0 9 Aylık Bebek Gelişimi -1- (Eşyalar Yer Değitirmeye Çerçeveler Kalkmaya başladı)

9 Aylık Bebek Gelişimi (2)  ve 9 Aylık Bebek Gelişimi (3) yazılarımı linkleri açarak okuyabilirsiniz.

9. ay hayatımıza itirazların girdiği debelenmelerin ve hırçınlıkların baş gösterdiği bir ay oldu. Esasen 7. ve 8. aylarda itiraz etmeler başlamıştı fakat bu ay nerdeyse her hali hırçınlık içeriyordu.Öyle ki fazla kızdırılmaya gelmiyordu; neyse o sırada elinde bulunan fırlatmalara söylenmelere başlamıştı evdeki stres topu. Haliyle bu ayda artık yaramazlıklar da başlamış bulunuyordu.9.aya kadar evde sadece salondaki orta sehbayı kenara almıştık. Aslında çok süs püs meraklısı olmayan bendeniz ortalarda bulunan birkaç obje, resim çerçevesi ve hatta adsl'i kaldırma gereği duydum.


Tam da yeri gelmişken buradan kendi sayfamdan o çok bilmiş adeta çocuk büyütme gurusu hali ve tavırlarındaki annelere feveran etmek istiyorum.Nedir Allah aşkına bu ahkam kesmeler,bütün çocukların anasıymış edalarını takınıp bir siz ve sizin yöntemlerinizle ideal çocuk büyütülürmüş havaları.Bir şekilde sizlerle karşılaştığımda ya da bir yazınızı okuduğumda çığlık atma hissi uyandırıyorsunuz artık bende.Yeter demek istiyorum ya yeter bu kadar da olmaz.İnsan hem anne olup hem de diğer annelere nasıl siz kötü annelersiniz der gibi yapabilir.Ne mutlu sizlere iyi huylu bebeklere sahipsiniz ne mutlu sizlere sizin bebekleriniz inat eden türden değil.Neymiş bebeği yürüdüğü andan itibaren hiçbir obje kaldırmamış, hepsini tek tek tanıtmış, anlatmış, onların oyuncak olmadığını belletmiş o yavrumda bunu kabul edip bir daha onlara hiç uzanmamış.Bunu yaparkende bir fiske bile vurmamış.Keşe benim oğlumda böyle bir çocuk olsaydı.E söylesin bakalım şimdi o çocuk gurusu anne benim çocuğumun anlamadığı için beyni gelişmemiş mi ya da anlatamadığım için  ben mi yeteneksizim? Üstelik bir de fiske vurduğum için korkunç kötü bir anneyim tabi gözünüzde.Yahu çocuk hayatı tanımak istiyor o obje dokunamadığı zaman daha da ilgisini çekiyor. Adam aynı yerden yüz kere düşüyor yüzbirinci defa yine aynı şeyi yapıyor. İdrak edebilse düştüğünü, onca ağlamaya aynı şeyi yapar mı aynı yere gider mi? Ama yok sizin çocuklarınız çok akılllı ya da siz akıl sokmayı iyi beceriyosunuz kafalarına, sizinkiler anladı ya, var biz de bir enayilik. Sırf siz böyle bir psikolojiye soktuğunuz için, benim bebeğimde anlar neyi eksik yarışına ittiğiniz için, ben o objeyi kaldırmamakta direndim o da almakta.Evde anlamsız bir savaş hüküm sürüyor aramızda neymiş bilinçli anne bebeğine o bilinci aşılayabilirmiş.Yerim sizin bilincinizi! Yedim de zaten :) Artık hayatımızda siz de yoksunuz bizi birbirimize küstüren abuk subuk dayatmalarınızda.Objeler kalktı savaş bitti artık barış hakim evimizde.


