0 31 Aylık Bebek Gelişimi

31. aya iki güzel bayramdan söz ederek girmek istiyorum. Lakin aylardır çok hırçın ve bana yapışık ikilemini bir türlü aşamadık. Her ay bu anlamda sanki hiç ilerleme kaydetmiyor bir önceki ayın tekrarını yaşıyor gibiyiz. Tekrar tamamda üst üste yaşanan kriz halleri bütün sinirleri harap ediyor. Bitmek tükenmek bilmeyen bir sinir harbinde sakin kalmayı başarmak gerçekten güçleşmeye başladı.
Neyse cümleye böyle başlamıcam dedim ama söz döndü dolaştı yine aynı yere geldi. Eee dervişin fikri neyse zikri de o olurmuş benimkisi de o hesap. 


Bu ay geçtiğimiz yılda olduğu gibi Cumhuriyet Bayramı kutlamaları için Bağdat caddesini seçtik. Oldum olası bayrak sevgisi fazlaca olan evin küçük neferi bu sene daha bir bilinçle kutladı bayramı. Cadde deki muazzam ve coşkulu kalabalıkta zaten doğuştan var olan enerjisine enerji kattı. Nice bağımsız laik demokrat yıllar görün çocuklar. Geleceğiniz hep çağdaş ve aydınlık olsun.




Bu ayın diğer bayramı ise Kurban Bayramı idi. Bizde her müslüman Türk ailesi gibi kurbanımızı kesip büyüklerimizi ziyaret ederek geçirdik bu haftayı. Tabi Gökalp ne kurban kesilişine şahit oldu ne de herhangi bir yerde, dikkat edişimizle, tesadüf eseri böyle bir manzara ile karşılaşmadı.

Girişte de yazdığım gibi 31. ayda da hala hırçın hala yapışıktı. Aslında kendi kendine oynama süresi biraz daha uzamış gibiydi ama benim onun yanında olmam lazımdı. Mutfakta ya da salonda fark etmez olduğum yerde kendi başına oynuyor fakat yalnız kalmıyordu.



Okulla birlikte hayatımıza yeni yeni durumlar dahil oluyor ve biz ilk defa veli toplantısına gidiyorduk. Ne heyecan yaptım. Tabii ki bu yaşta her çocuğun annesine dendiği gibi bana da olumlu şeyler anlatıldı.
Geçen ay yatarken her zamankinden fazla çıkarttığı krizler 1 hafta kadar sürdü sonrasında tekrar eski haline geri döndü. Yarım gün okula gittiği için okuldan öğlen eve geldiğinde enerjisi çok yüksek oluyor ve uykuya dalmada güçlük çekiyordu. Ancak pışla uyutabiliyordum. Fakat akşamları ninnilerini dinleyerek yine kendi başına uyuyordu. Tabi beni milyon kere çağırdıktan sonra.
Bu ay ilk defa hayatımıza bir de büyüme ağrıları girdi. Yaklaşık 2 sene kadar her ay bazı günlerde bu ağrılar nedeniyle uykularımız bölündü. Doktorumdan aldığım bilgiyle ağrı eşiğini yükseltmek ve dayanıklılığını arttırabilmek için önceleri evdeki her hangi bir vücut losyonunu merhemmişçesine bacaklarına sürüp ağrının geçeceğini telkin ederek uyuttum. Ancak çok şiddetli, losyon kandırmacasıyla geçiremediğim ağrılarda ağrı kesici şurup verdim.

Bu ay hayatımıza BAŞKALARININ sokuşturması ile çikolata girdi. Babamın vefatı sırasında kendisiyle ilgilenen hısım akraba sağ olsun (öpüyorum hepinizi) ilk defa sayelerinde çikolata ve türevi yiyecekleri tatmıştı.Bu ay da Kurban Bayramı dolayısıyla engellenemez bir biçimde gittiğimiz her hanede çikolatanın eşsiz tadına iyice varmış olduk. Haliyle sonrasında çikolata ister bir çocuk oldu. Fakat yine de durumun kontrolümden çıkmasına müsade etmedim.

Tuvalet eğitiminde hiç geri dönüş yaşamadık. Gündüz sıkıntımız yoktu; fakat geceleri hala kendi çişe kalkmıyor ve zaman zaman yatağını ıslatıyordu. Genelde gece de 2 kere çişini almaya çalışıyordum fakat bazen uykuya yenik düşüyordum.




31. aydayız;  bu uşak eliyle bir obje tutmaya başladığı 6 aydan beri hala ve hala her şeyi ağzına sokuyor. Yok önünü alamıyorum.
Bir de bu ay kelimeleri tekrar etmeye başlayarak kekelemeye mi başlıyor kaygısı yaşattı. O kadar hızlı düşünüyor ve seri konuşmak istiyordu ki aynı kelime de takılıp kalıyor 3 kere üst üste tekrarladığı oluyordu. Neyse ki bir kaç ay sürdü ve geçti.

Son aylarda arabayla bir yere gitmekte sorun olmaya başlamıştı. Radyoda çalan şarkıları ya beğenmiyor ya da çalan şarkı bittikten sonra tekrar dinlemek için arıza çıkartıyordu. Sevdiği parçalardan bir cd yaptırarak bu sorunu da ortadan kaldırmış olduk.


