2 10 Aylık Bebek Gelişimi -2- (Araba Koltuğunda Oturmaya-Ortalığı Karıştırmaya- Koltuklara Tırmanmaya-Su İçmeye Başladı)


10 Aylık Bebek Gelişimi (1)  ve 10 Aylık Bebek Gelişimi (3) yazılarımı da okuyabilirsiniz.

10.ay tutunarak kalmaya başladığından beri en hareketli olduğu ay oldu.Tam bir haylaz tam bir meraklı olup çıktı.Elinin uzandığı dokunabildiği herşeyi çekme, düşürme, atma, dolap çekmece açma, azmiyle dopdoluydu.Hala da aynı ilgi ve merak devam etmekte fakat ilk dönemde olduğu gibi aklını sadece bu karıştırma arzusuyla kullanmıyor. Şimdilerde bir yere takılınca, farkedince ya da keşfedince odaklanıp kalıyor. Onun dışında genelde oynama,kendince bişeyler anlatma ve izleme halinde geçiyor günlerimiz.


Bitmek bilmeyen merak duygusunun önüne geçemeyince açılıp kapanmaların,karışıtırılıp dağıtılmaların,dökülüp saçılmaların ama hepsinden çok pat pat çarpma seslerinin önüne geçebilmek için dolap çekmece kilitlerinden aldık. Son derece pratik iki dolap kapağı ya da çekmeceye birden yapışan arada silikon, kauçuk tarzı bir aparatın tuttuğu ve bebeğin açamayacağı tarzda oluşturulmuş bu düzenek bizim evdeki çilingire mani olamadı. Dur durak tanımayan azmiyle çekee çekee silikonu yerinden çıkararak ya da yapışkanı kopararak açtı yine açılmaz denilen dolapları.Sözün özü o ki hiç gidip böyle düzeneklere para harcamayın. Benim gibi alın bir şeffaf koli bandı, bantlayın açmasını istemediğiniz yerleri oldu bitti.Birkaç denemeden sonra açamadığını farkedince o da vazgeçti zaten zorlamaktan. Şimdi bir iki dolap, almam gereken şeyler yüzünden bantlı değil ama açmaya yeltenmiyor bile.


Fakat karıştırma ve kurcalama arzusu sadece çekmece ve dolapla sınırlı değilki. Öyle şeyler varki hiç vazgeçmiyor. O nasıl bir duyguysa tatmin olsun kendi bıraksın vazgeçsin diye çoğu zaman olmayacak şeylere bile müsade ediyorum ama yok adam doymuyor. Mesela artık koltuklara tırmanmayı becerebiliyordu.Bilhassa sehbanın üzerine çıkıp kaloriferi tutup kendini çekerek beşiğindeymiş gibi sallamak,ya da daha beteri sehbayı adeta bir kürsü gibi kullanıp eli kolu hiç biyeri tutmadan işaret parmağı ile bi yerleri gösterip bıdı bıdı konuşmak gibi.Düşmesi an meselesi daha yürümüyor bile ama tutabilene aşkolsun.O dönem arkamı dönüp mutfağa bile koşar adım gider olmuştum.Koşar adım gidişim sadece düşecek kaygısıyla değil, tam bir anne kolik olmasıyla da ilgiliydi.Müthiş bir anne bağımlısı halindeydi biran başka bir odaya geçmeme gözünün önünden ayrılmama tahammülü yoktu.Neyseki şimdilerde yürüyor. Daha özgür olduğu dolayısıyla hayattaki başka şeyleri merak edip çözmeye çalıştığı için biraz olsun ayrıldık.
Her geçen ay söylediklerimi daha net anladığını farkediyorum.10. ay da vucut hareketleriyle, tavrıyla sanki anladığını ilk kez hissettirmeye başlamıştı.Bu aya kadar bir türlü başaramadığım su içirme olayı, kana kana su içiyor olmasıyla bir sorun olmaktan çıkarak tarihe geçiyordu. Daha çok hareket ediyor olmanın vücutta oluşturduğu enerji kaybı ile artık suyu severek içmeye başlamıştı.
Bu ayın en güzel havadislerinden biri de artık araba koltuğunda oturuyor olmasıydı. Doğduğundan 10. aya kadar otomobilde arka koltukta kucak kucağa yaptık yolcuklarımızı.Kucağımda olmasına rağmen çoğu zaman mızırtılı ve sıkılgandı. Arabada gitmekten bile keyif almayan bir çocuktu maalesef. Ama ne olduysa yeter buna bir son vermemiz lazım artık dediğimizde oldu.Nananemizin hediyesi olan koltukla değişti araba yolcuklarının seyri. Sihirli bir değnek dokunmuşcasına oturduğu yerden seyreder oldu dışarıyı sanki benim kucaktan daha önce görmüyormuş gibi.Şimdilerde en uzun mesafeler bile sorun değil, canım oğlumla baş başa yolda bizi neler bekliyor diye hiç düşenmeme gerek kalmadan çıkabiliyoruz arabamızla. Birde Tarkan CD si varsa fonda değmeyin keyfimize. Müziğe ritim tutan ayaklar ve ağızdan dökülen anlamsız melodilerle varıyoruz gideceğimiz yere. Ey araba koltuğu sen mucize misin demek istiyorum kendilerine :) Ve tabi bu ayrılışta bende yine dramatik bir hal aldı.İlk dönem bir müddet ön koltukta onu terketmişim hissiyatı ve vicdan azabı ile kafam arkadaydı hep.

Yeri gelmişken bu oto koltuğu meselesine değinmek istiyorum.Bende bu gibi konulara takık biri olarak şunu söyleyebilirim ki pek tabi güvenlik çok mühim mesele ama çok dandik olmadığı sürece tüm koltukları tercih edebilirsiniz. Gönül, en pahalı olan en iyisidir diye o olsun istiyor ama bizim gibi havadan gelen bir koltuk varken gidip para vermeyi tercih etmeyince gereksiz bir kafa yorma olduğunu anlıyorsunuz. Mesela ben Römer marka isofix'li(arabanıza direk monte oluyor) bir model arzu ediyordum.Fiyatı 1300 tl civarında fakat şimdiki koltuğumuz Mothercare kemerli bağlanan bir model ve fiyatı 300 tl civarında :) Aradaki fiyat farkına muhakkak özellikleri de dahildir ama İsofix'li değilde kemerle bağlanan bir model olması bile Römer marka grup modelleri arasında 400 liralara varan bir fark oluşturuyor. Ben,tak çıkart yapmadığımdan belki kemerle bağlanmasında hiç bir sıkıntı yaşamadım ve de gayet sağlam ve sabit duruyor. Allah sınayacak tecrübeler yaşatmasın inşallah. Demem o ki bu konularda takık davranmayın önyargısız sorun soruşturun içinize sineni aklınıza yatanı alın.
Paylaş !

2 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Sabiha Paktuna Keskin: harika bir uzman mı, yoksa uzak durulması gereken biri mi?
    http://oncekadinsonraanne.blogspot.com/2012/09/sabiha-paktuna-keskin-harika-bir-uzman.html

    YanıtlaSil

 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...