5 3 Aylık Bebek Gelişimi -2- (ilk Uçak Yolculuğu-Saç Dökülmesi)

Buradan 3 Aylık Bebek Gelişimi (1) ve 3 Aylık Bebek Gelişimi (3) okuyabilirsiniz.

Annem ve kız kardeşlerim Altınoluk'ta yazlıktaydılar. Edremit’e uçak seferlerinin başladığını söyleyerek beni Altınoluk’a yanlarına gitmeye ikna ettiler. Gökalp’le uzun araba yolculuklarına tahammül mümkün olmayacağı için hepimize ilaç gibi geldi bu haber. Konuşmamızın ertesi gününde sabah uçağındaydım. Benim küçük canavar uçağın motor sesi ile beni hiç üzmeden uyuyarak geçirdi 1,5 saatlik yolculuğu. Daha Edremit’e iner inmez sabah erken saat olmasına rağmen sıcağı hissetmeye başladık. Son yüz yılın en sıcak yazını geçiren Türkiye alev alev yanıyordu. Eve geldiğimizin 2. Saatinde 10 gün kalırım düşüncem 1 haftaya, sonraki 2 saatin sonunda 3 güne düştü. Babamızı arayarak 3 gün sonraya bilet ayırtmasını istedik onu hayret içinde bırakarak. Ama gece olupta nem iyice bastırınca 3 gün daha kalamayacağıma karar vererek müşt.  Hizm. arayıp sabaha değiştirdim bileti. Böylece  daha 3. Ayımızda 24 saat içinde İstanbul’dan Ederemit’e, Edremit’ten İstanbul’a iki uçak seferi yapmış olduk.



O kadar sıcak ve nem vardı ki,saat başı yıkasak fayda etmeyecekti.Ceryanda kalır korkusuyla iki taraflı cam kapı da açtırmadığım için herkes sıcaktan helak oldu. Ya isilik dökecekti, ya hasta olacaktı. Her şeyden önemlisi ben bütün gece hiç uyuyamadım. Benimle beraber canım annem de tabi. Gökalp’ i yatırdığım yer 5 dk geçmiyor terden ıslanıyordu. Neyse ki ertesi gün sabah tekrar döndük nispeten daha serin evimize. Ama bu seferde bavulumuz kayboldu. Ertesi gün bin bir özürle yolladılar kargoyla eve. Oysa ki onca yorgunluğumda ne çok ihtiyacım vardı başka bir yerde soluk almaya. Hele de annemin yemekleri sevgisi kardeşlerimin ilgisi. Dinlenecektim güya, yüzecektim uyku aralarında, iki lafın beli kırılacaktı karpuz ya da serin bir şeyler yenirken sofrada. Olmadı olamadı çok içimde kaldı. Ayrılıklar zaten zordur. Bir de onları orda bırakıp eve dönmek iki katı üzmüştü beni. Ah oğlum senin için kim bilir daha nelerden vazgeçicek anne hayatında…

3. ayla birlikte hem Gökalp’in hem de benim saçlarımız dökülmeye başladı. Bende ki dökülme kel kalacağım korkusunu yaşatacak kadar endişe vericiydi. Saç dökülmelerimiz 5. Aya kadar devam etti.6. ayda normale döndü.


Bu ayda bir diğer değişim kaka sayısının azalması oldu. Günde ortalama 5-6 kaka yaparken bu sayı 2’ye düştü. Sonraki aylarda teke hatta iki üç günde bire kadar düştüğü oldu. Dolayısıyla dışarı çıkarken yanımda taşıdığım bez sayısı da azaldı.3- 4 saatte bir altını değiştirdiğim için günlük bez tüketimimiz bile bu ay düzene girmiş oldu.


İyice kuvvetlenen vücudu ve gelişen el, kol, bacak becerisi ile yavaş yavaş yüz üstü iken sırt üstü dönmeler, sürünmeler başladı.İlk defa ayaklarına uzanarak ağzına götürmeye çabalamalarını izlemek çok keyifliydi.


