1 Hoşgeldin 4 Yaş...

En sevdiğim mevsimin, en sevdiğim ayı,
Nisan'ın özlenen yağmur damlası, en parlayan güneş ışığı,en güzel kokan çiceği,
annesinin sonsuz baharı iyi ki geldin...
Gelişinle, bizim için hayat adeta bir çocuğun gözünden lüneparkta yaşamak gibi oldu. Her anı heyecan, kahkaha, eğlence, anlamsız gözyaşlarını anlanlamlandırma çabası ve tabiki korku.


Karnımda geçirdiğin zamanıda dahil edersem; seninle hayatı 5 yıldır bambaşka bir yolculuğun içinde sürdürüyorum. Ancak tadanların bilenlerin anlayabileceği ruhani, ulvi, insan üstü, duygu ötesi bir durum bu.
Hani bebektin miniciktin, çok savunmsız muhtaçtın güven vermeli seni sarıp sarmalamalıydım. Dişin çıktı canın yandı, ek gıda başladı, yürüdün düştün, konuşamadın, destek olmalı seni anlamalı yanında olmalıydım.
Ya şimdi?
Artık herşey tamam; düne bakınca oldun sen. Konuşan, koşan yiyen vs artık bana fiziksel olarak ihtiyaç duymayan bir halin var.
Ama niye sen gibi olmadım ben? Sen bu sürede büyüdün, geliştin, kendin olma yolunda nerdeyse karakterini oturtmaya bile başladın. Ama hala ilk günde kaldım ben. Hala bebek gibi itina ediyorum sana. Sen gözü kara, ben korkuyorum başına geleceklerden. Hala çatalla eziyorum oysa çiğniyorsun sen. Hala elinden tutmaya çalışıyorum ama yürüyorsun sen. Hala koynuma sokmak istiyorum ama oynamak istiyorsun sen.


4 yaş bebeklikten bakınca aslında ciddi ciddi çocuk denecek bir yaş. Ama ben akranlarının içinde bile seni hep daha masum görürüyorum. Kabul ediyorum annelik biraz da bakış açısını etkiliyor sanırım.Velhasıl 4 yaşta da olamadım ben. Sen yol aldın, ben sende kaldım...

Hala zaman zaman seni inceliyorum. Gözlerine, burnuna, ağzına, tombik ellerine, uzayan boyuna bakıyorum 4 yıl olmuş hala inanamıyorum. Of anne hep aynı söz deme. Yoktun sen oğul. Bende oldun. Benden oldun bu değil 4 yıl, bin yıl geçse inanılır şey değil. Bu nasıl bir hayranlık bu nasıl bir gurur tarifi mümkün değil.

4 dörtlük anne oğul olamadık ama hiçte fena sayılmazdık. Çok güzelsin, çok sevimlisin, çok balsın ama zorsun be oğul. Duyguların, bu 4 yılda nerdeyse hergün dört mevsimi yaşattı bana. Gözyaşların yağmur oldu, gülüşlerin güneş...

İş yaşattığın duyguların tanımına gelince sadece 4 mevsim yeter mi? Yetmez. 4 işlem gibiydiler hissettirdiklerin aynı zamanda. Beni değil 4, bin parçaya bölseler her bir parçamdan senin çıkacağın gibi...

4 tarafı suyla kaplı ada gibiyim sen söz konusu olunca. Yanlız benim 4 yanım sen olmuşsun ismim ada değil ana...


4 element anlamını yitirdi varlığınla. Hava da sen, su da, toprakta sen, ateşte. Hepsi bir oldu havam oldu, suyum,toprağım,yangınım oldu sevgin...
Aslına bakarsan bu benzetmelerden en çok bu 4 element uydu 4 yaş ruh durumuna. Çünkü sen bu aralar hava gibi değişken, su gibi çağlayan, toprak gibi sürekli üreten, ateş gibi hırçın- asi-atarlısın. Ama yine de annesinin balısın kaymağısın.

İyi ki doğdun oğlum, iyi ki doğdun hayat arkadaşım, iyi ki doğdun güldüren yüzüm, iyi ki doğdun... iyi ki yapmışım, hem de ne güzel yapmışım.
Seni çok seviyorum. Seni çok çok çok .... seviyorum.
Doğum günün kutlu olsun.


Paylaş !

1 yorum:

  1. çok güzel yazmışsınız duygularınızı.İyi ki doğmuş yaşam kaynağınız . Allah tüm çocukları korusun hep yanında olsun.

    sevgiler

    YanıtlaSil

 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...