1 12 Aylık Bebek Gelişimi -3- (Çokoprens Yürüyor ve İyi ki Doğdun Çokoprens)


12 Aylık Bebek Gelişimi (1) ve 12 Aylık Bebek Gelişimi (2) yazılarımıza okuyabilirsiniz.


12. ay da en çok beklediklerimizden biri daha gerçekleşiyor ve Gökalp artık yürüyordu. 11. ayda başlayan tay tay duruşlar ve karşılıklı yürüme talimleri sonuç vermiş ve 12. Ay sonunda artık dört ayaklı emekleme pozisyonu badi badi yürümeyle yer değiştirmişti. Benim gibi genel olarak yalnız bebeğini büyüten annelere yürüme talimlerini tay tay durmaya başladıktan sonra bebeklerine 1 ya da 2 adımlık mesafeler bırakarak bir koltuğa yaslamak suretiyle yapabileceklerini söyleyebilirim. Size doğru adım atabilmesini cesaretlendirmek için elinize çok ilgisini çeken bir obje alıp çağırabilirsiniz. Ama buradaki asıl dikkat edilmesi gereken husus bebeğin düşmemesi ve bir yerini acıtmamasıdır. Böyle bir tecrübeyle tekrar cesaretlenmesi güç olur. Acele etmeyin bir iki adımlık mesafeleri zamanla açabilirsiniz. Zaten her şeyin bir vakti saati var. O zaman geldiğinde siz de ne olduğunu anlamadan yürüdüğüne şahit oluyorsunuz. En azında bizim evde öyle oldu.
Gökalp 12. ayın başında ilk defa bir yere tutunmadan ayağa kalkmaya başladı. Ve o zamandan sonra daha cesur hareket etti. Artık üç dört adım atabiliyor fakat devamını getirmeden kendini yere bırakıyordu. Evet düşmüyor kendi kendine pat diye oturuyordu. Bana kalsa rahat rahat yürüyebilecek kabiliyete ulaşmıştı ama korku mu ya da yorgunluk mu bilemiyorum bırakıyordu kendini işte. 12. Ayın ilk yarısı ağırlıklı emekleme az yürüme ile geçerken 2. Yarı da daha fazla adım atar daha az emekler olmuştu. Fakat hiç unutulmayacak bir tarih daha 27 Nisan 2011 de akşam saati Gökalp birden yürümeye başladı. Gökhan’ la nefesimizi tutmuş onu izliyorduk çıt desek sanki yürümeyi bırakacakmış gibi büyük bir hayranlıkla dünyanın en güzel şeyine bakar gibiydik. Oyuncak sepetinin etrafında tur atıyor koltuğun kenarında kendini bırakıyor tekrar kalkıp aynı şeyi yapıyor derken büyülü anın bozulma pahasına çıkardım kamerayı ve kaydettim o ilk yürüme anlarını.

Canım oğlum canım benim sen ona adım atarken hayat hep sana koşarak gelsin. Güzellikler, mutluluklar, huzur getirsin. Senin bize tattırdığın mutlulukların kat be kat fazlası sen onları beklemezken bile hep seni bulsun.


23 Nisan çocuk bayramı var bir de. Gerçi o güne dair bir etkinliğe dahil olmadık ama göstermeden atlayamıycam. Daha 1 haftalık haliyle farkına bakar mısınız? Çirkin ördek yavrusu derken hiçte mübalağa etmediğim ortada değil mi?
12. ay artık onun da bizlere anlatacak şeylerinin olduğu ilk aydı. İstediği, beğendiği, ilgisini çeken, ya da hoşuna giden şeyleri işaret parmağı ile gösterirken ona bir de ses efekti ekledi. Hııı hııı diyerek neyse derdi gösterir oldu. Hala da bitmedi o hııı’lar. Daha önceki aylarda bir şey öğretebilmek için bilmem kaç kez tekrar etmem gerekirken bu ay neredeyse bir ya da iki kez gösterdiğimde yapabiliyordu. Mesela çok güzel baba diyordu.  Ama kendi istediğinde o an gönlü varsa siz söylediğinizde tekrar ediyordu yoksa asla oralı olmuyordu.

12. ayda asıl önemli mevzu doğum günümüzdü. Yeni yaşımıza hoş geldin derken 1 seneyi ardımızda bırakıyorduk. İlk Doğum günümüze dair duygularımı daha önce okumayanlarınız için tekrar buraya ekliyorum.