Yazımı okuyan arada kalmış anneler size sesleniyorum.Hiç kimse bebeğinizi sizden daha çok sevemez ve huyunu suyunu bilemez. Başkaları gibi çocuk yetiştircem diye kendinizi de bebeğinizi de yıpratmayın.Çocuğunuzu gerçek hayata hazırlayın ve gerçek hayatı yaşatın. Hayat sadece sevgiden mutluluktan ibaret değil sadece tek duyguyla büyüyen çocuk sonrasında afallayacaktır. Ona kızgınlıklarınızı da hissettirin.Tabi vur dediysek öldürmeyin karşınızdaki henüz yaşına bile girmemiş bir bebek sınırlarınızın farkında olun. Annelik sabır işi bu guru takılan annlerde o uslu bebekleri sayesinde böyle ahkam kesebiliyorlar zaten azıcık sabır gerektiren bir bebekle karşılaştıklarında emin olun onlarda afallıyorlar. Anne olunca bütün sıfatlarından bir adım önde oluyor insan, evet ama sonuçta anne de etten, kemikten sinirden, kastan, nihayetinde o da bir insan.Anne yeri geldiğinde uyumayan, yemeyen, dinlenemeyen, evladı için hep kendinden veren veren veren.. O nedenle istisnai durumlar haricinde kimin haddine bu sonsuz emeği sorgulamak, yadırmak, küçümsemek.Bu yazıdan sonra bu konuyla ilgili uzman görüşlerini de okursanız bebeğinize nasıl yaklaşmanız gerektiğini daha detaylı öğrenmiş olursunuz.Örneğin daha ileri yaşları için bir makale örneği bence şimdiden bebeğinizi incitmeden uygulamakta fayda var..http://ivillage.mynet.com/gebelik-aile/cocuk/gelisim/5752-cocuga-nasil-hayir-demeli.html?start=3

2 Bebeklerin Diş Çıkartma Belirtileri


BEBEKLER NE ZAMAN DİŞ ÇIKARTIR
Bebeklerin Diş Temizliği  yazımı da okuyabilirsiniz.

Doğumundan itibaren kilo ve boy artışının dışında bir bebeğin geliştiğinin, büyüdüğünün en belirgin fiziksel işaretlerinden biride inci dişlerin çıkmaya başlamasıdır.Bebekten bebeğe farklılık gösteren bu durum bazılarında ilk 4 ay içinde bazılarında 6.ay ve civarında bazılarında ise 1 yaş sonrasında görülür.İstisnai olmakla beraber doğuştan dişi olan bebeklerde vardır.Kalsiyum fazlılığının neden olduğu söylenen bu durumda diş ilk 2 ay içinde kendiliğinden düşer ya da çekilir bu gibi bir durumunuz varsa detayları internetten araştırabilirsiniz.
Bizim ilk diş tecrübemiz 8. ayda gerçekleşti.Çıkarması o kadar uzun sürmüştü ki artık ümidimi yitirmeye başlamıştım. 2. aydan sonra elini sürekli ağzına götürür olmuştu. O dönemde ki bu baş parmağı emme ve elini yumruk şeklinde ağzına götürme olayı dişten daha ziyade emme duygusunu tatmin etmek içindi.Emzik almadığı için süt içmediği zamanlarda kendini bu şekilde oyalıyordu. Şu geç yaşlara kadar parmak emen çocuklardan olacağını düşünüp bunu alışkanlık haline geitreceğinden çok endişe etmiştim. Ama bu da anneliğin yarattığı yersiz endişelerden biriydi işte. Sizlerde bu duyguyu biraz tatmin etmesine müsade edip sonrasında elini ağzından onu üzmeden çeker ve başka şeylerle oyalamayı başarabilirseniz bu hareket bir alışkanlık olmaktan çıkıp zamanla kendiliğinden kaybolacaktır.Daha sonraki aylarda bilhassa 4. ayda el parmak emmenin ötesinde eliyle,özellikle parmaklarıyla damaklarını kaşımaya çalıştığını farkettim. Fakat öyle bahsedildiği gibi elini ağzından hiç çekmemecesine ısrarla bir kaşıma halide yoktu. Bu durum gide gele tam 4 ay sürdü.

