0 Çocuk ve Bebeklerde Yüksek Ateş (Havale-Rota Virüsü-İshal)

Gökalp’in 12 saat boyunca düşüremediğim ateşi ve ardından yaşadıklarımızdan sonra bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Niyetimse, birbirinin aynı uzman kaleminden çıkma kelamlar arasından sıyrılıp tecrübelerimle benzeri durumları yaşayan anneler için fikir vermek. Sabah erken saatlerde başlayan ateş gün içerisindeki bütün müdahalelerime karşı düşmedi. Son derece tatsız ve kucaktan inmeyen tavırları ile aslında bu ateşin geçmeyecek hatta sonunu hastalığa vardıracak bir işaret olduğunu hissediyordum. Fakat uzmanların 39 derece ateşin altını tehlikesiz ve geçirilebilecek bir seviye olarak kabul edişi ile teselli buluyor ve ateş düşürücüye ilaveten yaptığım kompres ve ılık duşların tesirini görmeyi umuyordum. Velhasıl umutlarım gece geç saatlerde hastanenin aciline gitmek durumunda kalmamız ve 39 derece ateşle müşahede altına alınmamızla son buluyordu. Verilen ateş düşürücü fitilin 1 saat sonra tesir edip ateşte düşme eğilimi başlatması ile günlerce geçmeyen boğaz enfeksiyonu ve soğuk algınlığı dönemimiz başlıyordu. Bu yazıyı 20. Günde falan yazıyorum hala antibiyotik tedavimiz sürüyor ve burnumuz akıyor. Sonuç olarak zaten düzene sokamadığımız sık uyanmalarımız, geniz akıntısı ve boğazda oluşan gıcık nedeniyle neredeyse hiç uyuyamamaya kadar varıyor, olan yine benim kuzuma ve onu bu durumdan biran evvel iyileştirmeye çalışan bana oluyordu. Gökalp’in ardından bende çok şiddetli bir grip oldum yine acilde serum verilecek seviyelerde vücut direncimi yitirdim.


Şimdi kendi tecrübemle diyorum ki: “Anneler bebeklerini bilirler, siz bu uzmanların yazdığı genel durumları içeren yazıları referans almayın. Bebeğinizde ki ateş geçecek türden bir şeye benzemiyorsa yani diş çıkartma döneminde değilse, ateşi olmasına rağmen mutsuz, huysuz değilse 39 derece ateşi beklemek ve ona göre hareket etmek yerine içgüdülerinizi dinleyin. Uzmanlar 48 saatlerden bahsediyor ama ben kendi tecrübemle 12 saat süresince ateş düşürücü ilaçlar ve diğer duş aldırma, kompres yapma, üzerini soyma gibi müdahalelere rağmen düşme eğilimi olmayan ateşle bilhassa gece bebeğinizi yatırmayın derim. Zaten yorgun olan bedeni uyku halindeyken daha da yükselen ateşini fark edemeyip kötü sonuçlar doğuracak durumlar yaşayabilirsiniz.

Tecrübemi çocuk hastalıkları konusunda kompetan olan iki uzman doktorun TV programı sunan Gülben Ergen'in GÜLBEN adlı programında yaptıkları açıklamalarla destekleyerek daha bilimsel bir gerçekliği olmasını istedim. Kış aylarının hastalığa davetiye çıkardığı şu günlerde iki ayrı günde konuk olan bu iki doktor ateş, ishal, rota virüsü gibi en çok yaşanan hastalıklarda yapılması ve yapılmaması gerekenler hakkında şu şekilde bilgi verdi.

Prof. Dr. Hilal Mocan/ Çocuk Sağlığı Ve Hastalıkları Uzmanı.
“Bebek 3 aydan küçükse 37,5 derece ateşi varsa doktorla temasa geçilmeli. Vücudu da bağışıklık sistemi de bu ateşi düşürecek yeterli donanıma sahip değildir.”
“2 yaşından sonra çocuklarda ateş düzeni yetişkinlerdeki gibi seyretmeye başlar. Küçük çocuklarda ateş 39 derece ve kandaki lökasit sayısı 15.000 üzerinde ise antibiyotiği kullanmak gerekir mesajı verir doktora.”
“Çocuklar senede 5-8 arasında enfeksiyon geçirip hastalanabilir. Yetişkinlerde bu sayı 2-4 arasındadır. Hastalık sonunda vücudun bağışıklık sistemi donanır yani düşmanını tanır ona göre gardını alır. Daha sonraki hastalıklarda mikropla karşılaştığında bildiği yoldan gider ve onu yener. Hastalık geçirdiğimizde bir nevi doğal olarak aşılanırız” diyor.