Artık saç traşı olurken korkmasın diye tercih ettiğimiz çocuk kuaförlerinin yerini babamızın berberi Burhan abisi alıyor ve bizim bebeto bu anlamda da çocuk sınıfına terfi ediyordu.


Kelimeleri doğru ve olması yerde kullandığı gibi "Teşekkür Ederim" - "Özür Dilerim" - "Önemli Değil" - "Alabilir miyim" gibi duruma göre, adabında cümleler kurabiliyordu.
Renkleri bazen karıştırsa da öğrenmişti.
Adını soyadını ve adresimizi biliyordu.Artık sadece aklına geldiği gibi konuşmuyor; mantık yürütüyor ve durum yorumluyordu. Mesela:

-"Anne bana kek yap boşlu olsun" (sade olsun)
-"Anne sen okula gelemezsin ki sandalyeye sığmazsın büyüksün"
-"Baba sen benim yatağıma yatamazsın ki büyüksün"
Yatmamak için gevezelik yaptığı bir akşamda:
-"Oğlum yat uyu sabah kalkınca anlatırsın"
-"Ama sabah unuturum anne" gibi gibi bize göre yaşından çok büyük cümleler kuruyor; hatta konuşsun diye ağzının içine baktığımız küçük bülbül artık resmen şakıyordu.


Bunlarda internetten derlediğim 31 aylık gelişim notları:

Duygu durumlarını anlamaya başlar. Arkadaşının niye kızgın olduğunu, annesinin niye üzgün olduğunu merak eder. 

Sevgi ve güveni anlar. Sizin ve ailenin diğer üyelerinin onu koruduğunu bilir. Bunlar çok önemli kavramlardır ve yaşamının ilk iki yılında ona davranış biçiminizle oluşur. Ona sevgi göstermeniz, ihtiyaçlarına karşılık vermeniz ve güvenliğini sağlamanız; onun temelde mutlu ve iyimser bir çocuk olmasını sağlamıştır. 

Gün boyunca yaptıklarınızı izler ve öğrenir. Gün içinde yapılanları anlar ve başkalarına nasıl davranması gerektiğini de yine sizi izleyerek öğrenir. Evin günlük işlerine yardım etmek ve yetişkin gibi davranmak ister. Oyuncaklarını oynatır ve sizin davranışlarınızı taklit eder. Rol yapmayı sever ve dener. Bunun için ona kendi eşyalarınızı verebilirsiniz. Gözlüğünüz ya da çantanız, onun gözünde yetişkin olmayı simgeler ve çok hoşlanır. Bu tür oyunlar hayatı anlamasına yardımcı olur. 

Televizyon seyretmesine izin verebilirsiniz. Fakat televizyonun bir çocuk bakıcısı olmadığını unutmayın ve televizyonu sizin gözetiminizde ve katkınızla izlemesini sağlayın. Günde 30 dakikayı geçmeyin, program seçiminde yaşına uygun eğitici programları tercih edin. Bilhassasiz veya çocuğa bakan kişinin de birlikte seyretmesi koşuluyla. Televizyonun fazlası çocuğunuzun dış dünya ile ilişkilerini bozar, çünkü onları ikinci plana atar. Televizyon ekranına yapışık olan çocukların çoğu onu seyretmemektedir fakat daha ziyade ses, renk ve hareket ile ipnotize olmuşlardır. 



Çocukta yine sahiplik duygusu ve benmerkezci bir durum vardır. Fakat bu eskisi kadar güçlü bir duygu değildir. Ondan talep ettiğiniz zaman eşyalarını bir başkasıyla paylaşabilir. Tabi bu konuda ebeveyn olarak çocuğu paylaşmaya ve empati duymaya yönelik bir düşünce yapısına doğru yöneltebilirsiniz.

3 yaşına yaklaşan bir çocuk için zaman kavramı yavaş yavaş oluşmaya başlar. 2 saat sonra dediğinizde ,’’sonra’’ yı anlar; ama 2 saat onun için 38 gün gibi bir ifadedir. Yani sürenin uzunluğu veya kısalığı onun için net değildir henüz. 2 gün sonra yapacağınız bir ziyaret için’’yatacağız, kalkacağız, yatacağız, kalkacağız’’ gibi bir zaman tanımı oluşturabilirsiniz.Bebe tam olarak anlayamasa da böyle bir tanımlama onun hoşuna gidecektir.Ve yıllarca kullanabileceğiniz bir zaman biriminiz olur böylece…

31 Aylık bir çocuğa yönelik olarak ‘’Utangaç, yaramaz veya huysuz ‘’ gibi etiketler kullanmamaya çalışın. Çocuk, bu kelimeleri söylerken bulunduğunuz vücut dilini anlayabilir. Kendi kişiliğine yönelik böylesine bir algılama onun benlik gelişimine olumsuz yansıyacaktır. Bu tür karakter özelliği taşıyan bir bebeğiniz varsa onun gereksinimlerini düşünerek hareket edin. Utangaç bir çocuğu 10 çocuğun arasına bırakıp lider özellikler göstermesini beklemeyin. Onu sosyal hayata ‘’ısınma hareketleriyle’’ hazırlayın. Karakterlerimizle doğarız; ama çevresel etki bu karakterleri değiştirebilir. Bunu unutmayın.



Paylaş !

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...