem çok güldü. Annemse hala bugün bile söyleniyor: “oğlum bu koca karında yer mi kalmadı ne işin var orda çık şu göbeğime doğru” diye. Randevudan sonra annem babamı aradı sağlık haberlerimizi verdi. Sıra görüntüme gelip de kendimi yine sakladığımı duyunca babam şu yeni petrol reklamında Yaban karakterine kükreyen Kadir İnanır gibi gürledi telde. Sevmiyorum onu diye çok kızdı bana. Ama neden herkes kendini düşünüyor birazda benim açımdan yaklaşsanıza konuya karakter sahibi bir çocuk olduğum hiç mi aklınıza gelmiyor. Okuyun bakalım bundan önceki randevuları hep secde pozisyonunda yüzünü göstermiyor diye sitem etmişsiniz. Hoşlanmıyorum belki film yıldızı gibi kameralara poz vermekten. Belki çekingen, ürkek bir yapım var. Ya da gizemli olmayı daha şimdiden seviyorum, kendimi çok çabuk açığa çıkarmak istemiyorum.
Lütfen ama biraz saygı, az kaldı işte geliyorum. Biraz fala kızdım biliyorum ama bizimkiler çok üzerime geliyorlar.
(25. aydan sonraki tüm kontrollerinde Gökalp secde pozisyonunda olduğu için maalesef yüzünü göremedik. Bu ve sonraki aylarda ekleyeceğim videolar 21. aya aittir.)

Bir sonraki randevuda görüşmek üzere;

Herkese sevgiler "çokoprens"

Ve anneden hamilelikle ilgili bilgiler: Kabızım :(ve hemoroid sorunum var. Çok zorlanıyorum. Mide yanmamı Renie Duo şurup ile atlatıyorum. İyice ağırlaştım hamileliğim zor geçmese de çabuk yoruluyorum. Artık desteksiz kalkmak çok zor. Midemde yemek boruma doğru bir yanma var. Sürekli olmadığı için tam olarak reflüm var diyemiyorum. Bebeğimin hareketleri artık dışardan hissedilir derecede kuvvetli. İçerde eskisi kadar geniş alanı olmadığı için hareketlerini daha çok dalgalanma şeklinde hissediyorum. Elle dokunulmasa bile dışardan hareket ettiği görülebiliyor. Asla unutulmaz bir duygu bu. Hamilelik beni çok duygusallaştırdı. Doğurup ona dokunmayı koklamayı çok istiyorum ama, bu halimizden de hiç şikayetçi değilim. İçimde olması en korunaklı yerdeymiş hissi veriyor.

O Tarihte Mektuba Yapılan Yorumlar:

Pınar B.: Canım benim.İkinizin de sağlıklı olmanıza çok sevindim.Çokoprens size şans getirsin inşallah ; zaten getirmeye başlamış bile Gökhan'ın işi hayırlı olsun.Öpüorum seni kocaman...Güzel Anne :)

Tugba:way way way gökalp beye de bakın siz :)naz yaparmış, saygı beklermiş.. adam olmuş bu bebek valla :)dilek can ne iyi ettin de başladın bu seriye.. çocuk büyüyünce ne düşüncek bakalım söyledikleri hakkında ben en çok onu merak ediyorum :):)

Ben: ya ben bunları yazmaya başladığımda her ay yazarım diye düşünerek o bilinçle başlamamıştım,ama sonrasında her randevudan bir hatıra kalması için güzel bir anı olacağına karar verdim.sizlerde gidişatı merak ettiğiniz için hem sizi haberdar etmek hemde düz bir randevu günlüğü yazmaktansa daha orjinal olacağını düşündüm.bir blog açmayı düşünüyorum orda yayınlıcam tüm bunları :)) valla kız olsaydı çok memnun olurdu heralde daha anlamlı gelebilirdi erkekler bu konulara biraz ilgisiz oluyolar sende yeğenlerinden biliyosundur.

Nalan: sevgili çokoprens sen hiç üzülme nehir ablanda kendini hiç göstermezdi.. doğduktan sonrada poz vermeyi hiç sevmedi.. yeni yeni alışıyo artık.. sanırım sende onun gibi olucaksın... :) sağlıkllı olmana ve çok az kalmasına sevindim bebişim... leğen kemiği olayı beni pek şaşırtmadı.. bebekler orayı pek bi sever... nehir sol tarafa sokardı başını ve oturunca,sıkışınca başlardı tekmeye.... siz ne bilmişsiniz siiiiiz :) bu ay kızdırmış seni ebeveynlerin. boşver onlara sen.... aldırma .. sen çıkınca bol bol yüzünü görücekler nede olsa... :) artık gün sayıyoruz bizde, inşallah anneninde istediği gibi,zamanında güzel bir doğumla alacağız seni kucağımıza... öpüyorum....

Selen: biryerlere sıkışsa bile onun orada olduğunu hissetmek muhteşem birşey. Gökhanın işe başlamasına çok sevindim hayırlı olsun darısı benim gökhanın başına... Öpüyorum sizi

Ben : aynen söyledğin gibi selencim onu hissettiğim günden beri hayat bir başka benim için,ve bu duyguyu çok seviyorum,herkes son aylarda çıksın diye gün sayıcaksın diyor evet onu çok merak ediyorum doğucağı günü bekliyorum,ayrıca kaygılarımda yok değil ama içimden çıkacağı için üzülüyorum yaa :( birlikte olmak bir olmak çok başka...

Özden: sen hele bi katıl aramıza boy boy fotolarını çekicem ben senin :)) kaçabiliyomusun bakiyim o zaman :) o ciciler üzerinde ,bize gülücülker atacağın günleri görmek için sabırsızlanıyorum.Benim bile içim içime sığmazken annele baban nasıl bekliyolar sen tahmin et.

Burcu: ayy bu cok konusuyo he :D gelsınde gloryayla tanıstırıyım onu