2 10 Aylık Bebek Gelişimi -2- (Araba Koltuğunda Oturmaya-Ortalığı Karıştırmaya- Koltuklara Tırmanmaya-Su İçmeye Başladı)


10 Aylık Bebek Gelişimi (1)  ve 10 Aylık Bebek Gelişimi (3) yazılarımı da okuyabilirsiniz.

10.ay tutunarak kalmaya başladığından beri en hareketli olduğu ay oldu.Tam bir haylaz tam bir meraklı olup çıktı.Elinin uzandığı dokunabildiği herşeyi çekme, düşürme, atma, dolap çekmece açma, azmiyle dopdoluydu.Hala da aynı ilgi ve merak devam etmekte fakat ilk dönemde olduğu gibi aklını sadece bu karıştırma arzusuyla kullanmıyor. Şimdilerde bir yere takılınca, farkedince ya da keşfedince odaklanıp kalıyor. Onun dışında genelde oynama,kendince bişeyler anlatma ve izleme halinde geçiyor günlerimiz.


Bitmek bilmeyen merak duygusunun önüne geçemeyince açılıp kapanmaların,karışıtırılıp dağıtılmaların,dökülüp saçılmaların ama hepsinden çok pat pat çarpma seslerinin önüne geçebilmek için dolap çekmece kilitlerinden aldık. Son derece pratik iki dolap kapağı ya da çekmeceye birden yapışan arada silikon, kauçuk tarzı bir aparatın tuttuğu ve bebeğin açamayacağı tarzda oluşturulmuş bu düzenek bizim evdeki çilingire mani olamadı. Dur durak tanımayan azmiyle çekee çekee silikonu yerinden çıkararak ya da yapışkanı kopararak açtı yine açılmaz denilen dolapları.Sözün özü o ki hiç gidip böyle düzeneklere para harcamayın. Benim gibi alın bir şeffaf koli bandı, bantlayın açmasını istemediğiniz yerleri oldu bitti.Birkaç denemeden sonra açamadığını farkedince o da vazgeçti zaten zorlamaktan. Şimdi bir iki dolap, almam gereken şeyler yüzünden bantlı değil ama açmaya yeltenmiyor bile.


Fakat karıştırma ve kurcalama arzusu sadece çekmece ve dolapla sınırlı değilki. Öyle şeyler varki hiç vazgeçmiyor. O nasıl bir duyguysa tatmin olsun kendi bıraksın vazgeçsin diye çoğu zaman olmayacak şeylere bile müsade ediyorum ama yok adam doymuyor. Mesela artık koltuklara tırmanmayı becerebiliyordu.Bilhassa sehbanın üzerine çıkıp kaloriferi tutup kendini çekerek beşiğindeymiş gibi sallamak,ya da daha beteri sehbayı adeta bir kürsü gibi kullanıp eli kolu hiç biyeri tutmadan işaret parmağı ile bi yerleri gösterip bıdı bıdı konuşmak gibi.Düşmesi an meselesi daha yürümüyor bile ama tutabilene aşkolsun.O dönem arkamı dönüp mutfağa bile koşar adım gider olmuştum.Koşar adım gidişim sadece düşecek kaygısıyla değil, tam bir anne kolik olmasıyla da ilgiliydi.Müthiş bir anne bağımlısı halindeydi biran başka bir odaya geçmeme gözünün önünden ayrılmama tahammülü yoktu.Neyseki şimdilerde yürüyor. Daha özgür olduğu dolayısıyla hayattaki başka şeyleri merak edip çözmeye çalıştığı için biraz olsun ayrıldık.
Her geçen ay söylediklerimi daha net anladığını farkediyorum.10. ay da vucut hareketleriyle, tavrıyla sanki anladığını ilk kez hissettirmeye başlamıştı.Bu aya kadar bir türlü başaramadığım su içirme olayı, kana kana su içiyor olmasıyla bir sorun olmaktan çıkarak tarihe geçiyordu. Daha çok hareket ediyor olmanın vücutta oluşturduğu enerji kaybı ile artık suyu severek içmeye başlamıştı.
Bu ayın en güzel havadislerinden biri de artık araba koltuğunda oturuyor olmasıydı. Doğduğundan 10. aya kadar otomobilde arka koltukta kucak kucağa yaptık yolcuklarımızı.Kucağımda olmasına rağmen çoğu zaman mızırtılı ve sıkılgandı. Arabada gitmekten bile keyif almayan bir çocuktu maalesef. Ama ne olduysa yeter buna bir son vermemiz lazım artık dediğimizde oldu.Nananemizin hediyesi olan koltukla değişti araba yolcuklarının seyri. Sihirli bir değnek dokunmuşcasına oturduğu yerden seyreder oldu dışarıyı sanki benim kucaktan daha önce görmüyormuş gibi.Şimdilerde en uzun mesafeler bile sorun değil, canım oğlumla baş başa yolda bizi neler bekliyor diye hiç düşenmeme gerek kalmadan çıkabiliyoruz arabamızla. Birde Tarkan CD si varsa fonda değmeyin keyfimize. Müziğe ritim tutan ayaklar ve ağızdan dökülen anlamsız melodilerle varıyoruz gideceğimiz yere. Ey araba koltuğu sen mucize misin demek istiyorum kendilerine :) Ve tabi bu ayrılışta bende yine dramatik bir hal aldı.İlk dönem bir müddet ön koltukta onu terketmişim hissiyatı ve vicdan azabı ile kafam arkadaydı hep.

