3 16 Aylık Bebek Gelişimi -1- (Tuvalet Eğitimi-Tırnak Yeme,kopartma- Titizlik Dönemlerindeyiz)

Yazının devamı olan 16 Aylık Bebek Gelişimi (2) ve 16 Aylık Bebek Gelişimi (3) notlarımı linkleri açarak okuyabilirsiniz.

16. ay tuvalet eğitiminde klozete oturmasını sağlayarak, bir aşama daha kaydetmemizle başladı. Aslında daha evvel ki yazılarımda bu konuya değinmemiştim. Önce yol almak, bir önümü görmek, sonrasında tavsiyelerde bulunmak daha doğru olur, fikrindeydim. Sanırım artık doğru yolda olduğuma kanaat etmişken daha fazla gecikmeden yazmakta fayda var. Bir çocuğa verilecek eğitimlerin sac ayakları belli. Bana kalırsa bunlar UYKU (sınıfta kaldım)- YEMEK – YÜRÜMEK- KONUŞMAK ve TUVALET. Tabi ki biberona alıştırmak, diş fırçalatmak, kalem tutturmak, merdivenden çıkmak (makta mak) vs gibi envai çeşit eğitilecek öğretilecek şey var. Ama bu beş tanesi en baba sınavlar gibi geliyor bana. Tuvalet eğitimi hakkında pek çok şey duymuş ve beyinde bu bilgileri harmanlamış biri olarak, yine uzmanlaşamamış uzmanların fikir ayrılığını da göz önünde bulundurup, annelerimiz gibi, ne kadar erken bezden kurtarırsak o kadar iyi olur fikri ile çıktım yola. Şimdilik iyi gidiyor gibiyiz, bakalım hedef 2 yaşında bezden kurtarmış olmak. Erkek çocuğu olması avantajı ile belki, Gökalp aşağı yukarı her bez açışımızda çişini yapar. Benim tuvalet eğitimim yapmadığı zamanlarda başladı işte. Bezi açtığımda 10-15 sn kendi yapsın diye bekleyip eğer hareket yoksa çişşş sesleri ile birkaç damla da olsa yaptırmaya çalışıp; yaptığını gördüğümde de mutlulukla tebrik ettim paşayı. İlk zamanlar itiraz ettiği yapmak istemediği de oldu. Israr etmeyip bir sonraki bezde bıkmadan usanmadan aynı şekilde devam ettim. Son aylarda neredeyse her bez açışımda çişiyle mutlandırdı beni. Zamanıdır deyip ilk kez klozetle tanıştırdım küçük adamı. İlk başlarda iyi gitti ama popo klozete düşecek diye korkuları başlayınca, bunun bir fobi olmasını engellemek için oturtmayı bir müddet kestim. Tüm blogcular gibi bu işi halledince bende ayrıca tuvalet başlığı ile bir yazı yayınlayacağım tabi.  Tuvalet Eğitimini Nasıl Verdim okumak isteyenler için linki ekledim. Velhasıl demem o ki 11- 12 aylıkken kendi bezine çiş provalarına başlayabilirsiniz. Ben denedim oluyor.

16 ay Gökalp’in bir karakteristik özelliği daha beliriyor ve kendisi titiz bir adam olup çıkıyordu. Aman yanlış anlaşılmasın, evimiz söz konusu olduğunda son derece hoyrat olabilen kendileri, iş ellerinin kirlenmesine geldiğinde tam bir sinir adamına dönüşüyordu. Düştüğünde eline yapışan tozlardan, verdiğim salatalıktan bulaşan suya mı dersiniz, aklınıza ne gelirse ele yapışan, bulaşan adamımı deli ediyordu. Ve kronik bir al almasa da elleri konusunda hala da hassastır.
Geçtiğimiz aylarda başlayan korkma durumu yerini duygusallığa bırakmış, bilhassa tv’de gördüğü acıklı, duygulu, gözü yaşlı sahnelerde dudak bükerek etkilendiğini hisseder olmuştu. Bunları yazarken bir taraftan da, çocuğa ne izletiyor bunlar diye kafanızda bir soru oluşturuyor olmaktan da rahatsız oluyorum aslında. Zaten yaz ayları olması nedeniyle günün çoğunu parkta havuzda dışarda geçirdik. O dönem çizgi filmlerle de tam olarak tanışmamıştı. Çizgi film şimdiki(22. Ay) sorunumuz. Akşam 20:30 da uyku ritüellerimizde başladığı için tv karşısında geçirdiği vakit çok kısaydı. Rastladığı dizi özetlerindeki sahneler ya da reklamlardan etkilendikleriydi kendisine duygu yoğunluğu yaşatan. Zaten fark ettiğimiz anda ya kanalı değiştirmek ya da ilgisini başka yöne çekmekle geçiştirdik sıkıntı anlarını.
Yine 16. ayda çenesindeki sağ alt ve üst azı dişlerinin çıkmaya başlaması ile yine yeni yeniden zaten
hiç bitmeyen sancılı bir uykusuzluk dönemi yaşadık.

