0 17 Aylık Bebek Gelişimi -1-( Topla Oynama- Merdiven Çıkma- Yine Hırçınlık Yapma)

Yazının devamı olan 17 Aylık Bebek Gelişimi (2) notlarımı linki açarak okuyabilirsiniz.

17. ay Gökalp’in yine fiziksel olarak atak yaptığı bir aydı. Sanırım biyolojik olarak zaman uygun olsa bile, mevsimin yaz olması bu durumu pozitif olarak tetikledi. Yoksa kışın daha kapalı ve sınırlı alanlarda bu kadar çabuk ilerleme gösteremeyebilirdi. Sizlerde bebeklerinizin fiziksel gelişim hızlarını mukayese ederken bu faktörü göz önünde bulundurmayı unutmayın. Zaten hepimiz biliyoruz ki belirli standartlar dışında çocukları mukayese etmek kafa karıştırmaktan başka işe yaramaz. Bu anlamda gelişim notlarımı karşılaştırmak maksadıyla değil de bebeklerinizin aynı aylarda neler yapabileceğine dair keyifle okuduğunuz, fikir aldığınız yazılar olduğunu umuyorum.
 

Fiziksel olarak gelişim gösterdiği en bariz nokta bacaklarının iyice kuvvetlenmesi ve vücut kontrolünü iyiden iyiye ele almasıydı. Zaten yürümek ve koşmak çok seri olarak gerçekleştirdiği fiziksel gelişim aşamalarıydı. Bu ayda artık kaçarcasına koşma hızına yetişemediğim de oluyordu. Bir diğer gelişme gösterdiği alan top kontrolünü sağlayabilmekti.  Önceleri topu sadece elinde tutmaya çalışıp, atmayı dahi beceremezken ve de aslında atmak istemeyip sadece tutmak isterken; bu ay artık topla ayakla, futbol şeklinde oynayabiliyordu. Tabi tek yaptığı duran topa vurmaktı ama ilk defa bu ay gerilerek topa vurmayı öğrendi. (Şimdilerden -23 aylık-  bir örnek vermek ve notlarımın arasında kalmasını istediğim bir yorumu iletmek istiyorum. Kreşteki psikoloğu topa bu hızla vuran çocuğun sendelemesi ve hatta bazen düşmesi söz konusudur; Gökalp bu anlamda oldukça kuvvetli şeklinde bir yorum yapma gereği bile duymuştu. Bunları yazmışken bir de tarihe not düşsem mi diyorum: bu evde futbolcu yetişiyor diye. Aslına bakarsanız hiç istemem. Okuyacaksa sorun yokta öyle top peşinde koşmasına gönlüm razı değil. Annen önce okul demekte ve bu konuda ısrarcı olmakta bu böyle biline Gökalp Selçuk!)


Daha önce de yazmıştım merdiven bizim yaşam alanımızda Gökalp’in çok yakınlarında olmayan bir kullanım sahası. Yaz aylarıyla beraber parka çıkışlarımızla birlikte hayatımıza giren merdiven alanları, kendisine bir de "merdiven çıkmayı öğrendi", ön adı ekliyor ve Gökalp ilk defa bu ay merdiven çıkmaya başlıyordu.
Bu aya kadar eve dönüşlerimizde bir sorun olmazken ilk defa bu ay parktan dönüşlerimiz kabus olmaya başladı. Delirircesine ağlamalarına şahit olan tüm site sakinlerinin çığlıklarını duyduğunda Gökalp yine eve gidiyor diye düşündüğünü sanıyorum.



