9 Hangi Süt Daha Faydalıdır - Ya da Hangi Sütün Besin Değeri Daha Fazladır.

Bir ay kadar önce Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’ in sütte antibiyotik kalıntıları olduğunun doğruluğunu kabul eder nitelikteki açıklamasından sonra, zaten bu konuda netleşemeyen benim gibi bazı annelerin kafası iyice karıştı. Bakan her ne kadar sözlerini ertesi gün yanlış anlaşıldığını belirterek düzeltse de beyinlerimiz  bir kere daha sulandırılmış süt misali bulanmıştı. Gökalp çok şükür nerdeyse 2 yaşına kadar anne sütü alabilen şanslı çocuklardan olsa da 1 yaşından sonra alması gereken takviye süt nedeniyle benim de gündemime 1 sene evvel girdi bu süt konusu. Devam sütü mü (formül süt), inek sütü mü keçi sütü mü derken bir de bunların kendi içlerinde ki çeşitlere ayrılmış halleri çıktı karşıma. Çiğ süt mü - organik süt mü - günlük süt mü- ya da çocuk sütü mü?  Aradım taradım araştırdım tamam ya ben bu işi çözdüm çocuk sütü iyidir deyip tam yol almışken; sayın bakan bir tek cümleyle bombayı bıraktı yine tilkilerin dolaştığı kafamın orta yerine.

İlk dönem zaten karışık olan kafayla, ne kendime ne başkasına fayda sağlayamayacak durumdayken geride durmayı tercih ettim. Bekledim. Diğer uzmanların açıklamalarını, blog yazar diğer annelerin araştırmalarını ve yapılan yorumları takip ettim. Ve gördüm ki kim ne derse desin ilk anda kafalar karışsa da herkes bildiğinden şaşmıyor. En başında yaptığı araştırma kendisinin hangi sütü tercih etmesini sağlamışsa, o doğrultuda devam ediyor. Hiç kimse diğerinin yaptığı: “çiğ sütte bakteri var gel pastörizeyi seç” ya da “pastörize süt işlenmiş süt besin değerini kaybetmiş gel çiğ süte geç” türünden yorumlara haklısın demeyip, karşı tarafı kendi bildiğine ikna etmeye çalışıyor. Ve muhakkak okumuşsunuzdur;  ya da okuyacaksanız göreceksiniz ki hepsi de kendi savunduğu fikirde haklı görünüyor. Ben uzmanlardan başkasına kulak asmam derseniz onlar da farklı farklı yorumlar yapmış. Hangisi doğru söylüyor şaşırıyorsunuz. Annelerdir referansım, tecrübe benim için daha önemlidir derseniz onlarında tercihleri farklı farklı. Ben de her zaman yaptığım gibi önce her şeyi bir güzel okudum. Bu işin akla yatkın olanı hangisi ona göre karar verdim. Ama bunu yaparken sadece okuduklarımla kalmadım. Bu işin içinden birilerinden destek aldım. Büyük bir gıda firmasında çalışan eşimin iş arkadaşlarından şirketin gıda mühendisi Faruk Yılmaz ile röportaj niteliğinde bir konuşma yaptık. Aklımda ki tüm soruları sordum ve bu konuyu gündeme düşecek başka bir bombaya kadar kapattım. Faruk bu konuda bir otorite değil ama konuya bizden daha hakim ve içimizden biri olması açısından söyledikleri çok samimi geldi bana. Ne bir firmaya ya da sektöre yakın durmaya çalışan uzman, ne de yanlış olanı sırf kendisi öyle yaptığı için savunan sabit fikirli bir süt kullanıcısı olmadığı için onun yönlendirmeleri oldukça gerçekçiydi. Zaten sorularımın genel çerçevesini bir annenin merakıyla, bu donanıma sahip bir baba olsan, sen hangisini tercih ederdin oluşturuyordu.