Yeri gelmişken bu oto koltuğu meselesine değinmek istiyorum.Bende bu gibi konulara takık biri olarak şunu söyleyebilirim ki pek tabi güvenlik çok mühim mesele ama çok dandik olmadığı sürece tüm koltukları tercih edebilirsiniz. Gönül, en pahalı olan en iyisidir diye o olsun istiyor ama bizim gibi havadan gelen bir koltuk varken gidip para vermeyi tercih etmeyince gereksiz bir kafa yorma olduğunu anlıyorsunuz. Mesela ben Römer marka isofix'li(arabanıza direk monte oluyor) bir model arzu ediyordum.Fiyatı 1300 tl civarında fakat şimdiki koltuğumuz Mothercare kemerli bağlanan bir model ve fiyatı 300 tl civarında :) Aradaki fiyat farkına muhakkak özellikleri de dahildir ama İsofix'li değilde kemerle bağlanan bir model olması bile Römer marka grup modelleri arasında 400 liralara varan bir fark oluşturuyor. Ben,tak çıkart yapmadığımdan belki kemerle bağlanmasında hiç bir sıkıntı yaşamadım ve de gayet sağlam ve sabit duruyor. Allah sınayacak tecrübeler yaşatmasın inşallah. Demem o ki bu konularda takık davranmayın önyargısız sorun soruşturun içinize sineni aklınıza yatanı alın.

0 10 Aylık Bebek Gelişimi -1- (Diş Gıcırdatmaya Başladı- Gaz Problemi Bitti)