Prof. Dr. Gülbin Gökçay/ İ.Ü.Çocuk Sağlığı Enstitüsü Pediatri Uzm.
“Her hastalıkta en önemli ilk tedbir elleri yıkamak. El jelleri mikrobu öldürmez çoğalmasını engeller sabitlenmelerini sağlar.”
“Rota virüsü kusma ateş ishal yapar ve nezle belirtileri verir. Teşhis konmadan evvel bu bulgulara bakılır kaka da yapılan tahlille varlığı anlaşılır. Rota virüsü seyrinde önce kusma dönemi yaşanıyor, ardından ishal başlıyor. Bu süreçte çok önemli olan nokta her kakadan sonra susuz kalan vücuda su takviyesi yapmak mümkün olduğunca çocuğa su ve sıvı şeyler tükettirmektir. Ailelerin dikkat edeceği noktalar eğer çocukta dalgınlık varsa 6 saatten uzun idrara çıkmadıysa ve hiçbir şekilde sıvı dahi almayı reddediyorsa hastanede damardan sıvı alımı sağlanması gerekmektedir. Bu nedenle en kısa sürede hastaneye gitmelidir.”
“Bebeklerde ishali arttıracak olan iki şey  ok seker ve inek sütü. Çok lapa tarzı şeylerin verilmesinde ısrar emiyoruz zaten iştahı olmayan çocuğun bu tip tatsız şeyler gıda alımını engelliyor sevdiği şeylerden azar azarda olsa yemesi yeterlidir. Çocuğun ishalle birlikte yüksek ateşi ve kakasında kan varsa beklenmeden hastaneye baş vurulması gerekmektedir.”
“Diş ateşi ve ishalinin belirtisi başka hastalık belirtileri ile karıştırılmamalıdır. Diş çıkaran bebeğin ateşi genel olarak 38 derecenin üzerinde olmaz ve su gibi kaka yapmaz. Sık bağırsak hareketleri ve 3 defaya kadar kaka olabilir.”
“D vitamini eksikliği sık hastalanmaya neden olur. Haftada 3 gün kırmızı et çocuklar için gereklidir, içindeki çinko bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.” diyor.

 
Çocuğunuzun ateşini ölçmede dudaklarınızı kullanmak en ilkel ama en güvenilir yöntemlerden biridir. Zaten ateşli çocuğun elleri ve ayakları soğurken yanakları ve dudakları kızarır. Çocuğunun her halini bilen bir anne ateşi olduğunu derece olmadan da anlar zaten. Tabi annelik tecrübesini yeni yaşayanlar için biraz zamana ihtiyacın olduğu da atlanmayacak bir gerçektir. Ateş olarak kabul edilecek derece 38 ve üzerinde olanlardır.

Aşağıda ki okuyacaklarınız e-hamilelik.com dan alıntıdır.

Ateş, çeşitli enfeksiyon hastalıklarının sık görülen bir belirtisidir. Zararları içinde en iyi bilineni ateşli havaledir. Vücut ısısı yükseldiğinde, vücut fizyolojik ve davranışsal yanıtlarla vücut ısısını düşürmeye çalışır. Özellikle terleme ile vücut ısısını azaltma yoluna gider. Enfeksiyona bağlı ateşte eller ayaklar soğuk, kol ve bacak derisi dalga dalgadır, morarmıştır, gövde ve baş çok sıcaktır.
Genellikle bebek ve çocuklarda ateşli durumların çoğunun nedeni akut viral enfeksiyonlardır. Ateş 41 derecenin üzerinde olmadıkça hastaya özel bir zarar vermez. Ateş vücudun enfeksiyonlarla savaşma yöntemlerinden biridir.
Her insanın vücut ısısı kendine özgüdür. Günün farklı saatlerinde farklı ısıda olabilir. Çocukların vücut ısısı yetişkinlerden daha yüksektir. Her seviyedeki ateş tehlikeli sayılmaz.

