0 Alternatif Takı Düzenleyiciler

Gazıydı, ek gıdasıydı, uyku sorunuydu, tuvalet eğitimiydi derken çocuklar 3 yaşını geçtiler bile. Fark ettiyseniz artık blogta başka konularda yer almaya başladı. Önce yaşadığım çevreyi düzenlemeye koyuldum. Mobilyalarımı restore ettim. Yaptığım yaşadığım kayda değer herşeyi sizlerle paylaştığım için bu konuyu da fikir verebilmek için bloga ekledim. 

Evi elden geçirdikten sonra anne aynı zamanda kadın da olduğunu hatırladı. Ve kendiyle ilgili konular el atmaya başladı. Unuttuğum ve hatırlamak istediğim şık tarafımı ortaya çıkartmak için takılarımı tekrar gün yüzüne çıkarttım. Malum çocuklarla takı takmak ne mümkün. En büyük eğlenceleri ya kulağınıza asılırlar ya boynunuzdan çekerler. Nasıl bir hasret ve özlemse var olan takıları daha takmaya fırsat bulamadan yenilerini edinip bunları nasıl muhafaza edeceğim sorunsalıyla karşılaştım. Kutu ve çekmece tarzı organize şekli küçük çaplı takılar yani yüzük küpe belki bileklikler için uygun olabilir ama kolye kesinlikle asılması gereken bir nesne. Uzunlu kısalı kolyelerin birbiriyleriyle karışmaları ya da düğüm olmarını engellemek başka türlü mümkün olmuyor. Bende ilk hevesle şu ayaklı şık manken takı düzenleyicilerden edindim. 

Fakat onlarda hem yetersiz hem de uzun kolyeler için kısa kaldı. Üstelik üst üste asıldığında bir tarafa yığılma oldu ve yıkılınca yine birbirlerine girdiler. Aslına bakarsanız ben öyle komidin, masa üzerinde kalabalığı hiç sevmem. Benim bunları bir yere asmam lazım düşüncesiyle hemen bir fikir ürettim. Ama belki farklı fikirler edinirim diye de internetten bu konuyu araştırdım. En popüler ev yapımı takı düzenleyici elbise askısına vida ya da çengel takarak hazırlananı gibi görünüyor. Fakat bu bana cazip gelmedi o askıyı da yine dolaba ya da duvara asmak lazım o haliyle de hiçte şık değil gibi geldi. Hayatı hep pratik yaşamayı tercih eden biri olduğum için kendi fikrimi uygulamaya karar verdim.


Gördüğünüz duvar askılıklarını KOÇTAŞ'tan ikili olarak 11 TL ye aldım. Ben mor renkte olanları tercih ettim. Sizler dilerseniz alternatif olarak beyaz ve gümüş renkler de olanları da var. Her biri 1 kiloya kadar ağırlık taşıyabiliyor. Başka bir model seçecek olursanız kapasitesi açısından hem büyük hem de kancasının daha fazla takı sığabilmesi için geniş olmasına dikkat edin derim. Ben banyomda aynamın hemen yanına takarak hem şık hem de bütünlük sağlayıcı bir görüntü elde ettim.


Sizin böyle bir alanınız yoksa komidin aynanıza ya da banyo aynanıza takabilirsiniz. Veya benim gibi banyo kapınızın arkasında barnozlarınız asılı değilse banyo kapısı da alternatif bir alan olabilir.

Asmak cazip gelmedi ise ayaklı takı mankenlerine alternatif olarak kahve fincanları ya da kupaları için satılan metal ya da ahşap askılardan alabilirsiniz.

4 Evde Burun Spreyi Yapımı




Soğuyan havalarla birlikte bağışıklık sistemi tam olarak kurulamamış olan çocuklarımız çok sık hastalanır oldu. Bilhassa soğuk algınlığı, nezle, grip kış boyunca hatta maalesef yaza kadar yakamızı bırakmıyor. Hasta çocuk can sıkıcı ama asıl burnu tıkalı olup nefes alamadığı için huzursuz olan çocuk daha çok can sıkıcı. Konuya girmeden önce Çocukların Bağışıklık Sistemini Güçlendirmek İçin Doğal Yöntemler nelerdir linki açarak okuyabilirsiniz.

