2 Gökalp İle Seyr-i Alem İlk Oyuncak Kampanyası 2013 (Sosyal Sorumluluk Projemiz)

Bu blogu yazmaya başlamamın üzerinden 3 yıl geçti. Blogla birlikte tanıştığım, görmesemde bildiğim, birbirimizin samimiyetine inandığımız bir çok anne arkadaşım oldu. Çocuklarımızı birbirimizle paylaştığımız tecrübe ve bilgilerle hep beraber büyütmeye çalışıyoruz. Bu üç sene içinde çocuklarımız büyüdükçe onların ayına, yaşına, ilgisine, ihtiyacına, beğenisine, ısrarına vs istinaden pek çok oyuncak almış ve kullanılmayanları ya etrafımızdaki diğer çocuklara vermiş ya da baza altlarına dolap içlerine kaldırmış bulunmaktaydık. Ben artık karşıma çıkan bu kullanılmayan oyuncak yığınlarından sıkıldığım ve etrafımda bu oyuncaklara İHTİYACI olan kimse olmadığı için, benim gibi takipçi annelerim olabileceği düşüncesiyle OYUNCAK KAMPANYASI yapalım fikrini attım ortaya. Niyetim hem evlerimizdeki bu oyuncak yığınlarından kurtulurken hem de başka İHTİYACI olan çocukların bu oyuncaklarla mutlu olmasıydı. Yeni oyuncak almak isteğe bağlı olmakla birlikte maddi olarak kargolamak dışında hiçbir götürüsü olmayan bu iyi niyetim gönlü güzel annelerim tarafından heyecanla karşılandı.Üstelik öyle güzel bişey oldu ki; tam da en çok ihtiyacı olan şehirlerden birinden Diyarbakır' dan takipçi annelerimden biri Mehtap Elmaal Savar bu işe dağıtım aşamasında gönüllü oldu. Diyarbakır'ın ihtiyacı olan birkaç köy okuluna bu oyuncakları gönderdik. Dağıtım sırasında Mehtap'a yardımcı olanlardan biri de sevgili Filiz Alanko idi. Oyuncaklarımız ilçelerde bulunan çocuklarla birlikte Dicle Tepe Köyü İlkokulu  ve  Dicle Arı Köyü Esentepe Mezrası İlkokulu çocuklarına verildi. O çocukların elinde tuttuğu, kendi çocuklarımızın oyuncaklarıyla nasıl mutlu olduğunu görmekle hepimiz yaptığımız bu işten haklı bir gurur ve mutluluk yaşadık. Bizim evlerin çocuklarını sevindiren oyuncaklar artık kilometrelerce uzakta başka bir şehirde başka çocukların mutluluğu oldu. Bu blogu yazmaktan her zaman evladım ve anılarım adına çok mutlu oldum. Ama ilk defa göğsüm kabarırcasına gurur duydum. Hiç bir organizasyon olmadan, hiç bir koordinasyon kurmadan, sadece içten gelen bir dürtüyle cesaret edip, benim gibi yürekli annelerle iş birliği ile hazırlanmış uygulanmış ve tamamlanmış bir SOSYAL SORUMLULUK PROJESİ ne dönüştü niyetimiz. Her aşamasında bizzat annelerin ve çocuklarının yer aldığı temeli güvene sevgiye ve şevkate dayalı çıkarsız bir hareketti bu. Umarım eklediğim fotoğraflar önümüzdeki yıllarda katılımcı olmaya cesaret edemeyen annelerimizi yüreklendirebilirler. Evimizin bir köşesinde sakladığımız, sırf evden çıksın diye ihtiyacı olmayan birilerine verdiğimiz o oyuncaklar, gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştığında kendilerine ödenen para da daha anlamlı oluyor. Önümüzdeki yıllarda daha fazla katılım olması ümidiyle EMEĞİ GEÇEN TÜM ANNELERE MİNNETTARIM. TEŞEKKÜRLER, MİNİK KALPLERİNE PAYLAŞMAYI ÖĞRETEN, GÜZEL GÖNÜLLÜLER....



Sevgili Senem Meral ve oğulları Ali Mete ile Ahmet Mert kampanyamızın ilk gönüllülerindendi. Annesi onların çok büyük bir mutlulukla oyuncaklarını paketlediğini iletti.

1 Değişik Bezelye Yemeği Tarifi (Çocuk Yemekleri)


Çocuğuna sebze yedirme gayretindeki kendim gibi annelere, çocuklarının yemekten keyif alacakları, yerken itiraz etmeyecekleri ya da tadını sevmediği sebzeyi başka bir biçimde nasıl sunabilecekleri gibi düşüncelerine biraz yardımcı olmak ve fikir vermek için açtım bu başlığı. Bu yazının sebzesi BEZELYE.



Çocuklar genellikle posalı yiyecekleri sevmezler. Ağızlarına gelen kabuk onları rahatsız eder ve bu tip besinleri yemeği reddederler. Bu durum hem çocuğu o sebzeden alacağı vitamin ve minerallerden eder hem de anne için yemek yapma çeşidini azaltır. Verdiğim tarifle bu sıkıntıya bir son verebileceğimi umuyorum.

Önce bezelyenin bazı faydalarından bahsedecek olursak;
-Bezelye vücuda enerji verir ve vücudu kuvvetlendirir.
-Kasların gelişmesine ve yenilenmesine yardım eder.
-Karaciğerin çalışmasını düzene sokar.
-Özellikle taze bezelye bağırsakları çalıştırarak kabızlığı giderir.
-Yüksek oranda B1 vitamini içeren bezelye, uykuyu düzene sokmakla birlikte, iştah açar ve insanın ruh halini düzelterek insanların neşeli olmalarını sağlar.
-Bezelye kansızlık, kan kanseri, bağırsak kanseri riskini azaltır.

 Tarifin başlığını çocuk yemekleri olarak attım ama bu tarif büyükler içinde oldukça keyifle tüketilebilecek bir alternatif oluşturmakta. Et yemeklerinin yanında iyi gideceğini düşünüyorum.


BEZELYE KÖFTESİ
(Benzer tarifleri olmakla birlikte bu tarif malzeme bakımından sadece bana aittir)
Bezelye köftesinin tüm malzemeleri bildiğimiz bezelye yemeği malzemelerinden oluşmakta.

0 Alternatif Takı Düzenleyiciler

Gazıydı, ek gıdasıydı, uyku sorunuydu, tuvalet eğitimiydi derken çocuklar 3 yaşını geçtiler bile. Fark ettiyseniz artık blogta başka konularda yer almaya başladı. Önce yaşadığım çevreyi düzenlemeye koyuldum. Mobilyalarımı restore ettim. Yaptığım yaşadığım kayda değer herşeyi sizlerle paylaştığım için bu konuyu da fikir verebilmek için bloga ekledim. 

Evi elden geçirdikten sonra anne aynı zamanda kadın da olduğunu hatırladı. Ve kendiyle ilgili konular el atmaya başladı. Unuttuğum ve hatırlamak istediğim şık tarafımı ortaya çıkartmak için takılarımı tekrar gün yüzüne çıkarttım. Malum çocuklarla takı takmak ne mümkün. En büyük eğlenceleri ya kulağınıza asılırlar ya boynunuzdan çekerler. Nasıl bir hasret ve özlemse var olan takıları daha takmaya fırsat bulamadan yenilerini edinip bunları nasıl muhafaza edeceğim sorunsalıyla karşılaştım. Kutu ve çekmece tarzı organize şekli küçük çaplı takılar yani yüzük küpe belki bileklikler için uygun olabilir ama kolye kesinlikle asılması gereken bir nesne. Uzunlu kısalı kolyelerin birbiriyleriyle karışmaları ya da düğüm olmarını engellemek başka türlü mümkün olmuyor. Bende ilk hevesle şu ayaklı şık manken takı düzenleyicilerden edindim. 

Fakat onlarda hem yetersiz hem de uzun kolyeler için kısa kaldı. Üstelik üst üste asıldığında bir tarafa yığılma oldu ve yıkılınca yine birbirlerine girdiler. Aslına bakarsanız ben öyle komidin, masa üzerinde kalabalığı hiç sevmem. Benim bunları bir yere asmam lazım düşüncesiyle hemen bir fikir ürettim. Ama belki farklı fikirler edinirim diye de internetten bu konuyu araştırdım. En popüler ev yapımı takı düzenleyici elbise askısına vida ya da çengel takarak hazırlananı gibi görünüyor. Fakat bu bana cazip gelmedi o askıyı da yine dolaba ya da duvara asmak lazım o haliyle de hiçte şık değil gibi geldi. Hayatı hep pratik yaşamayı tercih eden biri olduğum için kendi fikrimi uygulamaya karar verdim.


Gördüğünüz duvar askılıklarını KOÇTAŞ'tan ikili olarak 11 TL ye aldım. Ben mor renkte olanları tercih ettim. Sizler dilerseniz alternatif olarak beyaz ve gümüş renkler de olanları da var. Her biri 1 kiloya kadar ağırlık taşıyabiliyor. Başka bir model seçecek olursanız kapasitesi açısından hem büyük hem de kancasının daha fazla takı sığabilmesi için geniş olmasına dikkat edin derim. Ben banyomda aynamın hemen yanına takarak hem şık hem de bütünlük sağlayıcı bir görüntü elde ettim.


Sizin böyle bir alanınız yoksa komidin aynanıza ya da banyo aynanıza takabilirsiniz. Veya benim gibi banyo kapınızın arkasında barnozlarınız asılı değilse banyo kapısı da alternatif bir alan olabilir.

Asmak cazip gelmedi ise ayaklı takı mankenlerine alternatif olarak kahve fincanları ya da kupaları için satılan metal ya da ahşap askılardan alabilirsiniz.

4 Evde Burun Spreyi Yapımı




Soğuyan havalarla birlikte bağışıklık sistemi tam olarak kurulamamış olan çocuklarımız çok sık hastalanır oldu. Bilhassa soğuk algınlığı, nezle, grip kış boyunca hatta maalesef yaza kadar yakamızı bırakmıyor. Hasta çocuk can sıkıcı ama asıl burnu tıkalı olup nefes alamadığı için huzursuz olan çocuk daha çok can sıkıcı. Konuya girmeden önce Çocukların Bağışıklık Sistemini Güçlendirmek İçin Doğal Yöntemler nelerdir linki açarak okuyabilirsiniz.

Burun tıkanıklığını gidermek için kullanılan burun spreylerinin bağımlılık yapması ve 5 günden fazla kullanılmalarının sakıncalı olması ve oldukça pahalı olmaları da beni doğal sprey yapılabilir mi düşüncesine sevk etti.


Önce var olan zararsız burun açıcılara ulaştım. Bunların başında Cold Mix geliyor. Burun tıkanıklığını gidermek için alternatif olarak üretilmiş bitkisel içerikli COLD MİX damla burun içi sprey olarak değil tıkanıklık yaşayan kişinin giysi ve yastığına damlatmak suretiyle solunum yollarını açıyor. Bilhassa gece nefes alamadığı için uyanan çocukların yakalarına ve yastıklarına damlatmak suretiyle fayda sağlayabilirsiniz. İlacın leke bırakmayan uçucu bir yapısı var. Bu damlaya alternatif olarak aktarlardan OKALİPTÜS yağı da alabilirsiniz. Bu harici damlaların solunum yollarını açtığı gibi hastalık bulaşmasını engellediği ve mevcut hastalığın süresini ve şiddetini de azalttığı belirtiliyor. O nedenle okul, avm, hastane, oyun alanı gibi hastalık riski yüksek yerlere giderken yakalarına damlatarak tedbir alınabilir.

Bir diğer zararsız ürün de GripStop adıyla Türkiye' de de satılmaya başlanmış olan burun spreyi. Tanıtımında aynen şunlar yazıyor;
"Yan etkisiz ve benzersiz formülü ile hamileler, emziren anneler, yaşlılar ve çocuklarda güvenle kullanılabilen GripSTOP artık Türkiye’de! Üstelik içeriğindeki doğal etken maddeler sayesinde GripSTOP bağımlılık yapmaz ve yan etkisi yoktur…
Damla ve Sprey formu olan GripSTOP uygulandığında burundan boğaza kadar olan bölgede koruyucu bir tabaka oluşturur. Böylece mukozayı korur, destekler ve iyileştirir. Grip ve soğuk algınlığı durumlarında sıklıkla karşılaşılan burun tıkanıklığını açar, burun kuruluğunu giderir."