Kabul edilen ateş sınırları şöyledir:
Ateşsiz: 34.4-37.9
Ateşli: 38-39.9
Yüksek ateşli: 40 ve yukarısı

3 aydan küçük bebek ateşlenirse: Yenidoğan dönemindeki bebeklerde enfeksiyonla savaşma yeteneği kısıtlı oldugundan ciddi enfeksiyonlar gelişebilir. Doktorunuza danışmadan bebeğinize ilaç vermeyin. Ya da yavrunuzu hemen bir hastaneye götürün.
Çocuklarda en yüksek vücut ısısı saat 17:00 ile 19:00 arasında, en düşük ısı ise saat 24:00 ile 06:00 arasında ölçülür. Ancak bu sistem ilk aylarda henüz oturmamıştır. Bu sistemin oturması için çocuğun 2 yaşından büyük olması gerekir. 3 ayın altındaki bebeklerde, büyük çocuklara göre daha az ateşlenme görülür.

AŞAGIDAKİ GİBİ DURUMLARDA DOKTORUNUZU ARAYIN:
- Çocuğunuzun ateşi 39 derece ve yukarısı ise,
- Çocuk çok hastaysa veya açıklayamadığınız hastalık belirtileri taşıyorsa,
- Bir şey içmek istemiyor, durmadan ağlıyor veya çok halsiz görünüyorsa,
- Çocuk ateşli havale geçiriyorsa. (Ateşli havale genelde çocuğunuzun ateşi normalden çok yüksek ise görülür. Havale anında çocugunuzun elleri ve ayakları şiddetli bir şekilde sallanmaya başlar ve gözleri arkaya doğru kayabilir. Ateşli havale genellikle 1-5 dakika sürer. Çocuğunuzun elinin veya kolunun birkaç kere sallanması onun havale geçirdiği anlamına gelmez.)
- Orta dereceli ateş (38-39.9) 24 saatten daha uzun sürerse ve ateşten başka burun akıntısı veya öksürük gibi başka hastalık belirtileri yoksa.
- Ateşi orta derecede 48 saatten daha uzun sürer ve ateş düşürücü ilaçlarla bile düşmezse.
Ateşi düşürmek için yapılabilecekler :
Eğer çocuğunuz 3 aydan daha küçükse hemen doktorunuzu arayın. Ama bu arada bebeğin üzerini çıkarın ve 15 dakika sonra tekrar ateşini ölçün. 3 aydan büyük çocuklarda ateşin düşürülmesi için başlıca çözüm yolları şöyledir:
- Odasını havalandırın: Çocuğun bulunduğu oda ısısı 21-22 derece arasında tutulmalı ve havalandırılmalıdır.
- Üzerini örtmeyin: Çocuğunuzun ateşi çıktığında titremesi son derece normaldir. Üşüttüğü için ateşi çıktı, diye üzerini örtmeniz hiç iyi olmaz. Bu örtüler ve giysiler çocuğun vücut sıcaklığını dışarı geçirmeyerek ateşinin daha da yükselmesine neden olur. Eğer çocuk çok üşüdüğünü söylüyor veya titriyorsa onu çok ince bir çarşafa sarın.
- Ilık duş yaptırın: Soymanıza rağmen çocuğun ateşi 39 derecenin üzerine çıkıyorsa, hemen doktorunuzu arayın. Artan vücut ısısını hızla düşürmenin bir yolu da ılık duşa sokmak veya ılık ıslak havlu ile kompres yapmaktır. Ilık su ile duş yaparken şunlara dikkat etmelisiniz:
- Çocuğunuzu 10 dakika kadar suyun içinde oturtun.
- Arkaya doğru yatmasına izin vermeyin.
- Suyu çocuğunuzun kafasından aşağı dökmeyin.
- Bir süngeri ıslatarak onu çocuğunuzun vücudunun etrafında gezdirin.
- Büyük bir havluyu ılık su ile ıslatıp tüm vücudunu havluya sarın.
- Sadece eklem yerlerine ılık su ile kompres yapmak yetersiz kalır.
- Bu işlem için hiçbir zaman alkol ya da buzlu su kullanılmamalıdır. Bu işlem cilt ısısında ani düşmeye neden olacağı için, titreme ve damarlarda büzülme ile sonuçlanır ve ısı kaybı önlenir. Ateşin düşmesi gecikir. Kol ve bacaklarda dolaşım daha da bozulur.
- Çocuğunuz titremeye başladığı zaman onu küvetten çıkarın ve bir havlu veya ince bir çarşafa sarın.
- Su içirin: Ateş sıvı kaybını arttıracağından ağızdan yeterli sıvı alımı çok önemlidir. Vücutta çok sıvı kaybı olduğunda, enfeksiyon olmaksızın susuzluk ateşi denilen, ateş yükselmesi olacaktır.
- Yemek için zorlamayın: Ateşli çocuğun kalori gereksinimi artar. Ancak çocuk yemek istemiyorsa çok zorlamamalıdır.