Ancak 8. ayda diş kendini gösterebildi.O nedenle diş huysuzluğu ve huzursuzluğu yaşayan anneler bilhassa ilk diş çıkartma sürecini hiç öyle bir iki haftada geçicek diye düşünüp ümitlenmesin.Aksine kendini bu sürece alıştırsın ki zaten zor olan bu dönemde bir de ha çıktı ha çıkacak diye bekleme gerginliği yaşamasın.Ama yazının başında da belirttiğim gibi her çocuk birbirinden başka bizim ilk diş çıkartma süremiz belirtilerin ortaya çıkışıyla birlikte 4 ayı buldu. Başka bir bebeğin annesi eminim biz o dönemde hiçbirşey anlamadık diyebilecektir.İlk dişin çıkmasının ardı hemen geldi. Tam bir ay sonra 2. diş sol attan çıktı ilk dişimiz sağ alttan çıkmıştı. Aynı ayın sonuna doğru 3. diş üstten patlak verdi. Gökalp dişlerini sıralı bir şekilde çifter çifter çıkartıyordu.12. ayda bir duraklama dönemine girdik.Yine sürekli el ağızda kaşıma hali devam ediyor ama ortada dişte belirtide yok. Sanırım bu köpek dişler diğerlerine göre daha zor ve uzun sürede çıkıcak aynı süreci birde azı dişlerinde yaşayacağımızı okumuştum.
Genel olarak yazdığım tüm bu diş çıkartma sürecinden sonra gelelim belirtilere ve diş çıkartmanın ne kadar sürdüğüne.İlk çıkattığı dişlerden sonra Gökalp 1 ay ara ile diğer dişlerini de birer ikişer çıkatmaya başladı. Bu süreçte genel olarak eli ağzındaydı. Fakat elini tutuş şekli daha çok damağına asılır ve aşağı doğru çeker gibiydi. Diş çıkartma döneminde bebeklerin genel olarak huzursuz ve huysuz olduğu söylenir. Gökalp genelde gece huzursuz bir bebek olduğu için dişte ayrıca bir huysuzluk yaşamadık.İlk dönemler diş jeli kullandım fakat emdiği için çok kullanmamaya özen gösterdim.Açıkcası ilk andaki etkisini kaybettikten sonrada bebekte fazla bir rahatlamaya neden olmadığını da söyleyebilirim. Bunların dışında yine yazılanlar gibi ilk dişlerinde de sonra da ateş kusma ishal yaşamadık. Fakat diş dönemlerinde soğuk algınlığı yaşıyormuş gibi burnunun aktığı olmuştur. Sabahlara kadar ağlayıp huzursuzluk yapmadı.Tabi köpek dişleri ve azı dişlerinde durum ne olacak şimdiden bilemiyorum onlarıda aylık gelişim notlarında belirtirim.


Şu ana kadar çıkan diş sayımız 6 :) Şimdiye kadar çıkan dişlerini gözönünde bulundurduğumda, belirtileri farkettiğim zamandan itibaren ilk dişin çıkması 4 ayı bulurken diğerlerinin çıkması belirtilerden sonra 1 hafta 10 gün içinde gerçekleşti diyebilirim.

Diş çıkartma belirtileri ise şöyleydi:
  • Alt dudağını emmesi
  • Dili ile diş çıkacak yeri iterek kaşımaya çalışması
  • Kulağını kaşıması
  • Burun akması
  • Dişlerini rahatsız edici bir sesle gıcırdatması
  • Diş çıkacağı zaman, dişin çıkacağı damak beyazlaşır,dişin çıktığı yer şeffaf bir hal alır dikkatle bakılırsa diş içte görülebilir.
Herkesin sıra sıra incilerin mutluluğunu ve çoşkusunu huysuzluk ve huzursuzluk yaşamadan tadabilmesini diliyorum...

2 Anneler Günüm Çok Kutlu Oldu :)


Bir başka "Anneler Günü"ne özel yazımı: İnadına İyi ki Var Şu Anneler Günü  linki tıklayarak okuyabililirsiniz.