17. ayda Gökalp bir de çok aksi ve hırçın bir dönem yaşadı. Hiç olmadığı kadar ağlak, hiçbir şeyle mutlu edilemeyen bu hal, beni erken iki yaş sendromu mu yaşıyoruz diye düşünmeye itti. Öyle ki yine ilk defa parktaki çocukların elinde olan oyuncaklar için bile ağlamaya başladı. Fakat geçmişten bu güne kadar (23 ay) tecrübelerim gösterdi ki dönem dönem çocuklarda bu tip haller vasıl olmakta. Bu dönemlerde ya onunla ilgilenmeyip oda değiştirmek, ya da arkanızdan gelip ağlamaya ve hırçınlığa devam etmesi durumunda, sarılıp kucağınıza alıp başka şeylere ilgisini çekmeye çalışmak, çocuğu rahatlatıp o psikolojiden uzaklaşmasını sağlıyor. Ve bu tip sancılı dönemler ay içerisinde en fazla 2 hafta kadar sürdükten sonra kendiliğinden geçiyor. Böyle zor dönemlerde, zaten zor olan çocuk bakmak, iyice içinden çıkılmaz bir hal alsa da, kendinize geçici bir süreç olduğunu hatırlatıp moral bulmaya çalışın. İtiraf etmeliyim ki benimde çığrımdan çıktığım zamanlar fazlasıyla oluyor. Siz bu satırları okurken biz 23. Ay içindeyiz o nedenle birkaç aylık tecrübeyle dahi olsa her sıkıntılı ay içinde yazdığım gibi geçecek ve emin olun geçiyor.

0 16 Aylık Bebek Gelişimi -3- (İlk Tatil-İlk Kendi Başına Yeme Denemeleri-Konuşma ve Taklit Dönemi)

Yazının devamı olan 16 Aylık Bebek Gelişimi (1) ve 16 Aylık Bebek Gelişimi (2) notlarımı linkleri açarak okuyabilirsiniz.

16. ayda Gökalp hayatının ilk tatiline çıkıyordu. Geçen sene aşırı sıcak nedeniyle gidişimiz ve dönüşümüzün sadece 24 saat sürdüğü yolcumuzu saymazsak, bu ilk tatilimizde yine Altınoluk'ta anneannemizin yanında aldık soluğu. İlk kez yaşanan onca şeyi barındırması açısından, ikimiz hatta anneannemizi de dahil edersek, her üçümüz için unutulmaz bir tatil oldu.

 
Sorunsuz tamamladığımız uçak yolculuğuyla 1 saat içerisinde Edremit semalarına varıp kavuşmuştuk anneannemize. Ve bir bir yaşanmak suretiyle sıralanmaya başladı hayatımızda ki yeni ilklerimiz. Bu tatille birlikte, ilk kez evden ve babamızdan bu kadar uzun süre ve uzakta kalıyorduk.

 
Ve tatilin anlamı, ilk defa denize giriyorduk. Tabi öncelerde denizin soğuk suyu pek hoşumuza gitmedi. Ama dediş ve abileri sayesinde oynamanın keyfine varınca, çekince oluşturan denizin soğuk suyu etkisini kaybetti.

Gidilen yer yazlık olunca akşam dışarı çıkmak farz oluyor. Çocuklu bir kadın olarak, tabi ki düzenim bozulmasın diye hiçbir yeri görmesem de olur fikrine razıydım ama, bir kere geç yatmasında sorun olmayacağını bilerek, rutinimizi bir geceliğine bozdum.

 
Ve böylece Gökalp ilk defa gece dışarı çıkmış oldu. Daha önceleri dışarıdayken havanın kararmasını, içinde olduğumuz bir süreçte gerçekleştiği için yadırgamadıysa da, karanlık hava da dışarı çıkmak ilk başta alışkın olmadığı için ürküttü küçük kurbağamı. Ama içine girdiği insan kalabalığı, renkler, müzik sesleri ve bizlerin yanında oluşumuzla uzun sürmedi çekingen tavrı.1 hafta süren tatilimiz bitmek bilmeyen uyku sorunu ve her şeyden çok çabuk sıkılması nedeniyle ilk dört günden sonra, ilk günlerdeki cazibesini yitirip rutine dönüştü. Tüm günü aktivite ile geçirip bayılırcasına uyumasına rağmen orada da deliksiz uyumadı. Gece sık uyanan bir çocuk olması nedeniyle de benim için tatil, dinlenceden daha çok yorulma ve psikolojik olarak yıpranma halini almaya başladı. Yazlık yerde insanlar tavlaydı, okeydi, gece gezmesiydi, çocukların geç saatlere kadar dışarda oynamasıydı derken hep bir hareket hep bir ses halinde. E benim velet izole bir yaşam sürüyor evinde. Kendisinin radar ayarındaki hassas kulakları nedeniyle, ayağımdan çıkan eklem sesi bile uyandırmaya yetmekteyken, bunca gürültü ortamı ona da bana da psikolojik anlamda fazla gelmişti. Nitekim anladım ki çocukla tatil süresi, her şeyin tadında kalması açısından 3 gece 4 gündür.