ATEŞ TEDAVİSİNDE DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR :
- Aşırı sıkı giydirme ve örtme: Anneler ve babalar, çocuk üşüyorum deyince hemen üzerini örtmeye meyillidirler. Bunda çocuğun üşüttüğü düşüncesi büyük rol oynar. Ancak aşırı kıyafet giydirme, ateşin daha fazla yükselmesine neden olabileceğinden, çocukları çok az giydirmeli, uyuturken giysiler daha da azaltılmalıdır. Terletme ile de ateş düşmeyeceği gibi, ateşinin daha da yükselmesine neden olduğu unutulmamalıdır.
- Doktora danışmadan ilaç kullanımı: Eğer çocuğun ateşi 38,9 dereceden daha düşük ise ve çocuğun genel durumu iyi görünüyorsa ilaç ihtiyacı olmayabilir. 38,9 derece üzerinde ateşli çocuğa asetaminofen veya ibuprofen içeren ateş düşürücüler ancak doktora danışılarak çocuğun yaşı ve kilosuna göre verilebilir. Eğer yaş ve kilosuna göre önerilen dozu bilmiyorsanız, mutlaka bir uzmana danışmalısınız. Ateş düşürücü ilaçlar sadece ateşi düşürmede yardımcıdır. Ateşe neden olan hastalığı tedavi etmezler. Bazılarının çok ciddi yan etkileri vardır. Bu nedenle kontrol altında ve dikkatli kullanılmalıdır.
Parasetamol: Piyasada çocuklarda kullanım için hazırlanmış damla, şurup, çiğneme tableti ve fitiller rahatlıkla bulunabilir. En erken 4 saatte 1 olmak üzere günde maksimum 5 kez verilebilir. Tedavi edici dozda verildiğinde yan etkisi yoktur. Ancak normalden fazla alındığında karaciğer ve böbrek zedelenmesine neden olur.
Ibuprofen: Ateş düşürücü ve ağrı kesici etkisi vardır. En çok 6 saatte 1, günde maksimum 4 kez alınmalıdır.
Aspirin: Reye sendromu denilen; ani karaciğer ve beyin hasarı ile seyreden hastalığa neden olduğu için, 12 yaş ve altındaki çocuklara aspirin verilmemelidir.



Aşağıdaki okuyacaklarınız cocuknorolojisi.com dan alıntıdır.

ATEŞLİ HAVALE HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER:
Ateşli havaleler çocuklarda sık rastlanan bir durumdur. 6 ay ve 6 yaş arasındaki çocukların hemen hemen yüzde üçü ateşli bir hastalık esnasında havale geçirirler. Genellikle ateşli havalelerin çocuğa zararı yoktur. Ateşli havale beyin hasarına yol açmaz. Genellikle bir iki dakika sürer ve kendiliğinden geçer, nadiren 10 dakikadan uzun sürer. Havale sırasında çocukta kasılma, bilinç kaybı, gözlerde sabit bakma, kol ve ayaklarda atma ve morarma gibi bulgular gözlenir.

ÇOCUĞUM HAVALE GEÇİRİRSE NE YAPMALIYIM?
Çocuğu yan yatırın, böylece ağzındaki salyanın ciğerlere kaçması engellenir.
Çocuğun yakasını gevşetin ve etrafındaki zarar verebilecek cisimleri uzaklaştırın.
Ağzını açmaya kalkmayın ve ağzına herhangi bir şey koymayın.
Çocuğa dokunmayın ve herhangi bir müdahalede bulunmayın, sakin olmaya çalışarak nöbetin durmasını bekleyin.
Havale 10 dakikadan uzun sürerse hemen en yakın sağlık merkezine başvurun.