Ve bu ayın onca güzel şeyinin yanında bence en güzel olanı ilk kahkahasını duymamızdı. Zaten kocaman gülümsemeleri ve çıkardığı sesler vardı; ama bu aya kadar hiç kıkırdayarak gülmemişti.O sesin güzelliği dünyalara bedel. Böyle bir duygu yok hayatta. Belki en yakın anlatımı aşk olabilir. Ama bu hiç tükenmek bilmiyor.
                                                      AŞK = GÖKALP - GÖKALP= AŞK


Devam Edicek....

4 3 Aylık Bebek Gelişimi -1- (Düzene Girme Ayı)

EY 3. AY SEN ÇOK YAŞA ...
Buradan  3 Aylık Bebek Gelişimi (2)  ve 3 Aylık Bebek Gelişimi (3)  okuyabilirsiniz.

Gökalp’in hayatındaki ilk dönüm noktası 3. Ayında oldu. İlklerle dolu bu ay o nedenle benim içinde unutulmazdır. Artık yeni doğan statüsünden çıkan canım oğlumun günlük yaşamı da düzene girmeye başlamıştı. Gün içerisinde neredeyse 10 dk. geçmeyen şekerlemelerini düzenli uykuya dönüştürdü. Sabah 6:00- 6:30 gibi kendi yatağında uyanıyor benim yatağıma geliyordu.


Babası hafta içiyse zaten işe gitmek için kalkıyor hafta sonuysa uykuya salonda devam ediyordu. Yatağımda 1 saatlik emzirme ve oyunun ardından sabah 8:00 civarı tekrar uyuyor, o günkü moduna gazına ya da o her neyse onu uyandıran ona göre, yarım saat ile 2 saat arasında uyuyor ,9:00 10:00 gibi güne başlıyorduk. 2 saatlik oyunun ardından 11:00 12:00 gibi öğlen uykusuna yatıyor,uyandıktan tekrar 2 saat sonra ikindi uykusunu alıyordu. Ama dediğim gibi bu uykular yarım saat ile istisnai olarak 2 saat arasında değişiyordu.

19:30 da banyosunu yapıyor sonrasında gece uykusu için beslenmeye başlıyor azalan ama bitmeyen bağrış ve çığlıklar arasında 20:30- 21:30 gibi uykuya dalıyor gece de 2 kere beslenmek üzere uyanıyordu. Günlük düzenimiz hala bu şekilde devam etmekte.

Bu arada sığamaz olduğu beşiğinden kendi yatağına geçmesine karar verdik. Aslında birazda yanımızda yatmaya alışmasından koktuğumuz için 3. Ayda odasında yatırmaya başladık. İlk günler panik atak olmuşçasına kalp çarpıntıları yaşadım gecelerce. İlk ayrılığımıza alışmak çok kolay olmadı. Gökalp duruma çok çabuk ayak uydurdu ;hatta hiç istifini bozmadı. O gayet normal uykularına devam ederken ben ağlıyor mu acaba kustu da boğazına mı kaçtı acaba gibi bir çok senaryo ile uykusuz geceler geçirdim.

Kendi yatağında yatmaya başlamasıyla birlikte yine 3. Ayda yüzüstü uyumaya başladı. Aslında dr.lar, beslenmenin hemen ardından midesinin üzerinde yatmasını uygun bulmasalar da, ben ne kadar sırt üstü yatırdıysam o dk geçmeden yüzüstü dönüyordu. Neyse ki doğumundan bugüne kadar kusma problemi yaşamadık. Düzenli hayata geçişimizle birlikte aylardır yorgun düşen bedenim biraz olsun toparlanmaya başladı. Ama bugün bile hala kendimi dinlenmiş hissedemiyorum. Sanırım fiziksel yorgunluğun sona ermesine en az 2 sene daha var.
3. ayla birlikte algıları iyice açılan küçük canavar daha az emer oldu. Etrafa duyduğu ilgiden süte konsantre olmak istemiyordu. İlk defa sütümde azalma başladı. Zaten ilk 3 ayda dolgun olan süt 3. Aydan sonra daha makul seviyelere bebeğin gereksinimi kadara iniyor. Artık o kadar dolgun hissetmiyorsunuz. En azından ilk 6 ay beslemek istediğim için ailece yaşadığımız paniğin ardından gerekli gıda takviyeleriyle sütü geri döndürmeyi başardım. Süt arttırmayla ilgili başka bir yazı yazacağımı belirtip devam ediyorum.