Burun tıkanıklığını gidermek için kullanılan burun spreylerinin bağımlılık yapması ve 5 günden fazla kullanılmalarının sakıncalı olması ve oldukça pahalı olmaları da beni doğal sprey yapılabilir mi düşüncesine sevk etti.


Önce var olan zararsız burun açıcılara ulaştım. Bunların başında Cold Mix geliyor. Burun tıkanıklığını gidermek için alternatif olarak üretilmiş bitkisel içerikli COLD MİX damla burun içi sprey olarak değil tıkanıklık yaşayan kişinin giysi ve yastığına damlatmak suretiyle solunum yollarını açıyor. Bilhassa gece nefes alamadığı için uyanan çocukların yakalarına ve yastıklarına damlatmak suretiyle fayda sağlayabilirsiniz. İlacın leke bırakmayan uçucu bir yapısı var. Bu damlaya alternatif olarak aktarlardan OKALİPTÜS yağı da alabilirsiniz. Bu harici damlaların solunum yollarını açtığı gibi hastalık bulaşmasını engellediği ve mevcut hastalığın süresini ve şiddetini de azalttığı belirtiliyor. O nedenle okul, avm, hastane, oyun alanı gibi hastalık riski yüksek yerlere giderken yakalarına damlatarak tedbir alınabilir.

Bir diğer zararsız ürün de GripStop adıyla Türkiye' de de satılmaya başlanmış olan burun spreyi. Tanıtımında aynen şunlar yazıyor;
"Yan etkisiz ve benzersiz formülü ile hamileler, emziren anneler, yaşlılar ve çocuklarda güvenle kullanılabilen GripSTOP artık Türkiye’de! Üstelik içeriğindeki doğal etken maddeler sayesinde GripSTOP bağımlılık yapmaz ve yan etkisi yoktur…
Damla ve Sprey formu olan GripSTOP uygulandığında burundan boğaza kadar olan bölgede koruyucu bir tabaka oluşturur. Böylece mukozayı korur, destekler ve iyileştirir. Grip ve soğuk algınlığı durumlarında sıklıkla karşılaşılan burun tıkanıklığını açar, burun kuruluğunu giderir."




Hepimizin evinde bulunan serum fizyolojik nasıl yapılır acaba diye ararken de Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta'nın tarifine ulaştım. Şöyleki ;
"serum fizyolojik; 1 litre saf suda 9 gram (1 tatlı kaşığı) sodyum klorür yani bildiğimiz sofra tuzu bulunan bir çözeltiden başka bir şey değildir." diyor. İşte size bir sene yetecek ücretsiz doğal bağımlılık yapmayacak bir tarif. Küçükusta'nın bu tarifi verdiği ve diğer burun spreyleri ile ilgili yazını sizlerin de faydalanmasını sağlamak için ekliyorum.
http://www.ahmetrasimkucukusta.com/2012/10/03/yazilar/elestirel-yazilar/ilac-endustrisi/biri-bizi-serum-fizyolojikli-burun-damlalari-ile-aldatiyor/

0 Değişik Kereviz Yemeği Tarifleri (Çocuk Yemekleri)

Çocuğuna sebze yedirme gayretindeki kendim gibi annelere, çocuklarının yemekten keyif alacakları, yerken itiraz etmeyecekleri ya da tadını sevmediği sebzeyi başka bir biçimde nasıl sunabilecekleri gibi düşüncelerine biraz yardımcı olmak ve fikir vermek için açtım bu başlığı.
Bu yazının sebzesi KEREVİZ.

Önce Kerevizin faydalarının bazılarını yazacak olursam:
-A,B,C vitamini-fosfor, çinko, bakır, mangan ve selenyum mineralleri içerir.
-İştah açıcıdır.
-Vücudu kuvvetlendirir.
-Ağız kokusunu giderir.
-Öksürüğü keser.
-Kanı temizler.
-Mideyi kuvvetlendirir.
-Ağrıları giderir.
-Gaz söktürücüdür.
-Cilde tazelik parlaklık verir.
-Anne sütünü arttırır.

Kerevizin her zamankinden farklı hazırlanışı için iki değişik öneri sunabilirim.

