4 İyi ki Doğdun Gökalp...

Dünyanın en özel,  en güzel günü,  bugün benim oğlumun doğum günü. Şükürler olsun seni bana veren Allah’a. Şükürler olsun seni bana yazan kadere. Varlığınla yaşamım anlam kazandı. Seninle hayatım renklendi, şenlendi, güzelleşti. Bu geçen iki senede,  mutlulukların en yücesini,  sana sahip olmakla yaşadım. En büyük gururum sana kanımla canımla, can vermiş olmak oldu. Hayattaki en büyük faydam,  bedenimden gelen sütle seni beslemekti. İki yaşınla beraber bu çok özel paylaşımımız da bitti. Sütüm de hakkımda sana helal olsun yavrum. Zevklerin en şahanesini koynumda kokunla, sıcacık yumuşacık tenine temas ederek uyumakla tattım. Karşılıksız sevginin dibine kadar olanını sende gördüm, sen de yaşıyorum.

Evet, bir sene daha geçti; ama yepyeni bir seneye başlamamıza,  yeni güzellikler yaşamamıza vesile olacak şekilde tamamlandı. Seninle geçen yıllar asla bitmiş geride kalmış değil benim için. Hepsi üst üste biriken, hayatımın en güzel romanı gibi.
Anladım ki, her geçen yılla birlikte sana olan sevgim daha da artacak…
Anladım ki,  bebeklik dönemi sevginin sadece küçücük başlangıcıymış…
Anladım ki, bebeklik ne kadar özlense de, asıl evlat sevgisi karşılıklı paylaştıkça artanmış…
Anladım ki, evlat anneden aslında hiç ayrılmıyormuş. Aksine annenin yüreği artık bedeni dışında evladında atıyormuş…
Anladım ki,  acıyı hissetmek için acıyı yaşaman gerekmiyormuş. Evladının canı yansa annesi de acıdan ağlayabiliyormuş…
Anladım ki, hayat bir çocuğun sevgisiyle bambaşka yaşanıp bambaşka algılanabiliyormuş…
Hayatıma yeni bir pencere oldun oğlum. Dünyaya, var olan her şeye senin boyundan, senin gözünden,  senin tasavvur edebildiklerinle bakar oldum. Ben senin kılavuzunum ama, sen benim öğretmenim oldun.  Sabrı öğrettin bana bu iki yılda. Sınırlarımın ne kadar esnek olduğunu fark ettirdin. Ne kadar güçlüymüşüm meğer sen olmasan bilemeyecektim. Ne kadar dayanıklıymışım oysa asla tahmin edemezdim. Sevgi dolu bir insan olduğumu düşünürdüm. Deve de kulakmış meğer düşündüğüm, içimde ne bitmez tükenmez bir sevgi varmış, sayende farkına vardım.  Hep sevgi kelebeği miydik? Tabi ki hayır. Hala öğrenecek çok şeyim var senden.  Henüz çok yolun başındayız. Unutma ki ben de senin gibi daha 2 yim. Evet senden yaşça çok büyüğüm ama, ben de şunun şurasında sadece 2 senelik anneyim. Benim de yığınla eksiklerim ve öğrenecek çok şeyim var. Zaman zaman kontrol edemediğim ani yükselmelerimi törpülemeyi öğretmeli o masum duruşun. Meraklı küçük bir oğlan çocuğunun yaramazlık bile denemeyecek afacanlıklarına tahammül edebilmeliyim. Neyse ki  acemi bir anne olarak, tüm bu eksikliklerimin farkında olmakla yetinebiliyorum. Öğrenicem annecim, sana daha iyi bir anne olmayı, sana iyi bir kılavuz olmayı, sana daha iyi örnek olmayı seninle öğrenicem.

Bu sene kendi doğum günümü ilk defa yüreğimden taşarak coşarak kutladım. Nedeni yine sendin. Ben iyi ki doğmuşumda,  iyi ki seni doğurmuşum canım oğlum. Yanında en çok mutlu olduğum insan, en çok birlikte olduğum arkadaşım ve en iyi vakit geçirdiğim can yoldaşım, annenin oğlu, annenin aşkı, evlatların şahı, evlatların padişahı, ömrün en güzel şeyi… Her sene hiç bıkmadan usanmadan yazıcam bu satırları. İyi ki doğdun annecim, iyi ki seni doğurmuşum. İyi ki sen oluşsun. İyi ki benim olmuşsun. Dilerim Allah’ımdan ömründe kendin gibi, yaşattığın duygular gibi güzel olsun. Hep beraber kutlayacağımız nice nice mutlu yıllarımız olsun...

10 Çok Üzgünüm Oğlum ...

