0 7 Aylık Bebek Gelişimi -3-

7 Aylık Bebek Gelişimi (1) ve 7 Aylık Bebek Gelişimi (2) buradan okuyabilirsiniz.

İLK KURBAN BAYRAMI-İLK UZUN ARABA YOLCULUĞU(ÇANKIRI)-İLK HASTALIK
Bu ay da yine bize özel, küçük oğlumuzla beraber ilk kez yaşadığımız anılarımız oldu. İlk kurban bayramımızı geçirdik, ömrümüzü uğruna kurban olacak kadar sevdiğimiz yavrumuzla. Ramazan bayramıyla mukayese edince ne kadar farklıydı algıları adeta başka bir çocuk olmuştu. Bayram vesilesiyle birinci günde yolların rahat olacağını bilerek 18 Kasım 2010 da ilk uzun araba yolculuğunu Çankırı’ya babamızın babaannesini görmeye giderek yaptık. Böylece daha 1 yaşına girmeden hem uçak hem de uzun yol tecrübesi edinmiş oldu oğlum.

Aslında gözüm 6-7 saat sürecek bir yolculuğu hiç yemiyordu ama neyse ki umduğum kadar zor geçmedi. Hele bitmek bilmeyen gaz sancıları ve belki de yabancılama hissiyle nerdeyse hiç uyumadan, sabah ezanıyla düştüğümüz geri dönüş yolunda, uyumadığı geceyi telafi etti diyebilirim. Maalesef babaannemizi ve büyük halalarımızı çok fazla göremeden geri dönmüş olduk ama halimiz ortadaydı, zaten yolculuk planlamamızda o gün geri dönmek vardı ama en azından bir kahvaltı ederiz diye düşünmüştük. Hal böyle olunca önümüzde 6-7 saat sürecek yol varken 2-3 saat kahvaltı için beklemek, uykusuzluktan sinirleri gerilmiş bizlere fazla geldi. Biran evvel eve dönmek ve belki uyutabilirsem bizde hemen uyumak istiyorduk. Bununla beraber evden uzak bir yere yaptığımız 2.  Seyahatide 24 saat içinde sonlandırmış olduk. Peki bu nasıl bir tecrübe oldu dersiniz? Tatile gitmek mi Gökalp’le mi en azından bu yaz asla!

Hava Kasım olmasına rağmen adeta ılık bir ilk bahar gibiydi.Yalnız iç Anadolu’nun sabahı resmen her yer kırağı tutmuştu.Arabanın kliması ısınana kadar Gökalp’i neye saracağımı şaşırdım J
                                      Döndükten sonra ertesi gün önce babaannemize
                                                  
                                                           sonra dedemize ziyarete gittik.