0 14 Aylık Bebek Gelişimi -3- (Yaza Merhaba, Herkese El Sallamaca, İlk Kelimelerimiz)


Yazının devamı olan 14 Aylık Bebek Gelişimi 1 ve 14 Aylık Bebek Gelişimi 2 yazılarımı da okuyabilirsiniz.

14. ay da Gökalp tam bir sevgi kelebeği oldu. Sosyal hayatı, evin dışında olmayı, insanları, hayvanları çok fazla seviyordu. Bu aylarda bazı bebekler daha içe dönük olup başka insanların varlığından hoşlanmazlar. Hatta hala teyze gibi en yakınlarına bile birkaç günlük aradan sonra yabancılık yapıp yaklaşmasına müsaade etmezler. Biz de ise durum bambaşkaydı. Değil teyze sitenin bahçe sorumlusu bile sanırsınız en yakını o derece insanlara yakın bir çocuk oldu. Öyle ki kendisine sevgi gösterenlere sıkı sıkı sarılıp başı omuzlarında insanları hayretler içinde bırakır bir samimiyetti bu. Bu ay coşkun sevgisi ile gelene gidene geçene uçan kuşa el sallar oldu. Onun bu sıcak kanlılığı sayesinde oldukça geniş bir insan profili ile selamlaşır olduk. Genç, yaşlı, erkek, kadın ayırmaksızın herkese el sallaması müthiş bir sempati oluşturuyordu kendisine karşı. El sallamak zamanla sadece merhaba olmaktan çıkıp bir iletişim biçimi oldu. İsteklerini, mutsuzluğunu da el sallayarak ifade ediyordu. Tabi bunu bir ben anlayabiliyordum o ayrı. Sevgi kelebeği hallerimiz sarılmayı öğrenmesi ile doruğa çıkıyordu. Artık öperek ifade ettiği sevgisini sarılarak ta anlatabiliyordu.

Her gece aynı saatlerde ki yatma rutinimizi sürdürürken bu aydan sonra iyi geceler dileyen babasına el sallayarak ilk defa kendince iyi geceler demeye başladı.



14. ayımızda enerjisine ayak uydurmakta iyice zorlanmaya başladığımdan Gökalp’le ve evle ilgilenmesi için yardımcı ile çalışmaya karar verdik. O tarihten bu yana evimizde yardımcı olmaktan çok öte bir anne hatta Gökalp’in anane dediği Aysel ablamızla birlikteyiz.


14. ay Gökalp’in ağzından ilk kelimelerin döküldüğü ay olması itibarıyla da önemliydi bizler için. İlk kendince söylediği ve bugün hala değiştirmediği kedi, kuş, köpek balık için MINIMINA diye bir kelime oldu. Gökalpçe bir nevi genel olarak hayvan demek gibi bir şeydi bu minimina. Su için füfüf, köpek için uvv, top için guu olmak üzere 4 anlamsız kendince kelime ile konuşma tarihini başlatmış oluyordu. Söylediği anlamlı ilk kelimesi ise ANNE oldu.
Burada birde genel not ilave etmek istiyorum. 12. ayda ayaklanmaya başlayan minikleriniz düştüklerinde sizden teselli bekleyecektir. Bilhassa koşma eğiliminin baş gösterdiği 14 ayda düşmeler daha da yoğunlaşabilir. Hatta hareket kabiliyetleri daha arttığı için tırmanma atlama gibi tehlikeli eylemlerin sonucunda oluşan küçük çaplı kazalarda gözü hep siz de ve vereceğiniz tepkilerde olacaktır. Tavsiyem ve tabii ki uzman yorumları asla düştüğü yere vurmak oraya kızmak ve dolayısıyla bebeğinizin gönlünü yapmak gibi bir hataya düşmeyin. İleride sorumluluk duygusundan kaçan ve yaptığı hataları kabullenmek istemeyip başkalarını suçlama eğiliminde olan bir çocuğa dönüşmesinin ilk adımlarıdır bu gönlünü yapma çabanız. Ve bu zararsız gibi duran ah yaptım vuruşları birkaç ay içinde sebepsiz yere size ya da başkalarına şiddet uygulamasının ilk aşamaları olabilir. Düştüğünde vurmak yerine: “Acıdı mı?” “Tamam annecim büyüdüğünde düşmeden oynayabileceksin o zaman hiç acımayacak”gibi realist yaklaşımlar sergilemek daha doğru olacaktır.