Hepimizin evinde bulunan serum fizyolojik nasıl yapılır acaba diye ararken de Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta'nın tarifine ulaştım. Şöyleki ;
"serum fizyolojik; 1 litre saf suda 9 gram (1 tatlı kaşığı) sodyum klorür yani bildiğimiz sofra tuzu bulunan bir çözeltiden başka bir şey değildir." diyor. İşte size bir sene yetecek ücretsiz doğal bağımlılık yapmayacak bir tarif. Küçükusta'nın bu tarifi verdiği ve diğer burun spreyleri ile ilgili yazını sizlerin de faydalanmasını sağlamak için ekliyorum.
http://www.ahmetrasimkucukusta.com/2012/10/03/yazilar/elestirel-yazilar/ilac-endustrisi/biri-bizi-serum-fizyolojikli-burun-damlalari-ile-aldatiyor/

0 Değişik Kereviz Yemeği Tarifleri (Çocuk Yemekleri)

Çocuğuna sebze yedirme gayretindeki kendim gibi annelere, çocuklarının yemekten keyif alacakları, yerken itiraz etmeyecekleri ya da tadını sevmediği sebzeyi başka bir biçimde nasıl sunabilecekleri gibi düşüncelerine biraz yardımcı olmak ve fikir vermek için açtım bu başlığı.
Bu yazının sebzesi KEREVİZ.

Önce Kerevizin faydalarının bazılarını yazacak olursam:
-A,B,C vitamini-fosfor, çinko, bakır, mangan ve selenyum mineralleri içerir.
-İştah açıcıdır.
-Vücudu kuvvetlendirir.
-Ağız kokusunu giderir.
-Öksürüğü keser.
-Kanı temizler.
-Mideyi kuvvetlendirir.
-Ağrıları giderir.
-Gaz söktürücüdür.
-Cilde tazelik parlaklık verir.
-Anne sütünü arttırır.

Kerevizin her zamankinden farklı hazırlanışı için iki değişik öneri sunabilirim.

1. Önerim
KIYMALI KEREVİZLİ MAKARNA
Malzemeler:
Yarım paket makarna (Arzu ettiğiniz tip seçebilirsiniz. Bilhassa çocuğun sevdiği gibi olsun)
1 Küçük boy kereviz
1 Küçük boy kuru soğan
1 Büyük boy domates
1 Silme tatlı kaşığı salça
2 Dolu yemek kaşığı kıyma
1 Tatlı kaşığı nane
1 Yemek kaşığı zeytin yağ
1 Tatlı kaşığı tere yağ
1 Tatlı kaşına yakın tuz

Hazırlanışı:
Kerevizi saplarını kesip kabuğunu soyarak rendenin kalın tarafı ile rendeleyin.
Soğanı çentik olarak doğrayın.(Ben suyunu saldığı için rendelemeyi tercih etmiyorum)
2 kaşık kıymayla beraber
1 kaşık zeytinyağı 1 tatlı kaşığı tereyağında üç malzemeyi aynı anda soteleyin.
Kerevizler yumuşamaya ve renk değiştirmeye başlayınca (kahverengi sarımtırak olurlar)
Rendelediğiniz domatesi ve salçayı ilave ederek harmanlayın. Üzerine 1 bardak kadar sıcak su ve tuzu ilave edip yaklaşık 20-30 dk arasında kısık ateşte pişirin. Piştikten sonra naneyi ekleyip karıştırın.
Diğer bir tarafta haşladığınız makarnaya servis sırasında hazırladığınız kerevizi sos gibi ilave edin.
UMARIM İTARAZSIZ İŞTAHLA YİYECEK KADAR SEVERLER.
Afiyet Olsun...

2.Önerim
KEREVİZLİ BULGUR PİLAVI (Sadece bana ait bir tariftir)
Malzemeler:

1 Küçük boy kereviz
1 Küçük boy kuru soğan
1Su bardağından 2 parmak az bulgur
1 Büyük boy domates
1 Silme tatlı kaşığı salça
1 Yemek kaşığı zeytin yağ
1 Tatlı kaşığı tere yağ
1Tatlı kaşığı şeker
1 Tatlı kaşığına yakın tuz
1 Tatlı kaşığı nane

14 Denizatı Okulları- İzlenimlerim ve Ücretleri


 Taşınmak sadece evi değiştirmek değil yaşadığımız çevreyi de değiştirmek olduğu için Gökalp neredeyse gözünü açtığı andan itibaren içinde bulunduğu Düşler Şatosu'ndan da ayrılmak durumunda kaldı. Taşındığımız mevkiye servisleri olmadığı için standardımızı düşürmeden gideceğimiz başka okulların arayışına girdik. Bu süreçte karşımıza çıkan okullardan biri de Denizatı oldu. Aslında anaokulu-ilk-orta okul ve lise olarak hizmet verirken aynı aileden daha küçük yaşlardaki çocukların farklı okullara gitmemesi için 3,5- 4 yaş çocuklarına da hizmet vermeye başlamışlar.

Birebir görüşme yerine okul hakkında bilgi almak isteyen ailelere bir toplantı düzenliyorlar. Biz 02.11.13 tarihli toplantıya katılan ebeveynler arasındaydık. Bu toplantılara çocuklarınızla birlikte gitmeniz isteniyor. Çocuklar ana sınıflara alınırken ebeveynler konferans salonunda okul hakkında verilen bilgileri ediniyor. Gökalp'in bizden ayrılmak istememesi başta sıkıntı olsa da kısa sürede ortama adapte oldu. Gözlemlerimin ilki herkesin tek tip kıyafet giymiş olmasıydı. Kadın eğitimciler hostes misali lacivert etek ve ceketler, erkek eğitimcilerde aynı tip giyimin pantolon ve kravat versiyonlusuydu.
Gelelim okul hakkında edindiğim bilgilere ve kendi izlenimlerime:
-Okul 3 ODTÜ'lü idealist öğretmen tarafından kurulmuş kendi terimleriyle bir butik okul.(Açıkçası ODTÜ oluşu ve toplantıda konuşan Murat beyin yaklaşımı beni etkiledi.)
-Önce anaokulu olarak hizmet vermeye başlamış sonrasında velilerden gelen istekle sırayla ilk-orta ve lise bölümlerini de açmışlar. (Talebe cevap verebilmeleri de iyi bir izlenim oldu.)
-İki dilli eğitim veren tek ve en başarılı ilkokul oldukları konusunda ideaları var.(İki dil oluşu ve başarı idealarından etkilendim)
-Öncelikli dil olarak Almanca tercih edilmiş fakat idea ettiklerine göre İngilizceyi çok daha çabuk ve kolay öğretiyorlarmış. Bu anlamda Almanca ağırlıklı bir okul olmalarına rağmen İngiliz Cambridge Üniversitesi Türkiye de en iyi İngilizce eğitim veren olarak Denizatı'nı seçmiş. (Çok iyi bir referans sunmaları hoşuma gitti)
-Okul tamamen tek tip giyimi benimsemiş. Tüm öğrencilerin kitap-defter-kalem-silgi-boya-çanta-toka vs aynı giyinmesi sağlanıyor ve tüm bu gereçler ücretsiz olarak okul tarafından karşılanıyormuş.(En çok hoşuma giden uygulama bu oldu diyebilirim. Zaten okula girdiğimde ilk dikkatimi çekende eğitimcilerin tek tip giyinmiş olmasıydı. Özel okulu tercih etmememin iki nedeninden biri ücretleri diğeri de öğrenciler arasındaki ekonomik uçurumların giyimlerine yansıması.)
-Okulda lise dışında kantin yok. Sabah kahvaltısı ve öğle yemeği var.(Bu da en beğendiğim taraflarından biri oldu. Kantinden onaylamadığım şeyler yemesini istemiyorum)
-Okula dışardan bir şey getirmek kesinlikle yasak. Cep telefonu getirmesi gereken öğrenci telefonu öğretmenine teslim ediyor.(Çocuklar arasında ayrımı engellediği için bu uygulamada hoşuma gitti)


 -Okulda satranç-drama ve müzik zorunlu ders olarak veriliyor. Her öğrenci kabiliyeti doğrultusunda bir enstrüman çalıyor. Yıl sonunda 350 kişilik bir orkestra ile gösteri yapıyorlar. Enstrüman konusunda öyle iddealılar ki konserden sadece 2 gün önce bir araya gelip prova yaptırılıyormuş.(Bu da tarafımca çok beğenilen bir konu oldu. Nihayetinde enerjisini müziğe harcaması başka alışkanlıklardan alıkoyar diye düşünüyorum)
-Çantasız eğitim sistemini benimsemişler. Yani eve ödev götürmek yok. Hafta sonları o hafta neler yapıldığına dair hem ailenin görmesi hem de çocuğun üzerinden geçmesi açısından bir çalışma hazırlamışlar. (Yuppi diyeceğim kadar beğendim bu sistemi .Ödevi evde ailenin yaptığının ya da yaptırdığının farkındalar.)
-İlkokul da ilk üç sene sınav yok. Çocuklarda soyut zeka ancak 4. sınıf düzeyinde oluşmaya başlarmış. O nedenle çocukları sınavla yormayacaklarını belirttiler. Ayrıca çocuğun yazının iyi olması kanaat notu almasını engellediği gibi not kırılmasına da sebep olmuyormuş.(Çocuk düşünülerek program belirlemeleri hoşuma gitti ama mevcut sistemde eğitim gören çocuklardan geri kalırlar mı o konuda netleşemedim)
-Eğitim prensipleri grup-topluluk-sınıf bilinci üzerine. Yani bireysel başarıdan daha ziyade sınıf başarısını baz alıyorlar. Kişilerin başarılarını hırs ya da kaygı yaptırmamayı hedefliyorlar.(Bu çok ideolojik bir yaklaşım gibi geldi bana. Gerçek dünyada ciddi bir yarış var. Bu mantalite çocuğu yarıştan koparır mı diye düşünüyorum.)
-4 sınıf ile başlayan sınavlarda başarı oranı çok yüksek olmakla birlikte ortalamanın altında kalan çocuklara özel ders mahiyetinde zayıf olduğu konuda destek verildiğini diğer sınavda o ders notunun yükseldiğini dolayısıyla geri kalma gibi bir durumun yaşanmadığını belirttiler.(Bu da başarının artması açısından oldukça beğendiğim yanlarından oldu.)
-Ailelerle görüşen bir danışman öğretmen olduğunu ve düzenli olarak karşılıklı bilgi alışverişlerinde bulunduklarını belirtti.(Çocuğun takibi açısından bire bir ilgilenildiğini bilmek oldukça rahatlatıcı.)
-Cumartesi günleri aynı okul içerisinde pek çok spor kursları var. Sadece yüzme için dışardan anlaşmalı oldukları okullara götürüyorlar.( Bizde toplantıya Cumartesi günü gittiğimiz için basketbol-Jimnastik-voleybol vs kurslarındaki mutlu çocukları gördük. Çok hoşuma gitti.)
-Lise ve ortaokul öğrencilerini İngilizce ve Almancalarını pekiştirmek için seçtiği dil doğrultusunda kış aylarında 3 haftalık dil okullarına gönderiyorlarmış.(Harika bu uygulamada beni kalbimden vurdu.)
-SBS sınavları yüzünden dershaneye giden çocukların fark yaratacağı düşüncesiyle kendi bünyelerinde bu sınava girecek olan çocuklara dershane niteliğinde ekstra eğitim programları hazırladıklarını belirttiler. Amaç çocuklar arasında dershaneye gidemeyenlerin geri kalınışının engellenmesi olarak açıklandı.(Varsa açıklarını kendilerinin telafi etmesi de iyi bir uygulama olarak hoşuma gitti.)
-Aynı kampüs içinde bir kaç binadan oluşan bir okul bu. İlk 3 sene bir binada sonra diğer bina da sonra bir başka bina da şeklinde eğitime devam ediyorlar. Sınıflar en fazla 24 çocuktan oluşuyor.Teneffüs saatleri çocuklar farklı sınıflarla karşılaşmayacak şekilde ayarlanmış. Yemekhanedeki yemek saatleri de öyle. Çocuklar sıraya girmeden direk masalara önceden konmuş yemeklerini öğretmenleri gözetiminde yiyorlarmış.(Bu düşünceleri de hoşuma gitti.)
-Okul hedefleri iyi insan yetiştirmek olarak açıkladılar. Atatürk ilkelerini benimsemiş ahlaklı iyi mutlu çocuklar yetiştirmeyi hedefliyorlar. Akademik başarı zaten kendiliğinden geliyor diyorlar.(Vurguyu başarıya değil de iyi insan olmaya yapmaları her ne kadar vicdanen ve ahlaken hoşuma gitse de kariyer edinimi açısından acaba dedirtti)
-Yukarıda saydığım tüm uygulamalar ve aktiviteler okulun ücretine dahil. Okul gereçlerinden giysisine-kurslar-yurt dışı gönderimleri uçak bileti kalacak yer her şey okul tarafından karşılanıyor. Okul ücreti dışında ödenen 2 şey servis parası ve 3. kez istenirse kıyafet parasıymış.(Aslında böyle bakınca ödenen ücret çokta ürkütücü gelmiyor.)
-Gelelim ücretine 2013- 2014 yılı anaokulu fiyatı yıllık 19,5 bin TL. İlkokul 22 bin TL. Ödemeleri 12 taksite kadar bölebiliyorlar. Okulda öğrenci başarısı baz alınmadığı ve çocuklar arasında fark gözetilmediği için burs yok dendi. Fakat durumu bozulan ailelere (işten çıkma vs ) yardımcı olunduğu da söylendi.