                        
                             Nanane Altınolukta olduğu için onu ancak bayram sonunda görebildik.
Bu ay yaşadığımız bir diğer ilk, kötü bir tecrübeden ibaretti. 12. ayda ilk defa hasta oldu. Soğuk algınlığı nedeniyle burnu tıkandı ve nefes alamaz duruma geldi. Öksürüklerde başlayınca hemen o akşam hastanemizin acil kısmında ki bebek doktoruna gösterdik. Bu aylardaki bebeklerde bağışıklık sistemi tam kurulmadığı ve burnu tıkalı olduğu için genizden akan iltihabın bronşlara inme tehlikesi yani bronşit olma durumu çok sık görüldüğünden hemen tedaviye başlandı. Neyse ki biz o aşamaya gelmeden soğuk algınlığı ile atlattık. Ama bebeğin hasta olması hem psikolojik olarak hem fiziksel olarak ne zor bir şeymiş. Yavrum zaten uyku problemi olan bir bebek bir de nefes alamadığı için rahat edemedi. Emzirmek bir işkence oldu. Nefes alamıyordu ki emebilsin. Katı gıdaya da tam olarak geçmemiştik hem hasta hem aç diye bende onla beraber kahroldum. Allah hiçbir bebeği en hafifinden dahi olsa hasta etmesin inşallah.
Bunlarda internetten 7. Ay gelişim notları :
SOSYAL :
Şakaları anlar kendisi de şaka yapmaya çalışır.
İstemediği bir şeyi yapmamak için direnir.
Aynadaki görüntüsüne elleriyle vurur.
Ses tonunuzdan HAYIR’ın anlamını kavrar.
FİZİKSEL:
Kafasını tam olarak kontrol edebilir.
Emeklemekten daha çok sürünür.
Ellerini ve dizlerini iterek öne arkaya hareket eder.
Sırt üstü yatarken kalçasını öne arkaya iterek hareket eder.
İki diş çıkartmış olabilir.
Elleri ve ağzıyla vücudunu tanımaya çalışır.
Tek başına desteksiz oturabilir.
Her iki elinde bir nesne tutarak çarptırabilir.
ZİHİNSEL:
Dikkatini daha iyi toparlar detaylarla ilgilenmeye başlar.
Kendisinden saklanan nesnelerin aslında kaybolmadığını bilir.
Duyduğu sesleri taklit etmeye başlayabilir.
Bir nefeste birkaç ses çıkarabilir.
Bebek resmini kendisiyle özleştirir bunu onaylayan sesler çıkarır.
Annesinin bir tane olduğunu ve sadece ona ait olduğunu öğrenir.
Bir konuşmada kendi ismini çıkartabilir.

0 7 Aylık Bebek Gelişimi -2- (Yemek Düzeni Oluşturma- Kabızlık)