En başından başlayacak olursak bakanın sözlerine şöyle açıklık getirdi. Hayvanlar hastalandığında insanlar gibi antibiyotik tedavisi görürler. Bazı üreticiler bu durumdaki sütlerini de firmalara vermeye çalışırlar. Büyük firmalar süt alımı sırasında hızlı yöntem kitleri ile antibiyotik testi yapar ve bu sütü almazlar. Bu nedenle hepimizin bildiği büyük firmalara ait sütlerde antibiyotik olması ihtimali söz konusu değildir.

Süt konusuna derinlemesine girmeden önce son dönemde bir de ortalarda dolanmaya başlayan inek sütü inekler içindir söylemi hakkında ne düşündüğünü sorduğumda bu söylemi doğru bulmadığını ifade etti. Süt sadece kalsiyum bakımından değil aynı zamanda vücuda alınması gereken bazı aminoasitler (protein yapıtaşları) ve yağ asitleri yönünden de insan sağlığı açısından elzem bir besindir. Bu sözün aksine yoğurdun kansere dahi iyi gelen bir besin olduğu ortadadır. Süt ve süt ürünlerinin yerini alabilecek yeterli seviyede bir başka gıda yoktur; görüşünde.

Hangi tip sütü tercih edelim dediğimde ise devam sütü (formül süt) işine hiç bulaşmadı. Bu konunun tamamen endüstriyel bir mevzu olduğunu, bu işin aslını doktorların bilebileceğini, içindeki maddeleri incelemek gerektiğini o denenle bir şey söyleyemeyeceğini belirtip, anne sütüne en yakın olanın keçi sütü olduğu doğrudur diyerek devam sütüne bay bay dedirtti. Fakat keçi sütü içinde en çabuk ulaşılabilecek olan Kay marka süt yerine “Bolana” adlı bir marka önerdi. Web adresini buraya ekliyorum http://www.bolana.com.tr/. Sayfa içerisinden satış noktalarına ulaşabilirsiniz. Mesela çok ilginç bir bilgiye ulaştım. Aralık ile Mart ayları arasında keçi sütü bulunmazmış. Bu dönem gebelik sürecine denk geldiği için süt verimi olmazmış. Haliyle keçi sütü satamıyorlarmış. Öğrendiklerim ne kadar doğal bir marka diye düşündürdü bana.

Çiğ sütpaket süt mü konusunda ise ısrarla üreticinin dikkatli olma ihtimalini vurgulamama rağmen tereddütsüz paket sütleri önerdi. Çiğ sütte insan sağlığına zararlı birçok bakterinin var olduğunu ve bu nedenle pastörize edilmesinin zorunlu olduğunu söyledi. Hayvanın memesinden sıkılan doğal süt gerekli önemler alınarak sütteki toplam bakteri sayısı azaltılabilirmiş. Fakat bu sistem Türkiye de Avrupa’ da ki kadar gelişmediği için bakteri sayısı düşük çiğ süt üretmek şu anın Türkiye’sinde mümkün değilmiş. Avrupa da direk hayvanın memesinden alınıp paketleme yapılan tesisler varmış. Evdeki kaynatma şekli hem bakterinin ölmesi için faydasız, hem besin değerini yitirmesine neden olduğu içinde, sütün kalitesini etkilemekten öteye geçmezmiş. Fabrika şartlarında çiğ süt pastörize edilirken 15 sn gibi çok kısa sürede yeterli kaynatma sıcaklığına çıkartıldığı için ürünün besin değeri daha iyi korunurmuş.

Kutu sütlerin de kendi içinde UHT ve pastörize günlük süt olarak ayrıldığını bunların ne demek olduğunu sorduğumda aldığım yanıtlar şunlardı. UHT yüksek sıcaklıkta işlem demektir. Hızlı bir şekilde gerekli kaynatma sıcaklığının da üzerine çıkartılıp 3-5 sn tutulduktan sonra hızlı bir şekilde soğutulmasıyla elde edilen süttür. Ve teorik olarak hiçbir bakteri yoktur denilebilir. Yüksek sıcaklıkta yapılan bu sterilizasyon ve özel kutulama sayesinde hava ile temas olmadığı için bakteri gelişimi olmuyor ve sütün raf ömrü uzuyor. Yoksa sanıldığının aksine son kullanma tarihi birkaç ayı içeren süt ve yoğurt gibi uzun sürede tüketilebilecek gıdaların raf ömürleri, katkı malzemesi nedeniyle uzamıyor.(Yani daha da açıkçası uzun ömürlü süt ve süt ürünlerinde KATKI MALZEMESİ YOK. Yapılan işlem ve özel kutulama ile ürünün ömrü uzuyor.)