13. ay notları arasında girmeyi atladığım doğrucu davutluğum nedeniyle 14. Aya ilave edemeyeceğim ilk defa havuza girişimiz var birde mazimizde yer alan. İlk havuz tecrübemizde sıcak banyo suyuna alışkın olmanın verdiği ruh haliyle, her ne kadar içinde başka çocuklarda olsa soğuk suya adapte olmakta zorlandı. Ama sonrasında önce ayaklarımızı sokarak yavaş yavaş alıştığı suda oynamak çok hoşuna gitti.
Sitemizin yaza merhaba partisi ile bizim içinde unutulmaz olarak kalacak bir yaz başlangıcı yapmış oluyorduk.


Bunlarda internetten 14. Ay gelişim notları :
  • Bebeğiniz bu ayda ebeveynlerini ve kendinden büyük çocukları taklit etmeye başlar.
  • Bu ay başlayan yeni gelişme: Ne istediğimi biliyorum!
  • 14. ay inatçılık dönemidir. Bir anda ne yapmak istediği, ne yemek istediği, nereye gitmek istediği ve hatta belki de ne giymek istediği (mont giymek veya şapka takmayı reddetmek gibi) konusunda ısrarcı olmaya başlayabilir. Tabii ki sizin onun kesinlikle yapmamasını istediğiniz şeyler onun en çok yapmak istediği şeyler olacaktır. Henüz yapmayı beceremese bile bardağına süt doldurmak, ayakkabılarını giymek gibi şeyleri kendisi yapmak isteyecektir. 14 aylık bebeğiniz her şeye istemli olarak karşı gelmemektedir, sadece etrafına karşı son derece meraklıdır ve araştırma yaparken hiç kimsenin onu durdurmasını istemez. 
  • Bebekler suya hayrandır, suyla oynamak sakinleştirici ve heyecan vericidir. Zaman zaman, örneğin siz yemek pişirirken, onun köpüklü su dolu plastik bir kapta yine plastik tabak ve bardakları yıkaması için izin verebilirsiniz. Tabii ki yerler su olacaktır, bunun için yere banyo perdesi benzeri plastik bir örtü serebilirsiniz
  • Etrafı kirletse bile kendi kendine yemek yemesine izin verin. Unutmayın oynamak ve keşfetmek çocukların dünyayı tanıması için önemlidir.
  • Bu yaştaki çocuklar oldukça agresif olabilirler, oyun arkadaşlarına vurup onları ısırabilir ve canlarını yakabilirler. Bu davranış şekli bu yaşlardaki çocukların çoğunda vardır ancak karşısındaki çocuğa zarar vermek, canını yakmak amaçlı değildir. Eğer bu davranışın kötü niyetle yapılmadığını, bir engellenme yada hüsran sonucu olduğunu bilirseniz bu davranışla daha kolay başa çıkabilirsiniz. Bu davranış ya karşısındaki çocuktan aldığı reaksiyon ya da başka bir çocuğu taklit etmek amacıyla yapılmıştır. Karşısındaki çocuğun ağlamasını ya da bağırmasını seyretmek onun için eğlencelidir. Unutmayın 14 aylık bir çocuk diğer çocukların da hisleri olduğunu anlayamaz. Eğer oyun arkadaşının saçını çektiğinde arkadaşı bağırarak ağlamaya başlarsa muhtemelen durur ve karşısındakinin reaksiyonunu izler ve herhangi birşey hissetmez. Bebeğiniz için bu davranış birkaç ay önceki mama sandalyesinden aşağı cisimleri atıp nereye gittiklerini izlemek davranışı ile aynı şeydir. Bu yüzden bebeğiniz bir arkadaşı ile oynarken yakından izleyip gerektiğinde müdahale etmelisiniz. Aşırı tepki vermeden yumuşak ama kesin bir tavırla onu durdurup arkadaşına vurduğunda onun canını yaktığını söyleyebilirsiniz ve ilgisini başka bir yöne çekebilirsiniz.