SEBZE YEMEKLERİ KAÇ GÜNDE TÜKETİLMELİ


7. ayla birlikte ek gıda olarak başladığımız katı gıdaya geçiş süreci artık yavaş yavaş ek olmaktan çıkıp asıl öğünler halini almaya başladı. Doktorumuz katı gıdayı emzirdikten sonra vermem şeklinde yönlendirmişti fakat Gökalp emdikten sonra verimli olarak diğer yiyeceklere yüz vermiyordu. İlk başlarda eminim sizlerde ne yapacağınızı şaşıracaksınız. Süt ardından yemek ardından yoğurt sonra meyve derken çocuk adeta bir yemek bombardımanına tutulduğu için muhakkak birinden birini yemeyi reddedecektir. Öncelikli olarak ilk başlarda yiyeceklerinizin miktarını az tutarak başlamanızı öneririm. Mesela sebze yemeklerine her sebzenin dörtte biri ile başlayın.(patates-havuç-kabak vs)Daha sonra bebeğinizin yeme kapasitesine göre oranları değiştirebilirsiniz. Yeri gelmişken merak edilen şeylerden biri de sebze yemeklerinin kaç günde tüketilmesi gerektiğidir. Ben durumu gün kavramından daha ziyade saat kavramı ile hesap ediyorum. 48 saate kadar sebze yemeğini yemesinde bir mahsur olmaz diye düşünüyorum. Gökalp’in yemeklerini zaten öğlen o yiyeceği zaman yaptığımdan 48 saat 3. güne tekabül ediyor. Ama biz nasıl bir yemeği üç gün üst üste yemekten hoşlanmıyorsak o hayata ve tatlarına yeni yeni alışmaya çalışan bebişlere de haksızlık etmek olmaz diye düşünüp mümkün olduğunca aynı yemeği 3. güne bırakmamaya çalışıyorum. Yoğurdunu bir Türk kahvesi fincanı kadar ayarlayın. İlk meyve genelde elmadır iki dilim rendelenmiş elmayı da yemesine göre arttırırabilirsiniz. Ben 10. Aya kadar meyve ve yoğurdu yarım yarım birleştirerek verdim. Sonrasında midesi büyüdüğü ve yeme kapasitesi arttığı için bir kutu Danone  benim yoğurdumu öğle yemeğiyle birlikte yedirmeye  başladım. Haliyle artık meyvesini de bir tam olarak yemeye başladı. Burada şunu da belirtmek istiyorum belki bilmeyenleriniz varsa elma en tok tutan meyvedir. Diyet yapan kişilere bu nedenle meyve olarak hep elma yemeleri tavsiye edilir. O günkü öğle yemeğini yeteri kadar yemediğini düşünüyorsanız meyve öğününde rendelenmiş elma içine bir iki bebe bisküvisi koyup yedirseniz içiniz rahat edebilir. Birde seçtiğiniz elmanın sert sulu değil de yumuşak olmasını tavsiye ederim. Sert sulu elma daha zor yediriliyor hem suyu çok akıyor leke yapma ihtimali yükseliyor hem rendelemesi zor hemde lif lif rendelendiği için bebek yutarken zorlanıyor. Kahvaltılarını ilk günden itibaren çimdik çimdik zeytin peynir yumurtanın sarısının yarısı olarak verdim, bunların yanında bir dilim ekmek içi veya 3 adet bebe bisküvisi verebilirsiniz. Ben devam sütüne 3 adet bisküvi ekleyerek başladım. Sonraki aylarda bisküvi adetini beş taneye çıkarıp içine dönüşümlü olarak bir çay kaşığı ceviz ve badem ekledim. Yapılması tavsiye edilmeyen sütle pekmezin birleştirilmesi durumunu maalesef bu aya kadar yaptım. Süt ve süt ürünlerinin, pekmezin içindeki demirin emilimini engellediği söylenir. Ama arada hiç pekmezi verebileceğim ayrıca bir boşluk olmuyordu. Hem pekmezin hem demir damlasının (ferrum grupları) hakkıyla kullanılması ve etkisi için zaten en az yarım saat öncesi ve sonrası süt ürünü almaması gerekiyor .Bizim bu yemek tablomuzda böyle bir ara mümkün olmadığı için sütüne dahil ettim pekmezi bizde bir kansızlık durumu oluşmadı siz yine de ayrı vermeyi deneyin. Artık meyve ve yoğurdunu ayırdığım için pekmezi meyvesine dahil ediyorum da nihayet benimde kafam bu sorudan kurtulmuş oluyor. En son olarak 8. Ayda acaba doymuyor da mı uyanıyor kaygısıyla milupa tahıllı gece mamalarına başladım. Emerek uyuduğu için daha hala 18:30,19:00 gibi mamasını yediriyor.20:00 da süt veriyorum.