Tatil dönüşü evdeki durağan hava tabi yetmez oldu küçük seferime. Babasıyla de ilk defa lunaparka götürdük sıkılgan gezgini. Rengarenk ışıkları görebilsin diye bilhassa akşam saati gitmeyi tercih ettik. İyi de etmişiz. Bostancı da ki büyük lunaparkın rengarenk ışıkları ve her yerden yükselen müzik sesleri ile adeta büyülendi küçük dansçım. Ve ilk defa atlıkarıncaya bindi.


Makarna her çocuk gibi en sevdiği yiyecekler arasına girdi. Ve ilk defa 16. Ayda kendi başına makarna yedi.

Konuşma çabalarımız bu ayda devam etti. Anne-baba-mama-mini,mini dede kelimelerine goo (gol),tiss (teyze),hov hov (havhav köpek), bıti (bitti) kelimeleri eklendi. Ayrıca “Gökalp nerde?” dediğimizde. “Buda” diyerek cevap vermeye başladı.

Bunların dışında alkış, seni seni,ceee, bay bay, tüh be, kulaklarını kapama gibi hareketlerle küçük bir oyuncu büyüyordu evimizde. Bunu okuduğunda kızacağını tahmin ediyorum annecim ama seninle ilgili her şeyi yazdığım için bununda tarihe not olarak düşülmesini istiyorum. İlk defa 16. Ayda burun delikleri keşfedildi ve yapma dememe rağmen karıştırmaca başladı.:)


Bunlarda internetten 16. Ay gelişim notları:

Çocuğunuz nasıl değişiyor?
Çocuğunuzun dünyayı algılaması hızla gelişiyor. Örneğin artık mum boyanın yenilecek birşey olmadığını biliyor. Artık onları kavrayıp sizin için harika resimler çizebiliyor. Basit oyunları anlayıp, oynayabiliyor, ce-eeee yapmayı seviyor veya vücudun bölümleri söylendiğinde yerlerini gösterebiliyor.

Ancak halen ayakta iken hareketlerine çok hakim değil. Onun için merdivenlerin derinliğini kestiremeyebilir veya size sarılmak için koşarken sendeleyebilir … düşmeden ona hemen sarılın. !

Ebeveynlerden İpuçları : Kütüphane – kitapçı eğlencesi “Çocuğunuzu meşgul tutmak zordur. Size bir kitapçıya veya kütüphaneye gitmenizi tavsiye ederim. Kitaplar, kasetler, DVD’ler, özel materyaller, kırtasiye ürünleri arasında çok güzel vakit geçiriyorlar ve onlara bakmak bedava.”

Fiziksel Gelişim : Büyük Tutkular

Çocuğunuz son birkaç aydır etrafını keşfetmekle meşgul – objeleri kavramak, incelemek, onları ağzına almak, yere vurmak gibi. Diğer taraftan onun kendi fiziksel yeterliliklerini sınamayı sevdiğini de fark etmiş olmalısınız. Yürüyebildiğini biliyor yani mutlaka ağır bir şeyler örneğin kutular taşımak isteyecektir ve çoğunlukla beceremeyecektir. Artık kanepenin üstüne çok rahat tırmanabiliyor, yani artık sandalyeyi mutfak tezgahının yanına itip, daha yukarılara ulaşıp, oraları incelemek istemesi doğal olacaktır. Eğer halen yapmadı iseniz, bu gibi girişimlere yönelik evinizi güvenli hale dönüştürün. Mutfaktaki tehlikeli araçları ulaşılabilir mesafeden kaldırın hatta mümkün ise kilit altına alın, sıcak tencerelere dikkat edin. Evdeki temizlik araç, gereç ve ürünlerini, ilaçları sakın açık alanda bırakmayın.

Diğer Gelişmeler : İstiflemek ve çizmek

16 aylık bebeğiniz artık el ve parmaklarını daha rahat kullanıyor. Artık iki, üç küpü üstüste koyabiliyor ve sonra hemen deviriyor. Siz kitap okurken, o da sayfaları çevirmekte ısrar ediyor ve hatta artık topluca sayfaları baştan sona almak yerine, birer, ikişer çevirebiliyor. Eğer eline renkli boyama kalemi veriseniz artık onunla ne yapacağını çok iyi biliyor ve muhtemelen önüne gelen heryeri çizmeye çalışıyor; kitaplar, duvarlar, mobilyalar , kısacası artık onun boyama aktivitelerini çok yakından takip etmelisiniz. Ayrıca dönemine uygun hazırlanmış levhalardaki yuvarlak, kare, vs. gibi şekilleri doğru yerlerine yerleştirebiliyor.