1. Önerim
KIYMALI KEREVİZLİ MAKARNA
Malzemeler:
Yarım paket makarna (Arzu ettiğiniz tip seçebilirsiniz. Bilhassa çocuğun sevdiği gibi olsun)
1 Küçük boy kereviz
1 Küçük boy kuru soğan
1 Büyük boy domates
1 Silme tatlı kaşığı salça
2 Dolu yemek kaşığı kıyma
1 Tatlı kaşığı nane
1 Yemek kaşığı zeytin yağ
1 Tatlı kaşığı tere yağ
1 Tatlı kaşına yakın tuz

Hazırlanışı:
Kerevizi saplarını kesip kabuğunu soyarak rendenin kalın tarafı ile rendeleyin.
Soğanı çentik olarak doğrayın.(Ben suyunu saldığı için rendelemeyi tercih etmiyorum)
2 kaşık kıymayla beraber
1 kaşık zeytinyağı 1 tatlı kaşığı tereyağında üç malzemeyi aynı anda soteleyin.
Kerevizler yumuşamaya ve renk değiştirmeye başlayınca (kahverengi sarımtırak olurlar)
Rendelediğiniz domatesi ve salçayı ilave ederek harmanlayın. Üzerine 1 bardak kadar sıcak su ve tuzu ilave edip yaklaşık 20-30 dk arasında kısık ateşte pişirin. Piştikten sonra naneyi ekleyip karıştırın.
Diğer bir tarafta haşladığınız makarnaya servis sırasında hazırladığınız kerevizi sos gibi ilave edin.
UMARIM İTARAZSIZ İŞTAHLA YİYECEK KADAR SEVERLER.
Afiyet Olsun...

2.Önerim
KEREVİZLİ BULGUR PİLAVI (Sadece bana ait bir tariftir)
Malzemeler:

1 Küçük boy kereviz
1 Küçük boy kuru soğan
1Su bardağından 2 parmak az bulgur
1 Büyük boy domates
1 Silme tatlı kaşığı salça
1 Yemek kaşığı zeytin yağ
1 Tatlı kaşığı tere yağ
1Tatlı kaşığı şeker
1 Tatlı kaşığına yakın tuz
1 Tatlı kaşığı nane

14 Denizatı Okulları- İzlenimlerim ve Ücretleri


 Taşınmak sadece evi değiştirmek değil yaşadığımız çevreyi de değiştirmek olduğu için Gökalp neredeyse gözünü açtığı andan itibaren içinde bulunduğu Düşler Şatosu'ndan da ayrılmak durumunda kaldı. Taşındığımız mevkiye servisleri olmadığı için standardımızı düşürmeden gideceğimiz başka okulların arayışına girdik. Bu süreçte karşımıza çıkan okullardan biri de Denizatı oldu. Aslında anaokulu-ilk-orta okul ve lise olarak hizmet verirken aynı aileden daha küçük yaşlardaki çocukların farklı okullara gitmemesi için 3,5- 4 yaş çocuklarına da hizmet vermeye başlamışlar.