10 Aylık Bebek Gelişimi (2) ve 10 Aylık Bebek Gelişimi (3) yazılarımı da okuyabilirsiniz.

10.ay bebekliğinden bu yana,bitmek bilmeyen uyku problemi dışında en sorunsuz geçen ayımız oldu. Emekliyor ve tırmanmaya çalışıyor diye nerdeyse 1 dakika bile bırakıp hiç birşey yapamazken bu ayın ilk yarısında ilk defa mutfakta gönlüme göre koşuşturmadan yemekte yapabildim bulaşığımıda toparlayabildim.Önceki aylarda öyle adam akıllı bir yemek yapmak bir de üzerine çıkanı makinaya koymak mümkün olmamıştı. Henüz yeni yeni tutunarak ayakta durabilmenin heyacanı ve fazla hareket edememenin oluşturduğu sınırlı alanda yanımda öylece durmaktan sanki matah birşey yapıyormuş gibi son derece mutlu oluyordu. Daha önceki aylarda kendi özgürlüğünün farkında olmaması ve ben varken gözünün oyuncak falan görmemesi nedeniyle yanından ayrılmak ne mümkündü. Çığlığı basmasına sebep olan, henüz tespit edemediğim keyfine ya da oyalanma durumuna göre bir süresi vardı. Aslında nerdeyse hiç diyebileceğim kadar az olmuştur gözü yaşlı ağlamaları. Lakin canı heran sıkılmaya müsait mız mız ağlak bir hali vardır bizim evdeki ilgi mümtalası bücürün. Başladı mı kucağıma almadan ya da onunla oynamadan bitmez mızıklanması. Dolayısıyla da benim kalan bütün işlerim oluyor muydu size yalan.Otur Dilek gönlü olsun paşanın,kalsın işler kim geliyor zaten,yemek mi napalım koruz bir makarna yaparız bir köfte diye geçiyor daha hala günler. Zaman gönül eyleme zamanı hepsi bir arada olamıyor malesef. Tercihe gelince de bizim evde Gökalp deyince alternetif zaten yok sizin evlerde nasıl oluyor ve olmakta bilemem ama bende ki bu can yetemiyor malesef birkaç şeye.


Sonraki aylarda da 10. ayda olduğum kadar rahat olamadım. Gözü kara bir cesaretle hiç bir sınır tanımayıp gidebildiği hatta düşebildiği yere kadar ısrarla gitme arzusu beni yine oturma odası sınırlarına mahkum etti. Ben nerdeysem orada olmayı bir kuralmışcasına uygulayan minik takipçimi oturma odasında gözlemlemek evin içindeki diğer yerlere göre hem daha güvenliydi hem de bildiği tanıdığı bir ortamda yürüme antrenmanı yapması daha mantıklıydı.Üstelik artık koltuk ,konsol,sehba gibi tutunacağı yerlerleri yalamış yutmuş örümcek adam misali duvarlara tutunarak koltuklar arası boşluklardan geçmeye çalışarak tehlike alarmı veriyordu. Hal böyle olunca düşmelerin haddi hesabı sayılamaz oldu. Nekadar çok düştüğünü buraya yazmak için sayacak oldum içim kaldırmadı bıraktım. O nedenle şimdiden söyliyim bundan sonraki birkaç ay biraz acılı ve stresli geçicek sizin ve bebeğiniz için. Çoğu zaman başaramamanın verdiği hırsla acıdan çok sinirinden ağladığına şahit olucaksınız. Hayatı gerçekten düşe kalka öğreniyorlar ve gelip geçiyor zaman. Şimdilerde Gökalp nerdeyse koşuyor ama asla düşmek onu yıldırmıyor. Allah'ta yıldırmasın inşallah.
5. ayda önce dört kat şeklinde yere serilip neredeyse her ay bir katı açılmak suretiyle 10. aya kadar yerde serili olan yorganımız, artık sınırlarını aşan evdeki enerjiye koruma alanı oluşturmaktan çıkıp, takılıp düşmesine sebep olan tehlike alanı oluşturmaya başladığı için ortadan kalkmış oldu. Böylece bizim içinde bir dönem daha kapanmış oluyordu. İşte büyümenin elle tutulur gözle görülür ispatlarından biri daha. Oysa, ilk günler kuş gibi olduğu yerde çırpınıp dururken minicikti o yorganda.


10. ay daha önceki "Bebeklerde Gaz Sancısı-2(burayı tıklayarak okuyabilirsiniz) yazımda da belirttiğim gibi gaz sancılarının bittiği bir dönem oldu.Yine aynı yazıda yazdığım üzere tamamıyla sona ermese de mütamadiyen hergün verdiğim gaz damlası sürecini bitirdik. Şimdilerde hala zaman zaman gazlandığı ve damla kullandığım günler oluyor ama eskiye bakınca çok şükür büyük yol katetdik bu konuda da.
Bu ay ilk defa dişlerini gıcırdatmaya başladı. Öyle yüksek sesli bir gıcırdatmaydıki bu, baskıdan minicik inciler kırılacak diye korktuğum oldu. Ama neyse ki çok uzun sürmedi 4.dişin çıkmasıyla diş gıcırdatmasıda sona erdi.