Bu parmak boyası için ideal bir zaman

Konuşma ve Anlama Gelişimi : İnce Beceriler

Son haftalarda, aylarda çocuğunuzun kendi özgürlüğünü test ettiğini gördünüz, ama uzmanlar der ki, eğer bir çocuk kendinin konuşabildiğini anlarsa artık bir birey olduğunu da kavrar. 16 aylık çocuğunuz şu an en fazla altı, yedi tane kelimeyi net söyleyebiliyor, belki daha da fazla. Ama halen sözsüz iletişime daha fazla başvuruyor, eliyle gösteriyor, diğer jest veya miniklerini kullanıyor.

Çocuğunuz şu anda konuşabildiğinden çok daha fazlasını anlayabiliyor. (Çocuklar için anlaşılabilmek adına asıl zor olan konuşmak değil, dudakları, dili ve nefesi arasındaki koordinasyonu kurmaktır) Örneğin birgün ev içinde eşinize kaybolmuş anahtarlarınızın nerede olduğunu sorduğunuzda, size anahtarlarınızın yerini 16 aylık çocuğunuz gösterebilir. Veya ondan ayakkabılarını getirmesini istediğinizde içeri odaya gidip, dolabını açıp, bir dakika sonra ellerinde ayakkabıları ile yanınıza dönebilir, o gerçekten sizin ne dediğinizi anlar.

Neler Yapabilirsiniz? Onun iletişim becerilerini geliştirirken, sizin de onunla yavaşça ve anlaşılır şekilde konuşun. Çocuğunuz daha küçükken kullandığınız şarkımsı konuşma şeklini artık bıraktınız, ama artık onun dikkatini çekmek için basit kelimeler ve deyimler kullanabiliyorsunuz. Sizin kelimeleri doğru şekilde kullanmanız onun kelimeler üzerinde kafa karışıklığı yaşamamasını sağlar. Ayrıca çocuğunuzu dikkatle dinlemeniz de çok önemlidir.


Diğer Gelişmeler : Beş duyuyu geliştirmek, daha fazla okumak

Çocuğunuz için hergün ayrı bir macera. Onun dokunma, koklama, test etme, ve eline ne geçerse tadına bakma durumlarına siz de şahit oluyorsunuz. Bu şekilde herşeyi araştırarak çocuklar etraflarındakileri niteliklerine göre ayrıştırmayı öğrenir. Örneğin açık alanda çocuğunuzun bir solucanın peşine düştüğünü izlemek çok keyiflidir.

Bu öğrenme tecrübelerini, çocuğunuzla konuşarak çok daha öğretici hale getirebilirsin. Etrafta duyduğunuz sesleri isimlendirin : “Kuşun sesini duydun mu?” ” Rüzgarla hışırdayan ağaçların sesini duyuyor musun?, “Gelen otomobilin sesini duyuyor musun? ” veya ondan daha spesifik birşey isteyebilirsiniz : ” Hadi bana renkli çiçekler bulmakda yardımcı ol”. Gözlemlemek, dinlemek, araştırmak çocuğunuzun önemli duyularının gelişmesine yardımcı olacaktır.

16 aylık çocuğunuz artık aynı yerde birkaç dakikadan fazla oturmak istemiyor, artık ona hikayeler okumanıza daha çok ilgi gösteriyor. Sakın kitap okurken, size resimleri gösterdiğinde, sizi dinlemiyor diye hayal kırıklığına uğramayın. Çocuğunuzun bir diğer sevdiği şey de baktığı kitapta bildiği resimleri gördüğünde onların isimlerini stekrar tekrar söylemektir ( örneğin tok, kuş, kedi, vs. ) . Eğer ona “kuş nerede?” diye sorarsanız, size heyecanla gösterecektir. Ayrıca sizinle birlikte sayfaları çevirmeye bayılır.