Tüm bunlardan sonra baktım işin içinden çıkamıyorum doktorun  yönlendirmesinden farklı olarak Gökalp’i  uyuyacağı zamanlar emzirmeye başladım. Böylece bizim günlük yemek düzenimiz oluşmuş oldu. Sabah,öğle,yatsı,akşam yatmadan evvel ve gece uyandığında olmak üzere en az beş altı kez emiyordu zaten. İşte bizim günlük yemek düzenimiz:
Sabah anne sütü ,
10:00 Kahvaltı,
12:00 Anne sütü
13:30-14:00 Öğle yemeği  (şimdilerde yanında yoğurt)
16:00 Meyveli yoğurt (şimdilerde bir tam meyve)
16:30 Anne sütü
18:30 Muhallebi
20:00 Anne sütü
Sizlere de bir yemek düzeni oturtmanızı tavsiye ederim böylece bebeklerin açlık saatlerini de terbiye etmiş olacak ve yemek yedirmek için çok fazla efor sarf etmek zorunda kalmayacaksınız. Daha önce de öneminden bahsettiğim mama sandalyesini şiddetle tavsiye ederim. Bebekler her ay daha da hareketleniyor onları hem tutmak hem yedirmek iyice zorlaşacağı için zaten yorgun ve gergin olan bünyeleriniz iyice zorlanacaktır. Hem bebekleriniz o sandalyede yemek yeneceği fikrine alışmış olacaklardır. Eğer hala almadıysanız forumlardan birinde bir annenin çözüm olarak bebeğini normal sandalyeye oturtarak  iki tülbent yardımıyla hem bel hem kol altından bağlayıp mama sandalyesine dönüştürdüğünü okumuştum.Belki faydasını görürsünüz denemeye değer. Bebeğinizi  tv karşısında yemek yedirmeye alıştırmayın. Muhakkak duymuş ya da okumuşsunuzdur tv izlemek bebekler için iki yaşına kadar sakıncalı der uzmanlar. Çocuğunuzun erken yaşta tv izleme alışkanlığı edinmesi otistik ya da hiperaktif olmasına sebep olabilir. Ben ya da yeğenlerim izledik bize bişey olmadı diye düşünmek bebeğinize de olmayacağı anlamına gelmez. Onların beyinlerini bir kayıt cihazı gibi düşünün gördüğü işittiği dokunduğu yaptığı tattığı her şeyi kaydediyorlar bunları deneyimleyerek yapmak onlar için akıp giden bir görüntüyü takip etmekten daha verimlidir. Ben hiç mi tv açmıyorum tabi ki hayır. Daha önce de yazdığım gibi bu bir mükemmel anne ya da ideal anne blogu değil. Bizim evimizde de tv nin açık olduğu zamanlar oluyor. Bilhassa babamızın eve geldiği akşam saatleri ve uzun saatler açık kalmaması kaidesi ile hafta sonları. Malum erkekler daha tahammülsüz oluyor.  Gökalp tv izleme alışkanlığı olmadığı için çizgi film açtığımızda dahi çok uzun süre bakmayı tercih etmiyor. Velhasıl yemek esnasında tv izletmek yerine çizgi karakterli kitaplar gösterebilir ya da yanınıza tahta kaşık,plastik kap, kapak gibi her zaman oynamadığı ilgisini çekecek bir şeyler alırsanız oyalanırken yemeğini yedirebilirsiniz. Bir şeyler öğretmek içinde yemek saatlerini değerlendirebilirsiniz çocuk şarkıları dinleyip söylemek,ya da el oyunlarını öğretmek gibi.
6. ayda katı gıdaya geçişle başlayan kakanın katılaşması durumu 7. Ayda maalesef kabızlığa sebep  oldu. En az üç günde müthiş bir zorlanma ve ağlama krizleriyle tuvalete çıkabiliyordu. Doktorumuzun yönlendirmesi ile 7. Ay boyunca Duphalac bağırsak düzenleyici kullandık. Çok şükür ay sonunda kabızlık sona erdiği gibi tuvaleti de düzene girmiş oldu. Fakat lütfen siz yazdıklarıma kanaat ederek ilacı kullanmak yerine önce bir doktorunuza danışın. Ama bu sorunu yaşıyorsanız da sormak için acele edin de bebeğinizi bu ızdıraptan biran evvel kurtarın.

0 7 Aylık Bebek Gelişimi 1- (Emeklemeye ve Sıralamaya Başlama)

                    7 Aylık Bebek Gelişimi (2) ve 7 Aylık Bebek Gelişimi (3) buradan okuyabilirsiniz.

Gökalp’in 6. ayla başlayan fiziksel gelişim hızı bu ay da çok daha fazla gözlemlenebilir bir hal aldı. Bacak,kol,el hatta parmaklarını bilinçli olarak kullanmaya başladı. 5. ay da başlayan yorgan üzerindeki sürünme hareketleri bu ay da emeklemeye dönüştü. 6. ay da ellerinin ve dizlerinin üzerinde ileri geri sallanarak emeklemeye başlayacağının sinyallerini vermişti zaten. Fakat tutunarak ayağa kalkması ve sıralaması şaşırtıcı şekilde bir hafta içinde gerçekleşti. Koltuğa tutunarak ayağa kalktıktan hemen sonra ürkek ürkek sağa sola sıralamaya başladı.