  • Uzmanlar bu olayı sebep-sonuç ilişkisi olarak (şunu yaparsam şu olur) adlandırıyor ve şu anda sahip olduğumuz tüm deneme alışkanlıklarımızın altında yatan neden de budur. Çocuğunuz ilginizi çekmek için sizin hoşlanmadığınız bir davranışta bulunuyorsa aşırı tepki vermemeye çalışın. Bu tepkiyi verirseniz o ya da bu şekilde sizin ilginizi çekmiş olacaktır. Eğer çocuğunuza o sizinle ilgilenmezken sıklıkla ilgi gösterirseniz sizin ilginizi çekmek için o kadar çok ihtiyaç duymayacaktır. 
  • Enerji gereksinimi azalacağı için yemek miktarları artmaz, biraz azalabilir.
  • Yemek seçmeye başlar. Biberondan ayırma, bardak kullanmayı teşvik etme vakti gelmiştir.
  • Çocuğunuz bu dönemde sıklıkla duygu değişimleri yaşar (kızgınlık, mutluluk, korku gibi). Bu duygularına onun yanındayken isim verip tekrarlarsanız, bir müddet sonra çocuğunuz kendi hislerini ifade etmede bu kelimeleri kullanmaya başlayacaktır. Örneğin bir kutuyu açamadığında ya da topu istediği yere yuvarlayamadığında kızıyorsa hemen “Bu seni kızdırıyor” diyerek o an içinde bulunduğu duygusal durumu isimlendirin.
  • Fiziksel cezalar kullanmayın. Herşeyi anlatarak ikna etmeyi seçin.
  • 2-8 dişi vardır.
  • Artık isteklerini ağlama dışında vücut dilini kullanarak anlatmaya başlar.
  • Basit emirleri anlar ve yapar.
  • Anneyle oynamayı sever. Kitaplara bakmak, birlikte incelemekten hoşlanır. Bu aktivite kelime sayısını arttırır. 5-15 kelime kullanabilir. 1-2 organını gösterebilir.
  • Başarabildiği şeyler için övülmeyi sever.
  • Telefon, kumanda gibi aletlerin ne işe yaradığını iyice kavramıştır.
  • Yabancı ve ayrılma korkusu oldukça belirgindir.
  • Sevdiği, tercih ettiği oyunlar vardır. Her aile bireyi ile farklı oyunları ve eğlencesi oluşacaktır.

0 14 Aylık Bebek Gelişimi -2- (Kontrol Edemediği Duygular-En Sevdiği Şarkılar ve Yatak Kenarı)


Yazının devamı olan 14 Aylık Bebek Gelişimi 1 ve 14 Aylık Bebek Gelişimi 3 yazılarımı da                                                                                     okuyabilirsiniz.

Söylediklerimizi anlamaya başladığını daha önceki aylarda fark etmiştik zaten ama bu ay çok sık tekrar ettiğimiz şeyleri net bir şekilde anladığını vücut dilinden de çıkarabiliyorduk. Mesela su istediğinde (üfüfüf..), “tamam su getiriyorum” ya da “veriyorum” dediğimi anladığı halde duygu kontrolünü sağlayamıyor biran evvel gerçekleşmesi için sabırsızca mızıklanmaya hatta ağlamaya başlıyordu. Çocuk gelişiminde bu tip durumlara “denetimsiz duygular” deniyor. Çocuklarınız hassas bir mizaca sahipse,(ki bu kategoriye huysuz, hareketli, nazlı çocuklar giriyor), kırılgan bir yapısı varsa, onlara güvenli bir çevre oluşturulmamışsa, enerjilerini harcayabileceği ortam sağlanmamışsa, yakın geçmişte aile hayatında değişiklik olmuş veya karışıklık yaşanmışsa, anne ve babası istenmeyen davranışlarında tutarlı olamayıp davranışı sonlandıramamışlarsa, ve sürekli tartışma halindeyseler, çocuk ayrılık kaygısı yaşıyorsa, iki yaş ve diş dönemlerindeyse ve de en nihayetinde anlatmak istediklerini ifade edebilecek dil becerisine henüz sahip değilse denetimsiz duygular sergileyebiliyorlar.