 İnternetten biraz araştırma yaptım. Okulu öven yorumlar kadar yerenlerde var. Gördüklerim ve anlatılanlarla ilişkilendirebileceğim en önemli eleştiriler:
-Okulun ticarethaneye dönüştürüldüğü yönünde. Oysa konuşmacı Murat bey özellikle ticari kaygıları olmadığını vurgulamıştı. Bu eleştiriyi yapanlar ilkokula bir kaç sınıfla başlarken şimdilerde 8 sınıf açtıklarını vurguluyorlar.
-Diğer eleştiri teneffüs saatlerinin sınıf sayısı arttığı ve farklı sınıfların karşılaşmaması için farklı zamanlarda oluşundan dolayı kısa olması ve çocukların enerjilerini atamamaları yönünde.

3 Taşınırken Nelere Dikkat Edilmeli

Başından çok yeni taşınma tecrübesi geçmiş biri olarak önce aman sakın taşınmayın oturun oturduğunuz yerde demek isterim. Bu iş maalesef zannettiğinizden de zor. Lakin eskiler 3 taşınma 1 yangın eder diye boşuna dememiş. Böylesi bir tecrübenin ardından zorunlu hizmet yüzünden mütemadiyen taşınmak durumunda olanlara da şapka çıkartıyorum.

Bu yazıyı kendim gibi yakın zamanda taşınma tecrübesi yaşamış 5 anneden edindiğim deneyim ve bilgilerle derledim. Psikolojik ve fiziksel olarak hazırlık ve yerleştirme aşamasında çok faydalı olacağına inanıyorum. Baştan söyleyeyim yazı tamamen toparlanma taşınma ve yerleştirmeyi içerdiği için taşınma esnasında yapılması gereken elektirik,su,doğalgaz vs. kapattırma ve yenisi için başvurma ya da kontrat gibi mevzularını barındırmıyor. O işlerde başlı başına bir yazı konusu.

Öncelikle belirtmeliyim ki bu iş psikolojik yıpranma ve oldukça yorulmaya neden olduğu için ciddi sabır gerektiriyor. Kendinizi bu sürece alıştırın derim. Kafanızda şu saatte biter gibi bir zaman belirlemeyin o saat şaştıkça sabırda tahammül de taşıyor. Her şeyi akışına bırakın eninde sonunda yerleşeceksiniz nasıl olsa. Taşınma tecrübesi edinen tüm arkadaşların hem fikir olduğu nokta nakliye firmalarının hayal kırıklığı olması. Asla beklentinizi yüksek tutmayın. Sizinle pazarlığa gelen centilmen kibar ve özenli kişi ile nakliyeyi yapacak kişiler bambaşka oluyor. (Kaslı yapılı Biskolota erkekleri yok yani :) Meğerse bu tamamen pazarlama ve bir nevi satış tekniğiymiş bizler de sonradan anlamış olduk tabi. Şayet varsa paranız bunu daha ucuza mal eden firmalar var neden daha fazla veriyim demeyin tam profosyonel bir firma ile anlaşın. Eşyaların kontrolü ve sigortolanması için eksper gönderip herşeyinizi garanti altına alıyorlar. Üstelik rekabet açısından da son derece temiz ve hızlı çalıştıklarını da duydum. Yalnız bu konuda da bir uyarım var. Bu büyük firmaların ismiyle çalışan çakma nakliye firmalarına kanmamak için internette karşınıza çıkan ilk telefon numarasını aramayın. Aradığınız firmanın o olduğuna kanaat edip hareket edin. Maalesef bu kötü tecrübeyi yaşamış olanlarda var. Ama sizler o kadar parayı gözden çıkartamıyorsanız en azından orta sınıf bir firma seçin ucuza kaçtıkça durum vahimleşiyor aynı bizim ki gibi. Benim eşyalarımın taşınması 12 saat sürdü. Evet tam 12 saat. Üstelik tüm kolileri bizzat kendim hazırlamışken sadece taşıma ve montaj işi sabah 09:00 gibi başlayıp ancak 21:00 da sona erdi. Sonuçta hala uyuyacak yatağı hazırlanamamış bir çocuk, her yana dağılmış kolilerden yürünemez bir evle baş başa kalmış bendeniz gözyaşlarına boğulmuştum. Offf kabustu. Yani nakliye sadece taşınma değil yerleşmeniz açısından da oldukça önemli o nedenle tercih yaparken daha özenli olmanızı tavsiye ederim.

Gelelim hazırlık aşamasına bu işi daha önce tecrübe etmiş arkadaşlarımın sözünü dinleyerek eşyalarımı kendim kolilemeye karar verdim. Lakin taşınma sonrasında duvarlarda kalan yağlı pis parmak izlerinden sonra iyi ki kendim yapmışım demeden edemedim. Giysi, tabak ve eşyalarımı o ellerin tuttuğunu düşünemiyorum. Aksi halde tüm evi kırklamam gerekecekti.

Giysiler için benim 2 önerim var. Ya hurçlara doldurmak (ki ben tercih etmedim. Ben hurç kullanmadığımdan sonrası için gereksiz bir masraf gibi geldi) ya da battal boy çöp poşetleri alıp içlerini yerleştirmek. Kışlık giysilerim zaten baza altında hurçlarda duruyordu onlara hiç dokunmadım. Öylece taşındılar. Yazlıklarımı önce giymediklerimi eleyerek yıkayıp kurutup poşetlere doldurdum.Ütü işini taşınma sonrasına, yerleştirme öncesine bıraktım. Eğer sizler ütüleri bozulmasın istiyorsanız kolilerin içine bu çöp poşetlerini daha düzenli koyarak taşıyabilirsiniz. Koli toparlama işini de büyük marketlerden ücretsiz olarak yapabilirsiniz. Fakat günün her saati ellerinde koli bulunmuyor. Sabah erken saatte belediye kolileri topladığı için birkaç gün önceden yetkililerden rica ederseniz sizin sizin için hazırlarlar. Fakat bunlar kullanılmış koli olduğu için giysi ve eşyanızın temiz taşınması adına kolilerin içinde çöp poşetlerinde taşınmasını tavsiye ederim.Sürekli git gel yapmamanız için 5-6 tane koli bandı ve battal boy çöp poşeti alabilirsiniz. Hazırladığınız poşetlerin ya da kolilerin üzerine nereye-kime ait olduklarını ve ne olduklarını yazmayı unutmayın. Mesela Gökalp-nevresim gibi.

Kırılacak eşyalarınızı gazete kağıtlarına sararak yerleştirin. Kolilerin alacağı kadar değil taşıyacağı kadar doldurmaya dikkat edin.Yine üzerlerine ne olduklarını yazmayı unutmayın.


Kendinize ilk 2 gün için gerekecek şeyleri içeren özel bir koli yapın. Diğer koliler ve poşetler içerisinden arayıp tek tek açıp çıkartmak yerine elinizin altında hepsi bir arada olsun. İçerisine:kendiniz,eşiniz ve çocuğunuz için 2 günlük çamaşır, giysi, pijama,nevresim takımları, yastık,yorgan ,pike,havlular,çoraplar, şampuan diş macunu-fırçası,şarj aletleriniz vs gibi ilk etapta size lazım olacak herşeyi barındıracak özel bir koli olması sizin için büyük kolaylık olacaktır.

Taşınma sırasında buzdolabını en son evden çıkarttırıp ilk önce yerleştirilmesine dikkat edin. Buzluktaki gıdarınız bu şekilde çözülmemiş olur. Yine çamaşır ve bulaşık makinalarınızın önce bağlanmasını sağlayın. Ev yerleştirilirken bir taraftan tüller ve perdeler yıkanarak temiz temiz asılmış olur.

Mutfak eşyalarınızı taşınmadan evvel yeni evinize gidip yerleştirin. Mutfağın önceden hazır olması büyük kolaylık. Bütün o kargaşaya rağmen yemeğinizi çayınız yapabilirsiniz. Taşınma telaşında bir adım öne geçmiş olursunuz. Eğer zamanınız olmadıysa yatakların hazırlanmasında sonra evi yerleştirme aşamasında mutfağa öncelik vermenizi tavsiye ederim.

Yeni evinizde portmantonuz varsa mutfak eşyalarıyla birlikte ayakkabı dolabınızı da taşınmadan önce yerleştirmeniz size büyük kolaylık ve zaman kazandıracaktır.

Yeni evinizin yerleşim şeklini daha önce kafanızda belirleyin derim. Hatta kötü sürprizlerle karşılaşmamak için önceden eşyalarınızın boyutlarına göre yerleşim planlamanız yine size zaman kazandıracaktır. Olurda yerleştimeden memnun kalmazsanız eşyaların itilmesi ya da çekilmesi gerekirse ağır eşyaların hareketini kolaylaştırmak ya da parkelerin çizilmesini önlemek için zemini kayganlaştırmanız işinizi kolaylaştırcaktır. Yer silme bezine bolca kullandığınız yer temizliği sabunundan eklerseniz eşyalar kaygan zeminde çok rahat hareket etttirilecektir. Bilhassa büyük gardolaplarda bu yöntemi kullanmakta fayda var.

2 Çocukların Bağışıklık Sistemini Güçlendirmek İçin Doğal Yöntemler



Hastalık ihtimali bilhassa mevsimsel geçiş dönemlerinde tüm anneleri tedirgin eder. Özellikle de bahar ayları en tehlikeli dönemlerdir. Yazdan kışa geçiş ya da kıştan yaza geçişte gün içerisindeki sıcaklık farklılıkları dolayısıyla giyim kuşamdaki karmaşa çocukların üşütmesine ya da terlemesine ve sonrasında maalesef hastalıkların başlamasına sebep olmakta. Soğuyan hava ile kapalı alanlarda daha sık bulunulması, hava kirliliği, vücut direncinin düşmesi gibi daha bir çok nedenle hastalık riskleri de artıyor. En beteri de okulların açıldığı sonbahar döneminde nispeten hastalıktan uzak geçen yaz sonrasında tam bir mikrobik ortam furyası oluşuyor. Ve benim gibi bir çok anne bu süreci zayiatsız atlatabilmenin doğal formüllerini arıyor. Bende arana tarana anne -çocuk sayfaları- forumlar- doktor ve uzman görüşlerini içeren oldukça geniş kapsamlı bir internet araştırmasından sonra tavsiye edilen en popüler bağışıklık sistemi güçlendirici bitkisel formüller- bitkisel içerikli güçlendirici ilaçlar ve burun açıcılarından oluşan geniş kapsamlı bir yazı hazırladım.