Pastörize günlük sütse UHT sütten farklı olarak çiğ sütün yeterli sıcaklıkta (74-77 °C) 15 sn kadar ısıtılması ve hızlı bir şekilde soğutulması ile elde edilen bu sayede içindeki besin değerini UHT süte kıyasla çok daha az kaybeden süttür. UHT süt ile pastörize günlük süt arasındaki fark ısıl işlem sıcaklıklarının farklı olmasından kaynaklanan besin değeri oranlarıdır. Pastörize günlük sütlerin kutulama tarihi ile son kullanım tarihi kutu açılmasa 5-10 gündür.


Organik süt, hayvandan doğal şartlarda besletilerek elde edilen süttür. Faruk, 1,5 kilometrelik alanda üretimi etkileyecek diğer faktörler olmaması gerektiğine dikkat çekerek, çok fazla organik tarıma inanmadığını belirtiyor. (Bu fikri ile benim organik gıda alışverişlerimi de sorgulamama neden oldu)Organik süt ve günlük süt, çiğ sütün sterilize veya pastörize edilmiş halidir. Fakat günlük süt pastörizasyon sıcaklığı daha düşük olduğu için besin değeri yine organik süte göre daha fazladır; diyor.

Bu durumda en çok öne çıkan pastörize günlük süt mü çocuk sütü mü diye sorduğumda. Çocuk sütünü inceleyen Faruk çocuk sütünün içinde bulunan ekstra vitamin, çinko, mineraller vs tarzındaki eklemelerin zaten diğer gıdalar ve meyveler aracılığı ile vücuda alındığını, kutulama sırasında raf ömrünü uzatmak için sıcaklığın daha yüksek tutulmasından dolayı(UHT) yine pastörize günlük sütü daha uygun buldu. Bu durumda benimde tercihim olan çocuk sütü yerini günlük pastörize sütle değiştirmiş oldu. Tadı dolayısıyla sıkıntı çekeceğini düşünen anneler 1 yaş üzerindeki bebeklere balla tatlandırarak verebilirler. 1 yaş altındakiler içinse şeker koymak yerine fayda sağlayamayacağını bilsek bile pekmez tercih etmek daha iyi gibi. Sonraki öğünlerde süt ürünlerinden ayrı 1 kaşık daha pekmez yedirilerek bu durum telafi edilebilir.

Yani sonuç olarak bir sıralama gerekirse tercihen öncelik verilecek sütler:
Pastörize keçi sütü-  pastörize günlük süt- organik süt-  çocuk sütü olarak sıralanabilir. Bir gıda mühendisi bilgilerine dayanarak çiğ süt bu sıralamaya bile giremiyor.

Tüm bu öğrendiklerimden sonra devlet tarafından denetlenen bir firmanın ürününü mü almak, diğer tarafta birilerinin tavsiyesiyle duyduğunuz, ama denetlemesi bu kadar detaya tabi tutulmayan çiftliklerin, güvenilirliğinden emin olamayacağım sütlerini mi almak sorgulamasını yapmama neden oldu. Ve kararımın bir kere daha doğru olduğuna kanaat getirtti.

Ek bir bilgi olarak açılan sütlerin hepsi buzdolabında dahi muhafaza edilse bile 2 gün içerisinde tüketilmesi gerekiyor.
Paylaş !

9 yorum:

  1. Malum 1 aydan az kaldı eloşun yaşına girmesine.Pastorize günlük süt benim de kafama yattı ama formül devam sütleri de iyi bir alternatif gibi.Kutu sütler daha doğal,formül sütler daha zengin içerikli.Ben hala tam karar veremedim ...