Ne güzel ne özel bir gündü,hem dugusal hem coşkulu, hem gözü dolu hem pür neşe... İyi ki var bu anneler günü iyiki akıl edilmiş ne doğum gününe benziyor ne yılbaşı ne bayram seyran bambaşka bir hazzı var bambaşka bir duygusu.Neymiş anneler bir gün mü anneymiş elbette değil ama evrensel bir aurası var bugünün dünyadaki bütün anneler mutlu olsun diye alınıyor hediyeler, çiçekler, söyleniyor güzel sözler.Tabi gözü yaşlı,yüreği buruk,evlat ve anne sevgisini içlerinde yaşamak zorunda olanlarda var.Yine içim yandı sizin için ama bu sefer ta ciğerden o gün evladıma her baktığımda onu her öptüğümde her kokladığımda yaşadığım coşkudan utandım sanki bizi görüyormuşsunuz nispet yapıyormuşuz gibi.Anneler günü yıllarca ızdırap olarak geçti hayatımda, göremediğim annemin özlemiyle.Şimdiler de o ızdırap yeri doldurulamaz bir acı oldu babaannemi kaybedişimle.Gözümde yaş vardı sizler için babaannem için.Yıllarca hem baba hem anne olan ismini hakkıyla taşıyan babaannem için.Evladımın coşkusunu,annemin yanımda oluşunun mutluluğunu şükrederek yaşadım ama babaannemin yokluğuna da yandım.İsterdim Gökalp'imi görsün isterdim mutluğumu bilsin,ama yine de umuyorum ve diliyorum bir yerlerden haberdardır halimizden.
Ve bunca duygusal yazıdan sonra büyük bir coşkuyla söyleyebilirim ki çok mutluyum anne olduğum için.Ama maalesef bu sene vardım bu eşsiz duygunun tadına,bu sene farkettim ben bir anneyim dünyanın en güzel en özel evladına.Bunca yazı içinde geçen sene bir tek kelam geçmemiş anneler gününe dair.Oysa bu benim 2. anneler günüm.Öylesi vahimmiş ki halim anlayamamışım yada hissedememişim böylesi insanın içinden taşan bir günün coşkusunu.Oysa nasıl coşkululuyum nasıl mutluyum bu sene öyle doluyum öyle taşıyorum ki iyiki doğmuşum ki iyiki anne olmuşum iyiki annen olmuşum iyiki bu anlatılmaz duyguyu yaşamaya nail edilmişim.Yoksa kim nasıl yaşatabilirdi bu duyguları kim anlatabilirdi anneliğin bir duygu yoğunluğu olduğunu.Seni ağzım kulaklarımda küçücük bir kapakla oynarken izlerken birden göz yaşlarıma engel olamayacağımı.Birlikte uyumanın verdiği huzuru mutluğu, yanımda olmanın seni koruyacak olacağım için hissettirdiği güveni.Uyurken seni seyredip geleceği hayal ederken bir yandan şu hallerini hafızama kaydetmeye çalışmanın yaşattığı tezatı kim anlatabilirdi.Sırf sen uyanma diye başım boynum tutulurcasına dönmeden aynı tarafta yatmanın, uykusuz geçirdiğimiz berbat bir gecenin ardından, beni nasıl bir gün bekliyor diye içten içe hayıflanırken, açılan perdeyle odaya dolan gün ışığından daha aydınlık olan gülümsemenin herşeyi unutturacağını.Birlikte uyanacağım birinin bana her yeni güne şükrederek başlatacağını kim nasıl anlatırdı.O kadar çok korktuğum şey vardı ki börtü böcek adı anılmayacak şeyler ama artık hepsi hikaye sayende ben bir anne kahramanım.Hiç kimseden hiç birşeyden korkmuyorum bir tek senden başka.Sen ne kadar umudum, çoşkum mutluluğumsan aynı zamanda korkularım,yürek ağrılarım,kederimsim.Sana hiç bir kötülük gelmesin, hepsine ben siper olurum annecim.
Her bir bebek doğduğunda yeni bir anne doğarmış.Bende seninle beraber yeniden doğdum bebeğim.Hayatı seninle hemde bu yaşta yeniden öğrenmeye başladım.Küçücük şeylerin ne büyük mutluklara yada göz yaşlarına sebep olabileceğini anladım.Tıpkı bir ekmek ucunun yarattığı coşku ile onu düşürmenin verdiği hüzün gibi.Tüm bunlar ve daha yazmadığım nice şeyden sonra ben sensiz ne yapıyormuşum yada ne yaparmışım diye sormadan edemiyorum kendime.Seni içinden çıkarttığımda ne kadar anlamsızlaşıyor bu hayat.Hayatımın en güzel armağanı seni bana yazan Allah'a şükürler olsun.Bu güzel yazgıyı yaşamama vesile olan eşim,hayat arkadaşım,sevgilim sana da çok teşekkür ederim.Birtanecik evladım senin sayende anneyim ben.ANNE...