Sosyal ve Duygusal Gelişim : Diğer Çocuklarla İletişim

Bu erken yaşında bile çocuğunuz olumlu davranışları nedeniyle ödüllendirildiğini öğrenir; sarılmalar, öpücükler, alkışlar. Etrafındaki insanların doğru bulmadığı şeyler yaptığında ise olumsuz tepki gördüğünü, cezalandırıldığını anlar. ( hatta farklı insanların aynı şeye farklı tepkiler verdiğini bile anlar)

Çocuğunuzda gözlemleyeceğiniz sosyal etkileşimler şu anda temel seviyede : el sallamak, gülmek, cee-e oynamak, basit talimatları takip etmek. Ama bütün bu gelişimler çocuğunuzun kendi tarzında olacaktır. 16 aylık bebeğiniz siz ona ne verirseniz, onu alır ve size de yansıtır. Siz eğer onu öper, sarılırsanız, o da size aynı şeyleri yapacaktır.

Diğer Gelişmeler : Bireysel farkındalığı geliştirmek

Bir yeni doğan kendisi ile annesi ve hatta etraftaki objeleri bile ayırdedemez. Etrafındaki dünyayı tatmak, dokunmak, gülmek, ve duymak zaman içinde onun ayrı bir varlık olduğunu anlamasını sağlar. Çocuğunuz 16 aylık olduğunda artık bir birey olduğunu bilir, ama sizi bir uzantısıymışsınız gibi kullanır. Örneğin erişemediği bir oyuncak gördüğünde, sizi o yöne iter ve oyuncağı alarak ona vermenizi ister.Veya merdivenlerden çıkarken rahat değilse, elinizi kavrar ve sizden yardım ister.

Bu dönemde çocuğunuz güçlü ve dünyanın merkezinde olduğunu bilir. Sizin onun gelişimleri nedeniyle duyduğunuz heyecanınızı, takdirinizi, ilginizi daha fazlasını sağlayabilmek için kullanır . Yaptığı herşeyde başarılı olmak ister. Kendinden çok daha büyük veya ağır objeleri taşımaya kalktığında aman etrafta olun. Ona yardım etmekten çok, onun çabasını takdir edin. Eğer başarısız olursa bırakın kendi hayal kırıklığı ile yüzleşsin, yakında bir daha dener ve başarılı olur.

Ona kendi kendine birşeyler yapma imkanı verebilirsiniz. Örneğin küçük çocuklar için yemek yapma setlerinden alabilir, onun yaptığı yemekleri karşılıklı keyifle tadabilirsiniz.

0 16 Aylık Bebek Gelişimi -2- (Bilinçlenmeye - Sorumluluk Almaya- Sevgisini Göstermeye Başladı)

Yazının devamı olan 16 Aylık Bebek Gelişimi (1) ve 16 Aylık Bebek Gelişimi (3) notlarımı linkleri açarak okuyabilirsiniz.

16. ay Gökalp’in artık bilinç sahibi bir birey olma yolunda attığı ilk adımlarını açıkça hissettiğim bir aydı. Bu dönemde ilk defa başkalarının elinde gördüğü oyuncaklar için ağlamaya başladı. Oysaki geçmiş aylarda başka birindeki oyuncak ilgisini çekse de alamadığında sorun olmazdı. Bir diğer gösterge de araba yolculuklarımızın ilk bebeklik döneminde ki gibi keyifsiz hale dönmesiydi. Yine bu aya kadar arabada müzik dinlemek kendisi için çok eğlendiriciydi. Hele bir de sevdiği bir şarkı çıkarsa değmeyin keyfimizeydi. Birkaç oyuncak varsa eline verilmiş gideceğimiz yere kadar pek sorun olmadan varıyorduk. Ama bu ayda artık radyoda çalan şarkıları seçiyor, beğenmediği müzikte de hır çıkartıyordu. Velhasıl büyüyordu benim oğlum artık başka bir şeyle ikna edilemeyen kendi tercihleri ve istekleri vardı.