    YanıtlaSil
  2. Aydınlatıcı ve kafa karışıklığını dinginleştiren bir yazı olmuş, emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  3. Teşekkür ederim SEMA.Fayda sağlayabiliyorsam ne mutlu bana :)

    YanıtlaSil
  4. Benim de aklıma takılan bir konuydu, yazınız için teşekkürler. Bir ekleme yapmak isterim: Sütü tatlandırmak için içine pekmez konulması çok doğru bir hareket olmayabilir. En azından bu pekmezden kansızlığı azaltması gibi bi medet umuluyorsa doğru olmayabilir. Çünkü bildiğim kadarıyla süt ürünleriyle alınan demir ihtiva eden besinlerden demir emilimi azalıyor. Yani kansızlığı azaltmak için pekmez, et, mercimek vs gibi yiyeceklerin yanında süt ürünlerini tercih etmemek gerekiyor. Bunların yerine c vitamini yüksek meyve suları almak gerekiyor. C vitamini demir emilimini yükseltiyor çünkü..

    YanıtlaSil
  5. Teşekkür ederim Deniz.Sanırım Sütü içmekte zorlanan çocuklara pekmezle tatlandırarak verilebilir dediğim için pekmezle ve süt ürünleri verilmesinin yanlışlığını hatırlatma gereği duydun. Teşekkür ederim. Bir sonraki cümlede tekrar ayrıca pekmez verilerek telafi edebilirsiniz cümlem bu nedenle idi. Facebook sayfama da beklerim. Bu tip bilgiler ve ufak tefek püflere de yer veriyorum.Sevgiler..

    YanıtlaSil
  6. Ben de homojenize edilen sütlerin zararlarıyla ilgili bir çok yazı okudum. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Sırf homojenize edilmemiş süt olsun diye çiğ süt almak istiyorum. üzerinde kaymak biriken sütün ne zararı olabilir ki; homojenize edip bozuyorlar?

    YanıtlaSil
  7. Bana bir konuda yardımcı olur musunuz lütfen. Oğlum 3 aylık oldu yeni, ben haftaya işe başlıyorum. Gazından dolayı meme emme güçlüğü çeken bir bebekti ve hala sık sık ve uzun uzun ememiyor. Emdikten sonra süt sağıp kaşıkla içiriyoruz doyması için. İşe başladığımda yeteri kadar(900cc) süt nasıl sağabilirim ki. Bu durumda keçi sütü mü vermeliyim mama ya da devam sütü yerine? Doymazsa ilerde yeme bozukluğu olması endişesindeyim. Yorumlarınız için şimdiden teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar; Bebeğinizi sağlıkla büyütmenizi diliyorum. Henüz çok yeni annesiniz ve anneliğin doğal süreci olarak bebeğiniz söz konusu olduğunda çok endişelisiniz.Hem süt sağımı hem işe başlamak sizin kaygılarınızı haklı olarak daha da arttırmış. Endişe etmemenizi tavsiye ederim. İnanın şimdi değil ama ileride beni daha iyi anlayacaksınız. Maalesef süt sağma makinaları, bebeğin emme sırasındaki vakum gücünün yerini tutmuyor o nedenle süt üretiminiz azalabilir.Bu yüzden evde olduğunuz zamanlarda sağılmış sütü vermek yerine emzirmeyi tercih etmenizi tavsiye ederim. Ayrıca bebişin kaşıkla beslenebilmesi bir avantaj bunu biberona çevirebilirseniz daha az hava yutarak ve gaz oluşumunu azaltarak daha çabuk doymasını sağlayabilirsiniz. Anne sütüne en yakın çiğ süt keçi sütü olarak biliniyor. Takviye olarak keçi sütü ya da keçi sütünden üretilen kutu mamaları kullanabilirsiniz. Devam sütü hakkında detaylı bir araştırma yapmadığım için olumlu ya da olumsuz bir yorumda bulunmak doğru olmaz. Gülerek, hep birlikte büyümeniz dileğiyle sevgiler.

      Sil

 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...