Annecim bu satırlar annen tarafından sadece sana yazılmış bir özür dileme yazını içeriyor. Sana dair oluşturduğum bu hayat hikayemiz çok üzülerek yazıyorum ki, annenin ihmali nedeniyle,17. Aydan sonraki 5 ay için kesintiye uğrayacak. Gün içinde yaşadıklarımızı, o ay yeni yaptığın şeyleri hemen not edebilmem için telefonumu kullanıyordum. İphone marka Allah’ın cezası bu telefon eminim senin zamanında, bizlerin eski telefonlara dediği gibi takoz olacaktır. Ama benim maalesef kabusum oldu. 


Tam da seni öğle uykusuna yatırmış 17. Ay notlarımı bloga geçirirken. Tek bir dokunuşla sildim 5 aylık anılarımızı. Sadece bir dokunuş yok etti her şeyi. O kadar üzüldüm ki…. Uzun zamandır kalbimde o hızla çarpma hissini yaşamamıştım. Soluğum tekledi. Bastım bastım başka tuşlara bastım yok geri getiremedim. Seni uyandırmamak için hemen babana yazdım olanca panik halimle “Gökhan mahvoldum yardım et” hemen araştırdı 5 dk içinde “Yok Dilek geri getirilemiyormuş” cevabı ile zaten hazırda bekleyen gözyaşlarım hıçkırıklarıma karıştı. Olamaz olamaz tek söyleyebildiğim bu. İçimden ne küfüler, ne sitemler ne kavgalar kendimle. Gitti onca yazı onca anı bit tek tuşla gitti. Yetinmedin hemen netten lanet telefonun destek hattını bulup aradım. Telefona bakan abiye “ Sesim için kusura bakmayın şu anda çok büyük bir duygu yoğunluğu yaşıyorum lütfen yardım edin” cümleleri ile durumu anlattım. “Bilgisayar gibi yok mu bunların bir hafıza kartı noolur yardım edin” dedim. Abi söyleyeceklerinden mahcup “maalesef çok üzgünüm sildiklerinizi geri getirmemiz mümkün değil” yanıtını verdi. Çıldırıcam ya silmedim ki ben notlarımı. Sonradan düşündüm hatta babana bile söyledim. Dava açsak kazanırız aslında, da nerde bizde o uğraşacak güç. Bu telefonda notlar diye bir bölüm var. Ekran üzerine iki kez tıkladığında aynı Word dosyalarında olduğu gibi “kes,seç,kopyala,tümünü seç,yapıştır” gibi seçenekler beliriyor ekranda. Aslında benim onlarla işim yok. Ekranı aşağı çekmek isterken iki kez bastım diye bu seçenekler belirdi sanırım. Üzerlerine değil de başka yerde tıklarsan ekrandan kayboluyorlar. Ben ekranı aşağı kaydırmak isterken yapıştır seçeneğine tıklamış oldum. Ve tüm beş ay gitti onun yerine sadece daha önce kopyaladığım bir link yapıştı. 1. Dava sebebi madem telefonda bu eklentileri kullanıyorsun bir GERİ tuşun niye yok be adam! 2. Dava sebebi ok yapıştır dedik. Tamam yapıştır ne yapıştıracaksan benim notlarımı neden silip üzerine yapıştırıyorsun. Nereye tıklandıysa onun devamına yapıştırsana!

Offffff öyle ya da böyle sonuç olarak yeni yeni konuşmaya başladığın, bize kalmasını istediğim onca anımızı kaybettim. Günlerce aklıma geldikçe ağladım. Nasıl böyle bir ihmal yaparım, nasıl başka bir yere kopyalamam, nasıl bu kadar dikkatsiz davranırım, onca anı, onca yazı, onca emek…  Ne desem boş geri getiremiyorum.
Sözün özü kesintiye uğrayan hatıralarımız için özür dilerim oğlum. Ama her şerde bir hayır arayan annen, bunda da vardır bir hayır diye düşündü yine. Ya daha çok ay olsaydı o notlarda, bu kadarla kurtardığım için yine de şükrediyorum. Bundan sonraki 5 ayı internetteki gelişim notları üzerinden çıkarttıklarım, çektiğim video ve fotoğraflardan oluşturduklarımla yazıcam. Ama 23. ay itibarıyla yine sen süsleyeceksin satır satır bu blogu. SENİ ÇOK SEVİYORUM, ÇOK ÜZGÜNÜM ANNECİM…

0 17 Aylık Bebek Gelişimi -2- (Kendi Kendine Oynama-Tv İzleme- Söylenileni Yapma)

Yazının devamı olan 17 Aylık Bebek Gelişimi (1) notlarımı linki açarak okuyabilirsiniz.