4 Bebeklerin Diş Temizliği


NE ZAMAN BAŞLAR,NASIL YAPILMALIDIR,UYGUN DİŞ MACUNU HANGİSİDİR?

Bebeklerin Diş Çıkartma Belirtileri  yazımı da okuyabilirsiniz.

Süt dişlerinin birinci görevi çocuğun düzgün beslenmesini sağlamaktır. Ayrıca konuşmanın düzgün gelişimi de süt dişlerinin varlığına bağlıdır. Süt dişleri kapladıkları alanı kendilerinin yerine gelecek olan kalıcı diş için korumakta ve kalıcı diş sürerken ona rehberlik yapmaktadırlar. Süt dişi erken çekildiği zaman bu doğal yer tutuculuk fonksiyonu da ortadan kalkmaktadır. Süt dişleri normal dişlere oranla daha çok organik madde içerirler, bu nedenle çürümeye daha yatkınlardır, daha kolay ve hızlı çürürler.


Diş çürüğüne neden olan etmenler biberon,emzik, karbonhidrat ve şekerli yiyeceklerdir. Gerek anne, gerekse inek sütü ile biberonla beslenen bebek bu sütlerin içinde bulunan doğal şekerin zamanla ağızda birikmesi sonucu çürük yaşayabilir. O nedenle diş sürmeye başlayan bebeği artık bardağa alıştırarak biberon çürüğünün önü alınabilir. Bunun yanı sıra emziklerin ağlayan bebekleri susturmak amacıyla bal, pekmez, reçel gibi tatlandırıcılara batırılarak verilmesi de biberon çürüklerinin başka bir nedenidir. Ayrıca hepimizce bilinen, dişler sürdükten sonra oyalanmak amacıyla bebeğin eline verilen karbohidratlı-şekerli gıdalar da diş çürüklerine neden olur. Çocuğu bu tür gıdaların yerine elma, havuç gibi besin değeri yüksek; diş temizliğine yardımcı gıdalara yönlendirmek gerekir.
Bebek 6-8 aylıkken,yani ilk dişler ağızda göründüğünde temizleme işlemi başlamalıdır. Sabah kahvaltısı sonrası ve gece yatmadan önce dişleri, en azından çiğneme yüzeylerini temiz bir tülbent ya da gazlı bezi ıslatarak silmek, temizlemek yerinde olur. Diş fırçası kullanımına ise çocuğun arka dişlerinin çıkmasından sonra (ortalama 2,5 - 3 yaşında ) başlanması uygundur.
Bebeklik döneminde ve üç yaşına kadar çocuklarda diş macunu kullanımı önerilmez. Diş macunu kullanımına üç yaşından sonra başlanmalıdır.Ancak reklamlarda gördüğünüz gibi 3-5 cm. değil, bir leblebi kadar macun fırçalama için yeterli olacaktır.