Birebir görüşme yerine okul hakkında bilgi almak isteyen ailelere bir toplantı düzenliyorlar. Biz 02.11.13 tarihli toplantıya katılan ebeveynler arasındaydık. Bu toplantılara çocuklarınızla birlikte gitmeniz isteniyor. Çocuklar ana sınıflara alınırken ebeveynler konferans salonunda okul hakkında verilen bilgileri ediniyor. Gökalp'in bizden ayrılmak istememesi başta sıkıntı olsa da kısa sürede ortama adapte oldu. Gözlemlerimin ilki herkesin tek tip kıyafet giymiş olmasıydı. Kadın eğitimciler hostes misali lacivert etek ve ceketler, erkek eğitimcilerde aynı tip giyimin pantolon ve kravat versiyonlusuydu.
Gelelim okul hakkında edindiğim bilgilere ve kendi izlenimlerime:
-Okul 3 ODTÜ'lü idealist öğretmen tarafından kurulmuş kendi terimleriyle bir butik okul.(Açıkçası ODTÜ oluşu ve toplantıda konuşan Murat beyin yaklaşımı beni etkiledi.)
-Önce anaokulu olarak hizmet vermeye başlamış sonrasında velilerden gelen istekle sırayla ilk-orta ve lise bölümlerini de açmışlar. (Talebe cevap verebilmeleri de iyi bir izlenim oldu.)
-İki dilli eğitim veren tek ve en başarılı ilkokul oldukları konusunda ideaları var.(İki dil oluşu ve başarı idealarından etkilendim)
-Öncelikli dil olarak Almanca tercih edilmiş fakat idea ettiklerine göre İngilizceyi çok daha çabuk ve kolay öğretiyorlarmış. Bu anlamda Almanca ağırlıklı bir okul olmalarına rağmen İngiliz Cambridge Üniversitesi Türkiye de en iyi İngilizce eğitim veren olarak Denizatı'nı seçmiş. (Çok iyi bir referans sunmaları hoşuma gitti)
-Okul tamamen tek tip giyimi benimsemiş. Tüm öğrencilerin kitap-defter-kalem-silgi-boya-çanta-toka vs aynı giyinmesi sağlanıyor ve tüm bu gereçler ücretsiz olarak okul tarafından karşılanıyormuş.(En çok hoşuma giden uygulama bu oldu diyebilirim. Zaten okula girdiğimde ilk dikkatimi çekende eğitimcilerin tek tip giyinmiş olmasıydı. Özel okulu tercih etmememin iki nedeninden biri ücretleri diğeri de öğrenciler arasındaki ekonomik uçurumların giyimlerine yansıması.)
-Okulda lise dışında kantin yok. Sabah kahvaltısı ve öğle yemeği var.(Bu da en beğendiğim taraflarından biri oldu. Kantinden onaylamadığım şeyler yemesini istemiyorum)
-Okula dışardan bir şey getirmek kesinlikle yasak. Cep telefonu getirmesi gereken öğrenci telefonu öğretmenine teslim ediyor.(Çocuklar arasında ayrımı engellediği için bu uygulamada hoşuma gitti)