Allah’ım ne güzel tecrübeler bunlar ne güzel duygular..Bir anneyi emeklerinin karşılığını alması kadar ne mutlu edebilir ki bu yalan dünyada. Sadece 7 ay oldu doğalı. Nedir ki insan ömründe 7 ay. Oysa bir bebeğin gelişimini gözlemlemek, ne kadar değiştiğini görmek zaman kavramın sorgulatıyor 7 ay diye küçümsediğimiz sürede. Bize mi çok çabuk geçti gibi geliyor derken birde bakıyoruz ne aşamalar katetmişiz ne çok şey geride kalmış 7 ayda. Velhasıl o kadar hızla gelişiyor ki, sürekli olarak babasıyla, büyüme dur biraz yavaşla diyoruz. Doymak istiyoruz bu hallerine o kadar sevimli ki son dönemlerde insan şükretmeden edemiyor bu eşsiz mucizeye.
Evdeki küçük kaşif ayağa kalktığı zamandan bu yana özgürlüğünün farkına varmasıyla adeta bağımsızlığını ilan etti. Artık sadece uykusu geldiğinde huysuzlanmaya başladığı zamanlarda kucağımıza gelir oldu. Ne de olsa yerde ayaklarının üzerinde keşfedecek çok şey vardı. Bu arada dili de iyice çözüldü. Bütün gün anlamsız heceler ve bağırışlarla koltukta bir ileri bir geri volta atarken öyle bir hal ve edası vardı ki sanki bir iş yapıyormuş gibi ifadelere bürünmesi insanı ısırmamak için çıldırtacak cinstendi. Adeta ye beni diyordu işte. Ne duruyorsun daha ne zaman yiyeceksin şimdi ye J Yürümeye çalışmanın ilk adımlarının büyük heyecanı ile onu bir yere oturtup ne bir şeye konsantre etmek ne de bir oyuncakla ilgilenmesini sağlamak mümkün değildi. Zaten şu aya kadar yeni bir oyuncağa bile en fazla 10 dk ilgi gösterdi. Sanırım oyuncakla oynamasına daha baya zaman var. Ama o dünyayı keşfetmeye çalışırken benimde onunla ilgili hayallerim vardı. Bir iki şey öğretmek istiyordum ama ne mümkün. Oturtabildiğim tek yer yemek sırasında mama sandalyesiydi. Oradaki sürede çabuk sıkılmasıyla doğru orantılı oldukça kısaydı. Ben de mümkün mertebe yemek sırasında bir şeyler öğretmeye başladım. Hem yemek süresince mızmızlanmadan sandalyesinde oturmuş oldu, hem de oturtup gösteremediklerimi öğretme fırsatı buldum. Bu dönemde bebekler tekrar yoluyla öğrenmeye başlayabiliyorlar. Fakat bunlar hece ya da seslerden daha ziyade fiziksel hareketler oluyor. Bizim ilk öğrendiklerimiz alkış yapmak, kendi çocukluğumdan kalma helikopter sesi dediğimiz o A derken ağzına aralılarla vurarak ses çıkartmasını sağlamak oldu.


Benim çabamın dışında kendisinin işaret parmağı ile sürekli objelere dokunduğunu gördük, ama bizim bunu fark etmemiz bulduğu hiç bir kırıntıyı atlamadan parmakları ile oynaması yoluyla oldu. Yalnız kendileri öğrendiği bu hareketleri sürekli olarak yapmayı tercih etmedi. Ne kadar ısrar etsem de yapmadığı gibi, unuttu artık yapmaz dediğimde de şaşırtarak kendi kendine yaptığı günlerde oldu.

2 BLOGUMA DOKUNMA !!!

Bu siteye erişim mahkeme kararı ile engellenmiştir.