Geceden evi bu önemli gün için süsledik. Sabah uyandığında evin her yanında bilhassa tavanda duran balonlara şaştı kaldı yavru ördek.


                               İlk doğum gününü çok farkında olmadığı için aile içinde yaptık.




                            Pastamız 1 rakamı üzerine hayvan figürlerini içeren orman konulu idi.

Fikir olsun diye belirtiyorum pastanın üzerine Mickey ya da araba tarzı figürleri daha sonraki doğum günlerinde bilinçli olacağı için kendisinin isteyeceğini düşünüp benzer bir pasta olmasın diye tercih etmedim.

         Evimizi Eminönü’nden aldığım doğum günü süsleri ile donatıp, keyifle kutladık yeni yaşımızı.

İlk sene doğum günü konseptimiz balonlardı. Balonun kendisinin yanı sıra balon figürlü pasta tabakları, bardaklar ve peçetelerle kombin yaptım. Eminönü’ den doğum günü süslerini nerden bulabileceğinizi  buradan okuyabilirsiniz.


Bunlarda internetten 12. Ay gelişim notları :
SOSYAL
  • Uykuya karşı direnir.
  • Ruh halleri değişkenlik gösterir.
  • Anneye babaya sevdiği nesnelere şefkat gösterir.
  • Ebeveynlerinden gereğinden fazla yardım bekler.
  • Yemek yemeye ve yemek yedirilmeye direnir.
  • Espri anlayışı gelişir.
  • Anne babadan ayrılmaya karşı çok tepki gösterir.
FİZİKSEL
  • Merdiven çıkabilir.
  • Karyolaya tırmanabilir.
  • Kalkma yürüme dolaşma karışımı bir eylem içerisindedir.
  • Tutunmadan bir iki adım atar.
  • Ayaktayken oturabilir, çömelme pozisyonundayken ayağa kalkabilir.
  • Telefon araba gibi oyuncakları kullanmayı öğrenebilir.
  • Bir elini diğerine tercih eder.
  • İki nesneyi koltuk altına sokup üçüncü nesneyi elinde tutabilir.
ZİHİNSEL
  • Kendisine söylenen pek çok şeyi anlar.
  • “Anne” dışında bir iki kelime söyleyebilir.
  • Dergi ve kitaplardaki hayvanları tanır.
  • Kaybolan bir nesneyi görmese bile son bulduğu yere bakar.
  • Olayları daha uzun süre hatırlar.

0 12 Aylık Bebek Gelişimi -2- (Sosyal Hayat ve Sosyalleşme Başladı)


12 Aylık Bebek Gelişimi (1) ve 12 Aylık Bebek Gelişimi (3) yazılarımı da okuyabilirsiniz.

12 ay Gökalp’in hayatına yeni tatların girdiği dünyanın diğer nimetleriyle tanışmaya başladığı aydı. Bu aydan sonra çok severek olmasa da inek sütü içmeye başladı. Bir önceki yazıda da belirttiğim gibi aceleci değilim zaten, bebekleri bu yaşa gelmiş annelerin kazandığı en büyük tecrübe bu olsa gerek; aceleci olmamak. Önce 200 ml. Pınar Çocuk Sütünün yarısıyla başladık süt içimlerine, daha sonraki aylarda ancak 1 kutuya geçebildik. Yoğurdunu peynirini maşallah çok güzel yediği için gerilmiyorum. Elbet zamanla 2. Kutuya da geçicez. İlk dönem yarım kutu sütü adeta yudum yudum koskoca 1 günde ancak bitirebiliyordu. Şimdi ise sabah uyandığında kahvaltıdan önce neredeyse tamamını bitiriyor diyebilirim. Sabır anneler bebek bakmak en abuk konuda bile sabır işi.
Nerdeyse doğduğu dönemden bu yana olduğu gibi hala bir oyun delisi. Tabi fiziksel gelişimiyle birlikte ilgilendiği şeyler, oynadığı oyuncaklar adeta üç ayda bir kıyafetlerini yeniler gibi değişmeye devam ediyor. Hiçbir şeyle uzun süreler oynamama durumumuz devam etmekle birlikte artık arabalara olan ilgisi erkek çocuğu olmasından mı yoksa, bizim özenerek ağırlıklı oyuncak olarak arabayı seçmemizden mi bilemiyorum daha fazla oldu. Gökalp oldum bittim yumuşak, kumaş, kadife ve pelüş yapılı oyuncakları sevmedi. Bütün bebekler gibi her eline geçeni ağzına soktuğundan o tipteki oyuncakların yarattığı tat duygusunu sevmediği için eline alıp oynamayı da tercih etmedi. Ne zaman eline bir oyuncak alıp da oynadığını görücem acaba diye beklerken işte o büyülü tarih 12. aya denk geliyor ve Gökalp arabalarını birkaç dakikadan daha fazla üstelik araba sesi çıkararak sürmeye başlıyordu. 