Çocuklarımızın bağışıklık sistemini güçlendirebilmek için ilk etapta basit tedbirler almamız gerekiyor. Mesela:

*Kapalı ya da soğuk ortamlarda uzun süre kalınmamalı.(AVM'ler gibi. Bilhassa top havuzları tam birhastalık yuvası mümkün mertebe kış aylarında uzak durulmalı) Odaları sık sık havalandırılmalı.

*Evde ya da kapalı bir ortamlarda bilhassa çocukların yanında sigara içilmemeli.

*Bol bol emzirilmeli. Anne sütü içen bebekler süt içerisindeki mikrop öldürücü maddeler nedeniyle enfeksiyondan korunur ve anne sütü ile bağışıklığı güçlenir.

*Yaşlarına uygun tüm aşıları zamanında tamamlanmalıdır. Bilhassa sonbaharda grip aşısını yaptırmaya özen gösterilmelidir. Çocuğuma Grip Aşısı Yaptırmalı Mıyım? bu yazımda detaylarıyla grip aşısının neden gerekli olduğunu anlatmıştım.

*Mevsime göre giyinmelerine dikkat etmek edilmeli. Kalın giydirmek terlemeye bu da sonrasında vücudun soğumasına neden olur. Hem terletmeyecek hem de üşütmeyecek şekilde giyindirmeye dikkat edin.

*Uyku zihinsel ve bedensel dinlenme için olmazsa olmaz bir faaliyettir. Yaş grubuna uygun uyku düzenini ve uygun miktarda uyumasını sağlayın. Uyku düzenine önem gösterilen bebekler hastalıklara karşı daha dirençli hale gelir. Melatonin hormonu zifiri karanlıkta ve derin uykuda vücut tarafından kendiliğinden salgılanır (gece 12 gibi maksimum düzeye ulaşıyor) ve bu hormon ile hem büyürler hem bedenleri kendi kendini onarır hem de bağışıklık sistemleri güçlenir.

*Muhakkak el yıkama alışkanlığı edindirilmeli. Gün içerisinde sık sık eller yıkanmalı. Ve temizlenmeden ağız burun temasından kaçınılmalı.

*Bulunduğunuz ortamların nem dengesi ayarlanmalı. Kuru hava burun içinde bulunan ve mikropları yakalama fonksiyonlarını sağlayan tüycüklerin işlevini azaltır. Havayı nemli tutmak için kaloriferin üzerine su aparatlarından asabilir ya da ıslak havlu koyabilirsiniz.

*Bol su tükettirmeye gayret edin.

*Sebze ve meyvelere beslenmeye ağırlık verin. Sebze yemek istemeyen çocuğa çorba krep ya da köfte içinde sebze yedirmeye çalışın.

Tüm bunlardan sonra bağışıklık sistemini güçlendirmede yardımcı olmaları için bitkiler-sebzeler ve meyvelerden destek almakta da fayda var.

*Karadut pekmezi tüm faydalı yanlarının dışında ağız ve boğaz enfeksiyonuna iyi gelir.

*C vitaminini içinde en yoğun barındıran meyvelerden tüketmekte fayda var. Mesela limon bir C vitamini deposudur. Dolabınızda sürekli bulunduracağınız limonata hem iyi bir bağışıklık sistemi destekleyici hem susuzluk giderici hem de yemek yeme sırasında yardımcı olacaktır.Limonata Nasıl Yapılır? bu yazımla tam ölçülü limonata tarifinden faydalanabilirsiniz.

*Kefir tüketmeye çalışın. Pek çok faydası dışında antitoksin üreticisidir.( zararlı toksinleri yok eden madde üretmek) Genel bağışıklığı güçlendirmenin yolu bağırsak florasından geçtiği için oldukça destekleyici bir içecektir.

*Arı poleni tüm bireyin tüketmesi gereken içinde her türlü vitamin mineral antioksidanları, aminoasit, protein barındırır ayrıca zihinsel ve bedensel gelişim içinde son derece faydalıdır. DİKKAT 2 yaş altı çocuklarda solunum felcine neden olduğu için tehlikelidir. Ayrıca polen alerjisi olanlarda kesinlikle kullanmamalıdır.

*Çörekotu savunma sistemini kuvvetlendirici ve bağışıklık sistemi düzenleyicisidir. Ayrıca iltihap önleyici, iyileştiricidir; mikrop ve mantar önlemek gibi özellikleri de vardır. DİKKAT sürekli kullanımlarda 1 tatlı kaşığından az tüketmekte fayda var ve antibiyotik kullanırken tüketmemeye özen göstermelisiniz.

*Adaçayı boğaz ağrısı, ağız içi yaralara iyi gelir. Mantar, enfeksiyon ve zararlı toksinlerin vücuttan atılmasında destekleyici bir bitkisel çaydır.

*Zencefil antioksidan barındırır (gıda yoluyla alınan vitaminler) iştah ve solunum yollarını açar

*Ihlamur ateş düşürür öksürük boğaz ağrısı grip nezleye iyi gelir. Balgamın incelmesini ve sökülmesini sağlar.

Bitki çaylarını günde 1 bardak tüketmek yeterlidir. Fazlası zarar verebilir. Bitki çayları demleme usulü hazırlanmalıdır asla kaynatılmamalıdır. Kaynaması toksitlenmesine( zehir) sebep olmaktadır.
Küçük bebek ve çocuklara bitki çayları karışımlarını kesinlikle içirmeyin. Tek başına zararsız olan etkiler bir arada tehlikeli olabilir. 6 aya kadar olan bebekler genelde anne sütü ile beslendikleri için gerekli antibiyotik etkisini sütten alıyorlar fakat illaki ıhlamur vermek istenirse günde 30 cc/ml’yi geçmeyecek şekilde içirilebilir. Bu ölçüyü nerden mi çıkarttım. Yaz aylarındaki aşırı sıcaklarda dahi 6 aydan küçük bebeğime su vermeme gerek görmeyen doktorumun ısrarcı tavrıma karşı sütümün yeterli olduğunu ama illa vermek istiyorsam günde 30 cc/ml’ yi geçmeyecek şekilde olabileceğini belirtmişti. Sanırım zaten midesi küçük olduğu için içeceği suyun , sütün yerine geçmesini engellemeye çalışıyordu. 6 aydan büyük bebekler içinse günde 100 cc /ml geçmeyecek şekilde bitki çayı verilebilir. Hazır bitkisel çaylar almak yerine aktardan aldığınız bitkileri elma kabuğu ile demleyip içine bal ve limon ilave ederseniz daha çok fayda görürsünüz. AMAN DİKKAT 1 YAŞ ALTINDAKİ BEBEKLERE BAL KESİNLİKLE YASAK.


Bitkiler-sebze ve meyveler dışında daha güçlü ve hızlı bir yolla bağışıklığı kuvvetlendirmek isteyen çoğu anne doğal içerikli ilaçları kullanıyor. Aslında bunlara ilaç demek pek doğru olmaz. Eczanelerde satılmalarına karşılık ilaç değil gıda takviyesi olarak adlandırılıyorlar. Bunlar arasında en çok anneler tarafından kullanılanları araştırdım. İnternetten bu gıda takviyeleri hakkında yapılan açıklamaları fikriniz olması için kısaca ekledim.

İMUNEKS KAPSÜL; "ekmek mayasından elde edilen ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiren doğal bir madde içeriyor. Hastalık ihtimaline karşı hasta olmadan evvel ya da belirtileri hissettiğiniz anda kullanıma başlayarak hastalığa karşı vücudun direncini yükseltmiş oluyorsunuz." şeklinde lanse edilmiş.

VİTAGLUKAN; "yine ekmek mayası ve C vitamininden zengin turunçgiller ve Acerola kirazından üretiliyor." şeklinde lanse edilmiş.

SAMBUCOL; "Sambucol, kızılcıktan 8 kat, yaban mersininden 5 kat daha fazla antioksidan kapasitesi olan Black Elderberry ile üretilmiştir. İçerdiği antosiyaninler ile bağışıklık sisteminizi serbest radikallerin vereceği zarardan korur." şeklinde lanse edilmiş.

MARNYS JUNOR; "arı sütü ve ultivitaminler içerir. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Algılamayı arttırır zeka geliştiricidir ve iştah açar." şeklinde lanse edilmiş.

İMMUZINC ŞURUP; "beta glukan vücut direncini artırarak, bağışıklık sistemini güçlendiren bir etken maddedir. Ekinezya bağışıklık sistemini uyarır ve enfeksiyona karşı vücut direncinin artmasını sağlar. Propolis (arı reçinesi); arılar tarafından toplanan ve kovanı istilacı mikroplardan korumak için kaplamada kullandıkları, antibiyotik özelliğe sahip olduğu düşünülen bir reçinedir. Mürver çiçeği terletici, göğüs yumuşatıcı ve nezleye karşı yararlanılan bir bitkidir. C vitamini ve çinkoca zengindir. Yalnız ekinezya alerjen bir madde olup alerjik bünyeli çocuklarda kullanılmamalıdır." şeklinde lanse edilmiş.

UMCA SOLİSYON; "sardunya köklerinden çıkarılan bir öz içermektedir. Bronşit, sinüzit, anjin (boğaz ağrısı), viral enfeksiyonlara bağlı burun akıntısı ve farenjit olgularında bağışıklık sistemini güçlendirici antiviral özelliklere sahiptir balgam söktürücü etkiye sahip özellikle de üst solunum yolları enfeksiyonları ve kulak-burun-boğaz enfeksiyonlarının tedavisi için uygundur." şeklinde lanse edilmiş.

MARNYS PROPOLSAFT; "soğuk algınlığı, nezle ve grip hastalıklarının önlenmesinde ve tedavisinde tavsiye edilen doğal besin takviyesidir. İçeriğindeki; Arı balı ve sıkılaştırılmış bitki karışımları bulunmaktadır." şeklinde lanse edilmiş.

PELARGON DAMLA; "içeriğindeki C vitaminleri ve ekinezya sayesinde soğuk algınlığı ve enfeksiyondan zayıf düşmüş bağışıklık sistemini destekler ve balgamın sökülmesine yardımcı olur." şeklinde lanse edilmiş.

Tekrar yineliyorum tavsiye edilen tüm bu ürünler eczanede satılmalarına rağmen ilaç değil gıda takviyesidir. Haliyle sağlık bakanlığı değil tarım bakanlığı onaylıdır. Dolayısıyla iyileştiricilikleri garanti edilememiştir. İçerikleri açısından mesela EKİNEZYA, C VİTAMİNİ, BAL,POLEN vs gibi alerjen olabilecekleri için lütfen tam araştırmadan ve doktorunuza danışmadan uygunluklarına kanaat edip çocuklarınızda kullanmayınız. Çocuğunuzun yaş aralığını da göze almayı unutmayınız.
Ben tüm tedbirler ve bitkisel desteklerin yanı sıra hastalık sinyalleri aldığımda UMCA SOLİSYON kullanmayı tercih ediyorum. Çünkü bağışıklık sistemini kuvvetlendirici her türlü desteği sağlıyorum. Bilhassa her gün 1 çay kaşığına yakın arı polenini içeceklerine karıştırıp verdiğim için diğer gıda takviyelerine gereksinim duymadım. Amacım direk tedaviye yardımcı olması ve solunum yollarını açması olduğu için tercihimi Umca'dan yana kullandım.


Bu arada mevzusu geçmişken yıllar içinde gözlemlediğim kadarıyla Gökalp'in soğuk algınlığını daha başlarken fark etme yöntemlerimle sizlere de fikir vermek isterim.
-Gün içerisinde farklı zamanlarda 3' ten fazla hapşurması,
-Hissedilmesi güç olan azıcıkta olsa ateş yükselmesi, -Anlamsız huysuzluğu,
-İştahının kesilmesi,
-Elini ağzının içine sokarak acıyor demesi
-Dilinin üzerinin beyazlaması ve dil üzerinde mantar oluşması,
-En önemlisi fark edilir derecede fazla su içmesidir.
 Siz de bu yöntemleri deneyerek ve çocuğunuzu gözlemleyerek hastalığı başlamadan yakalayabilirsiniz.