16. ay aynı zamanda artık tek taraflı iletişimden resmen karşılıklı iletişime geçtiğimiz özel bir aydı. Zaten geçtiğimiz aylarda söylediğimiz bazı şeyleri anladığını hissetmeye başlamıştık. Ama bu ay artık nerdeyse her söylediğimizi biliyor ve anlıyordu. Öyle ki bazen bunu nerden anladı şimdi dediğimiz kendisinin alakası olmadığı şeyleri bile göstererek ya da bularak şaşırttı bizi. Mesela dondurma dediğimizde ya da kitaplarında resmini gösterdiğimizde yalama işareti yapıyordu. Tamam, bardak, tabak, oyuncaklarını söylediğimizde biliyordu da. 16 aylık bir bebek ortada görünmeyen hiç yanında yenmeyen dondurma kavramını nasıl idrak edip onu bize gösterebiliyordu enteresan gelmişti.  Ve artık ilk defa sorumluluk verdiğimizde yerine getirebilecek kıvama gelmişti. Hadi ayakkabılarını getir, kumandayı getir gibi komutları verebildiğimiz bir minik köfte elli yardımcı vardı evimizde. Paragraf başında dediğim gibi iletişimimiz artık karşılıklıydı. Kendisi daha önce işaret dilini kullanmaya başlamıştı zaten, ama bu ayda ilk defa o istediği şey neyse elimizden tutarak yanına götürüp hem gösteriyor hem muu diye seslendiriyordu.



Yine ilk defa bu ayda kulak iltihabı oldu. Nasıl oldu hala bir muamma. Gece ağlamalarının sıklaşmasını kontrole gittiğimizde kulağına yoran doktorumuza kandık bizde. Aslına bakarsanız açıkça doktorun yanıldığını düşünüyorum. Doktorumuzun verdiği ilaçları kullandıktan sonra yine de bir kontrol mahiyetinde götürdüğümüz Kulak Burun Boğaz Doktoru kulaklarında iltihabik bir bulgu olmadığını, kulak içi kirinin biraz fazla olduğunu söyleyip tedavinin sonuç verdiği yönünde içimi rahatlatmıştı. Lakin aynı çocuk doktoru 2 ay sonra yine kulak iltihabı teşhisi koyduğunda şüphe edip ilaç kullanmadan Kulak Burun Boğazcıya gösterdik. Ve maalesef kulakta hiçbir sorun olmadığını öğrendik. Bir önce ki teşhisinde boşuna ilaç kullandım fikri o gün bugündür hep içimdedir. Zaten fazlaca donukluğu nedeniyle geçte olsa, aylık kontrolleri bittikten sonra, Gökalp hasta olduğunda o doktoru tercih etmedim. Yeri gelmişken şunu da vurgulamak istiyorum. Hamileyken jinekologların aşırı yoğunluğu nedeniyle, zaman zaman beklediğimiz alakayı göremesek de, sırf iyi bir doktor olması ve güven duymamız açısından, bu tavrı birçoğumuz görmezden gelmiş ve üzerinde durmamaya çalışsak da keşkelerimiz olmuştur. O nedenle, bebeklerinizin doktorlarında da aynı alttan alma duygusunda olmayın derim. Bunların bin bir türlü alternatifi var. İnternetten biraz araştırdığınızda diğer annelerin tavsiye ettiği bebek dostu doktorları bulabilirsiniz. En azından bebeğiniz için katlanmayın sırf iyi diye şu donuklara.

16. ayda 2011 senesinde yaz mevsimine denk gelen, ramazan aynın bayramını, küçücük hayat seyrinde 2. defa kutluyordu bizim evin şekeri. Onun bayramdan falan anladığı yoktu da usulen bayramdı işte. Ve bu ayda ilk defa beliren coşkun sevgi halleri ile, biz istemeden kendisi sarılmak için boy hizasına inmemizi işaret ederek  gel gel yapıyor;  ve kalbinin attığı minik göğsüne  gövdesinden büyük başımızı bastırıyordu.

3 16 Aylık Bebek Gelişimi -1- (Tuvalet Eğitimi-Tırnak Yeme,kopartma- Titizlik Dönemlerindeyiz)

Yazının devamı olan 16 Aylık Bebek Gelişimi (2) ve 16 Aylık Bebek Gelişimi (3) notlarımı linkleri açarak okuyabilirsiniz.