Bunu yazmadan geçemiyeceğim, babamızın bu konuda yaşadığı üzüntü beni oldukça şaşırtmıştı. Kadınca duygularla süt veriyor olmamdan pek memnun olmadığını düşünürken onun bebeğimizin sütümden mahrum kalacağı endişesini yaşaması beni çok memnun etmişti.
Devam Edicek...

2 Bebeklerde Gaz Sancısı -1-

      
  Bebeklerde Gaz Sancısı -2- yazımı okuyabilirsiniz.

UYARI: LÜTFEN KENDİNİZDE ARAŞTIRMA YAPARAK KULLANACAĞINIZ DAMLAYA KARAR VERİNİZ.        

DENEDİKLERİM: ELMA YAĞI,KOLİK CD'si,ASPİRATÖR,ZİNCO DAMLA,NURSE HARVEYS ŞURUP,SAP SİMPLEX DAMLA,MYLİCON DAMLA,BİFİFORM DROPS DAMLA,OM-X ŞURUP,REZENE ÇAYI,MUSKAT(KÜÇÜK HİNDİSTAN CEVİZİ)
İnsanın kendini bildiği andan itibaren utanç duyduğu gaz sesi, bebeği olan bir anne için nasıl dünyanın en güzel melodisi olabilir; bir düşünün. İşte böyle bir şey anne olmak.
İnternetteki benzeri yazılarla karşılaştırdığımda bizimle çelişen bir yeni durumla daha karşı karşıyaydık. Bu yazıdan evvel uzmanları okuma fırsatı bulmuşsanız eğer, görmüşsünüzdür ki bebeğiniz 2 haftalıkken sütü hazmetmekte güçlük çeken bağırsaklarında, yoğun gaz sancılarının başlayacağını rivayet ederler. Oysa ki biz daha eve geldiğimiz gece yani 3.gün bu tarifi imkansız duyguyla karşılaştık.Tarifi imkansız çünkü anne ve baba olarak daha 3 günlük minicik savunmasız yavrunuzun dayanılmaz bir acı çektiğine şahit oluyor, fakat aciz bir şekilde hiçbir şey yapamıyorsunuz. İlk günler evde bulunan tecrübeli büyüklerin desteği ile kriz anlarını bağrış ve çağırışlarıyla atlattık. Fakat durum hem bizler hem de Gökalp açısından tahammül edilmez bir hal almaya başlamıştı. Her akşam çalar saat kurmuşçasına babamızın işten dönüş saatlerine denk gelen 19:00-20:00 gibi başlayıp 22:00 lere kadar devam eden ağrıdan ve ağlamaktan kıpkırmızı bir hal almadan sona ermeyen bu kriz evrelerini, ilaç desteksiz atlatamayacağımıza karar verdim. İlk hafta topuk kanımızın alınmasıyla başlayan ilk dr kontrolümüzde durumu paylaştığımız doktorumuz tüm bebeklerin bu sıkıntıyı yaşadığını söyleyerek bitkisel içerikli olan ZİNCO damlayı önerdi. Fakat damla hiçbir şekilde etkili olamadı. Elma yağı ile kasıklarına ve topuklarına masaj yaptık fakat faydasını göremedik. Genelde aynı saatlerde başlayan krizler kolik olması durumunu düşündürdüğü için Buzuki Orhan’ın Kolik cd’ sini dinlettik ama ilk birkaç dinlemeden sonra o da tesir etmedi. Doğumdan önce, bebeklerin ağlamalarının genel nedeninin anne karnındaki güvene olan ihtiyacı olduğunu bu nedenle orayı hatırlatan elektronik sesler dinletildiğinde sustuklarını okumuştum. Bazı aileler fön makinasının, bazıları elektrikli süpürgenin yararını gördüklerini söylemişlerdi. Her ikisi de fazlasıyla gürültülü olduğu için alternatif olarak aspiratörü (davlumbaz) denedik ve tuhaf bir şekilde etkisini gördük. Gökalp her ağladığında aspiratör yanında susuyordu. Mutfaktaki sandalye üzerinde aspiratörün sesiyle uyuttuğum çok gece olmuştur. Ama gaz sancıları güven kaygısının önüne geçip de ağlamalar dayanılmaz bir hal aldığında gece Gökalp’in uyuduğu saatlerde internetten çözümler aramaya başladım. Annelerin önerdiği bulduğum birkaç damla adını doktorumuza sorarak onunda onayını alıp denemeye başladım. İşte size denediğim ve sonuç alamadığım gaz damlaları listesi.
ZİNCO: Bitkisel içerikli tadı da kokusu da çok kötü buna rağmen ısrarla kullandım ama sonuç vermedi sancılar devam etti.
NURSE HARVEYS : Bitkisel içerikli bir şurup. Birçok anne faydasını gördüğünü belirtmiş ama bizde yine sonuç vermedi gaz sancıları devam etti.