0 8 Aylık Bebek Gelişimi -3- (İlk diş göründü)


Buradan 8 Aylık Bebek Gelişimi (1) ve 8 Aylık Bebek Gelişimi (2) okuyabilirsiniz.



İLK YILBAŞI KUTLAMASI- İLK DİŞ VE DİŞ BUĞDAYI PARTİSİ

8.Ayımızda bizim için özel olan durumlardan bazıları da ilk yılbaşımızı kutlamamız ve ilk inciyi görüşümüzdü.Yılbaşında her yanın ışıl ışıl olmasına herkes gibi bayılan bendeniz bu sene yılbaşı ağacımızı evdeki yüksek enerjiye tehlike alanı oluşturacağı için kurmayı tercih etmedim.
Ama akşam soğuğuna rağmen tamda algısının en açıldığı bu dönemde o pırıltılı ortamı görebilmesi için ilk defa kararmış hava da ekstra bir gezmece yaptık.

Ve aylardır elini ağzında gören tanıdık tanımadık herkesin ay diş geliyor yakındır çıkar söylemleri nihayete ermiş oldu.4. aydan bu yana ha çıktı ha çıkacak bu sefer geliyor gerçekten galiba derken hiç beklemediğim bir anda, damağında farkettiğim sanki yoğurt kalıntısı şeklindeki şeyin, daha tam olarak uç vermemiş inci dişimiz olduğunu anladım.Aman ne büyük bir mutluluktur o.Çocuğun her geçirdiği evre ya da yaptığı şey bayram havası estirir oldu evimizde.Emekliyor oleyyy, dişi çıktı yuppiii, şimdilerde yeni nidalarımızı yürüdü hobaa şeklinde atıyoruz.Ama anne dediği günü düşünemiyorum sanırım bir daha söylesin diye ısrar etmekten nefret ettiricem çocuğu söylediğine söyleyeceğine.Diş çıkarma sürecinde bizim yaşadıklarımızı bir başlık altında anlatıcağımı belirterek diş buğdayı seramonimize geçiyorum.Çok eski bir gelenek olan diş buğdayı partisi mi desem etkinliği mi desem benim yorgun bünyede pek o hadi yapalım havasını estiremedi.Ama biricik oğlumunda böylesi bir kutlamadan mahrum kalmasına içim elvermedi.Bende diş buğdayı yapmak yerine kurabiyesini yaptırayım dedim.Aslında İstanbulda bulunanlar meşhur Eminönü'nden kurabiye kalıpları alıp internette çarşaf çarşaf bulabileceğiniz tariflerle kurabiyeleri sizlerde yapabilirsiniz.Buna ne cesaretim ne enerjim olmadığı için ben kurabiyelerimi internetten sipariş vermeyi tercih ettim.

Hem oldukça lezzetli hem oldukça makul tanesi 2 liraya gelen bu şirin dişleri siparişimin hemen ertesi günü elimde olacak şekilde ulaştıran Şeker Kurabiyecisine ayrıca buradan da teşekkür etmek isterim.Sizlerde sipariş vermeyi düşünürseniz yazdığım bu adersten .http://www.sekerkurabiyeci.com/ kendisine ulaşabilirsiniz.Her nekadar dişe özel bir kutlama hazırlamış olmasamda tamda o döneme denk gelen Nalan teyzemize yaptığımız ziyarette meslek seçme ritüelini gerçekleştirmeyi ihmal etmedik.Evin ortasına serdiğimiz pikenin üzerine çeşitli meslek gruplarını çağrıştıracak materyeller yerleştirip içlerinden birini seçmesi için tercih alternatifleri oluşturduk.Bilhassa biri diğerine daha baskın olmasın diye kırmızıya olan ilgisiyle genelde kırmızılı şeyler koyduk.