Nasıl bir mutluluk nasıl bir gurur… sanırsınız ehliyet almış da araba kullanıyor. Ama benim için belki de ehliyet almasından daha keyif vericiydi, ilkler hiç unutulmuyor bıraktığı izler bambaşka oluyor sonuçta.
En sevdiği oyunlardan biri de tülün arkasına geçip yürüyerek üzerinden düşmesini izlemek , ya da buna bir nevi sosyalleşmek diyebiliriz.

Oyununa genelde biz de dahil olup, alkış yapmak cee yapmak gibi efektlerle katıldığımız için bilhassa akşam babasının evde olduğu saatlerde bu oyunu es geçmez oldu. Vazgeçiremediklerimden biri de bulaşık makinası sevgisidir. Kendisiyle bu konudaki mücadelemiz daha hala sürmekte. Adam makinanın kapağının açıldığını duyduğu anda oynadığı oyunu bırakıp geliyor.

Resmen duymasın diye mümkün mertebe ses çıkartmadan yerleştirip boşaltıyorum aksi halde asla bir şey yapmam mümkün değil kirli temiz umurunda olmadığı için bodoz dalıyor içine. 12. ayda önceki aylarda aldığımız ve baktığımız kitapların sayısının artması ile oluşmuş tecrübenin sonucu olarak, artık kitap sayfalarını kendisi çevirmeye başladı. Teker teker olmasa da bazen atlayarak bazen sırayla kendi başına sayfaları çevirip resimlere bakabiliyordu.

Ama şunu söylemeliyim ki hala kendisine kitaplar okutabilecek kıvamda değil. Kitap sayfalarına baksın yeter, tane tane anlatmaya çalışsam da dinlemek istemiyor.
Adeta çirkin ördek yavrusu masalı Gökalp’in ruhunda hayat buluyordu. İlk altı ayda suratsız, herkesin dikkatini çekecek kadar çatık kaşlı oluşunu sonrasında kocaman gülüşler alıyordu. Sürekli güler yüzüyle tam bir hümanist oldu çıktı benim canım yavrum. Çocukları, bilhassa hayvanları çok seviyor artık. Havaların ısınması ve yürümeye başlamasıyla parka çıkışlarımız hem çoğaldı hem de süresi uzadı. Bu sürede insanlardan başka kediler, köpekler, kuşlarla tanışıyordu. Hiçbirinden korkmadan atılıyordu üstlerine bende hiç ürkütmedim. Kediler zaten hemen kaçtığı için köpeklerde sahipli olduğu için zararsızdı. Ama benim oğlum annesi gibi hepsinden çok kuşları sevdi. Oldum bittim kuşun kendisine değil de uçabilme özelliğine çok imrenirim.

Hayvanların hepsinin ortak adı da mini miniydi. Bugün kedi dedirtmeye çalışsam da ilk ağzından çıkan yine mini mini. Algıları iyice açıldığı için kendine hitap eden şeyleri hemen fark edip o tarafa yönlenmeler başladı. Oyuncakçı ve baloncunun önünden geçemez olduk. Bu dönemde istedikleri yapılmadığında ya da engellediğinde ikna olmaz bir şeklide ve agresifçe ağlayarak istediğini yaptırmaya başladı. Neyse ki şifresini kırmam uzun zaman almadı da alışkanlık haline getirmeden geçtik bu süreci. Şimdiler de yine ağlıyor ama ikna edilebiliyor. Bunu agresifleşme aşamasına geçmeden kucağıma alarak sakinleştirmek suretiyle gerçekleştirdim. Hayır yapma vs gibi inatlaşmaya girişmek davranışı daha çok pekiştirip çocuğu daha dik başlı ve sinirli yapıyor bilginiz ola.