SAP SİMPLEX : Türkiye de legal satışı yok eczaneler de el altından satılan bir damla. Bir çok anne faydasını gördüğünü belirtmiş ;ama yine bize fayda etmedi.(Damla 2011 yılı itibarıyla artık eczanalerden alınabiliyor)
MYLİCON: Sap simplex türevi Amerika’dan gelen bir damla. İnternet üzerinden satış yapan birilerinden ya da Amerika da bulunan yakınlarınızdan temin edebilirsiniz. Diğerlerine göre daha pahalı. İşin içine Amerika girince e bide pahalı olunca tamam dedim çözdük bu sorunu ama yine faydasını gördüğünü belirten anneler olmasına rağmen bizim gaz sancılarımızı gideremedi.
BİFİFORM DROPS : Bizim kurtarıcı minik damlacıklarımız. Kutusunun üzerinde yazıldığı üzere “ Probiyotik bakteriler,sindirim sistemini düzenlemeye ve bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı olur.”Bu gıda takviyesi olarak satılan damla bize kök söktüren gazı söktü aldı.
OM-X : Gökalp  4,5 aylık olduğunda, gece daha sık uyanır oldu. Diş çıkarma sıkıntıları yaşadığını hissettiren elinin sürekli ağzında oluşu ve huysuzluğu beni başka arayışlara itti. Yine internetten okuduğum yorumlar  tamamen bitkisel içerikli bu şurubun hem uyku yaptığı hem de gaz ve diş sıkıntılarına iyi geldiğini vurguluyordu. Bififormu kesip 1 ayı biraz aşkın bir süre kullandım. Aslında faydasını gördüğümü söyleyebilirim ama Gökalp 6. Ayı ile birlikte katı gıdalara başladığında gaz sıkıntımıza bir de kaka sıkıntısı eklendi. Yiyeceklerin katılaşması kaka da da aynı etkiyi yaptı ve tuvalete çıkışları 2-3 günlere kadar uzadı. Bağırsaklarda biriken gaz ve kaka bizi tekrar Bifiform kullanmaya itti. Yalnız bu durum gazdan biraz daha zorlayıcı oldu. Bififorma takviye olarak destek aldığımız diğer şeylerde oldu.
REZENE ÇAYI : Gaz problemini yaşadığımız ilk günlerde bebeğime rezene içirmemi tavsiye eden çevreme doktorumun yönlendirmesiyle kulaklarımı tıkamıştım. Bebeğin sadece süt alması gerekiyordu. Rezeneyi benim içmemin yeterli olacağını sütümden bebeğime geçeceğini söylemişti doktorum. Ama o günlerde bununda faydasını görmemiştim. 6. ayımızla birlikte katı gıda hayatımıza girince her şey daha da kötüye gitmeye başladı. Gaz problemi meğer tek başına bir hiçmiş. Geceler boyunca nerdeyse saat başı gaz sıkıştırmasıyla kalkar olduk. Çözüm arayışlarıma bebeklere özel hazırlanmış rezene çayını hayatımıza dahil ederek devam ettim.
MUSKAT(KÜÇÜK HİNDİSTAN CEVİZİ): Gaz giderici ve rahatlatıcı etkisi olduğu söylenen bu cevize benzer görünümü olan baharatı son birkaç gündür akşam muhallebisiyle birlikte veriyorum. Fazlasının her şeyde olduğu gibi zararlı olacağı hatta halüsinasyon görmeye sebebiyet vereceği ikazlarını dikkate alarak serçe parmağımın tırnağı kadar hatta biraz daha az rendeleyerek muhallebiye ilave ediyorum.
Sonuç olarak gazımıza iyi gelen damla BİFİFORM olurken,katı gıdayla birlikte katılaşan kaka ve yoğunlaşan gaz sancılarını damlaya ilaveten rezene çayı ve muskat ile hafiflettik. Tam olarak sorunu çözdüğümüzü söyleyemem ama katı gıdayla birlikte gece sık uyanmalarımız azaldı. Sorun sona erdiğinde sürecin ne kadar sürdüğü ve bağırsakların katı gıdaya ne zaman uyum sağladığına dair tekrar bir yazı yazacağım.
Not: Bebeğinizin sancısı olduğunu kaka rengine bakarak anlayabilirsiniz. Kaka rengi altın sarısı ise sorun yoktur fakat yeşil ve tonlarıysa maalesef sancılandığının işaretidir.Yalnız 4. Aydan sonra almaya başladığı demir ilacı ve katı gıda ile kaka rengi koyulaşıp genelde yeşil renk olacaktır.O zaman sancıyı kakadan tayin etmek pek mümkün olmayacaktır.