Bir diğer 16. Ay gözlemim geçtiğimiz aylarda zapt edilemeyen alışveriş merkezlerindeki yürüyen merdivenlerden, inmek ve çıkmak isteme krizimizin bitmesiydi. Artık bizde yürüyen merdivenden inmeye ve çıkmaya çalışmak yerine, diğer insanlar gibi sakince bekleyebiliyoruz.
Ve bu aya ait en kötü tecrübem bir anne olarak evladının kötü bir alışkanlık ediniyor olması deneyimini ilk kez yaşıyor olmamdı. Zaten fiziksel olarak bitik olan bünyem uykusuzlukla sürekli sınav veriyordu. Bir de bunlar yetmezmiş gibi tırnaklarını yemeye başlaması ile beynim ve ruhumda örselenmeye başlamıştı. Aslında buna tam olarak yeme denemezdi. Dişleriyle tırnağını ısırıyor ya da kopartıp tükürüyordu. Bir de baş ve işaret parmaklarıyla tırnaklarını sıkıştırıyordu. Napıcam, nasıl vazgeçiricem derken arayıp bulduklarım çocukların ya psikolojik bir sıkıntıyla(endişe-korku vs) ya da tv izlerken heyecanla ellerini ağızlarına götürdükleri yönündeydi.  Psikolojisi bozuk muydu bilemiyordum öyle bir hali yoktu ama tv izlerken elinin ağzında olduğu kesindi. Bu tv konusu da ayrı bir muamma. (Bu konuda da ayrıca yazmak istiyorum aslında.) Bulduğum çözüm önerileri arasında neler yoktu ki? Olayı çocuğun iki elini birden alçıya aldırmaya varana kadar, kafaya takanlarına bile rastladım. Acı oje tırnak yiyen çocuk için ilk akla gelen vazgeçirme önerisi, fakat kullanımı 3 yaş öncesi çocuk için uygun değilmiş. Bir diğer öneri olan ellerine oyalanacak yiyecek bir şeyler ya da kemireceği türden bir şey vermeyi denedim ama iş-güç sürekli gözetleyemediğim için yine soktu parmaklarını ağzına. Kutu kutu yara bandı aldım. Azimle ben yapıştırdım o dişleriyle çeke çeke çıkarttı. En son acı biber sürmeye karar verdim. Aldım bile ama kıyamadım. Sol elin orta tırnağını o kadar hassaslaştırmıştı ki adeta dolama olmuşçasına tırnak çevresi kızarmıştı. Oraya süreceğim acı biber deriden nüfus edip daha ağzına almadan belli ki canını yakacaktı. Hassaslaşan parmağı ağzına soktukça ve diğer elinin tırnaklarıyla baskı uyguladıkça tırnak deforme olup eciş bücüş bir hal aldı. Geriye yapılacak bir tek tavsiye kalmıştı. Görmezden gelmek. Çünkü yapma dedikçe dikkatini daha çok o konuya yönlendiriyor inadına yapmasına sebep oluyordum. Görmezden gelmek ilk günlerde çok mümkün olamasa da zamanla kendimi engellemeyi başardım. Gökalp’te tırnak kopartma işini bıraktı. Tırnak kopartmak bitti ama maalesef marazası kaldı. Ve hala da (22.ay) düzelemedi. Kolsuz Agop’a (Agop Kotoğyan) kadar götürüp tedavi ettirmeye çalıştık ama, haylaz herif parmağını rahat bırakmadığı sürece bu çaba nafile. Orası hassas olduğu için sürekli eli ve ağzı ile baskılıyor.


(Tamda bugün -02.03.12- çektim bu fotoğrafı orta parmaktaki hassasiyet fark ediliyor sanırım. Sadece o parmağı da çekip koyabilirdim ama bakar mısınız şu topik ellere ısırılmaz mı bunlar? Bende ısırıyorum bazen bak şimdi hak verdim çocuğa :))
 Gökalp Selçuk’a annesinden özel not:
(Gökalp o tırnak düzelmezse ilerde bana sakın anne neden deme. Çünkü ben sana şimdi neden dediğimde beni takmıyorsun annem. Ben de babanda bu duruma çok üzülüyoruz ama seni bir türlü vazgeçiremiyoruz.)
Paylaş !

3 yorum:

  1. Gökalp!üzme anneni!:)diyesim geldi..:)minnoşum ya maşallah..düzelir diye umuyorum tırnak yeme durumu..ben de oturağa heveslendiriyorum kızımı..o da maşallah hevesli gözüküyor..bakalım söyleyecek mi tuvaletini bu ara..18.ayına girdi...haydi hayırlısı..:)ilgiyle takib ediyoruz;)

    rica:yorumlar için kelime doğrulamayı kapatırsanız seviniriz;)

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim Deniz Zehra...
    Anne olarak beni en iyi sizler anlarsınız üzülmemek elde değil. İnşallah tırnağı kaybetmeden biter bu kötü alışkanlık.Tuvalet eğitimi konusunda çocukların istekli olması durumu gerçekten kolaylaştırıyor.Bu yaz birçok anne hepberaber bezsiz hayata adım atıyoruz sanırım :)

    YanıtlaSil
  3. Bu önemli bilgiyi paylaştığınız icin size çok teşekkür ederim hocam eline sağlık

    YanıtlaSil

 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...