Bu arada diş macunu ile ilgili yaptığım internet araştırmalarında bebeğin yutmayı engelleyemediği için macun önerilmediğini,diş macunu içindeki flour'un zehir etkisi yaptığı için zararlı olduğunu öğrendim.Bu konuda yine uzmanların yorumu şöyleydi.Florürler tuz bileşimleridir. Diş macunlarının bileşenleri olarak diş minesini asit ataklarına karşı daha dirençli bir hale getirirler“, Bir diş macunu katkı maddesi olarak florürün diş çürüklerini önlediği bilinmektedir. Ne var ki, aşırı miktarda alınan florür, dişlerin kalıcı şekilde benekli ya da lekeli bir hal aldığı bir durum olan mine florozuna yol açabilir. İki yaşından küçük çocuklar yutma refleksini henüz iyi kontrol edemiyor olabilecekleri ve bu nedenle, floroz riskinin artmasıyla karşı karşıya oldukları için, bebeklikte florürlü diş macununun ve flouridin yutulması bebeğinizin vücudunda toksit etki yaratabilir. Bu flouridli diş macunları tavsiye edilmemektedir.
Dişlerin minesinde bulunan bir mineral olan florür, dişleri daha güçlü yapar ve çürüme olasılığını azaltır . Dişlerin korunmasına yardımcı olmak için çeşitli florür formları kullanılır. Yörenizdeki içme suyu, koruyucu düzeylerde florür içeriyor olabilir. Eğer içermiyorsa, dişçiniz bir florür desteği (çoğunlukla damla ya da tablet şeklinde) kullanmanızı önerebilir. Bu destekleyicileri süte katmayın, çünkü süt florürün emilimini engeller.
Diş macunu ile ilgili bilinen ciddi hatalardan biri de diş macunu kullanıldığında dişlerin daha iyi temizlendiğinin sanılmasıdır. Dişleri macun değil, fırça temizler, macun temizliği kolaylaştırır. Diş macunu yeteri kadar kullanıldığında faydalı olur. Çok kullanıldığında ise diş etlerine büyük zarar verir, diş etlerini eritir.Diş fırçalarken yapılan en büyük hatalardan birinin de çok uzun fırçalama olduğunun altını çizen Pay, "Diş fırçalamanın bir tekniği ve bir süresi var.Diş fırçalarken kesinlikle fazla bastırılmaması gerekir".diyor.
Tüm bu temizlik bilgilerinden sonra bebeğinizin dişlerinin sağlıklı ve iyi konumlanmış olduğundan emin olmak için erken bir yaşta başlayarak onları düzenli kontrol ettirmeniz önemlidir. İlk dişler görünür görünmez, çocuk doktorunuz ya da diş hekiminiz tarafından muayene edilebilir. Size aksi önerilmiş olmadığı sürece, çocuğunuzun dişlerinin her 3 ila 6 ayda bir kontrol edilmesi gerekir.

Yukarıda okuduklarınız internetten yaptığım birçok araştırma yazısından derlenen ve tüm bebek dişi temizliği yazılarını içeren GENİŞ KAPSAMLI BİR ALINTIDIR.


Israrla belirtildiği üzere kullanımı zararlı olan büyükler için yapılmış diş macunlarına alternatif florürsüz,cürük önleyici xylit icerir, katkı maddesiz,mentolsüz,sakkarinsiz,natrium sülfatsi,pH nötr,homeopatik bebek diş macunları da üretilmiş.Anneler tarafından en çok kullanılan ve önerilenleri de: Elmex ,Fırst Teeth,Nenedent-Baby adlı üç macun çeşidi öne çıkıyor. Araştırdım ,Fırst Teeth,Nenedent-Baby Türkiye'de eczanelerde satılıyor ve fiyatları 20-25 tl civarında.Elmex ise seçkin eczaneler tarafından 1 hafta gibi bir süre de getirtilebiliyor onun fiyatıda 70 tl civarında.E hadi ama incilerimize yeni kavuşmuşken onları cabuk kaybetmeyelim önlemimizi alalım değil mi sevgili anneler :)

0 9 Aylık Bebek Gelişimi -3- (Banyo Sonrası Ağlamalara Ara Verdi)

9 Aylık Bebek Gelişimi (1)  ve 9 Aylık Bebek Gelişimi (2) yazılarımı linkleri açarak okuabilirsiniz.

Doğduğundan bu yana suyu seven bir bebek oldu Gökalp.Ama birçok bebekte olduğu gibi banyo sonrasında tam bir kaos yaşıyorduk.Sudan çıkmak istemez,ağlar,debelenirdi onu giydirip sakinleştirdikten sonra bizde banyo yapacak duruma gelirdik.Fakat 9. ayda bu kuduruk hal durulur gibi oldu.Banyo sonrası verdiğimiz oyuncaklarla oyalanırken giydirme aşamasını sıkıntısız atlatıyorduk.Nihayet bir pürüzü daha geride bıraktık galiba derken bunun bir dönemsel durgunluk olduğunu anlamamız fazla uzun sürmedi.Bu aya kadar debelenmeleri devam etti ama eskisi kadar ağlamaları kalmadı.Bu ay artık küvette banyo yapıyor. Çıktığında da sorun yaşamıyoruz gözlemlerim devam ediyor 13. ay notlarımda durumu sizlerle paylaşıcam.