10 14.11.10 Akşam Gazetesi Pazar Eki

Röportajımız Akşam gazetesinde yayınlandı.Başta eşim olmak üzere,soy ismimin eksik yazılmasına bozulmuş olsakta bizim için güzel bir tecrübe oldu.Röportajda bütün anneler meslek sahibi görünürken benim İŞSİZ yazılamam da şık olamamış ama bu kadar kusur kadı kızın da da var diyerek üzerinde durmamaya çalışıyorum.Lakin gelin görün ki ben takılırm buna. İşte röportajın aslı burda .

Merhabalar;

Ben, Dilek Balcı Selçuk, 11.02.1977 İstanbul doğumluyum.İstanbul üniversitesi Felsefe Bölümü mevzunuyum. 3 yıllık evliyim.6 yıl kadar telekominikasyon sektöründe çalıştım.Beklentilerim gerçekleşmeyince,önümü göremediğim için buradaki işimi sonlandırdım.Esasen tekrar çalışmak istiyordum fakat patlak veren krizle birlikte iş bulma sürecim uzadı.Dolayısıyla ertelediğimiz bebek sahibi olma fikrini hayata geçirerek anne oldum.Şimdilerde 6 aylık olan oğlum Gökalp Selçuk'un bakımıyla ilgileniyorum.İlk üç yıl oğlumunun bakımıyla kendim ilgilenmeyi ve akabinde ne kadar mümkün olabilirse tekrar iş hayatına dönmeyi düşünüyorum.