01.03.11 tarihinde Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi, Digitürk’ün başvurusu ile BLOGSPOT.COM sitesini kapatma kararı almıştır. Gerekçe, birkaç kendini bilmez blogçunun, adaletsizce yayın hakları Lig Tv kanalına ait olan, futbol yayınlarını korsan olarak vermeleridir. Evet doğru okuyorsunuz bu düpe düz pire için yorgan yakmaktır. Bu kurunun yanında yaşında yakılmasıdır. Bu nasıl bir hukuk işleyişi nasıl bir adalet dağıtı mıdır? Adaletsiz yayın yapan bloglar kapatılacağı yerde adaletsizce tüm bloglar kapatılmıştır. 4 milyon kültür, sanat, spor, sinema, tiyatro, fotoğraf, teknoloji, moda, yemek, pasta kurabiye, kitap, anne bebek blogu ve daha niceleri…

Benim kaygım blogumu takip edenlerin bloggerlardan daha çok diğer anneler ve hamileler olması ve durumu kişisel algılayıp maalesef bir yanlış anlaşmanın doğabilecek olması. Yasaklanan bir sayfa olarak algılanmak ve sanki yüz kızartıcı birşey yapmışçasına bunu açıklamaya çalışmak bu nasıl bir saçmalıktır böyle. Bu haksız karardan biran evvel dönülmesini ve oğluma adadığım bu sayfanın resmen açılmasını diliyorum. Umarım bu gerçekleşene kadar sizlerle oluşturduğumuz samimi bağımızı yitirmemiş oluruz.
Meğer ne önemliymiş bu sayfa meğer ne kadar değer veriyormuşum. Biliyordum elbette, ama hiç kaybedeceğimi düşünmemiştim. Blogspotun kapatıldığını duyduğumda içim yandı adeta.Teknoloji özürlü bendeniz biran her şey bitti sandım. Aylarca yazdığım onca yazı.. Gökalp’e bırakacağım en değerli armağandı bu sayfa, onun her dönemini içerecek bitti dedim ya gitti her şey, nasıl hatırlarım onca şeyi..Neyse ki babamız olaya el attı da illegal olarak arama motorlarından bulduk çıkarttık blogu tabi sonra da hemen yedekledik bir sonraki tehlikeye karşı. Şimdilerde google sürekli ip nurasını değiştirdiği için bloglara bir girilebiliyor bir girilemiyor.Ne zaman bu gel git sona erecek hiç birimiz bilmiyoruz.

"Ahh annecim seni büyütmeye çalışırken bu ülkede neler yaşıyoruz. Karara bağlanamadığı, suçu yıllarca beceriksizce ispatlanamadığı için yüzlerce sapık,katil,hırsız,dolandırıcı biranda serbest bırakılıyor. Diğer yandan gazeteciler gözaltına alınıyor,suçluyu bulup cezasını vermek yerine bütün bloglar kapatılıyor,insan öldüren bilmem kaç gerekçeyle ceza indirimi alıp 10 sene bile hapis yatmadan kurtulurken baklava çalan çocuklar nerdeyse müebbet hapse mahkum ediliyor. Düşünce suçu denen bir şey  var sözüm ona özgür olan bu ülkede. Düşünsene, düşündüğü için suçlanıyor insanlar. Ne nasihat ediyim şimdi ben sana bir anne olarak, düşünme desem olabilir mi? Seni benim yaşlarımdayken düşünüyorum (napalım biz annleri kara zindanlara atsalarda çocukarımızı DÜŞÜNMEDEN edemeyiz) noolur bu memleketin hali hiç bilemiyorum ve çok endişe ediyorum. Ve, ve, ve  bu sayfanın maksadı sadece anne bebek blogu olması gerekirken, bunca yaşatılan şey yüzünden ben bu uğursuz cümleleri kurmak durumunda bırakılıyorum.