 -Okulda satranç-drama ve müzik zorunlu ders olarak veriliyor. Her öğrenci kabiliyeti doğrultusunda bir enstrüman çalıyor. Yıl sonunda 350 kişilik bir orkestra ile gösteri yapıyorlar. Enstrüman konusunda öyle iddealılar ki konserden sadece 2 gün önce bir araya gelip prova yaptırılıyormuş.(Bu da tarafımca çok beğenilen bir konu oldu. Nihayetinde enerjisini müziğe harcaması başka alışkanlıklardan alıkoyar diye düşünüyorum)
-Çantasız eğitim sistemini benimsemişler. Yani eve ödev götürmek yok. Hafta sonları o hafta neler yapıldığına dair hem ailenin görmesi hem de çocuğun üzerinden geçmesi açısından bir çalışma hazırlamışlar. (Yuppi diyeceğim kadar beğendim bu sistemi .Ödevi evde ailenin yaptığının ya da yaptırdığının farkındalar.)
-İlkokul da ilk üç sene sınav yok. Çocuklarda soyut zeka ancak 4. sınıf düzeyinde oluşmaya başlarmış. O nedenle çocukları sınavla yormayacaklarını belirttiler. Ayrıca çocuğun yazının iyi olması kanaat notu almasını engellediği gibi not kırılmasına da sebep olmuyormuş.(Çocuk düşünülerek program belirlemeleri hoşuma gitti ama mevcut sistemde eğitim gören çocuklardan geri kalırlar mı o konuda netleşemedim)
-Eğitim prensipleri grup-topluluk-sınıf bilinci üzerine. Yani bireysel başarıdan daha ziyade sınıf başarısını baz alıyorlar. Kişilerin başarılarını hırs ya da kaygı yaptırmamayı hedefliyorlar.(Bu çok ideolojik bir yaklaşım gibi geldi bana. Gerçek dünyada ciddi bir yarış var. Bu mantalite çocuğu yarıştan koparır mı diye düşünüyorum.)
-4 sınıf ile başlayan sınavlarda başarı oranı çok yüksek olmakla birlikte ortalamanın altında kalan çocuklara özel ders mahiyetinde zayıf olduğu konuda destek verildiğini diğer sınavda o ders notunun yükseldiğini dolayısıyla geri kalma gibi bir durumun yaşanmadığını belirttiler.(Bu da başarının artması açısından oldukça beğendiğim yanlarından oldu.)
-Ailelerle görüşen bir danışman öğretmen olduğunu ve düzenli olarak karşılıklı bilgi alışverişlerinde bulunduklarını belirtti.(Çocuğun takibi açısından bire bir ilgilenildiğini bilmek oldukça rahatlatıcı.)
-Cumartesi günleri aynı okul içerisinde pek çok spor kursları var. Sadece yüzme için dışardan anlaşmalı oldukları okullara götürüyorlar.( Bizde toplantıya Cumartesi günü gittiğimiz için basketbol-Jimnastik-voleybol vs kurslarındaki mutlu çocukları gördük. Çok hoşuma gitti.)
-Lise ve ortaokul öğrencilerini İngilizce ve Almancalarını pekiştirmek için seçtiği dil doğrultusunda kış aylarında 3 haftalık dil okullarına gönderiyorlarmış.(Harika bu uygulamada beni kalbimden vurdu.)
-SBS sınavları yüzünden dershaneye giden çocukların fark yaratacağı düşüncesiyle kendi bünyelerinde bu sınava girecek olan çocuklara dershane niteliğinde ekstra eğitim programları hazırladıklarını belirttiler. Amaç çocuklar arasında dershaneye gidemeyenlerin geri kalınışının engellenmesi olarak açıklandı.(Varsa açıklarını kendilerinin telafi etmesi de iyi bir uygulama olarak hoşuma gitti.)
-Aynı kampüs içinde bir kaç binadan oluşan bir okul bu. İlk 3 sene bir binada sonra diğer bina da sonra bir başka bina da şeklinde eğitime devam ediyorlar. Sınıflar en fazla 24 çocuktan oluşuyor.Teneffüs saatleri çocuklar farklı sınıflarla karşılaşmayacak şekilde ayarlanmış. Yemekhanedeki yemek saatleri de öyle. Çocuklar sıraya girmeden direk masalara önceden konmuş yemeklerini öğretmenleri gözetiminde yiyorlarmış.(Bu düşünceleri de hoşuma gitti.)
-Okul hedefleri iyi insan yetiştirmek olarak açıkladılar. Atatürk ilkelerini benimsemiş ahlaklı iyi mutlu çocuklar yetiştirmeyi hedefliyorlar. Akademik başarı zaten kendiliğinden geliyor diyorlar.(Vurguyu başarıya değil de iyi insan olmaya yapmaları her ne kadar vicdanen ve ahlaken hoşuma gitse de kariyer edinimi açısından acaba dedirtti)
-Yukarıda saydığım tüm uygulamalar ve aktiviteler okulun ücretine dahil. Okul gereçlerinden giysisine-kurslar-yurt dışı gönderimleri uçak bileti kalacak yer her şey okul tarafından karşılanıyor. Okul ücreti dışında ödenen 2 şey servis parası ve 3. kez istenirse kıyafet parasıymış.(Aslında böyle bakınca ödenen ücret çokta ürkütücü gelmiyor.)
-Gelelim ücretine 2013- 2014 yılı anaokulu fiyatı yıllık 19,5 bin TL. İlkokul 22 bin TL. Ödemeleri 12 taksite kadar bölebiliyorlar. Okulda öğrenci başarısı baz alınmadığı ve çocuklar arasında fark gözetilmediği için burs yok dendi. Fakat durumu bozulan ailelere (işten çıkma vs ) yardımcı olunduğu da söylendi.

 İnternetten biraz araştırma yaptım. Okulu öven yorumlar kadar yerenlerde var. Gördüklerim ve anlatılanlarla ilişkilendirebileceğim en önemli eleştiriler:
-Okulun ticarethaneye dönüştürüldüğü yönünde. Oysa konuşmacı Murat bey özellikle ticari kaygıları olmadığını vurgulamıştı. Bu eleştiriyi yapanlar ilkokula bir kaç sınıfla başlarken şimdilerde 8 sınıf açtıklarını vurguluyorlar.
-Diğer eleştiri teneffüs saatlerinin sınıf sayısı arttığı ve farklı sınıfların karşılaşmaması için farklı zamanlarda oluşundan dolayı kısa olması ve çocukların enerjilerini atamamaları yönünde.