0 15 Aylık Bebek Gelişimi-2- (Kalem Tutmaya- Şiddetten Korkmaya- Anne Babayı Kıskanmaya Başlama)

Yazının devamı olan 15 Aylık Bebek Gelişimi (1) ve 15 Aylık Bebek Gelişimi (3) yazılarımı da okuyabilirsiniz.

15. ayda o pofidik, poğaça parmaklar ilk defa kalem tutmaya başladı. Lakin neyse ki bendeniz anne kişisi bu kadar hevesli olmak için erken olduğunu aynı hafta içinde idrak ettim. Sayfaları aşıp duvarlara taşan orada olmasına bir nebze tahammül edebilsem de koltuk ve halı üzerinde denenmeye başlanılan sürrealist çalışmaları görmeye hazır olmadığımı hissettiğim anda kalemle olan tanışmamıza bir müddet ara verdim. O gün bugün de (21.ay) yazmak icap eden durumlarda evin her şeyine “benim” demek suretiyle el koymuş sonradan gelen kişisi görmesin diye kıyı köşe saklanıp yazar olduk. Sanırım 2 yaş sonrasında biraz daha aklı baki olduğunda boyamalarla tekrar başlarız kalemle olan denemelerimize.


Kalem dediysem de ilk aldığımız boya kalemleri her şeyi tatmak suretiyle tanıma yolundan vazgeçmediği için, yutulması durumda zarar vermeyecek ve aynı zaman da silinebilecek cinsten olan pastel boyalardı. Ama yaş itibarıyla büyüklerin sahip olduğu her şey daha çok ilgilerini çektiğinden kendisininkiler daha renkli olmasına rağmen bizim elimizde gördüğü tükenmez kalemleri almak için türlü marazalar çıkartmaya başladı. Yeri gelmişken bu konuda çok esnek davranabilen evinin her köşesini değil neredeyse her noktasını evladına feda etmekle övünen ve bunu göğsünü gere gere onun yaratıcı zekası gelişsin diyen ben her şeyi feda ederimci tarzda ki annelerden olmadığımda anlaşılmıştır sanırım. Bu konuda kendilerine sonsuz saygı duymakla beraber; ne ekonomik olarak evdeki yaratıcı zeka durulduğunda her şeyi sil baştan değiştirmek şu anki durumumuzda mümkün, ne de öyle bir olasılık dahilinde bile benim yapım evim o halini kaldırmaya müsait. Çocuğun meydana getireceği o tabloyu düşünüyorum da gıpta edilecek nasıl bir sabır ve gamsız bir karakter yapısıdır bu. Ben Gökalp uyuduğunda oyuncaklarını toparladığımda ve etrafa biraz çeki düzen verdiğim de kendimi daha iyi hissediyorum. Düzeltip toparlanamayacak o boyanmış duvarlar, halılar, koltuklar, açılmaktan yıpranmış dolap kapakları, aşınmış çizilmiş sehbalar.. vb. beni çok yorardı. Benim özgürlükçü anlayışım bu değil. Ben kendi görüşüm itibarıyla çocuğun belirli sınırlar içinde büyütülmesi taraftarıyım. Çocuk daha evde özgürlüğünün sınırlarını bilmeli bana göre. Zaten beni okurken zamanla sizlerde anlayacaksınızdır. Olanca modern görünümüm altında son derece gelenekçi bir yapım vardır benim. O yaratıcı zekasını, özgürlükçü yapısını geliştirme işini sokaklara parklara, kreş ya da ana okullarına bırakıyorum. Ve tabi bir şeylere zarar vermeyecek zeka olgunluğuna eriştiğinde evde de dilediğini yapmakta serbest. Bir anne olarak onun gayretini desteklemek ve yardım istediğinde ya da ona fayda sağlayacağını hissettiğim her konuda imkanlarımızı zorlamaktan da kaçınmam.

15. Ay hayatımıza korkuların ve endişelerin girdiği bir ay oldu. Tv aktif olarak hayatında yer almasa da gördüğü izlediği korkunç-tehlikeli- kavga edilen- birisinin üzüldüğü,ağladığı-yaralandığı gibi sahnelerde ilk defa ağlar gibi yüzünü buruşturup dudak bükerek çıkarttığı seslerle gördüklerinden hoşlanmadığını hissettirmeye başladı.
http://www.youtube.com/watch?v=UljL6XKKkCs

Falım reklamındaki dedelerin çıkarttığı huuuu sesinden ilk defa aklının çıktığını ve reklam her çıktığında feryatlar ederek ağladığını bize kalmasını istediğim bir hatıra olarak da buraya ekliyorum. Bunun gibi birkaç reklamı daha başlar başlamaz ağlayarak görmek istemediğini anlatıyordu. Yaşadığı endişeler de sanırım bu korktuğu sahnelerin benzerinin evde de yaşanma olasılığına karşı, babasıyla tutuştuğumuz ufak çaptaki tartışmalarda kendini göstermeye başladı. İlk defa babasıyla aramızda geçen sürtüşmelerde ve ufacık yükselen ses tonlarımızda bile bağırarak bizi protesto edip o anda ki gerginliğin bitmesini istediğini ifade ediyordu. Ama bu korku halleri karakterine yansıyıp ürkek bir çocuk olmasına neden olmadı. Hemen her konuda olduğu gibi dönemsel olarak yaşandı ve sanırım bir ay içinde geçti.


Babayla olan tartışmalara müdahale etmesinin dışında ilk defa her türlü münasebetimize de salça olur olmuştu kendileri. Artık baba ile temasımız evdeki küçük bir engele takılıyordu. Sarıldığımızı gördüğü anda her ne ile ilgileniyorsa hiç üşenmeden bırakıp aramıza girip dahil olmaya ya da bizi ayırmaya çalışıyordu. Yalnız bunu yaparken tavrı hırçın asabi değil;”ya siz yine mi beni ayakta uyutup sarıldınız” der gibi muzurcaydı.
Paylaş !

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...