Bu arada konuyla ilintili olarak çocuklarınızın tıkanan burnunu açabilmek için Evde Burun Spreyi Yapımı  yazımı linki açarak okuyabilirsiniz.

Not: Ben bu yazıyı Gökalp 3,5 yaşındayken kaleme aldım. Dolayısıyla bizim hiç bir alerjik durumumuz olmadığı için sözü geçen tüm gıda takviyelerini kullanmamızda mahsur yok. Yıllar içerisinde geriden gelecek anneler ve çocuğu 3 yaşından küçük olan anneler LÜTFEN GIDA TAKYİVELERİNDEN, ALERJİK ETKİ YAPABİLECEK İÇERİKLERİNE VE ÇOCUĞUNUZUN YAŞINA UYGUNLUĞUNU HESABA KATARAK DOKTORUNUZA DANIŞIP DESTEK ALIN.

1 Mobilyalar Nasıl Yenilenir (Evde Mobilya Boyama)

Evinde çocuk olup da mobilyası sağlam kalanı pek yoktur herhalde. Bizim evde ki mobilyalar da evin küçük kemirgeninden nasibini fazlasıyla aldı. Her şeyi ağzına sokmaya bayılan küçük rakun dişlerinin ilk çıkmaya başladığı dönem de mobilyalarımı bile kemirmişti.



Üstelik arabalarıyla ahşabın üzerinde yaptığı acımasız sürüşler sonucunda gerek tv ünitesi gerekse diğer mobilyalar küçük küçük çizik ve deformasyonlara maruz kaldılar. Bende ne yapar da bu mobilyaları kendim yenilerim düşüncesiyle koyuldum yola. Ve ilk olarak mobilyalarımın rengine uygun ahşap mobilya boyası aldım. Bu arada mobilyalarının renginden sıkılıp farklı renge boyayanlar bile var. İnternette fotoğraflarını bulabilirsiniz. Böylesi bir değişikliğin sonuçlarından emin olamayacağım için ben tercih etmedim. Üstelik yapmak istediğimde mobilyalarımın rengini değiştirmek değil yenilemekti.




Bildiğiniz badana yapar gibi orta boy bir fırça ile hepsini tek tek boyadım. Mobilyaların üzerindeki imitasyon deri kısmı için deri boyası aradım ama ne Koçtaş ne de Bauhaus da bulamadım. Bunun üzerine deri değil mi bu ya diye düşünüp klasik ayakkabı boyası ile boyamaya karar verdim. Sonuç mükemmel oldu. Mobilyalarımın üzerindeki küçük tahribatlar kapandı. Ve yeni gibi parladı. İşte boyanmadan önceki ve sonraki halleri.


*********************************************************************************


*********************************************************************************


Aldığım sonuçtan memnun kalınca aynı şeyi yatak başımdaki ve ayak ucundaki imitasyon deri puflara uygulamaya karar verdim. Beyaz deriyi  hangi temizleyici ile silsem de sararmasını önleyememiştim. Ben de yine ayakkabı boyası ile boyamayı düşündüm. Fakat beyaz renkte klasik ayakkabı boyası bulamadım. Spor ayakkabı boyasını 4 kat olacak şekilde uyguladım. Ne kadar çok kat sürerseniz sonuç o kadar güzel oluyor. Neticede yenilenen mobilyalarım evime olan motivasyonumu daha da arttırdı. Hepinize bu uygulamaları tavsiye ediyorum.Bu arada ıslak bezle silindiğinde ayakkabı boyası çıktığı için silmek icap eden durumlarda kuru bezle tozunu alıp gerekirse bir kat boya sürmeniz daha iyi olacaktır.


*********************************************************************************


*********************************************************************************


Not: Mobilyaları boyamakta, yatak başı ile pufu boyamakta ikişer saatimi aldı. Ahşap boyası,fırça, ayakkabı boyalarının toplam maaliyeti 50 tl' yi bulmadı. Fotoğraflar belki profesyonel bir makine ile çekmediğim için gerçek görünümü pek yansıtmadı. Flaşlı çektiğimde ışık parlama yaptığı için kullanamadım. Ama gönül rahatlığı ile söyleyebilirim gözle görülür halleri fotoğraftan çok daha iyi oldu.

Bunlarda mobilyalarınızı yenilemek ve temizlemek için internetten araştırdığım yöntemler:
Ahşap Mobilya Lekeleri Çıkarma
Cilalarınız ilk günkü gibi parlasın
Cilalamanın arkasında yatan ana fikir ağaç ürünlerine yağ absorbe etmektir.Evimizde bulunan birçok yağ çeşidide bu işte çok iyi etki etmektedir.Sebze yağları ve zeytin yağı veya limon suyu. Mobilyanızı parlatmak için 2 ölçü yağ ve 1 ölçü limon suyunu karıştırın.Yumuşak bir bezle cila üzerine uygulayın.Bu işlem parlaklığını arttırmak istediğiniz cilalı alanları güzel bir görünüme kavurturacaktır.
Cilasız mobilyalar için :
Madeni yağ. Madeni yağlar yanıcıdır. Yumuşak bir bezle az bir miktar uygulayın.Limon ile cilalamak için yaklaşık yarım litre yağa 1 kaşık limon suyu katın. Daha iyi bir etki yaratacaktır. Uyarı:Madeni yağlar cildinize zarar verebilir, uygularken dikkat edin.
Maun (Kızıl çam) : Sirke.
Bir miktar beyaz sirkeyi ılık su ile karıştırın.Hafif lifli bir bezle mobilyaya uygulayın.
Gres yağı lekeleri : Tuz.
Gres yağlı alanları temizlemek için üzerine tuz dökün ve tuzun yağı emmesini bekleyin.
Çizikler için: Limon suyu ve sebze yağı.
Bir miktar limon suyu ile salata yağını karıştırın.Çizikler kapanana kadar karışımı damlatın ve yumuşak bir bezla ovalayın.
Su lekeleri: Dişmacunu.
Su lekelerini çıkartmak için, lekeli alan bir miktar sıkın ve lekeye işlemesini bekleyin daha sonra silerek su lekesi ile birlikte çıkarın.
Mobilyayı temizlemek için: Yumuşak sabun(el sabunu olabilir):
Suyu ile karıştırılmış sabun karışımını temizlenecek alana uygulayın.Kuru bir bez yardımı ile ovalayın.(toz veya partikül bırakan bir bez olmasın)
Eski mobilyaları canlandırmak : Yağlı sabun ve bir miktar derişimi düşük alkol.
Uygulama yapmadan önce işlem yapılacak alanın temiz olduğundan emin olun veya sebze yağı ile ovalamayı deneyin(zeytin yağı vs..). Antitoksik bütün antika eşyaların temel ihtiyacısır. Bu uygulamada mobilyalarınızı kurumak için gereklidir. Daha sonra temiz olan alana bir bez yardımı ile karışımı uygulayın.
Ahşap mobilya bakımı...
Hiçbir şey, kaliteli bir ağaç mobilya gibi evinize, sıcak ve kalite havası getirmez.
Mobilya'ya bakmak:
Toz almanın ipuçları: Toz alırken her zaman yumuşak bez kullanın. Toz, doğru alınmadığı zaman mobilyanın yüzeyini çizecektir. Hiçbir zaman kuru bezle toz almayınız, aksi takdirde toz mobilyanın yüzeyinde mikroskobik çizikler bırakacaktır.
Mobilyanın yüzeyine eşit bir biçimde sprey sıkınız, ama çok fazla sprey sıkmamaya çalışınız. Mobilyanın yüzeyini dairesel hareketlerle yumuşak ve temiz bir bez ile siliniz.
Sonra, güzel bir parıltı için kuru bir bez ile mobilyanızı kurulayın. Ağaç vitrinler için önce bezin üstüne sprey sıkın, sonra toz alın.
Hiçbir zaman, mobilya bakımı için sabun ve su kullanmayın. Su, mobilya cilasını bozar, ağacın içine sinip yapısını bozar, mobilyanın hasarlanmasına yol açar.
Ahşap mobilyanın düşmanları:
Güneş ışığındaki ultraviyole ışınlar ağaç cilasını bozabilir. Mobilyalarınızı, direk güneş ışığından kaçınacak şekilde düzenleyin. Sıvı döküntüler, hemen temizlenmedikleri takdirde mobilyaları bozabilir.
İçecek bardakların altında bardak altlığı, vazoların altına küçük tabak koyun. Sıcaklık, cilanın üstünde beyaz leke bırakacak şekilde kimyasal değişikliklere yol açabilir. Sıcak tabak ve kapların altına koruyucu pedler koyun.
Yüksek nem seviyesi ağacın şişmesine yol açar. Alçak nem seviyesi de ağacın nem kaybetmesine ve küçülmesine yol açar. Olağanüstü değişiklikler yamulmalara, çatlamalara ve kırılmalara neden olabilir.
Nem seviyesini olabildiğince sabit tutmaya özen gösteriniz.
( AHHA ® )

0 Limonata Nasıl Yapılır


2 litre limonata hazırlamak için tam ölçülü tarif. Önce malzemeler:
7 Adet Limon
7 Bardak Sıcak Su (İsteğe bağlı 8 bardakta olabilir)
1,5 Bardağa yakın toz şeker (tam 1,5 bardak çok tatlı oluyor biraz eksik koyarsanız tadı tam kıvamında olur)
Hazırlanışı:
Lütfen eklediğim videoyu linki tıklayarak izleyin. Uzman Tv Limonata Yapımı
Detaylara gelirsek; 7 bardak sıcak su ile yapılan limonata da, limonun o ekşimsi tadı daha baskın oluyor. Ben daha çok Gökalp tüketsin diye hazırladığım için 8 bardak sıcak suyu tercih ediyorum. Siz kendi damak zevkinize göre hazırlayabilirsiniz. Ayrıca fikir vermesi açısından sıcak suda bekletmek için plastik kap değil borcamlarımı kavanoz ve de sürahileri kullanıyorum.

Sadece 15 dk hazırlayabileceğiniz tam ölçülü leziz bir tarif bu. Yanız ben limonatamı 1 gün önceden hazırlayıp limon kabuklarının su ile iyice özleşmesine özen gösteriyorum. Sizler gün içinde tüketmek için hazırlamayı düşünüyorsanız ideal kıvama gelene kadar en az 3 saat bekletmenizi tavsiye ederim. Eklediğim video da kullanılan 1 adet portakal limonatanın renginin daha sarımsı olması içindir. Kafanız karışmasın kullanmak zorunda değilsiniz. Ben hiç portakal kullanmadan harika rengi olan limonatalar yapıyorum. Bu tarifle hiç öyle limon kabuğunu ovmak tülbentten geçirmek gibi ekstra efor gerektiren uğraşlar yok. Son derece pratik ve hızla hazırlama imkanı veren kolay bir tarif. Sonuç olarak harika bir rengi, enfes bir aroması ve leziz bir tadı olan limonata yapmış olacaksınız. Afiyet olsun.
Bilhassa yaz aylarında serinlemek için tercih edilen limonata aslında kış aylarında da dolabımızdan eksik etmememiz gereken bir tat. Gökalp katı gıdaya başladığından beri her öğle ve akşam yemeği öğününde muhakkak taze ya da kurutulmuş meyvalardan yaptığım hoşaf ya da komposto içmiştir. Lakin iki yaşını aştıktan sonra belki biraz yorgunluk belki büyüdüğünü görmemin verdiği yanıltıcı duygu ile bu alışkanlığımızın yerini zaman zaman hazır meyva suları aldı. Amma ve lakin yaz ayları boyunca bizim dolaptan asla eksilmeyen bir tattır limonata. Serinletici ve yemek yemeği kolaylaştırıcı bir yardımcı olmasının dışında çokta faydalı bir içecek.