İçlerinde en çok topa gider diye tahmin ederken son anda Nalan'ın komidininde görüp bunu da koyalım dediğim aynayı seçmesi hepimizi hem çok şaşırttı hem çok güldürdü.Bu duruma babamız çok bozulduğu için tekrar etmemize rağmen tercihi yine aynadan yana oldu.Babamız neden mi bozuldu, aynayı koyarken bu sanatsal faaliyetler içeren meslekleri temsil etsin demiştim.Titayro,sinema,şarkıcı,çalgıcı,reklam,yönetmen vs. vs.... Tabi oğluna böyle bir meslek hayali olmayan baba için tercih hiçte kabul edilir değildi. Aslında açıkcası bende hayal kırıklığı yaşamadım değil nerden çıktı oğlum şimdi ayna yahu :)) İtiraf etmeliyim ayna yönünde gelişimleri de yok değil ilerleyen dönemlerde enstümantalist hallerini ve dansa olan ilgisini sizlerle paylaşıcam.Hakkımızda hayırlısı olsun gelecekte hep beraber görücez meslek seçimini bizim evin efendisinin.
Bu ay doğumdan sonraki ilk kontrole gittiğim doktorumuz Herman beyle doğumun sonrasında onlarda ilk defa karşılaşmış oldular.8 ay sonra yaşanan bu ilk karşılaşma hiç beklemediğim şekilde sıcak geçti.


Gökalp yabancılama dönemindeydi ve Herman en gıcık olduğu şeyi gözlük kullanıyordu.Ona rağmen kucağında hiç itiraz etmeden aksine sevmediği gözlüklerle oynayarak adeta tanıdım ben bu adamı beni sana kavuşturan amca bu der gibiydi:)

Ve bunlarda inernetten 8. ay gelişim notları :

SOSYALEbeveynlerine bağlıdır,yabancılardan ürkebilir.
Aynadaki görüntüsüne güler,vurur,öper.
Dikkat çekmek için bağırır.
Eve kapanmaktan hoşlanmaz.
Taklit yeteneği gelişmeye başlar.

FİZİKSELEl çırpar, el sallar.
Eşyaları tutarak ayakta durabilir.
Öne ve arakaya doğru emekleyebilir.
Elinde bir nesne ile emekleyebilir.
İşaret edilen yere bakar ve takip edebilir.

ZİHİNSELAnne ,babayı bilinçli olarak söyleyebilir.(söyleyene bravo ben hala duyamadım)
Geçmiş olayları hatırlar.
Bildiği bir davranışı yenisiyle pekiştirebilir.
Nesneleri üç boyutlu olarak algılmaya başlar.Herşeyi tatmak ister.
İstemediği nesneleri iter.

0 8 Aylık Bebek Gelişimi -2- (Desteksiz oturma,Düşürdüğünü alma)


Buradan 8 Aylık Bebek Gelişimi (1) ve 8 Aylık Bebek Gelişimi (3) okuyabilirsiniz.

