0 14 Aylık Bebek Gelişimi -2- (Kontrol Edemediği Duygular-En Sevdiği Şarkılar ve Yatak Kenarı)


Yazının devamı olan 14 Aylık Bebek Gelişimi 1 ve 14 Aylık Bebek Gelişimi 3 yazılarımı da                                                                                     okuyabilirsiniz.

Söylediklerimizi anlamaya başladığını daha önceki aylarda fark etmiştik zaten ama bu ay çok sık tekrar ettiğimiz şeyleri net bir şekilde anladığını vücut dilinden de çıkarabiliyorduk. Mesela su istediğinde (üfüfüf..), “tamam su getiriyorum” ya da “veriyorum” dediğimi anladığı halde duygu kontrolünü sağlayamıyor biran evvel gerçekleşmesi için sabırsızca mızıklanmaya hatta ağlamaya başlıyordu. Çocuk gelişiminde bu tip durumlara “denetimsiz duygular” deniyor. Çocuklarınız hassas bir mizaca sahipse,(ki bu kategoriye huysuz, hareketli, nazlı çocuklar giriyor), kırılgan bir yapısı varsa, onlara güvenli bir çevre oluşturulmamışsa, enerjilerini harcayabileceği ortam sağlanmamışsa, yakın geçmişte aile hayatında değişiklik olmuş veya karışıklık yaşanmışsa, anne ve babası istenmeyen davranışlarında tutarlı olamayıp davranışı sonlandıramamışlarsa, ve sürekli tartışma halindeyseler, çocuk ayrılık kaygısı yaşıyorsa, iki yaş ve diş dönemlerindeyse ve de en nihayetinde anlatmak istediklerini ifade edebilecek dil becerisine henüz sahip değilse denetimsiz duygular sergileyebiliyorlar.

Sizlerde çocuklarınızda, sizleri anladığını düşündüğünüz halde neden olumsuz bir tavır içinde olduklarını yukarıda tek tek yazdığım, mizaç, çevresel etkenler, gelişimsel etkenler ve anne baba davranışlarındaki tutarsızlıklarda arayabilirsiniz. Sorunun nerede olduğunu bulduğunuzda zaten çözümü de bulmuş olacağınıza eminim. Bizim evde ki sorunların nedenleri çok net belliydi. Diş dönemi, bitmeyen ayrılık kaygısı, uykusuzluğun verdiği yorgunluk ve tabii ki henüz kendini ifade edemiyor oluşu. Bu durum 14. Ayda yine de çok takıldığı bir şey değildi ama bu ara (20.ay) konuşmayı ve bir şeyler anlatmayı o kadar çok istiyor ki yukarıda bahsettiğim denetimsiz duygular durumunu daha çok yaşıyoruz.
Bu arada dilsel gelişiminin ve müziğe olan ilgisinin meyvelerini, artık sevdiği ninni ve şarkıların ayrı ayrı melodilerini çıkartmaya başlamasıyla topluyorduk. Bu yaza damgasını vuran Tarkan’dan Sevdanın son vuruşu ve Sinan Akçıl Hande Yener düeti Atmaaa Gökalp Selçuk için en sevdiği yerli pop müzik ödüllerini alırken yabancı müzik kategorisinde Don Amar’dan Danza Kuduro birinciği hala kimselere kaptıramadı. Çocuk şarkılarında ise El Ele en sevdiği ve hiç alakası olmadığı halde neredeyse Küçük Emrah misali gözlerini sıka sıka arabesk formunda söylediği bir şarkı oldu. Diğer bahsettiğim şarkıları yaşı ilerlediğinde arama motorlarından bulup çıkarır dinleyebilir de Baby tv de yayınlanan El ele şarkısını aradım taradım nette ben bile bulamadım. Geçmişimizin önemli detaylarından biri olduğu içinde, koca bir adam olduğunda bebekken severek dinlediği bu şarkıyı bilsin istedim.



O nedenle decoderimizde kayıtlı olan bu klibi televizyondan kameraya çektim. Klasik demokratik çözümler işte :) Yaa Gökalp Selçuk annen hayatındaki detayları senin için nasıl muhafaza ediyor gör. İlerde kıymetimi bilirsin değil mi oğlum :)
Bütün bunların dışında neredeyse doğduğundan bu yana(20. Ay) hiç değiştirmediği iki kemikleşmiş huy, uyku sorunu ve üzerimizi soyunup giyinmek ya da bez değiştirmekte gösterdiğimiz tepki, kaçma, ve ağlama hala devam etmekte. Yine de hiçbir gelişme yok değil tabi. Her ne kadar zorlasa da giyinip soyunurken elini kolunu uzatarak ucundan da olsa yardımda bulunuyor kendileri.
Bir diğer gelişim göstergesi ise gözlem yapma ve uygulamadaki atağıydı. En bariz örneğimizse bizler farklı odadayken telefon çaldığında eğer duymamışsak koşarak yanımıza gelmesi ve parmağı ile diğer odayı göstermek sureti ile telefonun çaldığını haber vermesi gibi bildirimlerdi.



Bu ayda,bir gece ansızın şu ana kadar ikinci kez vuku bulan yataktan düşme vakasını yaşıyorduk. Sık uyanmaları nedeniyle babasını yerinden edip yanı başıma kurulmuştu fakat yatak onun deli dönmeleri için çokta tekin değildi. Sonuçta düşeceği önceden kestirildiği için anne tarafından yumuşak düşüşe uygun zemin, yere 4 kat yorgan serilmek suretiyle hazırlanmıştı. Bu trajikomik tecrübeden sonra yatak kenarına portatif bir korumalık aldık. ebebek ve Joker gibi çocuk mağazalarında bu tip gereçleri bulmak mümkün ama benim dikkat çekmek istediğim ebatları. 1 metre boyu olanlar bana pek kullanışlı gelmedi. Çünkü mesafe olarak koruduğu alan sınırlı. Gökalp yazın ayak ucuna kadar gidip yatmayı severdi. Erkek çocuğu serin bir alan arayışı heralde. O nedenle biz 1,5 metre olanlarından temin ettik. Edinmeyi düşünenler bu uyarımı dikkate alsınlar derim.
Paylaş !

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...