0 12 Aylık Bebek Gelişimi -2- (Sosyal Hayat ve Sosyalleşme Başladı)


12 Aylık Bebek Gelişimi (1) ve 12 Aylık Bebek Gelişimi (3) yazılarımı da okuyabilirsiniz.

12 ay Gökalp’in hayatına yeni tatların girdiği dünyanın diğer nimetleriyle tanışmaya başladığı aydı. Bu aydan sonra çok severek olmasa da inek sütü içmeye başladı. Bir önceki yazıda da belirttiğim gibi aceleci değilim zaten, bebekleri bu yaşa gelmiş annelerin kazandığı en büyük tecrübe bu olsa gerek; aceleci olmamak. Önce 200 ml. Pınar Çocuk Sütünün yarısıyla başladık süt içimlerine, daha sonraki aylarda ancak 1 kutuya geçebildik. Yoğurdunu peynirini maşallah çok güzel yediği için gerilmiyorum. Elbet zamanla 2. Kutuya da geçicez. İlk dönem yarım kutu sütü adeta yudum yudum koskoca 1 günde ancak bitirebiliyordu. Şimdi ise sabah uyandığında kahvaltıdan önce neredeyse tamamını bitiriyor diyebilirim. Sabır anneler bebek bakmak en abuk konuda bile sabır işi.
Nerdeyse doğduğu dönemden bu yana olduğu gibi hala bir oyun delisi. Tabi fiziksel gelişimiyle birlikte ilgilendiği şeyler, oynadığı oyuncaklar adeta üç ayda bir kıyafetlerini yeniler gibi değişmeye devam ediyor. Hiçbir şeyle uzun süreler oynamama durumumuz devam etmekle birlikte artık arabalara olan ilgisi erkek çocuğu olmasından mı yoksa, bizim özenerek ağırlıklı oyuncak olarak arabayı seçmemizden mi bilemiyorum daha fazla oldu. Gökalp oldum bittim yumuşak, kumaş, kadife ve pelüş yapılı oyuncakları sevmedi. Bütün bebekler gibi her eline geçeni ağzına soktuğundan o tipteki oyuncakların yarattığı tat duygusunu sevmediği için eline alıp oynamayı da tercih etmedi. Ne zaman eline bir oyuncak alıp da oynadığını görücem acaba diye beklerken işte o büyülü tarih 12. aya denk geliyor ve Gökalp arabalarını birkaç dakikadan daha fazla üstelik araba sesi çıkararak sürmeye başlıyordu. 

Nasıl bir mutluluk nasıl bir gurur… sanırsınız ehliyet almış da araba kullanıyor. Ama benim için belki de ehliyet almasından daha keyif vericiydi, ilkler hiç unutulmuyor bıraktığı izler bambaşka oluyor sonuçta.
En sevdiği oyunlardan biri de tülün arkasına geçip yürüyerek üzerinden düşmesini izlemek , ya da buna bir nevi sosyalleşmek diyebiliriz.

Oyununa genelde biz de dahil olup, alkış yapmak cee yapmak gibi efektlerle katıldığımız için bilhassa akşam babasının evde olduğu saatlerde bu oyunu es geçmez oldu. Vazgeçiremediklerimden biri de bulaşık makinası sevgisidir. Kendisiyle bu konudaki mücadelemiz daha hala sürmekte. Adam makinanın kapağının açıldığını duyduğu anda oynadığı oyunu bırakıp geliyor.

Resmen duymasın diye mümkün mertebe ses çıkartmadan yerleştirip boşaltıyorum aksi halde asla bir şey yapmam mümkün değil kirli temiz umurunda olmadığı için bodoz dalıyor içine. 12. ayda önceki aylarda aldığımız ve baktığımız kitapların sayısının artması ile oluşmuş tecrübenin sonucu olarak, artık kitap sayfalarını kendisi çevirmeye başladı. Teker teker olmasa da bazen atlayarak bazen sırayla kendi başına sayfaları çevirip resimlere bakabiliyordu.

Ama şunu söylemeliyim ki hala kendisine kitaplar okutabilecek kıvamda değil. Kitap sayfalarına baksın yeter, tane tane anlatmaya çalışsam da dinlemek istemiyor.
Adeta çirkin ördek yavrusu masalı Gökalp’in ruhunda hayat buluyordu. İlk altı ayda suratsız, herkesin dikkatini çekecek kadar çatık kaşlı oluşunu sonrasında kocaman gülüşler alıyordu. Sürekli güler yüzüyle tam bir hümanist oldu çıktı benim canım yavrum. Çocukları, bilhassa hayvanları çok seviyor artık. Havaların ısınması ve yürümeye başlamasıyla parka çıkışlarımız hem çoğaldı hem de süresi uzadı. Bu sürede insanlardan başka kediler, köpekler, kuşlarla tanışıyordu. Hiçbirinden korkmadan atılıyordu üstlerine bende hiç ürkütmedim. Kediler zaten hemen kaçtığı için köpeklerde sahipli olduğu için zararsızdı. Ama benim oğlum annesi gibi hepsinden çok kuşları sevdi. Oldum bittim kuşun kendisine değil de uçabilme özelliğine çok imrenirim.

Hayvanların hepsinin ortak adı da mini miniydi. Bugün kedi dedirtmeye çalışsam da ilk ağzından çıkan yine mini mini. Algıları iyice açıldığı için kendine hitap eden şeyleri hemen fark edip o tarafa yönlenmeler başladı. Oyuncakçı ve baloncunun önünden geçemez olduk. Bu dönemde istedikleri yapılmadığında ya da engellediğinde ikna olmaz bir şeklide ve agresifçe ağlayarak istediğini yaptırmaya başladı. Neyse ki şifresini kırmam uzun zaman almadı da alışkanlık haline getirmeden geçtik bu süreci. Şimdiler de yine ağlıyor ama ikna edilebiliyor. Bunu agresifleşme aşamasına geçmeden kucağıma alarak sakinleştirmek suretiyle gerçekleştirdim. Hayır yapma vs gibi inatlaşmaya girişmek davranışı daha çok pekiştirip çocuğu daha dik başlı ve sinirli yapıyor bilginiz ola.
Paylaş !

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...