Geceleri çok sık uyanan bir bebek olduğu için doğumdan bu yana uyku hep en büyük hayalim oldu. Gece uzun uzadıya uyumadığı gibi sabah 7:00 de güne başlıyordu bizim evdeki karga bozması martı. 9. ayda nasıl ederde biraz daha uyurum aranmaları ve taranmaları ile uyandıktan sonra beşiğine götürüp hergün değişik birkaç oyuncak ve obje bırakmak suretiyle bensiz 30-45 dk arasında oyanlamasını sağlayabildim.Ama oyuncak ve objelere doyup hiçbirine tamah etmeyip beşiğe bıraktığım anda yaygarayı koparmaya başlayınca yine bana kaldı anne düşkünü domdom.
9. ay benim, hatta Gökhan için bu küçük adamın hayatımızda olmayışının ne büyük bir eksiklik olacağını idrak ettiğimiz ay oldu.8.ayda ilk defa bırakıp çıkmaya başlamışken artık başbaşa yaptıklarımıza haftasonları geri dönebiliriz düşüncesinin mutluluğu ile ilk haftasonu plansızca attık kendimizi sokağa.Aylardan Şubat mevsim kış haliyle havanın soğuk olduğu bu dönemde açık havayla hiç işi olmayan bendeniz bişeyler atıştırdıktan sonra ya araba ya kapalı mekana gidelim istedim.Dakikalarca napalım napalım diye düşündük durduk.Sinemada güzel film yok gezmeye tozmaya bu havada arzu yok cafe falan hiç bir zaman keyif vermedi.

"Ah be Gökalp sen olmasan biz naaparmışız.Meğer olanca yoruculuğuna rağmen hayat sensiz ne kadarda sıkıcıymış.Canım benim canım, seninle zaman hep aynı ama su gibi gibi geçip gidiyormuş aslında."


Bunlarda internetten 9. ay gelişim notları :

SOSYAL
Oyun oynarken annesinin yanında olmak ister.
Belli bir oyuncağı benimser.
Diğer çocuklara karşı duyarlı olabilir, mesela biri ağladığında ağlar.
Kendini ve sahip olduğu şeyleri korumak ister.
İnsanların genel ruh hallerini anlar ve ona göre davranır.(Beni anlamadın ya ben ona yanıyorum annecim azıcık uyusaydın ya.)

FİZİKSEL
Öksürük ve hapşırıkları taklit eder.
Seyirciler karşısında numaralarını gösterir.
El çırpar, nesneleri çarpar.
Bir yere dayanarak ayakta durabilir.
Parmaklarıyla nesneleri kavrayabilir.
Bir eli doluyken emekleyebilir.
Geri geri emekleyebilir.
Tırmanabilir.

ZİHİNSEL
Sakladığınızı gördüğü nesneyi bulur.
Yükseklik algısı gelişir yüksekten korkar.
Aynı oyunu oynamaktan sıkılır.
Bir önceki gün oynanan oyunu hatırlar.
Basit direktifleri uygular.

0 9 Aylık Bebek Gelişimi -2- (Yaramazlıklar,Kendi Başına Oyun, Benim Yatağımda Yatma ve Ev Yemekeleri Dönemi Başladı)