Bakın limonata nelere iyi geliyor:
Limonatanın faydaları: Kalbi ferahlatır. İdrar söktürür. Hazmı kolaylaştırır. Tansiyonu düşürür. Damar sertliğini giderir. Mide bulantısını önler. Grip ve nezleye iyi gelir. Diş etlerini kuvvetlendirir. Baş dönmesini durdurur. Damar tıkanıklıklarını açar. Gıda zehirlenmelerini önler. Karaciğer için çok faydalıdır. Böbrek tıkanıklıklarını giderir. Bademcik iltihaplarını geçirir. Felç hastalarına tavsiye edilir. Bağırsak idrar yollarını temizler. Sivilceleri giderir, cilde güzellik katar. Zehirli hayvan sokmalarına karşı panzehirdir.

Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Yeşim Çelik, "Limonatanın faydaları" hakkında şöyle bir beyanat vermiş.
Annelerin yaz aylarında özellikle çocukları için ilk olarak tercih etmeleri gereken içecek limonata olmalıdır. Limonatanın, diğer narenciye ürünlerine göre, çocukların daha fazla ilgisini çekebileceği, zayıf vücut dirençleri nedeniyle hastalığa yakalanma riski fazla olan çocukların limonata sayesinde rahat bir kış geçirebileceği bilinmelidir. Hazırlanan yemeklerin yanında içilecek, evde hazırlanmış, az şekerli 1 bardak limonata çocukların günlük almaları gereken C vitamini ihtiyacının büyük bir kısmını karşılamaya yardımı olacaktır.






Daha çok yazın tercih edilen limonata, sıcaktan bunaldığımız durumlarda imdadımıza yetişen, tüketim tercihi olarak ilk sırada yer alması gereken bir içecektir. İçerdiği C vitamini sayesinde diğer gazlı ve asitli içeceklere göre besin değeri yüksektir. Bu yüzden limonatayı taze sıkılmış limonun suyuyla hazırlamamız gerekir. Vitamini kaybını önlemek için de hazırlanan limonatalar çok fazla bekletilmeden kısa sürede tüketilmelidir.

2 Tuvalet Eğitimini Nasıl Verdim

Gökalp'e verdiğim eğitim sürecinin detaylarına girmeden önce iki önemli konuya değinmek isterim. İlki, her çocuk farklıdır. Aynı anne babadan doğan değil kardeş ikiz çocukların bile karakter ve becerileri bile farklı iken lütfen çocuğunuzu diğer çocuklarla kıyaslamayın. Diğeri ise tuvalet eğitimi çocuğun hazır olması kadar annenin de kendisini hazır hissetmesini gerektiren bir süreçtir. Yeteri kadar kararlı ve sabırlı olmayacağınız bir dönemde lütfen bu sürece başlamayın. Çocuk yetiştirmek her şeyi ile zaten oldukça zorlayıcı, bir de bu işin içine hazır olmadan tuvalet eğitimi gibi sabır gerektiren bir süreci dahil etmek hem anneyi hem de çocuğu fazlasıyla yıpratacaktır.

Öncelikle bendeniz bir erkek annesi olarak bu konuyu anlatıyor olacağım için kız annelerine kendilerine göre aksiyon almalarını tavsiye ederim. Mevzuyu kız erkek olarak ayırdım çünkü uzuv farklı haliyle kullanmayı düşündüğünüz aparatlar farklı olacaktır. İşin bu kısmına ilerde daha detaylı değineceğim.Şimdi biliyorum ki 2 yaş civarındaki hemen hemen tüm anneler bu konuda bişeyler yapabilmek için arayışta. Ben Gökalp’le geldiğimiz noktayı anlatacağım için yine olayın en başına gidiyorum. Erkek anneleri bilirler, hemen hemen her bez açmada oğlanların fiskiyeler devreye girer. Ben 10. Ay gibi artık bezini her açtığımda fazladan 1-2 dk beklemeye başladım. Baktım gelmiyor çişş sesi ile çişini yaptırmaya çalıştım. Böylece hem bir ön eğitim vermiş oldum hem de bir sonraki bezin daha uzun süre temiz kalmasını sağladım. Bir müddet sonra hemen hemen her bez açmamda çiş efektim ile çişini yapmaya başladı. Velhasıl bebekleri erken aylardaki anneler size de bu yöntemi tavsiye ederim. Bu şekilde uzun bir süre beze çiş yaptırdıktan sonra bizim veledi 16. Ay da ilk defa klozete oturttum. Bu noktaya gelinceye kadar önce şunu söylemeliyim ki aramızda çocuğu ile tuvalete girmek durumunda kalmamış anne yoktur sanırım. Daha el kadarken bile bizlere yapışık halleri nedeniyle ana kucaklarıyla yanımıza aldığımız olmuştur. Zamanında bizlere utanç verici can sıkıcı gibi gelen bu durum aslında çocukların küçücük beyninde annem yapıyorsa babam yapıyorsa korkulacak bir şey yok; bu olağan bir şey demek ki algısının yerleşmesine sebep oluyor. Yani 1.KURAL: SİZİ TUVALETTE GÖRMESİNE İZİN VERİN.(Muhakkak her şey de olduğu gibi bu konuda da muhalifler olacaktır. Bakın aleni kendinizi gösterin demiyorum. Sizi orada görsün yeter. Görmemesi gereken şeyler için tedbir almak çok kolay.) Gelelim bizim seyrimize 16 ayda başlayan klozete oturtma denemelerim sonuç vermiş ve çişş sesleri ile Gökalp artık çişini klozete yapmaya başlamıştı. Ve fakat klozete düşmekten çok korkuyordu. Hiç yabancı olmadığımız kuala halleri tuvalete düşme korkusu ile ayyuka çıkıyordu. Baktım bu bir fobi olma yolunda hemen klozete düşme korkusunu beyninden silmek için oturtmalara ara verdim. 2 ay tuvalete çiş yapmayı hiç teklif bile etmedim.

16. ayda verdiğim aradan sonra 18. Ayda bu sefer hazırlıklı olarak ve daha bilinçli başladım  tuvalete oturtmalara. Bu arada yineliyorum. Bezi tamamen bıraktırmaya çalışmıyordum. Bez değiştirirken, yeni bezini takmadan evvel klozete oturtuyordum. Bu noktada tercih edebileceğiniz iki farklı yol var. Ya klozet adaptörü almak ya da lazımlık kullanmak. Ben birde çiş kaka temizliği yapamayacağım için klozet aparatını tercih ettim. Şimdi yine bir ek bilgi daha vermek istiyorum. Gökalp çişini tutmaya başladığı zamanlarda acil durumlarda gerekirse diye ona bir çiş kabı edindik. Aslında çoğu anne pet şişelerle bu işi hallediyor. Fakat o şeffaf şişeden görünen çiş hiç hoş olmadığı ve beni çok iğreti ettiği için, içini göstermeyen ağzı geniş kavanoz vari bir plastik ilaç kutusunu çiş kapı yaptık. Sizlerde böyle bir şey düşünürseniz eczanelerden bu tip kaplar edinebilirsiniz. Eczacılar yapma ilaç hazırladıkları için ellerinde bu tip boş kaplar bulunuyor. Geliyorum niye bu ayrıntıya girdiğime.Konunun en başında kız erkek çocuk için seçilebilecek aparat farkından söz etmiştim. Erkek çocuklar için kaba çiş yapmak kolay ama kız çocuklarının bu şansı yok. O nedenle kız anneleri sizler de klozet aparatı tercih etmeyi düşünüyor olsanız bile bir de lazımlık edinin derim. Gece çiş eğitimi sırasında, benim gibi uyku sorunu yaşamış bir anneyseniz çocuğu tuvalete kaldırmak ve uykusunu açmamak adına lazımlığa da alışması yatağında çiş yaptırabilme şansı verir. Ve ek bilgilerden sonra devam ediyorum. 18 ayla birlikte zaman zaman ihmal etsem de artık bez değişimleri sırasında Gökalp 2 yaşına (24 ay) kadar klozete oturdu.


Yalnız yine bir uyarım var.Lütfen dikkat edin. Benim gibi hatalı bir ürün satın almayın. İlk aldığım klozet adaptörü poposuna batınca verdiği acıyla Gökalp uzun süre tuvalete oturmak istemedi.

Neyse ki araba baskılı bir adaptör bulup yumuşak olduğuna kanaat getirmesini sağlayarak saçma sapan bir şey yüzünden tuvalet eğitimimizi sekteye uğratmamış olduk.


Gökalp 2 yaşına geldiğinde aslında çok da aklı başında alınmış bir karar olmasa da doğum gününde bezi bıraktırmış olmak gibi bir hevesle çıktım yola. Yalnız ne kadar sonra anladım ki bilinçli verilmiş bir karar olmasa da doğru bir zamanlama seçmişim. Aksi taktirde bunun yolu 3 yaşlara kadar gidebilirmiş. Neden mi? Tabii ki meşhur 2 yaş sendromunun çocuklarımızın bünyesinde yarattığı inat duygusu ve hırçınlıklarından. Eğer çiş işini birkaç ay daha ertelemiş olsaydım yaşadıklarımız yüzünden daha fazla zorlanacağımızı düşünüyorum. Fakat benim gibi düşünmeyen ve 2 yaş sonrasındaki dönemlerde bu işi bir haftada halleden annelerde var. Lakin ben bu konuda pek çok annenin tecrübesini okumuş biri olarak 2 yaş sonrası eğitim verilen çocukların çoğunda sık sık ciddi geri dönüşler yaşandığını görüyorum. Bizde henüz hiç geri dönüş olmadı çok şükür. Gerçi benim bu konudaki kararlılığı aşan inadım da, belki Gökalp üzerinde tesirli olmuştur. Bu noktada söylemeliyim ki eğitimin zamanlamasına karar verirken çocuğunuzun mizacını, hazır olup olmadığını göz önünde bulundurmalısınız. Gökalp 17 Nisan doğumlu. Ben 1 Nisan itibarıyla çiş eğitimine başladım. Çişi oturtmamız 3 haftayı buldu.(sürenin uzamasında 2 yaşın tecrübesizliğini göz önünde bulundurmanızı istiyorum. Aslında 2 haftada olayı çözdü ama tam olarak 3 haftada gündüz bezi bizde mazi oldu) Şimdi detayları yazıyorum. Önce lütfen mevsimsel bir tercih yapmayın. Kışın olmaz sonbaharda olmaz diye bir şey yok. Zaten çocuklar kaslarını tutmayı bilmedikleri için biriktirip çiş yapmıyorlar. Her seferinde yaptığı yapacağı çiş avuç içi kadar bir şey olacaktır. Sonraları tutmayı öğrendikleri zaman çiş yaptıkları miktar artıyor. O nedenle çiş yapar kış günü ıslak hasta olur, bir de etraf batacak temizlemesi de güç olur gibi düşüncelere kapılmayın. Üstelik bu eğitimi mümkün mertebe dışarı çıkmak zorunda olmadığınız zamanlarda yapmayı tercih etmekte kış aylarını seçmek için iyi bir neden diye düşünüyorum. Çünkü dışarı çıkarken bezlemek zorunda kalmanız akıl karışması açısından eğitiminizde çocuğun bir nevi şaşırmasına neden olacaktır. O nedenle tuvalet eğitimi için aslında yaz ayları çokta ideal dönem değil. Çocuklar gün içinde muhakkak parka bahçeye markete çıkıyorlar.  Haliyle eğitim sekteye uğramış oluyor.  Bir başka üzerinde durmak istediğim şey alıştırma donları. O hışırtılı halleri çok rahatsız edici;  benim prensibim ben ne hissediyorsam o da öyledir olduğu için o rahatsız donlardan almadım. Gittim semt pazarından tanesi 1-2 liraya 15 tane kadar bildiğimiz klasik erkek külotu aldım. Daha havalar çok fazla ısınmadığı için eşofmanını üzerine giydirip eğitimimize başladım.
Tuvalet eğitimine bir kere karar verdikten sonra çocuğunuzda geri dönüşler olsa da siz geri adım atmayın. Tuvaleti onun için tercih edilir kılın. Mesela portatif klozetin baskısı onun beğendiği bir figür olsun. Renkli çizgi film karakterli tuvalet kağıtları edinin. Tuvalet kağıdını her çiş yaptığında parça parça kopartarak kar tanesi gibi yapıp başından aşağı atarak bunu oyun haline getirin. Her çiş ya da kaka yapışı hepiniz biliyorsunuzdur evinizde dünyanın en büyük mutluluğu olsun. Alkış kıyamet danslar ile bu işi yapmasını eğlenceli kılın. Kakasını yaptıktan sonra sifonu onun çekmesine müsaade edin ve arkasından sevgiyle el sallayın. Çişini ya da kakasını yaptığını babasına telefonla haber verip bu mutluluğu paylaşın. Baba teyze hala vs tebrik edip devam etmesi için teşvik eder şekilde övgü sözleri söylesin. Yalnız ödül vermeye alıştırmayın. Altından kalkılmaz bir hal almaktan başka bir işe yaramaz. Sevdiği bir oyuncağını da onunla beraber çişe götürmesine izin verin. O da oyuncağına çiş yaptırmayı öğretsin. Bu örnekleri kendi çocuğunuzun mizacına göre arttırabilirsiniz. Bu arada benim öncelikli hedefim çiş kaka yapmasını öğrenmesi olduğu için hijyen ilk etapta düşündüğüm bir şey olmadı. Lakin zaten çiş sterildir. Dokunması bir sorun teşkil etmez. Ben eğer elleri klozete dokunmadıysa bu stresli sürece bir de el yıkamayı dahil etmedim. Fakat el yıkamak çocuklar için hep oyundur. Tuvaletten sonra el yıkatmayı hem bir ödül hem de hijyen amaçlı düşünebilirsiniz. Ben tuvaletten hemen sonra ellerin yıkaması gerektiği kısmını taharet eğitiminde vermeyi düşünüyorum. O nedenle tuvalet eğitimimize bir de el yıkama faslını dahil etmedim.