·  Bloglamaya ne zaman başladınız?
gokalpileseyrialem.blogspot.com 19.08.2010 tarihinde bebeğim artık onun dışında başka şeylerle ilgilenmeme fırsat vermeye başladığında yayına geçti.
 
·  Neden bloglamaya ihtiyaç duydunuz?
Gerek hamileliğim döneminde gerekse bebeğimi dünyaya getirdikten sonra merak ettiğim bir çok konuda internete başvurmak durumunda kaldım.Fakat bulduğum cevaplar istediğim türden değildi.Aradığım konu neyse ya doktorların jargonlu ve bilimsel açıklamaları ya da forumlarda bulduğum anne yorumları beni tatmin edemiyordu.Konuyu yaşamış,deneyimli birilerinin tecrübelerinden faydalanmak hatta gerektiğinde sorabilmek daha doyurucu olacaktı.Açıkçası bu tip blogların varlığından bende yazmaya başladığımda haberdar oldum.Benim blogumun diğer anne bebek bloglarından iki belirgin farkı var.İlki, günlük şeklinde olmaması diğeri ise internette aranacak tüm bilgilere kronolojik olarak yer vermeye çalışmam.
Bunların dışında Gökalp'i çok büyük bir sevgi ve özlemle dünyaya getirdim.Daha hamileyken onun ağzından bişeyler yazmaya başlamıştım.Arkadaşlarımın teşviki ve ilerde her anını hatırlayacağım bir hatıra oması açısından da blogger olmaya karar verdim.

 
·  En çok blogladığınız konular nelerdir?
Anne ve bebek için gerekli olan herşeyi yazmaya çalışıyorum.Gelişim sürecinden ihtiyaç listesine, alış veriş adreslerinden markalara hatta kendi tasarımlarıma kadar her konuya değinmeye çalışıyorum.
 
·  Blogunuza yönelik tepkiler nelerdir?
Genelde takip edilen bir blogum var.En bilinen kadın forumlarında bile blogumdan söz ediliyor.Ama maalesef ki okuyucu olarak takip ediliyorum arkadaşlarım dışındaki izleyicilerim aktif olarak bloga henüz dahil olmuyorlar.Sanırım okudukları tatmin ediyor onları ya da .. İşte bende bu ya da nedir onu merak ediyorum.Ben internette aradığım ama bulamadığım türden bir blog oluşturdum.Dolayısıyla annelerin aktif olarak soru sormalarını bekliyorum.
 

·  Konuyla ilgili başka bir şey söylemek isterseniz...
Blogun takip edilmesini gözlediğinizde daha çok yazmak ve yazacaklarınızı okuyacak kişileri bekletmemek istiyorsunuz.Fakat benim en büyük sıkıntım blog izleyicisi olabilemek için gmail adresi kullanım zorunluluğu evet facebook ve twitterdan da takip olanağı var ama insanlar o kadar kendi işleriyle meşguller ki buna ekstra zaman harcamak zor geliyor.Bu nedenle kendi yakınlarım bile izleyici olmaksızın direk blogu okumayı tercih ediyor bu da  yorum yapamadıkları için aktif katılımı engelliyor.

0 Akşam Gazetesinde Röportajımızı Okuyabilirsiniz

14.11.2010 pazar günü yayınlanacak Akşam Gazetesinin ekinde Anne Bebek bloglarıyla ilgili yaptığımız röportajı okuyabilirsiniz.Yazıya daha sonra blogta da yer vereceğim.
Sevgiler...

0 Bebeklerin Parmak Emme ve Emzik Alışkanlığı

Bizim evin bıdığına emziği alıştırmak mümkün olmadı. Kiraz denilen emzik şeklini damak yapısına zarar vermemek için tercih etmedim; dolayısıyla hiç denemedik. Damaklı olması şartıyla, kauçuk olsun silikon olsun tüm markaları denedik ama hiç birini istekli emmedi.