16. ay tuvalet eğitiminde klozete oturmasını sağlayarak, bir aşama daha kaydetmemizle başladı. Aslında daha evvel ki yazılarımda bu konuya değinmemiştim. Önce yol almak, bir önümü görmek, sonrasında tavsiyelerde bulunmak daha doğru olur, fikrindeydim. Sanırım artık doğru yolda olduğuma kanaat etmişken daha fazla gecikmeden yazmakta fayda var. Bir çocuğa verilecek eğitimlerin sac ayakları belli. Bana kalırsa bunlar UYKU (sınıfta kaldım)- YEMEK – YÜRÜMEK- KONUŞMAK ve TUVALET. Tabi ki biberona alıştırmak, diş fırçalatmak, kalem tutturmak, merdivenden çıkmak (makta mak) vs gibi envai çeşit eğitilecek öğretilecek şey var. Ama bu beş tanesi en baba sınavlar gibi geliyor bana. Tuvalet eğitimi hakkında pek çok şey duymuş ve beyinde bu bilgileri harmanlamış biri olarak, yine uzmanlaşamamış uzmanların fikir ayrılığını da göz önünde bulundurup, annelerimiz gibi, ne kadar erken bezden kurtarırsak o kadar iyi olur fikri ile çıktım yola. Şimdilik iyi gidiyor gibiyiz, bakalım hedef 2 yaşında bezden kurtarmış olmak. Erkek çocuğu olması avantajı ile belki, Gökalp aşağı yukarı her bez açışımızda çişini yapar. Benim tuvalet eğitimim yapmadığı zamanlarda başladı işte. Bezi açtığımda 10-15 sn kendi yapsın diye bekleyip eğer hareket yoksa çişşş sesleri ile birkaç damla da olsa yaptırmaya çalışıp; yaptığını gördüğümde de mutlulukla tebrik ettim paşayı. İlk zamanlar itiraz ettiği yapmak istemediği de oldu. Israr etmeyip bir sonraki bezde bıkmadan usanmadan aynı şekilde devam ettim. Son aylarda neredeyse her bez açışımda çişiyle mutlandırdı beni. Zamanıdır deyip ilk kez klozetle tanıştırdım küçük adamı. İlk başlarda iyi gitti ama popo klozete düşecek diye korkuları başlayınca, bunun bir fobi olmasını engellemek için oturtmayı bir müddet kestim. Tüm blogcular gibi bu işi halledince bende ayrıca tuvalet başlığı ile bir yazı yayınlayacağım tabi.  Tuvalet Eğitimini Nasıl Verdim okumak isteyenler için linki ekledim. Velhasıl demem o ki 11- 12 aylıkken kendi bezine çiş provalarına başlayabilirsiniz. Ben denedim oluyor.

16 ay Gökalp’in bir karakteristik özelliği daha beliriyor ve kendisi titiz bir adam olup çıkıyordu. Aman yanlış anlaşılmasın, evimiz söz konusu olduğunda son derece hoyrat olabilen kendileri, iş ellerinin kirlenmesine geldiğinde tam bir sinir adamına dönüşüyordu. Düştüğünde eline yapışan tozlardan, verdiğim salatalıktan bulaşan suya mı dersiniz, aklınıza ne gelirse ele yapışan, bulaşan adamımı deli ediyordu. Ve kronik bir al almasa da elleri konusunda hala da hassastır.
Geçtiğimiz aylarda başlayan korkma durumu yerini duygusallığa bırakmış, bilhassa tv’de gördüğü acıklı, duygulu, gözü yaşlı sahnelerde dudak bükerek etkilendiğini hisseder olmuştu. Bunları yazarken bir taraftan da, çocuğa ne izletiyor bunlar diye kafanızda bir soru oluşturuyor olmaktan da rahatsız oluyorum aslında. Zaten yaz ayları olması nedeniyle günün çoğunu parkta havuzda dışarda geçirdik. O dönem çizgi filmlerle de tam olarak tanışmamıştı. Çizgi film şimdiki(22. Ay) sorunumuz. Akşam 20:30 da uyku ritüellerimizde başladığı için tv karşısında geçirdiği vakit çok kısaydı. Rastladığı dizi özetlerindeki sahneler ya da reklamlardan etkilendikleriydi kendisine duygu yoğunluğu yaşatan. Zaten fark ettiğimiz anda ya kanalı değiştirmek ya da ilgisini başka yöne çekmekle geçiştirdik sıkıntı anlarını.
Yine 16. ayda çenesindeki sağ alt ve üst azı dişlerinin çıkmaya başlaması ile yine yeni yeniden zaten
hiç bitmeyen sancılı bir uykusuzluk dönemi yaşadık.