Hazırlıklı olun; ilk bir hafta sayısı git gide azalmak üzere sürekli kaçırmalar yaşayacaksınız. İlk bir sene içinde de yine sayısı git gide azalmak üzere ummadığınız anlarda kaçırmalar olacaktır. Ben ilk gün tüm çiş yaptığımız saatleri yazmıştım. Önce stajyerimi 1 saat aralıkla tuvalete oturtmaya karar verdim. Fakat kaslarını tutmayı bilmediği ve bu değişik sürecin farkında olduğu için belki de heyecanla kaçırmalar yaşadık. Anladım ki 1 saatlik aralar ilk günler için fazla. Süreyi 40 dk. indirdim ve böylece çiş kaçırmalar bitmese de oldukça azaldı. BU SÜREÇ SADECE KASLARINI TUTMAKLA DEĞİL ÇİŞ YAPMAYI İSTEMEK VE ÇİŞİ TUVALETE YAPMAYI HATIRLAMAKLA DA ALAKALI. O nedenle bu yeni duruma çocuğun alışması için, kendi yapısına göre 1 ile 3 hafta gerekiyor. Bakmayın benim bilmiş bilmiş yazdığıma. Mevzu bitti süreç aşıldı şimdi böyle yazabiliyorum. Siz bir de beni o dönemde ki cinnet hallerimle görmeliydiniz. Şimdi yazacaklarım sevgi pıtırcığı idealist annelerin hoşuma gitmeyecektir. Tecrübelerimi kimsenin hoşuna gitmek için değil faydalanmak isteyene fikir vermek için yazdığımdan kimseye sevimli görünmek gibi de bir kaygım da yok. O nedenle benim benimsediğim eğitim şeklini uygulamak ya da uygulamamak tamamen sizlerin kafa yapılarınıza ve yöntemin aklınıza yatmasıyla ilgili. Ben bu süreçte tatlı sert olunması taraftarıyım. Çocuklar bana göre her konuda yönetilmeye ya da yönlendirilmeye ihtiyaç duyuyorlar. O nedenle eğer tercihi ona ve paşa gönlüne bırakırsanız zaten bu işi halledemeyeceksinizdir. Sonuçta bezi bırakmasını isteyen sizsiniz onun böyle bir talebi olmadı.(istisnalar vardır tabi) O nedenle anneliğin ana kurallarından KARARLI olmakta devam edin. Çocuğunuz da sizin kararlılığınız karşısında zorlayıcı olabilecektir. Meydanı ona bırakmayın. İLK GÜNLERDEN SONRA tuvalet dışında çiş yapmaya devam ederse "HAYIR! BURAYA ÇİŞ YAPMIYORUZ ÇİŞ KAKA TUVALETE YAPILIR" tarzında ikazlarınızı sertleştirip sesinizi MAKUL DÜZEYDE yükseltebilirsiniz. Çişi tuvalete yaptığında bayram estiren annesini, çişi tuvalet dışında yaptığında ona kızan annesine tercih edecektir. Ve hatalı bir şey yaptığını idrak etmeye başlayacaktır.
Küçük çırağınız ilk günlerde çişin var mı sorusuna olumlu yanıt verse de sonradan mevzunun oyun olmaktan çıkıp görev olduğunu farkettikçe çişi olsa da söylemeyecektir. Böyle bir durumda yeterli aralıklarla ona sormadan tuvalete oturtmanızı tavsiye ederim. Tabi ki buna da itiraz edecektir. Tuvalete giderken maraz çıkartmak ya da çişi olduğu halde tutup yapmamak gibi. Çiş yapmadan kalkmak yok deyip onunla hiç ilgilenmeden ama sakince banyoda başka birşeylerle ilgileniyor gibi yapabilirsiniz. Yapması için zorlar ya da hadi yap diye sevimlilikler yaparsanız bay-bayan inat bir müddet sonra bu müdahalelerinizi de umursamadan yapmamak için mızıklayacaktır. Ben çişe alıştırma aşamasında gece ve gündüz uykularında ilk başta bezi bırakmadım. Ama birçok anne bu süreci bir anda bitirmek için uyurkende bezlenmemesi taraftarı. Gökalp henüz küçük olduğu ve gece üzerini çok açtığı için açıkcası ben üşütmesi riskini göze alamadım. Burada topu size atıyorum. Uyurken bez bağlamak ya da bağlamamak sizin kararınız olsun. Uyku esnasında çiş salınımını azaltmak için sıvı alımını mümkün mertebe kestim. Tabi su isteyen çocuğu susuz bırakmadım ama yatmadan önce süt içirmek gibi bir ritüelimizde olmadı. Çiş eğitiminin ilk ayında baktım gündüz uykularından kuru kalkıyor, eğitimden 1 ay sonra gündüz uykusunda bezlemeyi sonlandırdım. Bu arada yatağın maruz kaldığı su yatağı muamelesini iki alez ile dönüşümlü olarak gidermeye çalıştım. 1 Temmuz itibarıylada yani eğitimden 3 ay sonrada gece bezlemeyi sonlandırdım. Artık kaçırmalar bitmemiş olmasa da gündüz tamamıyla beze veda etmiştik ve Gökalp'te çiş ve kakanın tuvalete yapılacağı idrakı yerleşmişti. Yaz ayları olması nedeniyle ıslansa da hastalık ihtimali olmayacağından bezi takmamaya başladım. Önceleri gece de 3 kere çişe kalkıyorduk. Yatmadan evvel son çişini 20:30 -21:30 arasında tuvate yapıyor, sonraki çişlerini ben onu uyandırmadan kendi yatağında çiş kabına yaptırıyordum. Burada da anneler arasında fikir ayrılığı söz konusu. Annelerin bir kısmı çişin tuvalete yapılması gerektiğini anlaması için çocuğu uyandırmak taraftarı. Bu düşüncede çocuk çişi geldiğinde uyanıp tuvalete gitmeye şartlanmış oluyor. Fakat bu anneler zannımca uyku sorunu yaşamayanlar. Gece milyon kere uyanan çocuğu bir de üst üste çiş için kaldırmayı ve ayıltmayı benim gözüm yemediği için ben yatağında uyandırmadan çiş kabına yaptırmayı tercih ettim. Önceleri gece 3 kere çişe kalkarken 1 sene sonra şimdi sadece 1 kere çişe kaldırıyorum. Kaçırmalar ayda yılda bir kez oluyor. Hala kendi uyanıp çişim var demiyor. Belki de çişi gelmeden ben kalktığım için ona bu fırsatı vermemiş oluyorum. Önümüzdeki yaz artık gece çiş için saat kurmayı sonlandırıp onun beni uyandırması eğitimimiz var.


Velhasıl ömür biter öğretilecek şey bitmez. Umarım yazdıklarımla fikir verebilmişimdir. Bütün annelere ve çocuklarına bezsiz günler diliyorum.

3 Gökalp 3 Yaşında


1. yaşgünü Bugün Benim Anne Olduğum Gün  ve 2. yaş günü İyi ki Doğdun Gökalp için yüreğimden gelenleri yazdıklarımı da okuyabilirsiniz.

3 yıl önce bugün, nasıl da endişeli nasıl da gergindim. Hayalini kurduğum normal doğum benden uzaklaşıyordu ve ben seni doğar doğmaz göremeyecek olma ihtimaline katlanamıyordum. Herkesten çok benim hakkımdı seni ilk gören olmak. Aylarca tek bedendik biz seninle. Aşımız suyumuz birdi. Kalbimin içindeki minik kalbi içimden aldıklarında kollarımla sarmalıydım:
-"Korkma artık dışardasın ama bana hep bir kol mesafesindesin" güvenini vermeliydim. Sonuçta istediğim gibi olsa da beklediğim gibi sonuçlanmayan bir masalla başladı aramızda ki bu ilahi aşk...

Ne kadar birbirinin aynı, ne kadar da zor geçti aslında bu 3 yıl. Ama bugünden bakınca ne çabuk 3 yaşında oldun sen küçük adam.


Seninle birlikte olan hayatımız hep bir rutin oldu. Ama aslında kendi hayatımız da ne çok şey değişti geçen bu 3 senede. Evinizin her odası oyuncaklarla, etrafa savrulmuş örtüler, kıyafetler ve akla gelmeyecek ilgi alanına giren nice şeyle doldu. Evimiz artık her dem dağınık. Duvarlar, koltuklar, bilhassa tv, kapılar ve camlar kendi imzan el izlerinle dolu. Mutfakta muhakkak sevdiğin türden yiyecekler var. Velhasıl bütün o sevimli afacanlığınla cebren ve hile ile kalplerimizi de evimizi de zaptetmiş bulunmaktasın. Ama çokta akıllısın. 2 yaşından beri tuvaleti kullanıyor, muntazam Türkçe konuşuyor yemeklerini kendi  başına yiyebiliyor, kendi başına uyuyabiliyor ve sevgini olabilecek her şekilde gösterebiliyorsun. Bütün yoruculuğuna ve zorlayıcılığına rağmen, öyle çok şey başardık ki seninle birlikte, gurur duymamak mümkün değil.
Yeni yaşınla birlikte bazılarına göre en zor dönem bitti,bazılarına göre ise herşey yeni başlıyor.Emin olamamakla birlikte, bizim için çok daha güzel günlerin başlayacağını düşünüyoruum. Anlamaya ve anlaşılmaya olan meğilin, bu yolda benim en büyük umudum.
Her ne olursa olsun hayatta ki tek gerçek sensin benim için. Aşkım, umudum, hayallerim, geçmişim,  geleceğim ve tabi ki sonsuz sevgim, sevgilim...
Daha doğduğu gün anne kucağından başkasında durmayan sevgilimsin sen benim
Dünyayı gözlemlemeyi öğrendiği günden beri gözü üzerimde olan,
Kendini en güvende hissettiklerinin kucaklarındayken bile gözlerini saniye üzerimden ayırmayan bir sevgilli...
Yürümeyi annesinin kucağına biran evvel gelebilmek için hızlı adamlarla öğrenen,
İlk söylediği heceler de-de olsa bile ilk anlamlı kelimesi "ANNE" olan bir sevgilim var.
Kokusuna doyamadığım, öpmekten kendimi alıkoymadığım ama hele bir de olur olmaz zamanlarda boyumu boyuna indirip şapur şupur öpücüklerine boğulduğum bir sevgili...
Son zamanlarda, en çok sevdiği parka çıkmak ve okula gitmek gibi aktiviteleri,
Annesinden ayrı kalmamak için reddeden,
"Ben annemi istiyorum" diye gözlerinden şakır şakır yaşlar akıtan bir sevgilim var benim.
En yeni en göz alıcı oyuncakların bile hükmü en fazla 1 saatken Allah'ın her günü benimle oynamayı isteyen,
Bindiği okul servisinden, 5 dk sonra servis ablasının telefonuyla annesini arayan ve öpücük yollayan bir AŞKsın sen...