Çene kasları yeteri kadar gelişmediği için, hiçbir bebek emziği kolay tutamaz ama bazı bebekler ki tıpkı bizimkisi gibi belki tembellikten belki de keyifli gelmemesinden kaslarını kuvvetlendirmeye bile çabalamıyor. Oysa ben emziği bir kurtarıcı olarak görmekteydim. Lakin sürekli kucak isteyen bir bebeğim olduğu için çok sıkıntılıydım. Bu nedenle anne olmadan ve zorluklarını yaşamadan evvel asla yapmam dediğim emziğe reçel bandırmayı bile reçeli sulandırarak denedim ama tadı geçince yine emmek istemedi. Vazgeçmedim, Avent marka anne meme ucuna benzer emziği en azından uyurken almaya alıştırdım. Fakat gece uyanmaları esnasında yine emziği tutmadı. Gündüzleri ise uyuturken dalmakta sorun yaşadığı ve sürekli memede kalmak istediği için bu arzusunu kısa bir süre de olsa emzik ile tatmin etti. Fakat yine de emzik alışkanlığı edinmedi.

Şimdiler de hala zaman zaman bilhassa dışarıda bebek arabasıyla dolaşırken emzik yardımı ile sakinleşiyor ve uyuyabiliyor. Fakat zaten yeteri kadar yorgun ve gergin olduğum için gündüz uyuturken emziği tutturmaya çalışmaktan vazgeçtim. Kendimce de bir teselli buldum. Ne de olsa zor zamanları yavaş yavaş geride bırakıyoruz. Dişlerinin çıkmaya başlayacağı bu dönemde emzik faydadan çok diş yapısı açısından zarar verebilir. Kaldı ki bir de emziği bıraktırmak için uğraşmak var. Okuduğum kadarıyla emzikten vazgeçirmekte ciddi sıkıntlı bir süreç.Napalım bizimkisi de varsın emmesin.
1 aylıkken ben ne kadar emziğe alıştırmaya çalışsam da o parmaklarını ve ellerini emmeyi daha çok tercih etti. Öyle iştahla emiyordu ki bu durum beni fazlasıyla endişelendirdi.

İnternetten okuduğum  abartılı anlatımlarda canımın sıkılmasına tuz biber oldu.Yok büyük yaşlara kadar parmak emme alışkanlığı devam edebilirmiş yok baş parmak emilmekten incelebilirmiş falan filan. Aman siz benim gibi evham yapmayın bırakın denetiminizde keyif almaya devam etsin. Müdahalelerinizle zamanla elini emmekten vazgeçecektir. Gökalp şimdilerde 7. Ayına yelken açmış durumda ve hala eli ağzında. Ama biliyorum ki oral dönem devam ediyor (hayatı ağzıyla tanıma dönemi) ve dişleri kaşındığı için elini ağzından alamıyor. Yoksa el,parmak emmekle , elini parmağını ağzına sokuyor olmak aynı şey değil.

Kaygıya gerek yok sevgili anneler alışkanlık haline getirmesine müsaade etmeden bırakın bebeğiniz parmaklarından keyif alsın siz de bebeğinizin bu sevimli döneminin tadını çıkarmaya bakın.