Bir diğer 16. Ay gözlemim geçtiğimiz aylarda zapt edilemeyen alışveriş merkezlerindeki yürüyen merdivenlerden, inmek ve çıkmak isteme krizimizin bitmesiydi. Artık bizde yürüyen merdivenden inmeye ve çıkmaya çalışmak yerine, diğer insanlar gibi sakince bekleyebiliyoruz.
Ve bu aya ait en kötü tecrübem bir anne olarak evladının kötü bir alışkanlık ediniyor olması deneyimini ilk kez yaşıyor olmamdı. Zaten fiziksel olarak bitik olan bünyem uykusuzlukla sürekli sınav veriyordu. Bir de bunlar yetmezmiş gibi tırnaklarını yemeye başlaması ile beynim ve ruhumda örselenmeye başlamıştı. Aslında buna tam olarak yeme denemezdi. Dişleriyle tırnağını ısırıyor ya da kopartıp tükürüyordu. Bir de baş ve işaret parmaklarıyla tırnaklarını sıkıştırıyordu. Napıcam, nasıl vazgeçiricem derken arayıp bulduklarım çocukların ya psikolojik bir sıkıntıyla(endişe-korku vs) ya da tv izlerken heyecanla ellerini ağızlarına götürdükleri yönündeydi.  Psikolojisi bozuk muydu bilemiyordum öyle bir hali yoktu ama tv izlerken elinin ağzında olduğu kesindi. Bu tv konusu da ayrı bir muamma. (Bu konuda da ayrıca yazmak istiyorum aslında.) Bulduğum çözüm önerileri arasında neler yoktu ki? Olayı çocuğun iki elini birden alçıya aldırmaya varana kadar, kafaya takanlarına bile rastladım. Acı oje tırnak yiyen çocuk için ilk akla gelen vazgeçirme önerisi, fakat kullanımı 3 yaş öncesi çocuk için uygun değilmiş. Bir diğer öneri olan ellerine oyalanacak yiyecek bir şeyler ya da kemireceği türden bir şey vermeyi denedim ama iş-güç sürekli gözetleyemediğim için yine soktu parmaklarını ağzına. Kutu kutu yara bandı aldım. Azimle ben yapıştırdım o dişleriyle çeke çeke çıkarttı. En son acı biber sürmeye karar verdim. Aldım bile ama kıyamadım. Sol elin orta tırnağını o kadar hassaslaştırmıştı ki adeta dolama olmuşçasına tırnak çevresi kızarmıştı. Oraya süreceğim acı biber deriden nüfus edip daha ağzına almadan belli ki canını yakacaktı. Hassaslaşan parmağı ağzına soktukça ve diğer elinin tırnaklarıyla baskı uyguladıkça tırnak deforme olup eciş bücüş bir hal aldı. Geriye yapılacak bir tek tavsiye kalmıştı. Görmezden gelmek. Çünkü yapma dedikçe dikkatini daha çok o konuya yönlendiriyor inadına yapmasına sebep oluyordum. Görmezden gelmek ilk günlerde çok mümkün olamasa da zamanla kendimi engellemeyi başardım. Gökalp’te tırnak kopartma işini bıraktı. Tırnak kopartmak bitti ama maalesef marazası kaldı. Ve hala da (22.ay) düzelemedi. Kolsuz Agop’a (Agop Kotoğyan) kadar götürüp tedavi ettirmeye çalıştık ama, haylaz herif parmağını rahat bırakmadığı sürece bu çaba nafile. Orası hassas olduğu için sürekli eli ve ağzı ile baskılıyor.


(Tamda bugün -02.03.12- çektim bu fotoğrafı orta parmaktaki hassasiyet fark ediliyor sanırım. Sadece o parmağı da çekip koyabilirdim ama bakar mısınız şu topik ellere ısırılmaz mı bunlar? Bende ısırıyorum bazen bak şimdi hak verdim çocuğa :))
 Gökalp Selçuk’a annesinden özel not:
(Gökalp o tırnak düzelmezse ilerde bana sakın anne neden deme. Çünkü ben sana şimdi neden dediğimde beni takmıyorsun annem. Ben de babanda bu duruma çok üzülüyoruz ama seni bir türlü vazgeçiremiyoruz.)