9 Aylık Bebek Gelişimi (1)  ve 9 Aylık Bebek Gelişimi (3) yazılarımı linkleri açarak okuyabilirsiniz.

9.ay artık bebeklik döneminin iyiden iyiye geride kalmaya yüz tuttuğunu gösteren değişimlerle doluydu. Zaten kolay bir bebek değildi ama nihayetinde bebekti. Şimdilerde bir de afacanlıklar başlamıştı.Çocuk oluyordu benim gözümün nuru.Gözlerimin önünde büyüyordu gün be gün.Hani derler ya sen hep görüyorsun anlamazsın oysa ne kadar büyümüş.Aslında ben günden güne büyüdüğünü anlayabiliyordum.Öyle ki bugün Gökalp dünden farklı dediğim günler bile oldu.Velhasıl yaramazlıkları geleceğe dair gözümü korkutmaya başlamıştı.Mesela tam bir gürültü delisiydi.Eline ne geçirse bir yerlere vuruyor ses çıkan sert zemini keşfedip gidip gelip orada gürültü yapmaya bayılıyordu.Ve bir önceki yazımda belirttiğim gibi herşeye uzanıp eline almak istiyor alamayınca ya da izin vermeyince iyice huysuzlaşıp basıyordu yaygarayı. Ama bunların dışında ilk defa bu ay kendi kendine oynamaya başlamıştı. Öyle uzun uzadıya olmasa da oyuncakları eline alıp onlarla oyalandığını görmek çok farklı bir mutluluktu.O oyun oynuyor ben onu izliyorum hey gidi ne kadar yol almışız aslında.


Diş yazımda da belirttiğim gibi Gökalp dişlerini çift çift çıkartıyor. Aynı tarafta sağlı sollu nizami olarak bir hafta arayla çıkartıyor dişlerini. 8 ayda çıkan ilk dişten sonra 9. ayda alttaki diğer kesici dişini ve üst damaktaki ilk dişini çıkartmış oldu.
Dişlerin de çıkmasıyla, benim gözetimimdeyken, bilhassa yemek sırasında mama sandalyesinde oturduğunda artık eline ekmek vermeye başladım.Altı üstü eline ekmek vermişsin demeyin. Bu bir bebeğin gelişim seyrinde önemli bir kilometre taşı. Eline ekmek almasıyla birlikte hem yemek sırasında mızırdanmadan oturmuş oldu hem eliyle ekmeği kontrol ederken el parmak hakimiyetini öğrenmiş oldu hem de damakları sertleşirken kopartma denemeleri başlamış oldu. Eline ekmek vermekten başka masa sandalyesinin masanına yutabileceği küçüklükte ekmekler koparıp koydum,o yine elindeki ekmeği yemeyi tercih etsede arada küçük parçaları alıp ağzına götürme denemeleri kendi başına yemek yemenin ilk adımlarıydı.


Ek gıda artık hayatımızdan ek olmaktan çıkıp katı gıda boyutuna geçti.Bu ay ev yemekleri yemeye başladı.Tabi ki tuzsuz ve zeytinyağı ağırlıklı olarak.İtiraf etmeliyim ki bizim evde taze fasülye dışında hadi birde patlıcan olsun yaz aylarında bir de barbunyayı eklersek pek sebze pişmez.Aramız yoktur sebze ile o nedenle oğluşa özel, sebze yemekleri yapmaya devam ettim.Neyseki aklı ermiyorda şimdilik sıkıntı yok ama sanırım istemeyerekte olsa sırf o yesin diye ilerde biz de sebze yemeklerine katlanıcaz.
Bu ay maalesef uyku tahammülüm tükendiği için aylarca süren direncim yıkıldı ve çok üzülerek Gökalp'i yatağımda uyutmaya başladım.Okuduğum onca yazı işittiğim onca tembih aklımdan uçtu gitti yalan oldu.Yok olmadı, yapamadım gecede 5 hatta daha da fazla kere uyanmalarına vücudum daha fazla dayanamadı.Gökhan diğer odaya yerleşti küçük bey yanıbaşıma babasının kendisine bıraktığı yatağın sol tarafına.Peki uyudu mu HAYIR!Uyku ile ilgili ilerleyen günlerde detaylı bir yazı yazıcağımı belirtip kısa kesiyorum.


Diğer annelerden duyuyorum yemiyor, kusuyor vs gibi yakınmaları ama inanın hiç biri uykusuzluğa benzemiyor.Uyuyamadığı için kendiside huysuz oluyor.Ben mi ben bittim zaten ona rağmen yine onun için direniyorum sevimli anne olmaya.Akşam ilk uyuttuğumda odasında yatırıp gece 23:00 dan sonra yanıma almak suretiyle halen uyku düzenimizi bu şekilde sürdürüyoruz.