17. ay artık yaz mevsimini geride bıraktığımız havaların soğumaya başladığı ve parka çıkışlarımızı engelleyecek kadar serinlediği bir dönemdi. Her şeyin farkında olmaya başladığı ilk dönemlerden bu yana her gün havuz ve park etkinliği içinde olan evin küçük beyi havanın soğuk olduğunu algılayamasa da, dışarı çıkılmamasından son derece mutsuzdu.


Sokağın tadını ve keyfini bilen her çocuk gibi evde sıkıyor sürekli kapıya gidip bay bay hareketi yaparak çıkmak istediğini anlatmaya çalışıyordu. Oyuncaklara da ilgisiz olan bir çocuk olduğu için ev içinde oyalayıcı vakit geçirmek bizim için sorun olmaya başladı. Gerçi notlarımın arasına ilk defa bu ay kendi kendine oyun oynamaya başladığını yazmışım ama bu süre 10 dk geçmeyen bir zaman dilimi olsa da Gökalp için bir dönüm noktası oluyordu. En sevdiği oyuncakları bir erkek bebek olarak hiçte ilginç olmayan arabaları idi ki hala da öyledir. Bu ayda ilk defa yeni alınmış bir arabayla mutlu olma ve onunla oynamayı tercih etme gibi değişimler gözlemyebildik. Yaşı gereği uzun süre konsantre olamadığı içinde birlikte oynama çabalarım sonuçsuz kalıyordu. Velhasıl böylece korumak için büyük mücadele verdiğim Tv izleme alışkanlığı bu ay itibarıyla bizim hayatımıza yavaş yavaş girmeye başladı. Fakat tv bizim evde şu son birkaç aya kadar (22-23. Aylar) görüntüden daha ziyade ses işlevi gördü. Genelde açık olmasına rağmen karşısına geçip seyretme gibi bir durumumuz olmadı. Tabi ki hoşuna giden çizgi filmler oluyordu. Son zamanlar da hemen tüm çocuklar gibi Pepe hayranıyız bizde. Şimdilerde orjinali diyebileceğim Pocoyo ilgimiz daha da fazla gibi. Çizgi filmlerden daha ziyade Baby Tv de yayınlanan şarkılara takılıyor benim dans ve müzik aşığı oğlum.


Geçen ay yana yakıla napıcam nasıl sonlandırıcam diye panikler yaşadığım ve çözümler bulup zaman zaman uygulayamadığım tırnak yeme alışkanlığımız 1 ay sonrasında kendiliğinden sona erdi. Ama kronik bir halde olmasa da parmaklarını ağzına sokma hali hala (23. Ay) bitmedi. Deforme olan sol el orta tırnağımızsa hala vahim halde. Oradaki hassaslık sürekli baskılaması yüzünden bir türlü düzelmediği için yumurta tavuk kısır döngüsü misali devam etmekte.

Bu ay da sevgili oğluşum artık iyice herşeyi anlayan bir çocuk oldu. Öyle ki neredeyse onun hakkında konuşurken, duymasını istemediğimiz şeyleri şifreler olduk. Artık tam bir getir götürcü kendisi. Hem bir işe yaramaktan keyif alıyor. Hem de kendi çapında evimizde artık tüm yaptıklarından sonra bir de küçük bir yardımcı büyüyordu.

17.ay itibarıyla hala uykusuz bir anne olarak yaşamımı çocuğu ve evi idame etmeye gayret gösteriyorum. Hala uyku bizim eve uğramış değil. Gece sık uyanmalarımız devam ediyor. Ama bunun yanında serinleyen havalarla beraber pike örtmeme müsaade etmesi açısından ufacık bir ilerlemeden de söz edebilirim. Tam olarak üstümüzü örtmeme sorunumuz bitmiş değil ama ilk zamanlardaki gibi örtü üzerine değer değmez tepinmiyor. Deli dönerek uyumasının da azalması etkili bunda. Hala abuk sabuk yatmaları var ama ilk dönemlerde ki kadar sık ve hızlı dönüp yer değiştirmiyor.

Bu ay 3 diş birden çıkarttı. Uykusuzluklarımızda muhtemelen bu yüzdendir. Sağ üst ve attaki ve aynı zamanda sol attaki köpek dişlerimiz uç verdi. Yerim ben o incileri annem..

Konuşmaya çabalamalarımız da devam ediyor. Anne ve baba tamam. Dede, tisse(teyze) ve bıti( bitti) tekrar edebildiği kelimeler arasındalar.