Bu ay ayaklanma girişimleri her ay olduğu gibi hızla gelişmeye devam etti.Sıralamaya başladığını geçen ay yazmıştım.Bilinçsizliğin verdiği cesaretle gözü kara bir şekilde sıralama hızı artmıştı.Hayatının ilk hız denemelerini emeklerken gerçekleştirmişti.Hatta babası şu emekleyen bebek yarışmalarına sokalım açık ara birinci olur diye espiriler bile yapmıştı.Ama sıralama emekleme kadar güvenli bir olay değilki haliyle düşmelerde kaçınılmaz oldu.İlk zamanlar aşırı tepkilerimle ağlama krizlerini adeta pekiştiriyordum ama elimde değildi.Gözümün önünde yere kapaklanmasına mani olamayınca iç sesim ben ne kadar bağırmıcam desemde o daha havadayken içli bir feryat olarak çıkıveriyordu ta çiğerimden.Zamanla o da bende düşmelere alıştık.Hala her düştüğünde ağzı bir karış açık yüzüme bakıyor ne reaksiyon vericem diye.Klasik yok bişey tesellisinden sonra neyse yaptığı kaldığı yerden devam ediyor.Zaten artık canının yanmasından çok düşmenin can sıkıntısı ile ağlıyor.
Düşmek, bu ayda öne çıkan negatif bir olay olsa da, olumlu durumlarda vardı fiziksel gelişimi arttıran.Mesela ilk desteksiz oturmalar başlamıştı.İlk zamanlar öyle çok uzun süreler olmasa da 1-2 dk ile başlayıp ayın sonunda daha uzun süre oturabiliyordu artık.Ama hiç öyle oturup önüne oyuncak alıp oynadığına şahit olmadım.Oturmak pek tuttuğu bir hareket olmadı.Oturmanın aksine yatağının parmaklıklarını sallamak en popüler hareketi oldu.Öyle ki artık parmaklıkların elinde kalıcağını düşünüp zorla yataktan aldığım olmuştur.Bir diğer gelişim elinde tuttuğu bir şeyi düşürdüğünde nihayet eğilip kendisinin alıyor olmasıydı.Daha evvel sıralarken düşürdüğü şeye uzanmak istediğinde ya düşüyor yada ağlayarak bizden yardım istiyordu.Böylece artık kendi işini kendi yapma halleri de hayata geçmiş oluyordu.Bunların yanında yatağa ya da koltuğa tırmanmak için arada bacak atmayı akıl ediyordu ama çıkma becerisini bu ay gösteremedi.Onun yerine herzaman yapamasada artık ilk defa kendi başına inmeye başlamıştı.



Bu ayda fiziksel gelişimini desteklemek için, enerjisine takviyeyi arttırmak adına, yemeklerine kıyma ve soğan ilave etmeye başladım.Hemen şunu söyliyim soğan gaz yapan bir yiyecek bebeğiniz çok gazlı ise eklemeyi erteleyebilirsiniz.Ben ilk başlarda tadımlık 1 halka olarak başladım.Ay sonunda 1,5 halka olarak rendelemeye devam ettim.Hala da en fazla 3 halka şeklinde kullanmaya devam ediyorum.Kıyma ilavesine 3 kez çekilmiş kıymanın 1 tatlı kaşığını kullanarak başlayabilirsiniz.Kıyma ağızda erimesi mümkün olmayan bir besin olduğundan 3 kez çektirmekte fayda var lakin diğer sebzeler arasından hemen boğazlarına takılıp öğürtüyor.

Hayatının ilklerinden birini, ilk kar yağışını da bu ay görmüş oldu bizim karbeyazı oğluşumuz.Ama o kadar kısa sürdü ki, sabah sanki günlerce sürecekmişçesine lapa lapa yağan ve tutan kar öğleden sonra yağmurla birlikte pamuk şekeri gibi eriyip gitti.Karın güzelliğini bir kaç ay sonra 10. ayımızda doyasıya yaşadık.Camdan hergün gökyüzüne bakıp o tertemiz kar tanelerinin nasıl yağdığını seyrettik.Bu değişik tabiat olayı baya ilgisini çekti ki kendi başına camdan dakikalarca sıkılmadan izlediği oldu.


Ve nihayet bendeniz de ilk defa anneme bırakıp 8 ay sonra onsuz dışarı çıktım.İçinizde tuaf bulan kişiler olucaktır ama maalesef şartlar öyle gerekti.Zaten nerdeyse 6. aya kadar kucak müptelası bir bebekti ve benden başkasında bu annem bile olsa uzun süreler durmuyordu.Bunun yanında sadece sütle beslenen bir bebekti ve biberon almıyordu.Bir de hava zaten benim dışarı çıkmak isteyeceğim türden değildi ve hala da baharı bile yaşayamıyoruz.E hal böyle olunca biz hiç ayrılmadık.Yılbaşı öncesi her yer ışıl ışılken bir çıkalım dedik ama 1 saatten sonra yapacak birşey bulamayıp eve geri döndük.Sudan çıkmış balık gibiydim hiç birşey tad vermedi.İlk ayrılığın kalp çarpıntısı ile acaba ağlıyormu kaygısı beni hemen eve attı.Ona kızıyordum ama galiba bende bağımlı olmuşum oğluma.