4 Bebeklere Uyku Düzenini Öğretme

Ailemizin yeni  üyesinin evimize geldiği ilk haftalar, hem lohusa sendromu hem de bebekli yaşama alışmakta yaşadığımız sıkıntılar yüzünden, hiçbir konuda düzen oturtamamıştım. Bunlar yetmezmiş gibi bir de kocakarı hurafeleri ile bebeği akşam saatlerinde yıkamayınca uyutma düzeni sanki kurulamazmış gibi kırkımızın çıkmasını bekledim. Öyle ki “Tracy Hogg Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler “adlı kitabında akşam banyosunu yaptırıp uyutarak bir düzen kurmaya başlamaktan söz ediyordu. Kırkımız çıkıp da, akşam banyolarını yapmaya başladığımız zamana kadar, saatler boyunca yarı uykulu gaz sancısı ile kıvranan bir bebeği teselli etmeye çalışarak geçti gecelerimiz. Akşam yıkanmalar başladıktan sonra uyutmakta çok kolay olmadı. Takribi 1,5 aylıkken akşam 19:30 – 20:00 arasında başlayan uykuya yatırma süreci ağlama krizleriyle ilk önce gece 22:00 larda uykuya dalma ile sonuç vermeye başladı.Beklediğim bu değildi ama vazgeçmek yoktu ;kafama koymuştum bizim ilk dersimiz uykuya erken yatmayı öğrenmek olacaktı.Her banyodan sonra aynı saatte yatak odamdaki  tv karşısında(açıkçası olmasa sıkıntıdan patlardım herhalde) saatler süren emzirme ve ağlama krizlerini 3. Ayın sonunda direnmeye son vermesiyle daha rahat geçirir olduk.

Aslında uzmanlar bebekleri ilk üç ay rutine alıştırmaya çalışmanın pek sonuç vermeyeceğini bu dönemde bebeklerde alışkanlık edinme duygusunun olmadığını söyleselerde ben yine de ağaç yaşken eğilir sözünü hatırlatmak isterim. Yeni dönem bebeklerin bizlerin bebekliğine hiç benzemediği eminim sizin anneleriniz ve kayınvalideleriniz tarafından da evlerinizde konuşuluyordur. O nedenle ben ne kadar erken davranılırsa o kadar çabuk sonuç alınacağını düşünüyorum.
İlk üç ay Gökalp gece de 2 kere kalkarak bir düzen tutturdu.Fakat 4. Ayın sonunda ve halen devam eden gece en az 3 kere ve bazı geceler daha fazla uyanmalar başladı.Katı gıdaya geçtiğimiz şu günlerde gece sık uyanmasını açlığına bağlayarak yatmadan evvel önce muhallebisini yediriyor sonrasında yine emzirerek uyutuyorum fakat maalesef uyanma sayımızda bir değişiklik olmadı.Takiplerim sonucunda anladım ki uyanmalar açlıktan değil bitmek bilmeyen gaz sıkıntımızdan.Şimdilerde kullandığımız ve bir türlü kesemediğimiz gaz damlalarının yanında rezene çayını deneme sürecindeyim gelişmeleri yine sizinle paylaşacağım.
Velhasıl  gece uykuya dalma saatimiz 20:30- 21:00 lere düştü ama hala en az 1 saat emerek ancak dalabiliyor. Hem uykuya dalma süresinde ki 1 saati azaltmakta hem de emerek uyutabilmenin dışında bir yol bulmakta aşama katedemedim ama hala çözüm arayışlarım sürüyor.En azından bir alternatifim var henüz denemedim ama son çare atadan kalma ayakta sallama yöntemini uygulamayı düşünüyorum.

Sık uyanmaların ne zaman son bulduğuna ve emzirmenin dışında uykuya yatırma sürecine dair tekrar bir yazı oluşturucam.Fiziksel ve ruhsal sağlığım açısından bu yazıyı sizinle paylaşma sürecim umarım çok uzun zaman almaz.Lakin çok yoruldum ve UYKUM VAR…
Gökalp Selçuk’a:
Annecim ne kadar zor büyüyorsun, öyle zorlanıyorum ki ayakta durabilmemin tek nedeni sevgin ve bana olan ihtiyacın.Her ne kadar bitik durumda olsam da sana senin enerjinle yaklaşmaya çalışıyorum ama bu her zaman mümkün olmuyor.Geceleri her ne kadar cinnet sınırına yaklaşsam da sabah olduğunda o  kocaman gülümsemen yok mu J bitmiyorum, sayende küllerimden yeniden doğuyorum.SENİ ÇOK SEVİYORUM CANIM OĞLUM.