Sizlerde çocuklarınızda, sizleri anladığını düşündüğünüz halde neden olumsuz bir tavır içinde olduklarını yukarıda tek tek yazdığım, mizaç, çevresel etkenler, gelişimsel etkenler ve anne baba davranışlarındaki tutarsızlıklarda arayabilirsiniz. Sorunun nerede olduğunu bulduğunuzda zaten çözümü de bulmuş olacağınıza eminim. Bizim evde ki sorunların nedenleri çok net belliydi. Diş dönemi, bitmeyen ayrılık kaygısı, uykusuzluğun verdiği yorgunluk ve tabii ki henüz kendini ifade edemiyor oluşu. Bu durum 14. Ayda yine de çok takıldığı bir şey değildi ama bu ara (20.ay) konuşmayı ve bir şeyler anlatmayı o kadar çok istiyor ki yukarıda bahsettiğim denetimsiz duygular durumunu daha çok yaşıyoruz.
Bu arada dilsel gelişiminin ve müziğe olan ilgisinin meyvelerini, artık sevdiği ninni ve şarkıların ayrı ayrı melodilerini çıkartmaya başlamasıyla topluyorduk. Bu yaza damgasını vuran Tarkan’dan Sevdanın son vuruşu ve Sinan Akçıl Hande Yener düeti Atmaaa Gökalp Selçuk için en sevdiği yerli pop müzik ödüllerini alırken yabancı müzik kategorisinde Don Amar’dan Danza Kuduro birinciği hala kimselere kaptıramadı. Çocuk şarkılarında ise El Ele en sevdiği ve hiç alakası olmadığı halde neredeyse Küçük Emrah misali gözlerini sıka sıka arabesk formunda söylediği bir şarkı oldu. Diğer bahsettiğim şarkıları yaşı ilerlediğinde arama motorlarından bulup çıkarır dinleyebilir de Baby tv de yayınlanan El ele şarkısını aradım taradım nette ben bile bulamadım. Geçmişimizin önemli detaylarından biri olduğu içinde, koca bir adam olduğunda bebekken severek dinlediği bu şarkıyı bilsin istedim.



O nedenle decoderimizde kayıtlı olan bu klibi televizyondan kameraya çektim. Klasik demokratik çözümler işte :) Yaa Gökalp Selçuk annen hayatındaki detayları senin için nasıl muhafaza ediyor gör. İlerde kıymetimi bilirsin değil mi oğlum :)
Bütün bunların dışında neredeyse doğduğundan bu yana(20. Ay) hiç değiştirmediği iki kemikleşmiş huy, uyku sorunu ve üzerimizi soyunup giyinmek ya da bez değiştirmekte gösterdiğimiz tepki, kaçma, ve ağlama hala devam etmekte. Yine de hiçbir gelişme yok değil tabi. Her ne kadar zorlasa da giyinip soyunurken elini kolunu uzatarak ucundan da olsa yardımda bulunuyor kendileri.
Bir diğer gelişim göstergesi ise gözlem yapma ve uygulamadaki atağıydı. En bariz örneğimizse bizler farklı odadayken telefon çaldığında eğer duymamışsak koşarak yanımıza gelmesi ve parmağı ile diğer odayı göstermek sureti ile telefonun çaldığını haber vermesi gibi bildirimlerdi.



Bu ayda,bir gece ansızın şu ana kadar ikinci kez vuku bulan yataktan düşme vakasını yaşıyorduk. Sık uyanmaları nedeniyle babasını yerinden edip yanı başıma kurulmuştu fakat yatak onun deli dönmeleri için çokta tekin değildi. Sonuçta düşeceği önceden kestirildiği için anne tarafından yumuşak düşüşe uygun zemin, yere 4 kat yorgan serilmek suretiyle hazırlanmıştı. Bu trajikomik tecrübeden sonra yatak kenarına portatif bir korumalık aldık. ebebek ve Joker gibi çocuk mağazalarında bu tip gereçleri bulmak mümkün ama benim dikkat çekmek istediğim ebatları. 1 metre boyu olanlar bana pek kullanışlı gelmedi. Çünkü mesafe olarak koruduğu alan sınırlı. Gökalp yazın ayak ucuna kadar gidip yatmayı severdi. Erkek çocuğu serin bir alan arayışı heralde. O nedenle biz 1,5 metre olanlarından temin ettik. Edinmeyi düşünenler bu uyarımı dikkate alsınlar derim.