Bunlarda internetten 17 Aylık Gelişim Notları:

10 aylıkken büyülendiği oyuncak  artık onun için sıkıcı olabilir ya da 3 yaşındaki bir çocuğun neşeyle oynadığı oyuncak onun için ‘’ilgi dışı’’ olabilir. Bunlar , bebeğinizin bir beyin gelişim süreci içinde olduğunun çok net göstergeleridir.Bu günlerde onun için en neşeli oyuncak düğmeleri olan oyuncaklardır.Örneğin ses çıkaran oyuncak cep telefonu gibi mekanik oyuncaklar onun çok hoşuna gider.Müzik ve ses de onun için ahenktir.Müzikten gelen ahenk Kendi Dünyası içinde onu mutlu etmektedir.Onun hayal dünyası çok geniştir, biz de onun dünyasındaki ahengi anlamak için çaba göstermeliyiz.Bırakın oyunu o yönetsin siz de başrol oyuncusu olun onun müzik dolu bilim kurgu filminde.

17 aylık bebeğiniz aynayı başka amaçla kullanacaktır. Artık aynaya bakıyor olmak onun için daha anlamlı sonuçlar doğurabilir.Kendisinin sizin bir parçanız ve uzantısı olmadığını kavramaya başlar(Sizin için üzgünüz !) .Aynada bir kendisine,bir size bakar ve uzuvlarını uzun uzun inceler.Hatta bu yaşlarda işaret parmağıyla bir şeyleri göstermek onun çok hoşuna gidecektir.Ona kolunun,kafasının,ayaklarının ve minik burnunun yerini gösterin.Sizi taklit etmek her zamanki gibi onun hoşuna gidecektir.

Kitapçılarda bu yaş grupları için özel olarak hazırlanmış kitaplardan almayı deneyebilirsiniz. Bu kitapların kalın yaprakları ,bebeğinizin sayfaları çevirme işini kolaylıkla becermesini sağlayacaktır. Güçlü parmak kasları olması sayfa çevirme işini kolaylıkla yapmasını sağlar; ama incecik sayfalara karşı nazik olacak kadar kibar değildir. ilerideki kitap okuma alışkanlığı içinde büyük bir yatırım yapmış olursunuz.

Kendi kendine yemek yemesi için fırsatlar verin. Yapamadıklarıyla değil, yaptıklarıyla ilgili konuşun.Sadece onunla değil,çevrenizle konuşurken de!! Unutmayın dediklerinizi artık anlıyor o.

Tırmanmak bu dönemde çocuklara son derece heyecan verici bir macera olarak görünür. 17 aylık çocuğunuz sizinle birlikte merdiven çıkarken muhtemelen kucağınızda olmak yerine elinizi tutarak merdivenleri kendi başına çıkmak isteyecektir. Ayrıca evdeki sandalye ve koltuklara tırmanma denemeleri yapacaktır. Evinizde bebeğinizin güvenliği için gerekli önlemleri aldığınız ve onu dikkatle gözetim altında tuttuğunuz müddetçe bu tür tırmanma denemelerini engellemeyin, bunlar bebeğiniz için iyi birer egzersiz olabilir.

Bu dönemde çocuğunuz etrafındaki yeni objelere büyük bir keşfetme merakı içinde yaklaşır. Etrafında bulduğu eşyalara dokunur, onları kavrayıp yakından inceler, ağzına götürüp tadına bakmaya çalışır ya da yere fırlatıp tekrar eline alır. El ve parmaklarını kullanmada gittikçe beceri kazandığını farkedersiniz. Ona kitap okuduğunuzda sizinle birlikte sayfaları çevirmeye başlayacaktır. Eline bir boya kalemi verdiğinizde bununla boyama yapacağının bilincinde olabilir ancak eline geçirdiği herşeyi ya da heryeri boyamaya çalışacağından dikkatli olmanızda fayda vardır.

Çocuğunuz artık sizi ve etrafında sürekli gördüğü diğer yetişkinleri taklit etmeye çalışacak ve tekbaşına ya da yardım almadan yapamayacağı şeyleri yapmak isteyecektir. Böyle durumlarda (tabi güvenli olduğu sürece) ona denemesi için fırsat verin, ancak heran için yakınında yardımına hazır olmayı da ihmal etmeyin. Onun bu hevesini, ona çeşitli işler yaptırarak destekleyebilirsiniz. Örneğin ondan oyuncaklarını oyuncak kutusuna doldurmasını ya da kitapları raflara yerleştirirken size yardımcı olmasını isteyin.

Rahatlıkla koşar.
Bardaktan su içebilir.
Merdiven çıkabilir.
Üst kısmına giydiği yelek, hırka gibi giyecekleri çıkarabilir.
Küplerden kule yapabilir.
Elektrikli aletlere ilgi duyabilir.
Resimdeki nesneleri parmağı ile işaret ederek tanıdığını gösterebilir.
Kelimeleri birleştirebilir.
Topu havaya atabilir.
Kendini ifade edebilir.
Çevresindeki sesleri taklit ederek olayları anlatmaya çalışır.
Yüksek eşyalara tırmanmaktan hoşlanır.