Ve böyle bir aşkla donatılmış olmaktan çok mutluyum ben...


Senin varlığınla, ünvanların en yücesine en ilahisine sahibim. Senin bana kattığın değerle ne mutlu ki anneyim ben...
Bana yaşattığın bu yüce duygular,çoşkun sevgin, taşan aşkınla minettarım sana oğlum.
Doğum günün kutlu olsun. Nice sağlıklı, varlıklı, ışıklı, senin bize kattığın gibi rengarenk yıllarımız olsun....
SENİ SEVİYORUM - İYİ Kİ DOĞDUN....

135 100 Değişik Bebek İsmi




Beğendiğiniz isimlerin harf harf karakter analizini ve bu isimleri kaç kişinin kullandığını Çokoprensin Artık Bir İsmi Var adlı yazımdan okuyabilirsiniz.

1-Aden    (Kız&Erkek) Arapça: Cennet bahçesi.

2-Alin      (Kız) Fransız: Kibar zarif narin.

3-Alkım   (Erkek) Türkçe: Gökkuşağı

4-Almina  (Kız) Osmanlıca: Güneş tutulmasındaki kızıllığa verilen ad.

5-Anka     (Kız) Kökeni bilinmiyor: Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir efsanevî kuş.

6-Aral       (Erkek) Türkçe: Takım ada

7-Arel       (Erkek) Türkçe: Temiz dürüst.

8-Arden    (Kız&Erkek) Kökeni bilinmiyor: Bolluk bereket.

9-Arya      (Kız&Erkek) Hind Avrupa: Opera içinde şarkı.

10-Asel     (Kız) Arapça: Cennetteki dört ırmaktan biri bal ırmağı.

11-Ayet     (Erkek) Arapça: Kur’anıkerim surelerini oluşturan cümlelerden her biri.

12-Ayliz    (Kız) Kökeni bilinmiyor: Ay parıltısı

13-Aymira(Kız) Kökeni bilinmiyor: Ayın etrafındaki kızıllık.

14-Aytun  (Erkek) Türkçe: Geceyi aydınlatan.

15-Ayza    (Kız) Kökeni Bilinmiyor: Ay gibi güzel yüzlü kız


16-Baler   (Erkek) Türkçe: Tatlı dilli, cana yakın kimse


17-Barkın (Erkek) Tükçe: Gezgin, Seyyah, Sürekli gezip dolaşan.

18-Belda    (Kız) Osmanlıca: Asıl Kan,Soylu,Kan

19-Berfin   (Kız) Farsça: Tertemiz, kar gibi beyaz.

20-Beliz     (Kız) Kökeni bilinmiyor: İşaret, im, iz

21-Berfu    (Kız) Farsça: Kar tanesi. 22-Bera (Erkek) Arapça: 1. Fazilet. 2. Seçkin olma vasfı. 3. Olgunluk.

22-Bige      (Kız) Türkçe: Evlenmemiş, çocuğu olmamış

23-Bigem   (Kız) Türkçe: Bilgili, çok bilen. İyi ahlaklı, olgun ve örnek kimse.

24-Bilun     (Kız)  Kökeni bilinmiyor: Yarım Ay

25-Biricik   (Kız) Türkçe: Tek, bir tane, emsalsiz

26-Buğlem  (Kız) Arapça: Cenneti müjdeleyen melek

27-Buğu     (Kız) Türkçe: Su buharı

28-Çağkan (Erkek) Türkçe: Çalışkan, Hareketli, Canlı; Su Gibi Akan, Dinamik, Enerjik, Etkin

29-Çağıl     (Kız) Türkçe: Çağlayan suyun sesin

30-Çise       (Kız) Türkçe: İnce yağmur, çisenti.

31-Çisil      (Kız) Kökeni bilinmiyor: İnce yağmur.

32-Dalya    (Kız) Türkçe: Yıldız çiçeği



33-Delfin  (Kız) Yunanca: Suda yaşayan memeli. (Yunus)

34-Dilay    (Kız) Türkçe: Gönlü ay gibi parlak, ışıklı olan / ışıl ışıl berrak konuşan

35-Diyar   (Kız&Erkek) Kökeni bilinmiyor: Memleket

36-Dora   (Kız&Erkek) Türkçe:1. En yüksek yer, uç.2. Bir şeyin üst kısmı, yukarısı, tepe.3. Dağ doruğu

37-Efsa     (Kız) Farsça: Sihirbaz. Efsuncu

38-Elis      (Kız) Arapça : Güzel kokulu bir çicek.

39-Elisa    (Kız) Almanca:Elisa = Elyesa: Benî İsrail Peygamberlerindendir. Benî İsrail ise; günden güne Kitabullah’ı dinlemez olmuştu. Cenab-ı Hak Asuriye Devleti’ni onlara musallat eyledi. Sonra Yunus (A.S.) Asuriye içinde Ninova şehrinde Peygamber oldu

40-Eliz     (Kız) Türkçe: El izi

41-Elvin   (Kız) Arapça: Cennet çiceği, Gökkuşağının her bir tayfına verilen isim, Sıcak

41-Erim (Erkek) Türkçe:1. Bir şeyin erebileceği uzaklık. 2. Vakıf olmak, yetmek.

42-Esila   (Kız) Arapça:"esila" ise zeval vaktinden gurup vaktine kadar demektir. Bu, öğle namazı ile ikindi namazını kapsar.

43-Fuşya (Kız) Alman: Bir süs çİçeği, bu çiçeğe özgü pembe renk.

44- Gazel (Kız&Erkek)  Arapça: Divan, Fars ve Arap edebiyatlarında en yaygın nazım şekli.

45-Gupse (Kız&Erkek)  Çerkezce: Gönülden olan, candan, sevecen.

46-Gurur (Kız&Erkek)  Türkçe: Özsaygı - İçdeğer

47-Gulin  (Kız) Türkçe: Güle ait olan, gülden gelen

48-Günce (Kız) Türkçe: Günlük, günlük yazılan anı.


49-Güneş (Kız&Erkek) Türkçe: Çevresindeki sisteme ait gezegenlerin etrafında döndüğü, ışık ve ısı yayan büyük gök cismi

50-Güz    (Kız&Erkek) Türkçe: Sonbahar

51-Han    (Ekek) Türkçe: Hükümdar

52- Hare  (Kız) Farsça: Sert taş, kaya

53-Hayal (Kız) Arapça: İnsanın kafasında canlandırdığı şey

54-Hayat (Kız&Erkek) Arapça: Dirilik-canlılık

55-Hevin (Kız) Kürtçe: Aşk-sevda

56-Işık     (Kız&Erkek) Türkçe: Cisimleri görmemizi sağlayan ışıma, aydınlık,

57-Iraz    (Kız) Türkçe: uzak,ırak

58-İlkim  (Kız&Erkek) Türkçe: İlk doğan çocuklara verilen ad

59-İzem  (Kız&Erkek) Arapça :Büyüklük, ululuk

60-Karan (Erkek) Türkçe: Kahraman, yürekli

61-Kayla (Kız) Yunanca:Kötülükten uzak, masum

62-Laden (Kız) Farsça: Akdeniz ülkelerinde yetişen tüylü ve genellikle yapışkan yapraklı, beyaz veya pembe çiçekli, reçinesi hekimlikte kullanılan bir bitki

63-Lal (Kız) Türkçe: Dili tutulmuş, konuşamaz hâle gelmiş, dilsiz.

64-Lavin (Kız) İsveçce: Çığ, heyelan.


65-Lebriz (Kız) Farsça: Ağzına dek dolu, taşan

66-Lina (Kız) Arapça Cennet bahçesindeki bir meyva.

67-Lila (Kız) Türkçe: Vişneçürüğü leylak rengi

68-Loya (Kız) Lazca : Tatlı anlamındadır

69-Melsa (Kız) Arapça: Pürüzsüz düz yer,şarap

70-Meyra (Kız) Kökeni bilinmiyor : Parıldayan Işık

71-Mira (Kız) Latince: Bir kuyruklu yıldız adı

72-Miray (Kız) Farsça: Ayın ilk günleri

73-Narin (Kız) Farsça :İnce, zarif yapılı, nazik. Zayıf çelimsiz

74-Nefes (Kız) Farsça: Hayat yaşam kaynağı

75-Öniz (Kız&Erkek) Türkçe: Daha Önce İz Bırakmış

76-Övünç (Kız&Erkek) Türkçe:Övünme Sebebi

77-Özde (Kız&Erkek) Türkçe: Bir kimsenin benliğinde, manevi varlığında olan

78-Pamir (Erkek) Türkçe: Orta Asya'da yükseltisi 7000 m'yi geçen yüksek dağlık külle

79-Pera (Kız) Yunanca: Osmanlı döneminde Beyoğlu yakasına verilen ad.Yunanca “öte, ötesi” anlamına gelir.

80-Peri (Kız) Farsça: Dişi cin (güzel ve iyilik severlik sembolü olarak kabul edilirler). 2. Güzel kadın veya kız.

81-Perçem (Kız) Farsça: 1. Kâkül. Yele

82-Pırıl (Kız) Türkçe: Işıklı, Çok Parlak; Çok Temiz, Saf; Eksiksiz, Tam

83-Pinhan (Kız) Farsça: Gizli

84-Polen (Kız) Fransızca: Çiçek tozu

85-Rengin (Kız) Farça :1. Renkli, parlak renkli. 2. Güzel, hoş. Süslü.

86-Renk (Kız) Farsça:cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum

87-Roman (Erkek) Latin-Amerika: Olmuş veya olması mümkün bir olayla birbirlerine bağlanmış çeşitli insanların, ailelerin, cemiyetlerin başlarından geçen çeşitli hadiseleri tafsilatıyla hikaye eden edebi eser.

88-Sare (Kız) Osmanlıca: Saf,temiz,kalabalık,topluluk anlamları da var

89-Serra (Kız) Arapça: Genişlik, kolaylık

90-Simin (Kız) Farsça: Gümüşten, gümüş gibi, gümüşe benzeyen parlak ışıltı

91-Sonat (Erkek) Türkçe: Bir ya da iki çalgı için yazılmış, üç ya da dört bölümden oluşan müzik yapıtı

92-Şiir (Kız) Farsça: Bir Edebi Söz Sanatı, Özlü ve Uyaklı Anlatım Biçimi, Manzume;
Düşündüren, Duygulandıran, Etkileyen

93-Tanem (Kız) Türkçe: Benim Tanem, birtanem

94-Tansu (Kız&Erkek) Türkçe: Şafağın aydınlattığı su

95-Tardu (Kız&Erkek): Türkçe: Armağan, hediye

96-Tayga (Erkek) Türk ve Moğol: Avrupadan Doğu Asyaya kesintisiz uzanan orman

97-Umay (Kız) Türkçe: 1. Orhun yazıtlarında geçen, çocukları ve hayvanları koruduğuna inanılan Tanrıça. 2. Devlet kuşu.

98-Uras-Uraz (Erkek) Türkçe: Şans, talih

99-Uraz-Uras (Erkek) Türkçe: Şans, talih

100-Vera (Kız) Arapça : 1. Günah ve haramdan kaçınmak için şüpheli şeylerden uzak durma, takva, ittika. 2. Halk, mahluk, alem, kainat.

101-Yaz (Kız) Türkçe: Sıcak mevsim